Hele de bize mal olan tüm güvenlik meselelerini düşündükçe.Si toate problemele de siguranta care -- care ni le-au creat.
Hele de bize mal olan tüm güvenlik meselelerini düşündükçe.Và những hậu quả an ninh mà chúng để lại cho con người.
Hele de bize mal olan tüm güvenlik meselelerini düşündükçe.Και όλα τα ζητήματα ασφάλειας που μας προκαλούν.
Hele de bize mal olan tüm güvenlik meselelerini düşündükçe.И проблемите, които ни причиняват.
Hele de bize mal olan tüm güvenlik meselelerini düşündükçe.І стільки проблем безпеки, до яких вони призводять.
Hele de bize mal olan tüm güvenlik meselelerini düşündükçe.וכל נושאי הביטחון שהם -- שהם גורמות לנו.
Hele de bize mal olan tüm güvenlik meselelerini düşündükçe.ومع كل المشاكل الامنية .. التي واجهتنا .
Hele de bize mal olan tüm güvenlik meselelerini düşündükçe.そこで 私たちが5年前に始めたのが
Iste bu benim taslama maceram, ve bu, daha buyuk meseleler hakkinda daha ciddi konusabilmemi sagladi.Det var min upplevelse av stening. Det gör att jag kan prata mer allvarligt om de här stora frågorna.
Iste bu benim taslama maceram, ve bu, daha buyuk meseleler hakkinda daha ciddi konusabilmemi sagladi.Đó là thử nghiệm ném đá của tôi và nó đồng ý với tôi nói về những vấn đề lớn đó theo cách nghiêm túc hơn.
Iste bu benim taslama maceram, ve bu, daha buyuk meseleler hakkinda daha ciddi konusabilmemi sagladi.Esa fue mi experiencia con la lapidación, que me permitió tratar de forma más seria estos grandes asuntos.
Iste bu benim taslama maceram, ve bu, daha buyuk meseleler hakkinda daha ciddi konusabilmemi sagladi.Hát ez volt az én kövezési élményem, és ezáltal még komolyabban beszélhetek ezekről a nagyszabású témákról.
Iste bu benim taslama maceram, ve bu, daha buyuk meseleler hakkinda daha ciddi konusabilmemi sagladi.그게 저의 돌 던지기 경험담입니다. 그리고 이런 경험은 좀 더 큰 이슈들을 여러분께 진지하게 이야기할 기회를 제공한 거죠.
Iste bu benim taslama maceram, ve bu, daha buyuk meseleler hakkinda daha ciddi konusabilmemi sagladi.Αυτός ήταν ο λιθοβολισμός, και μου επέτρεψε να μιλάω πιο σοβαρά γι' αυτά τα μεγάλα θέματα.
Iste bu benim taslama maceram, ve bu, daha buyuk meseleler hakkinda daha ciddi konusabilmemi sagladi.זה היה הנסיון שלי בסקילה, והנסיון אפשר לי לדבר בדרכים יותר רציניות על הנושאים הגדולים האלה.
Iste bu benim taslama maceram, ve bu, daha buyuk meseleler hakkinda daha ciddi konusabilmemi sagladi.كانت هذه تجربتي مع الرجم و قد اتاحت لي التحدث بجدية عن هذه القضايا الكبرى
Iste bu benim taslama maceram, ve bu, daha buyuk meseleler hakkinda daha ciddi konusabilmemi sagladi.まじめに皆さんにお伝えする機会を与えてくれました 聖書はなぜある部分は野蛮で
Iste bu benim taslama maceram, ve bu, daha buyuk meseleler hakkinda daha ciddi konusabilmemi sagladi.所以,這是我投石的經驗,這容許我 去用較嚴肅的方法去談及這些重要的課題,
İşte bu kavramlar, Avrupa'dan gelen meslektaşlarımın çözmeye çalıştığı meselelerin de özüydü.Acestea au fost în centrul schimbării anunţate pentru şi de către colegii mei europeni.
İşte bu kavramlar, Avrupa'dan gelen meslektaşlarımın çözmeye çalıştığı meselelerin de özüydü.Che erano il cuore stesso della sfida affrontata e proposta dai miei colleghi europei.
İşte bu kavramlar, Avrupa'dan gelen meslektaşlarımın çözmeye çalıştığı meselelerin de özüydü.Diese waren im Herzen der Herausforderung die von und an meine europäischen Kollegen gestellt wurde.
İşte bu kavramlar, Avrupa'dan gelen meslektaşlarımın çözmeye çalıştığı meselelerin de özüydü.Đó là những điểm mấu chốt của vấn đề mà những đồng nghiệp châu Âu của tôi đã tạo ra và đang gặp phải.
İşte bu kavramlar, Avrupa'dan gelen meslektaşlarımın çözmeye çalıştığı meselelerin de özüydü.Które to były w samym centrum wyzwania postawionego przed i przez moich europejskich kolegów.
İşte bu kavramlar, Avrupa'dan gelen meslektaşlarımın çözmeye çalıştığı meselelerin de özüydü.Които бяха в сърцето на предизвикателството, поставено пред и от моите европейски колеги.
karşı karşıya kaldığımız bu meseleler 6 ayda ya da 1 yılda çözüme kavuşamaz.Los asuntos que nos afectan no van a ser tratados en 6 meses ni en un año.
Kaygı durulması gereken meseleler var.Aber es gibt Dinge, die einem Sorgen machen.
Kaygı durulması gereken meseleler var.Ale mamy o co się martwić.
Kaygı durulması gereken meseleler var.Dar sunt lucruri care trebuie să ne îngrijoreze.
Kaygı durulması gereken meseleler var.Jsou tu další věci, které nám dělají starosti.
Kaygı durulması gereken meseleler var.하지만 아직 걱정할 일들이 있어요.
Kaygı durulması gereken meseleler var.Maar er zijn dingen om je zorgen over te maken.
Kaygı durulması gereken meseleler var.Ma ci sono delle cose di cui preoccuparsi.
Kaygı durulması gereken meseleler var.Mais il y a des choses qui méritent que l'on s'en soucie.
Kaygı durulması gereken meseleler var.Mas há coisas com que nos devemos preocupar.
Kaygı durulması gereken meseleler var.Namun ada hal yang harus dikhawatirkan.
Kaygı durulması gereken meseleler var.Nhưng có những điều mà ta phải lo lắng.
Kaygı durulması gereken meseleler var.Pero hay cosas por las que preocuparse.
Kaygı durulması gereken meseleler var.Ωστόσο υπάρχουν άλλα πράγματα για να ανησυχούμε.
Kaygı durulması gereken meseleler var.Але є речі, про які треба турбуватися.
Kaygı durulması gereken meseleler var.Но есть о чем беспокоиться.
Kaygı durulması gereken meseleler var.אבל יש דברים שצריך לטפל בהם.
Kaygı durulması gereken meseleler var.ولكن هناك أشياء تبعث على القلق
Kaygı durulması gereken meseleler var.これは最も達成度の低い ミレニアム開発目標です
Komisyon, faydalıolduğunu düşündüğü herdurumda, nakliyat meseleleriyle ilgili olarak Kurul’a danışır.Berie do úvahy hlavne potrebu prepo-jiťostrovné, vnútrozemské aokrajové regióny scentrálnymi regiónmi únie.
Komisyon, faydalıolduğunu düşündüğü herdurumda, nakliyat meseleleriyle ilgili olarak Kurul’a danışır.Comisia îl consultăîn domeniul transporturilorori de câte ori considerănecesar.
Komisyon, faydalıolduğunu düşündüğü herdurumda, nakliyat meseleleriyle ilgili olarak Kurul’a danışır.Evropski parlament in nacionalni parlamenti državčlanic so obveščeni o vsebini in rezultatih ocenjevanja.
Komisyon, faydalıolduğunu düşündüğü herdurumda, nakliyat meseleleriyle ilgili olarak Kurul’a danışır.Komissio kuulee komiteaa liikenneasioissa aina, kun se katsoo sen tarpeelliseksi.
Komisyon, faydalıolduğunu düşündüğü herdurumda, nakliyat meseleleriyle ilgili olarak Kurul’a danışır.WIRTSCHAFTLICHER, SOZIALER UNDTERRITORIALER ZUSAMMENHALT
"Konu robotlara geldiğinde; gerçek, sosyal, etik ve ahlaki meselelere yer yoktur.Gubią kontekst i strategię.
"Konu robotlara geldiğinde; gerçek, sosyal, etik ve ahlaki meselelere yer yoktur.그렇지 않으면 현실성을 잃게되지요.
"Konu robotlara geldiğinde; gerçek, sosyal, etik ve ahlaki meselelere yer yoktur."Non ci sono questioni sociali, etiche, morali quando di tratta di robot.
"Konu robotlara geldiğinde; gerçek, sosyal, etik ve ahlaki meselelere yer yoktur.Of gaan we de werkelijkheid onder ogen zien van de 21e-eeuwse oorlog?
"Konu robotlara geldiğinde; gerçek, sosyal, etik ve ahlaki meselelere yer yoktur.Postrádají kontext. Postrádají strategii.
"Konu robotlara geldiğinde; gerçek, sosyal, etik ve ahlaki meselelere yer yoktur.Strategia dispare.
"Konu robotlara geldiğinde; gerçek, sosyal, etik ve ahlaki meselelere yer yoktur.Vravel: "Nejestvujú žiadne reálne, sociálne, etické a morálne problémy, pokiaľ ide o roboty."
"Konu robotlara geldiğinde; gerçek, sosyal, etik ve ahlaki meselelere yer yoktur.Χάνουν το συνολικό νόημα. Χάνουν τη στρατηγική.
"Konu robotlara geldiğinde; gerçek, sosyal, etik ve ahlaki meselelere yer yoktur.Там втрачається стратегія.
"Konu robotlara geldiğinde; gerçek, sosyal, etik ve ahlaki meselelere yer yoktur.Теряется контекст. Теряется стратегия.
"Konu robotlara geldiğinde; gerçek, sosyal, etik ve ahlaki meselelere yer yoktur.Ще се изправим ли срещу реалността на една война от XXI-ви век?
"Konu robotlara geldiğinde; gerçek, sosyal, etik ve ahlaki meselelere yer yoktur.הם מאבדים את האסטרטגיה.