Ana içeriğe geç
Sözlük

mesela ile cümle

mesela kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
12
ORT. KELİME
Bu arada Mary tüm eyaletlerde Henry'nin sahip olduğu haklarada sahip değil. MEsela evlenme hakkı.Однак Мері, не в усіх штатах, може мати ті ж права, що й Генрі, а саме, право вступати у шлюб.
Bu arada Mary tüm eyaletlerde Henry'nin sahip olduğu haklarada sahip değil. MEsela evlenme hakkı.Однако Мэри не во всех штатах имеет те же права, что и Генри, например, право жениться.
Bu babam. Babam bir nevi MacGyver gibiydi, gerçekten: şeyleri ağırlaştırmanın yollarını icat ederdi mesela.저분이 제 아버집니다. 아버지는 맥가이버 같은 사람이었어요, 정말로요.
Bu babam. Babam bir nevi MacGyver gibiydi, gerçekten: şeyleri ağırlaştırmanın yollarını icat ederdi mesela.זה אבא שלי. אבא שלי די דומה למקגייוור, האמת:
Bu babam. Babam bir nevi MacGyver gibiydi, gerçekten: şeyleri ağırlaştırmanın yollarını icat ederdi mesela.هذا والدي، كان أبي يشبه "مكبفر" في الحقيقة
Bu babam. Babam bir nevi MacGyver gibiydi, gerçekten: şeyleri ağırlaştırmanın yollarını icat ederdi mesela.モノを重くする方法を発案したりしました
Bu bölüm, ürün liste fiyatındaki indirimi temsil ediyor diyelim, mesela %10.정가에서 할인되는 비율이 10%라고 가정해 보죠
Bu bölüm, ürün liste fiyatındaki indirimi temsil ediyor diyelim, mesela %10.Ahora, algo que deberían considerar es que ningún usuario final paga el precio cobrado.
Bu bölüm, ürün liste fiyatındaki indirimi temsil ediyor diyelim, mesela %10.Отже, давайте припустимо, що ця частина складає знижку від ціни прайс-листа, скажімо, 10%.
Bu bölüm, ürün liste fiyatındaki indirimi temsil ediyor diyelim, mesela %10.لنفترض أن هذه المنطقة تمثل حسم من السعر المقرر، لنقل 10$،
Bu bölüm, ürün liste fiyatındaki indirimi temsil ediyor diyelim, mesela %10.結果として会社に入る収益は 100ドルではなく90ドルです
Bu da o kültürel efsanelerden biri, mesela "İngilizler mesafelidir." gibi.C'est encore un de ces mythes culturels, comme, " Les Britanniques sont réservés ".
Bu da o kültürel efsanelerden biri, mesela "İngilizler mesafelidir." gibi.Das ist einer dieser kulturellen Stereotypen, genauso wie "Die Briten sind reserviert."
Bu da o kültürel efsanelerden biri, mesela "İngilizler mesafelidir." gibi.Det är en av de där kulturella myterna, som, "britter är reserverade."
Bu da o kültürel efsanelerden biri, mesela "İngilizler mesafelidir." gibi.Det er en af de kulturelle myter, som, "Briterne er reserverede."
Bu da o kültürel efsanelerden biri, mesela "İngilizler mesafelidir." gibi.Đó là một trong những huyền thoại văn hóa, giống như, "Người Anh thì sống khép kín."
Bu da o kültürel efsanelerden biri, mesela "İngilizler mesafelidir." gibi.Es uno de esos mitos culturales como, "los británicos son reservados".
Bu da o kültürel efsanelerden biri, mesela "İngilizler mesafelidir." gibi.É um daqueles mitos culturais, como: "Os ingleses são reservados."
Bu da o kültürel efsanelerden biri, mesela "İngilizler mesafelidir." gibi.E una din acele legende culturale, ca aceea că "britanicii sînt reținuți".
Bu da o kültürel efsanelerden biri, mesela "İngilizler mesafelidir." gibi.È uno di quei miti culturali come: "Gli inglesi sono riservati".
Bu da o kültürel efsanelerden biri, mesela "İngilizler mesafelidir." gibi.Ez egyike azon kulturális mítoszoknak, mint amilyen az is, hogy "A britek tartózkodók."
Bu da o kültürel efsanelerden biri, mesela "İngilizler mesafelidir." gibi.Het is één van die culturele mythes, net zoals "Britten zijn geremd."
Bu da o kültürel efsanelerden biri, mesela "İngilizler mesafelidir." gibi.Itu adalah salah satu mitos budaya, seperti, "Orang Inggris jarang menunjukkan emosi."
Bu da o kültürel efsanelerden biri, mesela "İngilizler mesafelidir." gibi.Je to jeden z těch kulturních mýtů, jako ten, že "Briti jsou odtažití."
Bu da o kültürel efsanelerden biri, mesela "İngilizler mesafelidir." gibi.그것은 그저 근거없는 문화적 믿음에 불과합니다. 예를 들어, "영국인들은 내성적이다."와 같은 이야기죠.
Bu da o kültürel efsanelerden biri, mesela "İngilizler mesafelidir." gibi.To jeden z kulturowych mitów, jak ten, że Brytyjczycy nie okazują emocji.
Bu da o kültürel efsanelerden biri, mesela "İngilizler mesafelidir." gibi.To je eden tistih kulturnih mitov, kot je: "Britanci so zadržani."
Bu da o kültürel efsanelerden biri, mesela "İngilizler mesafelidir." gibi.Είναι ένας απ' αυτούς τους πολιτιστικούς μύθους, όπως ότι "Οι Βρετανοί είναι συνεσταλμένοι".
Bu da o kültürel efsanelerden biri, mesela "İngilizler mesafelidir." gibi.Това е един от тези културни митове, като "британците са сдържани хора."
Bu da o kültürel efsanelerden biri, mesela "İngilizler mesafelidir." gibi.Це один із культурних міфів, на зразок: "Британці стримані".
Bu da o kültürel efsanelerden biri, mesela "İngilizler mesafelidir." gibi.Это один из культурных мифов, например, что британцы — сдержанные люди.
Bu da o kültürel efsanelerden biri, mesela "İngilizler mesafelidir." gibi.זה אחד מאותם מיתוסים תרבותיים, כמו, "הבריטים הם מאופקים."
Bu da o kültürel efsanelerden biri, mesela "İngilizler mesafelidir." gibi.إنها إحدى تلك الخرافات الثقافية، مثل، "البريطانيون متحفظون".
Bu da o kültürel efsanelerden biri, mesela "İngilizler mesafelidir." gibi.「イギリス人は控えめだ」 というのもそうですが 何故そんな風に思うのか 気が知れません
Bu denklemlerin iyi tarafı bu mesela burdaki tüm kombinasyonları içine alıyor.Ami jó ezekben az egyenletekben az az, hogy ez a felírás magába foglalja az összes
Bu denklemlerin iyi tarafı bu mesela burdaki tüm kombinasyonları içine alıyor.Det smarte er, at den her ligning viser alle de mulige priser.
Bu denklemlerin iyi tarafı bu mesela burdaki tüm kombinasyonları içine alıyor.이 방정식이 깔끔한 것은 모든 가능한 조합들을 여기서 요약한다는 데에 있습니다
Bu durumda mesela banliyölerdeki genç... ...kızlara yönelebilirsiniz ya da hala istiyorsanız...앞서 예를 든 테스트 결과, 교외에 거주하는 십대 소녀들이 고객군으로 나올 경우
Bu durumda mesela banliyölerdeki genç... ...kızlara yönelebilirsiniz ya da hala istiyorsanız...Następną grupą do testów zrobimy nastolatki, dziewczyny, mieszkające na przedmieściach.
Bu durumda mesela banliyölerdeki genç... ...kızlara yönelebilirsiniz ya da hala istiyorsanız...Porque el porqué de la respuesta negativa es lo que les puede aportar conocimiento.
Bu durumda mesela banliyölerdeki genç... ...kızlara yönelebilirsiniz ya da hala istiyorsanız...Вы можете обнаружить, упс, что надо продолжать с девочками-подростками из пригорода, и вы даже можете решить
Bu durumda mesela banliyölerdeki genç... ...kızlara yönelebilirsiniz ya da hala istiyorsanız...ما يمكنك أن تعرفه في هذه الحالة هو أنك تواصل استقطاب المراهقات في الضواحي، ويمكنك إما أن تستمر
Bu durumda mesela banliyölerdeki genç... ...kızlara yönelebilirsiniz ya da hala istiyorsanız...その場合 男性に固執してもいいですが
Bu durum içimde bile birçok çatışma yaratıyor, mesela bir parçam beni seviyor, bir kısmım nefret ediyor.A to způsobuje mnoho vnitřních konfliktů, třeba že jedna moje část mě má ráda, druhá mě nenávidí.
Bu durum içimde bile birçok çatışma yaratıyor, mesela bir parçam beni seviyor, bir kısmım nefret ediyor.Dat veroorzaakt innerlijke conflicten bij mij, een deel van mij houdt van mezelf, het andere deel haat mezelf.
Bu durum içimde bile birçok çatışma yaratıyor, mesela bir parçam beni seviyor, bir kısmım nefret ediyor.E isso causa um enorme conflito interior, tipo, parte de mim gosta de mim e parte de mim odeia-me.
Bu durum içimde bile birçok çatışma yaratıyor, mesela bir parçam beni seviyor, bir kısmım nefret ediyor.És ez sok belső konfliktushoz vezet, mint például, az egyik részem szeret, a másik pedig utál.
Bu durum içimde bile birçok çatışma yaratıyor, mesela bir parçam beni seviyor, bir kısmım nefret ediyor.Esto me produce mucho conflicto interno, ya saben, como que una parte de mí me quiere, y otra me odia.
Bu durum içimde bile birçok çatışma yaratıyor, mesela bir parçam beni seviyor, bir kısmım nefret ediyor.Joten se aiheuttaa paljon sisäisiä ristiriitoja, osa minusta pitää minusta, osa vihaa minua.
Bu durum içimde bile birçok çatışma yaratıyor, mesela bir parçam beni seviyor, bir kısmım nefret ediyor.그래서 저는 내부적인 갈등이 많습니다. 제 일부분은 저를 좋아하고 제 다른 일부는 저를 싫어하는 겁니다.
Bu durum içimde bile birçok çatışma yaratıyor, mesela bir parçam beni seviyor, bir kısmım nefret ediyor.Questo mi provoca non pochi conflitti interni, ad esempio una parte di me mi apprezza, l'altra mi odia.
Bu durum içimde bile birçok çatışma yaratıyor, mesela bir parçam beni seviyor, bir kısmım nefret ediyor.Şi se naşte un conflict interior, o parte din mine mă place, o parte mă urăşte.
Bu durum içimde bile birçok çatışma yaratıyor, mesela bir parçam beni seviyor, bir kısmım nefret ediyor.Spôsobuje mi to veľa vnútorných konfliktov, napríklad jedna časť mňa ma má rada a druhá ma neznáša.
Bu durum içimde bile birçok çatışma yaratıyor, mesela bir parçam beni seviyor, bir kısmım nefret ediyor.Thế nên, trong tôi có 1 vài xung đột, kiểu như một phần thì thích tôi, phần kia lại ghét tôi.
Bu durum içimde bile birçok çatışma yaratıyor, mesela bir parçam beni seviyor, bir kısmım nefret ediyor.Wisst ihr, ich kriege deswegen innere Konflikte, als ob ein Teil von mir mich mag und der andere mich hasst.
Bu durum içimde bile birçok çatışma yaratıyor, mesela bir parçam beni seviyor, bir kısmım nefret ediyor.Wytwarza to wewnętrzny konflikt. Moja jedna połowa mnie lubi, druga nienawidzi.
Bu durum içimde bile birçok çatışma yaratıyor, mesela bir parçam beni seviyor, bir kısmım nefret ediyor.И это ведет к внутренним проблемам, знаете, вот, как часть меня любит меня, а часть - ненавидит.
Bu durum içimde bile birçok çatışma yaratıyor, mesela bir parçam beni seviyor, bir kısmım nefret ediyor.זה יוצר הרבה קונפליקטים פנימיים, אתם יודעים, חלק ממני אוהב אותי, חלק ממני שונא אותי.
Bu durum içimde bile birçok çatışma yaratıyor, mesela bir parçam beni seviyor, bir kısmım nefret ediyor.وهذا يسبّب الكثير من الصراعات الداخلية ، كما تعلمون ، مثل كون جزء مني يحبّني ، وجزء مني يكرهني.
Bu durum içimde bile birçok çatışma yaratıyor, mesela bir parçam beni seviyor, bir kısmım nefret ediyor.内心の葛藤を引き起こします 核計画は必要と感じながら
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod