08:09 "Enola Gay" Hiroşima şehir merkezini gözle gördü.上午8時9分,艾諾拉·蓋伊號的機組人員看到廣島市。
Kendi ikileşme merkezine (İng. origin of replication) sahiptir, bunun adı oriT 'dir.它含有自己的复制原点,叫做OriV,和一个转移原点,叫做oriT。
Yalnızca şehir merkezindeki Friedensplatz Meydanı'nda bulunan, aynı isimli birahanede satılmaktadır.公園中央有一安裝噴泉設施的水池,是附近山水匯集之處,公園亦用此而得名。
New York Polis Departmanı'da, Manhattan'da bulunan konsolosluk genel merkezini korumaya aldı.纽约市警察局下令加强位于曼哈顿上东城法国驻纽约总领事馆的安保措施。
Dasch ise bununla yetinmeyip Washington’daki FBI Merkezine giderek teslim olur.达斯奇决定到华盛顿特區的联邦调查局总部自首。
13 Mart 1986'da Halley'in merkezine 596 kilometre yaklaşma misyonunu başarıyla tamamlanmıştır.喬托號於1986年3月13日成功以596公里的距離通過哈雷彗星的核心。
Batı Antarktika genellikle daha yüksek olduğu ve merkezinde Gamburtsev Dağları bulunur.其地勢通常高於西部南極洲,包括中心的甘布爾澤夫山脈。
Veri merkezinin geçmişi bilgisayar endüstrisinin ilk çağlarındaki büyük bilgisayar odalarına dayanmaktadır.数据中心在早期巨大房间内的计算产业中是有根源的。
Sadece bir askeri uçuş eğitim merkezinde temel eğitim aldı.只剩下負責訓練的戰術訓練中心。
Mayıs ayında IŞİD, Ramadi şehir merkezini ele geçirmiştir.5月,省會城市拉馬迪失守。
Bir sandalyede oturan bir kişi Dünya'nın merkezine serbest düşmek için bir jeodezik yolu takip etmelidir.一个坐在椅子上的人正尝试着沿着测地线运动,就是朝地球中心自由下落。
Dublin, İrlanda ulaşım ağının merkezindedir.都柏林属于爱尔兰的交通系统的中心点。
Dünya Dijital Kütüphanesi'nin açılışı, 21 Nisan 2009'da Paris'teki UNESCO genel merkezinde yapıldı.2009年4月21日在联合国教科文组织总部所在地巴黎正式启用。
1999 yılında Abiyev ailesi ekonomik kriz yüzünden Aktöbe ilinin merkezine taşındı.1999年因为经济危机的原因,阿比耶夫一家举家迁移到了地区的中心城市阿克多比市。
Tıp merkezi Tanı ve tedavi etme bölümlerinden oluşacak olan tıp merkezinin toplam alanı 2.500 m².医疗中心面积为2500平方米,功能——治疗诊断部。
Gelişmesi için Ohio Valley Wrestling (OVW) eğitim merkezine gönderildi.接著他進入了WWE旗下的訓練聯盟Ohio Valley Wrestling (OVW)繼續他的基礎摔角訓練。
1 Ocak 1979'da şirket merkezini Washington eyaletinin Bellevue şehrine taşıdı.在1979年1月,公司搬遷到在華盛頓州貝爾維尤的新辦公室。
Düşman hattının merkezinde olmak Gönüllüler için yeni bir şey değildi.身經百戰,在魔戒騎士之中已經形同無人能敵的地位。
Güneş'in merkezinde bulunan her gama ışını uzaya kaçmadan önce birkaç milyon görünür ışık fotonuna dönüşür.在核心的每一個γ射線在進入太空之前,都已經被轉換成數百萬個可見光的光子。
Bu geyik üretim merkezinde geyikler koruma altındadır.今天这座氮厂的工人宿舍受到纪念保护。
İlk kez 30 Eylül 2014 tarihinde San Francisco şehir merkezinde bir Windows 10 basın etkinliğinde önizlendi.此功能的首个预览发布于2014年9月30日在旧金山的Windows 10媒体活动。
Ülkenin merkezinde bulunur.位於該國中部。
Araştırma ve Uygulama Merkezinde verilen eğitim programlarının kontenjanı 25 kişidir.在他指導下研究結業的博士生及博士後研究員達25人。
1987’de iki katlı küçük bir alışveriş merkezine dönüştürüldü.到了1987年,才把巴士總站改建為多間零售店。
Ancak şehir merkezine olan yakınlığı sebebiyle ulaşım kesilmez.秦青没有阻拦,而在城外的大道旁为他饯行。
Londra Planı'nda Büyük Londra'nın 35 ana merkezinden biri olarak tanımlanır.伦敦规划将其列为大伦敦的35个主要中心之一。
Bina, şehir merkezinde bulunan Belediye Binası Meydanı'nda bulunmaktadır.该建筑位于市中心的市政厅广场。
Hangi maliyet merkezinde rekabet avantajınız var ?公司有競爭優勢。
Bunun sebebi ise ilçe merkezine göç etmeleridir.此稱謂後來成為軍階。
Askerlik dönüşü evlendi ve şehir merkezine taşındı.同志军起,复迁入城。
İsviçrelilerin temel sorunu tek bir komuta merkezinden yoksunluğu idi.瑞士人的一个大问题是他们没有任何统一的指挥。
İl merkezinin yakınında hiç doğal orman bulunmaz.元氏县没有天然湖泊。
Burası Los Angeles'ın merkezindeki Mid-Wilshire bölgesindedir.西蒙·維森塔爾中心的总部位于洛杉磯。
Festival aktivitelerinin büyük çoğunluğu ise şehir merkezinde gerçekleşmektedir.大部分的表演都是直接在城市街頭上演。
Başoda, evin merkezinde bulunmakta, yatma mekânları genellikle bu mekâna açılmaktadır.在下班後,在晚上睡覺前,這裡通常是家庭聚會的地方。
İlçe merkezinde bir adet devlet bankası bulunmaktadır.為縣內最初的銀行。
Bunun 11.693 ilçe merkezinde 4.983’ü köylerde bulunmaktadır.如今周围为解放军69348部队驻地。
Merkezinde, 1000 yıl önce dış zarfını kaybederek bulutsuyu üretmiş olan parlak ve sıcak bir yıldız vardır.它的中心是一顆明亮、熾熱的恆星,約1000年前這顆恆星失去了它的外層結構,從而產生了貓眼星雲。
Parti merkezine gidelim de bir çay içelim dedik.」隨後,毛請李來到休息室去吃茶。
Şehir merkezinde bulunan şehir bucakları ile banliyö bucaklarından oluşan alan.東鄰老撾,首府位於程逸市。
Bu bölge, Londra Planı'nda Büyük Londra'nın 35 büyük merkezinden biri olarak yer almaktadır.圖廳被倫敦計劃列為大倫敦地區的35個中心之一。
Bulutsu, merkezindeki parlak mavi yıldız HD 206267 tarafından iyonize edilir.明亮的邊緣是這團雲氣被就在其西側,非常明亮的大質量恆星HD 206267照亮和電離的表面。
3- Referans alınan dünyanın merkezinden dünya üzerindeki diğer tüm birim alanlara olan uzaklığı ölçmek.成功測出地面跟世界隔離界面距離的人。
Güneş'in yarıçapı merkezinden ışık küresinin (fotosfer) kenarına kadar ölçülür.一般定义太陽的半徑为從它的中心到光球邊緣的距离。
Sahar merkezinde geleneksel alışveriş yeri olarak Suk (Souk) Pazarı bulunur.該店為TUSTAYA典型的郊區型店鋪。
Paris’in merkezine 9,1 kilometre uzaklıktadır.距離巴黎市中心有13.9公里。
İlçe merkezine bağlı; 15 köy ve 3 mahalle bulunmaktadır.后下辖1镇15乡:1:3。
2007 senesinde KOP, yeni genel merkezine taşındı.直到1993年,看台搬到新的大看台。
Gen merkezinin Akdeniz bölgesi olduğu sanılmaktadır.他想這可能就是宇宙的中央站。
Örneğin, Avrupa Nükleer Araştırma Merkezinde (CERN) birçok hızlandırıcı tipleri kullanılmaktadır.比如在欧洲核子研究中心(CERN)反质子的储存就是使用的这种方法。
Ancak MÖ 13. yüzyıl başlarında II. Muvatalli devlet merkezini Hattuşa'dan Tarhuntassa'ya taşımıştır.前13世紀早期,穆瓦塔里二世將西臺的首都從哈圖沙搬遷到了塔胡恩塔薩。
Oyunun merkezinde IT Enerjisi fikri bulunmaktadır.在遊戲內可以收聽此電台的廣播。
Hayvanat bahçesi, Melbourne kent merkezinin 4 kilometre (2.5 mil) kuzeyindedir.墨爾本動物園位於墨爾本市中心以北4公里(2.5英里)處。
Kara delikler, merkezindeki fiziksel durum hakkında bir bilgiye sahip değiliz.블랙홀 : 중심부의 물리적 현상이 알려지지 않았다.
Bu bölge, Londra Planı'nda Büyük Londra'nın 35 büyük merkezinden biri olarak yer almaktadır.그 지역은 런던 계획에서 대 런던의 35개 주요 중심지 중의 하나로 식별된다.
Örneğin Yengeç bulutsusunun merkezindeki atarca saniyede 30 kere döner.예를 들면 게성운 중심부에 남은 펄서는 초당 30번 회전한다.
NGC 3079, kendi merkezinden çıkan sıcak dev bir gaz balonu var.NGC 3079, 중심에서 방출되어 뜨거운 가스로 구성된 거대한 거품을 가지고 있다.
Bu tasarım merkezinin Dan Dobberpuhl önderliğinde ve StrongARM proje için ana tasarım merkezi seçildi.이 디자인 센터는 Dan Dobberpuhl에 의해 주도되었으며 StrongARM 프로젝트의 주된 디자인 사이트였다.
Bazen Gabija'nın kendini yıkaması için bir tas temiz su evin merkezinde bırakılırdı.때때로 가비야가 자신을 씻을 수 있도록 때로는 깨끗한 물 한 그릇을 난로 근처에 두기도 했다.
Birlikte bir akademik sağlık bilimleri merkezini oluştururlar.둘은 함께 대학 건강 과학 센터를 형성한다.