Böylece kartlarını, mesela tonbalığından çok daha iyi bir şekilde gizler.Eles escondem as suas cartas com muito mais cuidado do que um atum.
Böylece kartlarını, mesela tonbalığından çok daha iyi bir şekilde gizler.이건,말하자면,참치보다 더 카드를 확실히 움켜잡고있잖아요
Böylece kartlarını, mesela tonbalığından çok daha iyi bir şekilde gizler.Puis c'est tellement élégant et mystérieux, disons qu'il est plus intriguant que par exemple , un thon.
Böylece kartlarını, mesela tonbalığından çok daha iyi bir şekilde gizler.Zijn programma is zoveel minder inzichtelijk dan dat van de tonijn.
Böylece kartlarını, mesela tonbalığından çok daha iyi bir şekilde gizler.הוא ממש כאילו מחזיק את הקלפים שלו קרוב לחזה מאשר למשל- טונה.
Böylece kartlarını, mesela tonbalığından çok daha iyi bir şekilde gizler.انها من النوع الذي يحتفظ بأوراق لعبه اكثر بكثير من سمك التونة
Böylece kartlarını, mesela tonbalığından çok daha iyi bir şekilde gizler.それで どんな生き物かと魅せられました
Böylece mesela, benim incelediğim genom bölgesinden söz edelim ben "görme" için önemli bir bölge arıyordum.De exemplu, regiunea pe care am studiat-o e importantă pentru văz.
Böylece mesela, benim incelediğim genom bölgesinden söz edelim ben "görme" için önemli bir bölge arıyordum.Diciamo, ad esempio, che la regione del genoma che stavo osservando era una regione importante per la vista.
Böylece mesela, benim incelediğim genom bölgesinden söz edelim ben "görme" için önemli bir bölge arıyordum.Digamos, por ejemplo, la región del gen que estuve viendo era una región que es importante para la visión.
Böylece mesela, benim incelediğim genom bölgesinden söz edelim ben "görme" için önemli bir bölge arıyordum.Digamos que, por exemplo, a região do genoma que eu estava a analisar era uma região importante para a visão.
Böylece mesela, benim incelediğim genom bölgesinden söz edelim ben "görme" için önemli bir bölge arıyordum.예를 들어, 제가 조사하던 유전자의 부분은 시각에 중요한 부분이었습니다.
Böylece mesela, benim incelediğim genom bölgesinden söz edelim ben "görme" için önemli bir bölge arıyordum.Laat bijvoorbeeld dat gebied van het genoom belangrijk zijn voor het gezichtsvermogen.
Böylece mesela, benim incelediğim genom bölgesinden söz edelim ben "görme" için önemli bir bölge arıyordum.Mondjuk például, az a régió, amit vizsgáltam, a látás szempontjából volt lényeges.
Böylece mesela, benim incelediğim genom bölgesinden söz edelim ben "görme" için önemli bir bölge arıyordum.Nehmen wir einmal an, dass die Genregion, die ich mir da anschaue, für das Sehvermögen wichtig ist.
Böylece mesela, benim incelediğim genom bölgesinden söz edelim ben "görme" için önemli bir bölge arıyordum.Przyjmijmy, że patrzymy na część DNA odpowiedzialną za wzrok.
Böylece mesela, benim incelediğim genom bölgesinden söz edelim ben "görme" için önemli bir bölge arıyordum.Så, for eksempel, regionen af genomet som jeg kiggede på var en region der er vigtig for synet.
Böylece mesela, benim incelediğim genom bölgesinden söz edelim ben "görme" için önemli bir bölge arıyordum.Vì vậy, ví dụ, vùng của bộ gen mà tôi đã nhìn vào là một khu vực quan trọng đối với việc nhìn.
Böylece mesela, benim incelediğim genom bölgesinden söz edelim ben "görme" için önemli bir bölge arıyordum.Έστω,για παράδειγμα,ότι η περιοχή του γονιδιώματος που κοίταζα ήταν μια περιοχή σημαντική για την όραση.
Böylece mesela, benim incelediğim genom bölgesinden söz edelim ben "görme" için önemli bir bölge arıyordum.Скажем, к примеру, что участок генома, который я рассматривала, был участком, который отвечает за зрение.
Böylece mesela, benim incelediğim genom bölgesinden söz edelim ben "görme" için önemli bir bölge arıyordum.Скажімо, наприклад, що область геному, на яку я дивилась - була область, що відповідає за зір.
Böylece mesela, benim incelediğim genom bölgesinden söz edelim ben "görme" için önemli bir bölge arıyordum.אז נניח, לדוגמה, האזור של הגנום שהסתכלתי עליו היה איזור שחשוב לראייה.
Böylece mesela, benim incelediğim genom bölgesinden söz edelim ben "görme" için önemli bir bölge arıyordum.على سبيل المثال، كنت أدرس المنطقة الجينية الضرورية للرؤية.
Böylece mesela, benim incelediğim genom bölgesinden söz edelim ben "görme" için önemli bir bölge arıyordum.視覚に対して重要であるような領域でした コウモリのように 視覚が発達していない動物の
Böylece mesela kolunu kaldırarak kadını durdurabiliyor.Ainsi, il peut lever la femme pour l'arrêter, par exemple.
Böylece mesela kolunu kaldırarak kadını durdurabiliyor.Aşa că poate ridica femeia, de exemplu.
Böylece mesela kolunu kaldırarak kadını durdurabiliyor. Bu yöntemin avantajlarından sadece bir tanesi bu.Ese es tan solo una ventaja de eso.
Böylece mesela kolunu kaldırarak kadını durdurabiliyor.Cosi', per esempio, riesce a sollevare la donna per fermarla.
Böylece mesela kolunu kaldırarak kadını durdurabiliyor.Do đó, anh có thể đẩy cô gái lên.
Böylece mesela kolunu kaldırarak kadını durdurabiliyor.Így például felemelheti a nőt, hogy eltörje.
Böylece mesela kolunu kaldırarak kadını durdurabiliyor.예를 들어, 그는 여자파트너를 멈추기 위해 들 수 있습니다.
Böylece mesela kolunu kaldırarak kadını durdurabiliyor.Mógłby tak unieść kobietę.
Böylece mesela kolunu kaldırarak kadını durdurabiliyor.Pode levantar a mulher, por exemplo, para a dobrar.
Böylece mesela kolunu kaldırarak kadını durdurabiliyor.So dass er die Frau zum Beispiel hochheben könnte, um sie zu drücken.
Böylece mesela kolunu kaldırarak kadını durdurabiliyor.Zodat hij een vrouw op kan tillen om haar te breken, bijvoorbeeld.
Böylece mesela kolunu kaldırarak kadını durdurabiliyor.Така че той може да вдигне жената, за да я прекъсне, например.
Böylece mesela kolunu kaldırarak kadını durdurabiliyor.אז הוא יכול להרים את האישה כדי לשבור אותה, לדגמא.
Böylece mesela kolunu kaldırarak kadını durdurabiliyor.حتى يتمكن من رفع المرأة لكسرها ، على سبيل المثال.
Böylece mesela kolunu kaldırarak kadını durdurabiliyor.利点もあります
Bu 1 mesela sıra 1 sütun 2 deydi.이 1은 1행 2열이 있는 것입니다.
Bu 1 mesela sıra 1 sütun 2 deydi.Cóż, ta 1 była w wierszu 1 i kolumnie 2.
Bu 1 mesela sıra 1 sütun 2 deydi.Diese 1 wird also hier hin gehen
Bu 1 mesela sıra 1 sütun 2 deydi.Ei bine, acest 1 a fost pe rândul 1, coloana 2.
Bu 1 mesela sıra 1 sütun 2 deydi.Tahle 1 byla na řádku 1 v sloupci 2.
Bu 1 mesela sıra 1 sütun 2 deydi.حسناً، هذا الـ 1 كان في الصف 1، العامود 2
Bu 1 mesela sıra 1 sütun 2 deydi.なので、これは2行1列目に移動します。
Bu arada ben meselâ bağışçı toplantılarına başkanlık ediyordum, bu toplantılarda çeşitli bağışçılar잠시 당시 제가 대표를 맡고 있던 기부 모임을 예로 들어보겠습니다. 기부 모임에는 다양한 기부가들이 있고,
Bu arada ben meselâ bağışçı toplantılarına başkanlık ediyordum, bu toplantılarda çeşitli bağışçılarNel frattempo, presiedevo anche gli incontri dei donatori, molti dei quali vengono organizzati a Nairobi...
Bu arada ben meselâ bağışçı toplantılarına başkanlık ediyordum, bu toplantılarda çeşitli bağışçılarW tamtych czasach przewodniczyłem spotkaniom ofiarodawców, na których wielu z nich...
Bu arada ben meselâ bağışçı toplantılarına başkanlık ediyordum, bu toplantılarda çeşitli bağışçılarВ то же самое время я был председателем собрания инвесторов.
Bu arada ben meselâ bağışçı toplantılarına başkanlık ediyordum, bu toplantılarda çeşitli bağışçılarבאותה עת ישבתי בראש מפגשי תורמים, למשל, שבהם התורמים השונים,
Bu arada ben meselâ bağışçı toplantılarına başkanlık ediyordum, bu toplantılarda çeşitli bağışçılarوفي هذا الوقت, كنت اترأس إجتماعات للمتبرعين مثلا حيث يجتمع مختلف المتبرعين
Bu arada ben meselâ bağışçı toplantılarına başkanlık ediyordum, bu toplantılarda çeşitli bağışçılar支援国の会議を主催していましたが さまざまな支援国があって 多くの支援国はナイロビにいることを選びました
Bu arada Mary tüm eyaletlerde Henry'nin sahip olduğu haklarada sahip değil. MEsela evlenme hakkı.Mary heeft niet in alle staten hetzelfde recht om te trouwen zoals Henry.
Bu arada Mary tüm eyaletlerde Henry'nin sahip olduğu haklarada sahip değil. MEsela evlenme hakkı.Mary, naopak, nemá vo všetkých štátoch rovnaké práva ako má Henry vo všetkých, napríklad právo na svadbu.
Bu arada Mary tüm eyaletlerde Henry'nin sahip olduğu haklarada sahip değil. MEsela evlenme hakkı.Mary, por su parte, no tiene los mismos derechos al matrimonio que Henry en todos los estados, por ejemplo.
Bu arada Mary tüm eyaletlerde Henry'nin sahip olduğu haklarada sahip değil. MEsela evlenme hakkı.Mặt khác, Mary, không thể có những quyền tương tự như Henry ở tất cả các tiểu bang, ví dụ, quyền kết hôn.
Bu arada Mary tüm eyaletlerde Henry'nin sahip olduğu haklarada sahip değil. MEsela evlenme hakkı.Samtidigt har inte Mary samma rätt, vilket Henry har i alla delstater, att gifta sig.
Bu arada Mary tüm eyaletlerde Henry'nin sahip olduğu haklarada sahip değil. MEsela evlenme hakkı.Sementara Mary, di beberapa negara bagian, tidak memiliki hak yang sama dengan Henry yaitu hak untuk menikah.
Bu arada Mary tüm eyaletlerde Henry'nin sahip olduğu haklarada sahip değil. MEsela evlenme hakkı.В същото време, Мери не може да има същото право, като Хенри във всички щатове, а именно да сключи брак.