Çevre meseleleri daha dikkatli ele alınmaktadır.Det tas i større grad hensyn til værforholdene.
İlk iş olarak İran meselesini ele aldı.Dette gjelder i første rekke Iran.
Mesela kadın çok heyecanlı olabilir.Det kan by på store påkjenninger.
Mesela İngilizce öğrenmeye başladım.Lærebok i engelsk, for begynnere.
Mesela, John Dalton bu olasılığı göz önünde bulundurmamıştır.Misalnya, John Dalton tidak mempertimbangkan kemungkinan ini.
The Meselson–Stahl Experiment Bir diğer yararlı animasyon.The Meselson-Stahl Experiment Animasi lain yang berguna.
Satō Mançurya'nın statüsünü ve "Rusların getirmek istediği herhangi bir meseleyi" tartışabileceğini söyledi.Satō bermaksud membicarakan status Manchuria dan "masalah apa saja yang akan diangkat Rusia."
Mesela Japonya’da, EPON geniş bantlı internet kaynağı olarak DSL’in yerini almıştır.Di Jepang, misalnya Epon telah digantikan DSL sebagai sumber internet broadband.
Ben bir gitaristim ve birden mesela bir parçada hiç gitar kullanılmıyordur, veya davul yoktur.Saya adalah gitaris dan tiba-tiba, well, tidak ada gitar dalam trek ini, atau tanpa drum".
Onun başlıca çıkarları aile meseleleri, dans, toplar ve mücevherlerdi.Perhatian utamanya adalah masalah keluarga, tarian, pesta, dan perhiasan.
Bu antlaşma sonrası Habsburglar Alman meselelerinden dışlanmıştır (Kleindeutschland).Wangsa Habsburg secara permanen dikeluarkan dari urusan-urusan dalam negeri Jerman (Kleindeutschland).
Balkanlar'daki operasyonların tamamen savunmacı bir mesele olduğu için çabaları engellendi.Usahanya terhambat oleh fakta bahwa operasi di Balkan adalah masalah yang benar-benar defensif.
Meselâ; Skiperler pervâne olmadığı halde antenleri incedir.Syu'aib memperingatkan perbuatan mereka yang jauh dari ajaran agama, namun kaumnya tidak menghiraukannya.
Bu husus, Pauli dışlama ilkesinin ana rolü üstlendiği ilk çok elektronlu sistemler meselesidir.Ini adalah kasus pertama dari banyaknya sistem elektron di mana asas larangan Pauli memainkan peran penting.
Bu, aşk medresesinin derslerinden bir meseledir.Berisi pengajaran mengenai kasih.
Mesela Değiştirilir?Maka lalu diubah.
Mesela HTML ve PDF verilebilir.Materi dapat berupa PPT dan PDF.
Mesela büyük bir grafiğin render edilmesi veya seti@home gibi projeler buna örnek verilebilir.Proyek kerja sama besar bisa diusahakan (misalnya Perangkat lunak open source proyek, SETI @ home).
Mesela şu an kendimi şarkıcı gibi hissediyorum.Saat ini dirinya menjadi penyanyi solo.
Asıl mesele ise, artık yıl 2004 değil.Sebenarnya periode transisi ini tidak berakhir pada tahun 2002 melainkan pada tahun 2004.
İslam felsefesinde (Kelam) bu konu hüsün-kubuh meselesi olarak tartışılmıştır.Walaupun demikian, jasa-jasanya sering pula dipertanyakan kalangan sejarawan, termasuk oleh Rei Matsuura.
Mesela bak, "Burnum böyle olsaydı, mösyö, mutlak dibinden kestirirdim!Pada adegan tersebut Gepeng berucap "Untung, ada saya!", sambil membusungkan dada.
Bu yüzden "Glorfindel meselesi"nin meydâna gelmesi şaşırtıcı değildir.Maka tidak heran jika ia bisa langsung masuk ke jenjang Mu’allimien.
Şu anda senin varlığını hissediyor, seni bulması an meselesi."Sekarang ini kamu mengenal Dia dan kamu telah melihat Dia."
Mesela, A = { 0 , { 0 } } {\displaystyle A=\{0,\{0\}\}} olsun.Misalnya {meja}, {kursi}, {kecil}, {laut}, dan {pulpen}.
Her meseleyi çok abartır ve çok yalan söyler.Karyanya luar biasa dan meliputi banyak hal.
Briand-Kellogg Paktı meselesinde de aynı şey olmuştur.Krillin juga dipaksa Chi-chi melakukan hal yang sama secara lucu.
Bu bir zaman meselesi," dedi.Chỉ là vấn đề thời gian thôi," ông nói.
1890'dan sonra ise sosyopolitik meseleler ve sosyal ekonomi üzerine yoğunlaşmıştır.Từ 1890 trở đi, ông bắt đầu băn khoăn về những câu hỏi chính trị xã hội và kinh tế xã hội.
Mesela EtherType 0x0800 bu paketin ipv4 datagramı içerdiğini işaret eder.Ví dụ, giá trị EtherType 0x0800 báo hiệu frame chứa một datagram IPv4.
Cevap aradıkları başlıca meseleler şunlardır: Her şey nereden geliyor?Câu hỏi duy nhất mà tôi hứng thú là: Họ có ra khỏi đó không?
Mesela rico; zengin, varlıklı anlamına gelmektedir.Ân Phú, theo nghĩa chữ Hán 殷富 là giàu có thịnh vượng.
Mesela burada düğünler gerçekleştirilebilir.Lúc đó đám cưới đang diễn ra.
Gençlerin kendi fikirleri olamaz mesela.Người học không được phát huy ý kiến riêng của mình.
Ahlaki meselelerine parmak basarlar.Họ đạo Thánh Tâm xã Hưng Phú.
Mesela Yörükler hoşgörülü insanlardır.Các loài chỉ thị là các điều kiện môi trường đo được.
Mesela bir erkek, babasının değil, dayısının keçilerini miras alır.Các chú chó được coi như những thợ săn độc lập, không phụ thuộc vào chủ mà là đối tác của chủ, của kẻ đầu đàn.
Bu mesele, günümüzde “ufuk meselesi” olarak adlandırılır.“Âm thướng” 陰上: là thanh hỏi theo cách gọi ngày nay.
Görüldüğü gibi mesele iyice içinden zor çıkılır bir hal almıştır.Có vẻ như gã vừa đem vứt một thứ gì đó rất nặng.
Mesela HTML ve PDF verilebilir.Nó có sẵn ở định dạng ODF, HTML và PDF.
Mâturidî kelâmında insan hürriyeti meselesi.Na thị Khổng Tử dữ Tử Du đích đối thoại.
Meseleler görüşüldükten sonra, karar meclisi dağılırdı.Sau khi bầu các quan chức lâm thời, Hội nghị giải tán.
Meselâ bağabalıkları böyledir.Đây, dự định của bọn điên cuồng ấy là như vậy đó!
Diğer yandan, Anatoly Khazanov meselenin bu kadar basit olamayacağını ileri sürmüştür.Tuy nhiên, nhà sử học Andrei Lankov đã lập luận rằng điều này khó có thể đúng.
Donanmaları olmaksızın Venetilerin yenilmesi artık sadece zaman meselesiydi.Trong khi ấy quân Ba Tư không hải là không có thắng lợi.
Kız bu teklifleri kabul etmeyince bunu gurur meselesi sayarak yorumlar üretmeye başlarlar.Nếu bạn chưa biết gì về bài hát này, hãy mở trình duyệt của bạn ngay.
Sovyet hükümeti Keşmir meselesinde Hindistan'ın politikasını desteklemektedir".“Thứ trưởng Trung Quốc bị điều tra bởi Đảng Cộng sản trong chiến dịch chống tham nhũng”.
Bu kanunlar trafik, alkol satışı ve hayvan bakımı gibi meselelere etki edebilir.それらの法律は交通、アルコール類販売、動物飼養などの問題を扱う。
Cevap aradıkları başlıca meseleler şunlardır: Her şey nereden geliyor?彼らが説明を試みようとしたものには、 すべてのものはどこからくるのか?
Mesela "Sen Hiç Ateşböceği Gördün mü?"nün kahramanı Gülseren, benim için özeldir.そして、かつて緑谷が送ったファンレターに励まされていたことを語り、「君は俺にとってのヒーローだよ」と告げる。
Meselâ Viyana Üniversitesi 1365'te kurulmuştur.こうした中、1365年にはウィーン大学が建てられている。
Mesela; 8 seri adımda 2 misli seyreltmenin sonucundaki pozitif okumalar, 1:256 titer değerine tekabül eder.たとえば、最初の8段階の2倍希釈で陽性の測定値は、1:256の力価となる。
Mesela şu an kendimi şarkıcı gibi hissediyorum.現在は歌手として活動している。
Asıl mesele ise, artık yıl 2004 değil.実際、2011年のおいでませ!
‘Bir Kadın Bir Erkek’ mesela.例「俺は男だ。
Mesela, bir kapıyı açıp/kapamak için farenin ileri/geri hareket ettirilmesi gerekir.また、封戸からの封物の送付や荘園からの年貢の送付の責任者も綱丁と称した。
Hayır lan işte, bu defa mesele hepimizin ölecek olması değil, dört ayımın kalmış olması."誰も恨みはしない」と述べ、その4か月後に死去した。
Meselâ aşırı cezalandırıcı bir ev veya okul ortamı gibi.教会、あるいは学校のような巨大な屋敷になる。
Mesela EtherType 0x0800 bu paketin ipv4 datagramı içerdiğini işaret eder.例えば、EtherType値0x0800は、フレームにIPv4データグラムが含まれていることを示す。
Mesela, bir işlemci ana bellekten bir yükleme işlemini gerçekleştirdiği sürede yüzlerce buyruğu işleyebilir.たとえばプロセッサはメモリからロードしようとしている間に何百という命令を実行できるかもしれない。