Ana içeriğe geç
Sözlük

mesele ile cümle

mesele kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Elbruz'un Avrupa veya Asya içinde konuşlandırılması, Avrupa'nın en yüksek dağı meselesiyle de bağlantılıdır.Mit seiner Zuordnung zu Europa oder Asien hängt auch die Frage nach dem höchsten Berg Europas zusammen.
Homer Meselesi olarak da bilinir.Sie werden auch bei Homer erwähnt.
Bu düşüncesini daha sonra Milliyetçilik Meselesi kitabında geliştirmiştir.Diese Idee wurde später in seinem Buch "Die nationale Frage" entwickelt.
Buradaki mesele herkesin daha fazla bahis yapmasını sağlamak ve daha fazla para kazanmaktır.Letzteres hat den Vorteil, dass er mehr Unterstützung und mehr Gelder erhält.
Asıl mesele ise, artık yıl 2004 değil.2004 sollte nicht ihr Jahr werden.
Ruh ve Beden Meselesi .Seele und Leib.
Mezhep Meselesi ve Fıkhî İhtilaflar".Es ist an der Zeit für Mistgabeln und Fackeln."
Tanzimat ve Bulgar Meselesi, Eren Yayıncılık.Das Tanzimat und die Bulgarische Frage) Verlag Eren Yayıncılık ABD Tarihi.
Ancak bu mesele bugün aydınlatılmıştır.Das Werk gehört heute zu Clariant.
Hip hop topluluğundaki duruşu sorulduğunda, Mayer şu yanıtı verdi: "Şu anda oradaki mesele müzik değil.Mayer antwortete auf die Frage, warum er in der Hip-Hop-Szene auftaucht, "It’s not music out there right now.
Ayrıca meselemiz onlar değil, o yüzden konuyu değiştirme.Außerdem: Es geht nicht um diese, also weiche nicht vom Thema ab.
Federal Cumhurbaşkanı dış meselelerde devleti temsil eder.Bundesvorsitzender) nach außen.
Ahlaki meselelerine parmak basarlar.Gedanken über die moralischen Vorurteile.
Başlangıçta Milano kuzey İtalya'nın meselelerini çözmek için seçtiği karargâhtı.Bei seinem ersten Start auf der Langdistanz konnte er den Ironman Italy für sich entscheiden.
Görüldüğü gibi mesele iyice içinden zor çıkılır bir hal almıştır.An der Frage, die er angeschnitten hat, hat er anscheinend ein echtes Interesse.
Vahdetü'l-vücud meselesinin sırları nelerdir?Was ist los mit dem Buh-huu-Baby?.
Özgürlükçü bir kitle kuramının temel meselesi ise, kitlenin liderden nasıl kurtulacağı sorusu olacaktır.Das grundlegende Dilemma der Invasionsabwehr war die Frage, wo der Gegner geschlagen werden sollte.
Mîrânşâh meselesi yüzünden belki bu geliş biraz hızlanmıştı.Ausgehend von dieser Einnahmequelle folgte ein schneller Aufstieg.
İsviçre'deki gizli hesaplar meselesi hakkında neler konuşuldu?Zum Stand der Forschung in der Schweiz.
Bu yüzden anlaşılması diğer meselelere göre daha zordur.Dies sei wichtiger, als einzelne Dinge zu verstehen.
Ancak sigorta meselesi yüzünden Norma ve Alex evlenmek zorunda kalmışlardır.Kurz darauf beschließen Mia und Alex zu heiraten.
'Ureynî', Ubudiyet meselesinde derin bir bilgiye sahipti.In der Folge eignete sich Schulthess umfangreiche Kenntnisse auf dem Gebiet des Wasserrechts an.
Bir başka mesele için orada olmalıdır.Hierzu ist eine weitere Lage erforderlich.
Bu meseleyi polisin ellerine bırakın.Mets cette affaire entre les mains de la police.
Meseleye derhâl bakmamız gerekiyor.Nous devons examiner la question immédiatement.
Kara delikler hakkındaki temel meselelerden biri hangi koşullar altında oluştukları meselesidir.Une question cruciale à propos des trous noirs est de savoir sous quelles conditions ils peuvent se former.
Diğer bir konu da, Lenin'in Rusya'ya dönmesi meselesiydi.Puis c'est le retour de Lénine en Russie.
Satō Mançurya'nın statüsünü ve "Rusların getirmek istediği herhangi bir meseleyi" tartışabileceğini söyledi.Satō doit discuter le statut de la Mandchourie et de « toute question que les Russes voudraient aborder ».
