Birliklerin önünden gidip, mağaraları inceliyor mesela.ויביט לתוך מערות, לדוגמה.
Birliklerin önünden gidip, mağaraları inceliyor mesela.ويتفقد الكهوف مثلاً.
Birliklerin önünden gidip, mağaraları inceliyor mesela.かなり頑丈に作る必要がありました
Bir pazar, öğleden sonra mesela. (Müzik)(Музыка)
Bir pazar, öğleden sonra mesela. (Müzik)(מוזיקה)
Bir tanesini seçelim, mesela, yeşil tişörtlü olanı.Choisissons-en un. Par exemple, celui à la chemise verte.
Bir tanesini seçelim, mesela, yeşil tişörtlü olanı.Kita ambil salah satunya, orang dengan baju hijau itu.
Bir tanesini seçelim, mesela, yeşil tişörtlü olanı.예를 들어, 이 초록색 옷을 입은 아이를 봅시다.
Bir tanesini seçelim, mesela, yeşil tişörtlü olanı.Lad os bare tage en af dem, for eksempel, ham i den grønne trøje.
Bir tanesini seçelim, mesela, yeşil tişörtlü olanı.Lassen sie uns einen auswählen, beispielsweise den im grünen Shirt.
Bir tanesini seçelim, mesela, yeşil tişörtlü olanı.Låt oss välja en, till exempel han i grön tröja.
Bir tanesini seçelim, mesela, yeşil tişörtlü olanı.Prendiamo, per esempio, quello con la maglietta verde.
Bir tanesini seçelim, mesela, yeşil tişörtlü olanı.Să alegem unul, de exemplu cel în tricou verde.
Bir tanesini seçelim, mesela, yeşil tişörtlü olanı.Tomemos a uno de ellos. Por ejemplo, el de la camisa verde.
Bir tanesini seçelim, mesela, yeşil tişörtlü olanı.Vezměme si jednoho, například toho v zeleném tričku.
Bir tanesini seçelim, mesela, yeşil tişörtlü olanı.We kiezen er één -- bijvoorbeeld die met het groene shirt.
Bir tanesini seçelim, mesela, yeşil tişörtlü olanı.Weźmy na przykład tego w zielonej koszulce.
Bir tanesini seçelim, mesela, yeşil tişörtlü olanı.Ας διαλέξουμε έναν, για παράδειγμα αυτόν με το πράσινο πουκάμισο.
Bir tanesini seçelim, mesela, yeşil tişörtlü olanı.Виберімо одного з них, скажімо, вдягненого в зелену футболку.
Bir tanesini seçelim, mesela, yeşil tişörtlü olanı.Давайте выберем одного из них. Например, того, что в зелёной футболке.
Bir tanesini seçelim, mesela, yeşil tişörtlü olanı.Да изберем един, за пример - онзи със зелената блуза.
Bir tanesini seçelim, mesela, yeşil tişörtlü olanı.הבה נבחר אחד, למשל, האחד בחולצה הירוקה.
Bir tanesini seçelim, mesela, yeşil tişörtlü olanı.دعونا نختار واحد فقط ، على سبيل المثال ، ذو القميص الأخضر.
Bir tanesini seçelim, mesela, yeşil tişörtlü olanı.彼の名前をネルソンとしましょう
Bir uçağın koridorunda yürüyüp mesela "Merhaba Jack" (hijack=uçak kaçırma) dememeliyim.Ik kan beter niet het gangpad aflopen en zeggen:
Bir uçağın koridorunda yürüyüp mesela "Merhaba Jack" (hijack=uçak kaçırma) dememeliyim.Je ne suis pas censé marcher dans l'allée, et dire, " Hi, Jack ".
Bir uçağın koridorunda yürüyüp mesela "Merhaba Jack" (hijack=uçak kaçırma) dememeliyim.저는 통로를 걸어가며,
Bir uçağın koridorunda yürüyüp mesela "Merhaba Jack" (hijack=uçak kaçırma) dememeliyim.Não é suposto eu, por exemplo, percorrer o corredor e dizer:
Bir uçağın koridorunda yürüyüp mesela "Merhaba Jack" (hijack=uçak kaçırma) dememeliyim.Nemám jít třeba uličkou a udělat něco jako:
Bir uçağın koridorunda yürüyüp mesela "Merhaba Jack" (hijack=uçak kaçırma) dememeliyim.Nem kellene a folyosón sétálva például azt mondanom:
Bir uçağın koridorunda yürüyüp mesela "Merhaba Jack" (hijack=uçak kaçırma) dememeliyim.No debo andar por el pasillo. y decir "hola, Jack."
Bir uçağın koridorunda yürüyüp mesela "Merhaba Jack" (hijack=uçak kaçırma) dememeliyim.Nu trebuie să mă plimb pe coridor și să zic "Hi, Jack.
Bir uçağın koridorunda yürüyüp mesela "Merhaba Jack" (hijack=uçak kaçırma) dememeliyim.Saya tidak boleh, misalnya, saat berjalan di lorong, mengatakan, "Hai Jack" (Membajak).
Bir uçağın koridorunda yürüyüp mesela "Merhaba Jack" (hijack=uçak kaçırma) dememeliyim.Tôi không nên, kiểu như đi dọc xuống lối đi và nói "Không, Tặc".
Bir uçağın koridorunda yürüyüp mesela "Merhaba Jack" (hijack=uçak kaçırma) dememeliyim.Коли я йду по проходу, мені краще не говорити такі речі як:
Bir uçağın koridorunda yürüyüp mesela "Merhaba Jack" (hijack=uçak kaçırma) dememeliyim.Например, когда я иду по проходу, лучше мне не кричать:
Bir uçağın koridorunda yürüyüp mesela "Merhaba Jack" (hijack=uçak kaçırma) dememeliyim.Не трябва, например, да вървя между седалките и да викам:
Bir uçağın koridorunda yürüyüp mesela "Merhaba Jack" (hijack=uçak kaçırma) dememeliyim.אני לא אמור, למשל, להתהלך לי במעבר
Bir uçağın koridorunda yürüyüp mesela "Merhaba Jack" (hijack=uçak kaçırma) dememeliyim.لا يفترض أن أمشي في الممر على سبيل المثال ,
Bir uçağın koridorunda yürüyüp mesela "Merhaba Jack" (hijack=uçak kaçırma) dememeliyim.航空機の中で「ハイ、ジャック」 こんな挨拶の仕方はダメですね
Bizim rollere olan bağlılığımız, mesela bir anne rolüne. " Oh, bebeğim, oh."L'attaccamento ai ruoli, come quello della madre, è un ruolo. "Oh, il mio bambino! Oh!"
Bizim rollere olan bağlılığımız, mesela bir anne rolüne. " Oh, bebeğim, oh."los roles, así como ser madre es un rol "Oh, mi bebe!
Biz insanları yeterlilik ile alakalı şu değişkenler ile değerlendiriyorduk. Mesela, Konuşmanın yapısı nasıldı?És mi is, mivel mi mindezen változók alapján értékeljük őket, mint pl. mennyire volt jól felépített a beszéde?
Biz insanları yeterlilik ile alakalı şu değişkenler ile değerlendiriyorduk. Mesela, Konuşmanın yapısı nasıldı?Nous les jugeons sur toutes ces variables liées aux compétences, comme la structure de leur discours.
Böylece antik çağdaki sanatçı, çeşitli sorunlardan korunuyordu: Mesela, kendini beğenmişlik.Así el artista antiguo estaba protegido de ciertas cosas, como, por ejemplo, demasiado narcisismo, ¿verdad?
Böylece antik çağdaki sanatçı, çeşitli sorunlardan korunuyordu: Mesela, kendini beğenmişlik.Così gli artisti antichi erano protetti da certe cose, come per esempio il troppo narcisismo, no?
Böylece antik çağdaki sanatçı, çeşitli sorunlardan korunuyordu: Mesela, kendini beğenmişlik.De artiest werd zo in bescherming genomen tegen bijvoorbeeld te veel narcisme.
Böylece antik çağdaki sanatçı, çeşitli sorunlardan korunuyordu: Mesela, kendini beğenmişlik.Deci artistul antic era protejat de anumite lucruri, ca de exemplu, prea mult narcisism, corect?
Böylece antik çağdaki sanatçı, çeşitli sorunlardan korunuyordu: Mesela, kendini beğenmişlik.Der Künstler des Altertums war vor gewissen Dingen geschützt, wie, zum Beispiel, zu viel Narzissmus, richtig?
Böylece antik çağdaki sanatçı, çeşitli sorunlardan korunuyordu: Mesela, kendini beğenmişlik.Így az ókori művészek egyfajta védelmet élveztek például a nárcisztikus viselkedéstől.
Böylece antik çağdaki sanatçı, çeşitli sorunlardan korunuyordu: Mesela, kendini beğenmişlik.Maka seniman kuno terlindungi dari sejumlah hal, seperti narsisme berlebihan, kan?
Böylece antik çağdaki sanatçı, çeşitli sorunlardan korunuyordu: Mesela, kendini beğenmişlik.Niinpä antiikin taiteilijat olivat suojassa tietyiltä asioita, kuten esimerkiksi liialliselta narsismilta.
Böylece antik çağdaki sanatçı, çeşitli sorunlardan korunuyordu: Mesela, kendini beğenmişlik.O artista antigo era protegido de certas coisas, como, por exemplo, muito narcisismo.
Böylece antik çağdaki sanatçı, çeşitli sorunlardan korunuyordu: Mesela, kendini beğenmişlik.Så antikkens kunstnere var beskyttet mod visse ting, for eksempel for meget narcissisme.
Böylece antik çağdaki sanatçı, çeşitli sorunlardan korunuyordu: Mesela, kendini beğenmişlik.Starożytny artysta był chroniony przed pewnymi rzeczami, jak na przykład przesadny narcyzm.
Böylece antik çağdaki sanatçı, çeşitli sorunlardan korunuyordu: Mesela, kendini beğenmişlik.Takže starovekí umelci boli pred istými vecami chránení, napríklad pred prílišným narcizmom, však?
Böylece antik çağdaki sanatçı, çeşitli sorunlardan korunuyordu: Mesela, kendini beğenmişlik.Takže starověký umělec byl chráněný před jistými věcmi, jako například před narcismem.
Böylece antik çağdaki sanatçı, çeşitli sorunlardan korunuyordu: Mesela, kendini beğenmişlik.Отже, стародавній митець був захищений від певних речей, наприклад, всепоглинаючого нарцисизму.
Böylece antik çağdaki sanatçı, çeşitli sorunlardan korunuyordu: Mesela, kendini beğenmişlik.Така че древният творец е бил защитен от някои неща, като например, твърде много нарцисизъм.
Böylece antik çağdaki sanatçı, çeşitli sorunlardan korunuyordu: Mesela, kendini beğenmişlik.Творцы античности были защищены от разного рода вещей, как, например, нарциссизм.