Big Bang teorisi kozmolojiye yeni meseleler getirmişti.Le Big Bang amène de nouvelles questions en cosmologie.
Ruh ve Beden Meselesi .Corps et Âme.
Böyle insanlarla bağlantılı olarak pasif olmak da meseleyi görmezden gelmek de işe yaramaz.Il est inutile avec ces gens d’être passif, et il est inutile d’éviter le sujet.
İnananlar açısından mezheplerin bağlayıcı olup olmadığı da tartışıla gelen meselelerdendir.Le baptême est ainsi réservé aux croyants adolescents ou adultes (baptême du croyant) ,.
Bu aşamadan sonra mesele bir intikam meselesi haline de gelmiştir.Ce n'est que par la suite qu'il en fait une affaire de vengeance.
72 mesele konu edilmiştir.À propos de 37 observations.
Bu düşüncesini daha sonra Milliyetçilik Meselesi kitabında geliştirmiştir.Il a développé plus tard cette idée dans son livre ‘la question du nationalisme’.
Parti Kongresi’nin çoğunluğu bu meselede Lenin’i destekledi.Un vote de la majorité du parti fut favorable à la stratégie de Lénine.
Bu yüzden anlaşılması diğer meselelere göre daha zordur.Parce qu'il est plus difficile que partout ailleurs à conquérir.
Heidegger ise Varlık meselesi üzerine odaklanmıştır.Lehideux est alors attentif aux questions sociales.
1 Kasımda mesele nihayet halledilmiş gibi görünüyordu.Elle est finalement résolue en novembre.
Mesele, Roma Senatosu Senato'na sunuldu ve Ravenna'daki Arian Ostrogothic Mahkemesi nezdinde incelendi.La question est portée devant le Sénat romain et devant la Cour du roi ostrogoth à Ravenne.
Asıl mesele ise, artık yıl 2004 değil.Ces statistiques ne vont pas au-delà de l'année 2004.
Dolaysıyla burada konu 3 meseleye değinecek.Toute droite passe par au moins 3 points.
Mezhep Meselesi ve Fıkhî İhtilaflar".Le reste, racaille et fumisterie ».
Eserlerinde sömürgecilik ve ırk ayrımı meselelerine değinmiştir.Elles ont comme éléments centraux le débat sur l'autodétermination et l’indépendance.
Mesele hükümetleri aşan bir meseledir" dedi.C’est une affaire de gouvernement et de ministres ».
Millî mesele olmasından öte millî sorun olarak da ele alınabilir.Elle peut avoir lieu quelle que soit la cause de chacune des dettes.
Onlara umumi şeyleri öğret, ince meseleleri açma.S'il vous plaît soyez prudent et ne vous mêlez pas d'une affaire louche.
İmza an meselesi".C’est une signature »,.
Bu mesele kapandı.L'affaire est close.
Yani futboldan önce başka meselelere kadar uzanır.Il commence à jouer au futsal avant de passer au football.
2. O, bir ölüm kalım meselesi, güvenli yaşam veya yok olma yoludur.Aujourd'hui elle est essentielle : question de vie ou de mort.
Ancak unuttukları asıl mesele ise çakal olmak değil de, çakallarla dans edebilmenin zorluğudur.Cependant, dans la plupart des mentions, le but n'est pas la transformation en chacal mais la purification.
1969 yılından itibaren ekoloji meseleleriyle ilgilenmeye başlamıştır.Depuis 1969, sensible aux problèmes écologiques, il développe des projets d’éducation à l’environnement.
Daima kendisi ile dostluğa çok ehemmiyet verdiğimiz Fransa ile aramızda, tek ve büyük mesele budur.Elle est le lien qui nous unit si fort, vous et moi, depuis longtemps déjà.
Bu yüzden, kadın oyuncu bulmak, uzun süre önemli bir mesele olarak kaldı.La ressemblance avec l'actrice demeure très importante,.
Yaşadığı devrin ilmî meselelerini en iyi kavrayan âlimler arasında yer aldığı ifade edilir.Mais hâtons nous de dire qu’ils sont placés au milieu des œuvres les plus distinguées.
O, benim meselemdir.Eso es mi asunto.
Bu bir tercih meselesi.Es cuestión de gustos.
Bu bir ölüm kalım meselesidir.Es cuestión de vida o muerte.
Zaman meselesi.Es cuestión de tiempo.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod