Selendi merkezde 5 ilköğretim okulu bulunmaktadır.Petrinyán három alapiskola működik.
Livy’ nin soldan kastettiği açık değilse de merkezdeki kare olmamalıdır.Ei ole tiedossa, mitä Livius tarkoittaa "vasemmalla", mutta norsut eivät olleet keskustassa.
Merkezde ise büyük lojistik problemler yaşanıyordu.Samalla myös kärjessä ajavalla Alonsolla oli ongelmia.
Selendi merkezde 5 ilköğretim okulu bulunmaktadır.Des Moinessa toimii viisi korkeamman asteen oppilaitosta.
Bu merkezde yaşayan bir uzaylıdan sinyal almışlardır.Tähden kiertoradalta on löydetty eksoplaneetta.
Merkezden uzak kalan bu bölgeler hem bu sayede korunuyor hem de otorite sağlanıyordu.Näissä laajoissa linnoituksissa koko yhteisö eli turvassa, ja se myös itse ylläpiti ja puolusti niitä.
Tarihi merkezdeki eski binalar yerel idare tarafından korunma altına alınmıştır.Ongelmat historiallisten kohteiden suojelussa tulee käsitellä kansallisella tasolla.
Merkezdeki 88. Tugay’ın ilerlemesi de yine kurşun yağmuruna tutulmuştur.Viestipataljoona 8:sta muodostettiin prikaatin viestikomppania samoin Tuonilahteen.
Park, meydan merkezde kalacak biçimde tasarlamış.Central Park on muodoltaan suorakulmainen.
Yörünge çevresindeki halka merkezden 32 kpc uzaklıktadır.Ο δακτύλιος είναι σε τροχιά με ακτίνα περίπου 32 kpc από το γαλαξιακό κέντρο.
Bu merkezde, 24 yürüyen merdiven ve 36 asansör var.Έχει 24 κορυφές και 36 ακμές.
Merkezde Tapiola semtinin merkez kütüphanesi de yer almaktadır.Στην ίδια περιοχή βρίσκεται και η Δημόσια Κεντρική Βιβλιοθήκη της Σπάρτης.
İsrail’deki elmas endüstrisi dünyadaki elmas kesme ve parlatma konusundaki birkaç merkezden biridir.Den israelske diamantindustri er en af verdens centre for diamanthugning og pudsning.
Bu sıkıca bağlı moleküller genelde aktif merkezde bulunur ve katalizle ilişkilidir.Disse tætforbundne molekyler findes normalt i det aktive sæde og er involverede i katalysen.
Kentin havaalanı olan Åre Östersund Havaalanı, merkezden 11 kilometre dışarıda yer alır.Lufthavnen Åre Östersund Airport ligger på Frösön, 11 kilometer fra centrum.
Karayüzlerin eylemleri bir merkezden yönetilmekteydi.Centralerne var ledet af en centralbestyrer.
Türkiye'de sadece merkezde FM bandından, internet üzerinden de tüm dünyada dinlenebilmektedir.Kan høres i hele Østjylland på FM, og kan streames online i hele verden.
Kanalizasyon şebekesi merkezde vardır, Mursal mahallesinde yoktur.Stationen ligger i afgravning og ikke i tunnel.
Ancak merkezdeki mesafeler, Güneş Sistemi boyutlarıyla karşılaştırılabilir.Planetstien anskueliggør afstande og indbyrdes størrelsesforhold i Solsystemet.
İsrail’deki elmas endüstrisi dünyadaki elmas kesme ve parlatma konusundaki birkaç merkezden biridir.Den israelske diamantindustrien er ett av verdens sentre for diamanthugging og polering.
Tarihi merkezdeki eski binalar yerel idare tarafından korunma altına alınmıştır.Bygningene er i seg selv godt bevart lokalhistorie.
Atinalılar ordunun sol kanadını oluştururken, Spartalılar solda, Tegeanlılar da merkezde yer alacaktır.Athenerne utgjorde den venstre flanken av hæren med spartanerne på høyrflanken og tegeanerne i midten.
İki ince ana kol, merkezden dışarıya doğru uzanır.To høylandsområder opptar resten av overflaten.
Merkezdeki altın sarısı güneşi temsil eder.Den oransje midtsirkelen representerer solen.
Bununla birlikte, Türk ordusunun merkezdeki birlikleri hâlâ mücadeleye girmemişti.Di pihak lain, tentara Korea Selatan masih belum siap.
Bu merkezde otuzdan fazla parkur ve lokanta mevcuttur.Resor ini memiliki lebih dari 40 restoran dan bar.
Daha küçük boyutlu bir küre ise merkezde elektrot görevi yapar.Sebuah bola yang jauh lebih kecil di dalam tabung berfungsi sebagai elektrode.
Her şehirde merkezdekiyle aynı yapılanma var.Setiap unit di inspeksi dengan cara yang sama.
Merkezde, çeşitli dinlerden öğretmenler görev almaktadır.Pengajar-pengajar dipinjam dari berbagai kantor.
Merkezde binalar genelde 4 ve daha çok katlı olarak inşa edilmiştir.Lift umumnya digunakan di gedung-gedung bertingkat tinggi; biasanya lebih dari tiga atau empat lantai.
Bu merkezde otuzdan fazla parkur ve lokanta mevcuttur.Công viên giải trí này có hơn 30 điểm tham quan và nhiều nhà hàng.
İsrail’deki elmas endüstrisi dünyadaki elmas kesme ve parlatma konusundaki birkaç merkezden biridir.Israel là một trong ba trung tâm hàng đầu thế giới về đánh bóng kim cương, bên cạnh Bỉ và Ấn-độ.
Altındağ'ın 38 mahallesinin 30'u merkezde bulunmaktadır.Hối hận dưới mồ 38.
Merkezde Lord Astley komutasında üç tugay bulunuyordu.Họ đã thông báo cho Thuyền trưởng Stanley Lord.
Merkezde ‘’Barış’’ 250 kişi çalışoyo.Năm 1955, công ty có 250 nhân công.
Merkezdeki ve kuzeydeki koro şapelleri Barok tarzında yenilendi.中央および北にある聖歌隊礼拝堂はバロック様式に改修された。
Waterpocket Fold, merkezdeki çölün güneydoğusunda,Torrey kasabasının doğusuna kadar, üç mil batıya devam eder.ウォーターポケット褶曲は、ミドル砂漠 (Middle Desert) のちょうど南東にあるトーリー (Torrey) の町の3マイル東にある。
Tarihte, en az dokuz volkanik merkezde patlamalar görülmüştür.その力は、キラウェア火山爆発時の約10倍。
Resimde sol tarafta üç kardeş, merkezde babaları, sağ tarafta ise kızkardeşleri ve eşleri yer alır.『ホラティウス兄弟の誓い』では、ホラティウス三兄弟が左側に、その父が中央に、妻や姉妹は右側に描かれている。
Aynı merkezde Han Yeri ismi günümüze kadar gelmiştir.このように、その名は中央まで達していた。
Hizmet sadece merkezde değil diğer bölgelerde de bulunmaktadır.こうした動きは中央だけでなく、地方にも及んでいる。
Merkezden 8 km güneydoğuda yerleşmektedir.中心部から約8km南西に位置する。
Resimde sol tarafta üç kardeş, merkezde babaları, sağ tarafta ise kızkardeşleri ve eşleri yer alır.畫中三兄弟在左面,父親在中間,三兄弟的妻子及姊妹在右面。
Daha küçük boyutlu bir küre ise merkezde elektrot görevi yapar.另一个较小的球体位于其中央做为电极。
Konsey toplantıları, Dublin belediye binasındaki merkezde gerçekleşir.都柏林市议会在市政厅举行会议。
Kenar kararması iki etkenin sonucunda ortaya çıkar: Yıldızın yoğunluğu merkezden uzaklaştıkça azaldığından.周邊昏暗是兩種效應造成的結果: 恆星的密度由中心向外逐漸降低 恆星的溫度因為與中心距離的增加而逐漸降低。
Alan, stratejik tasarlama için Londra Planı 'nda iki uluslararası merkezden birisi olarak saptandı.在“伦敦规划”中,该区被确定为2个国际中心之一。
Köln şehri dokuz idari merkezden ve bunlara bağlı toplam 85 mahalleden oluşur.科隆分九个市区,其下又分85个小市区。
Ölçümler, gazın merkezden dışarıya yaklaşık olarak saniyede 25 km bir hızla genişlediğini göstermektedir.它被發現從中央的核球已超過每秒50公里的速度在擴張。
Bu nedenle tıp eğitimi, akademik olarak merkezde bulunuyordu.因此,当时的学院的主要学术方向为医学。
İş alanları bölgesel ve küresel 16 eyalet ve ülkede 30 farklı merkezde bulunmaktadır.歐元在歐盟世界外,總共是16個國家及地區的官方貨幣。
Yine aynı merkezde mikro-teknoloji olarak adlandırılan mikroskobik boyutta malzeme üretimi yapılmaktadır.在物理学中,具有同一能量的微观状态被称为简并的。
İki ince ana kol, merkezden dışarıya doğru uzanır.室外的大臺階直接通往二層。
Merkezde, ilerleyen Sovyet birlikleri Dinyeper savunma hattına ulaştı.在中路,前進中的蘇軍到達第聶伯河防線。
Merkezdeki kara deliğin kütlesine yönelik en alt sınır Eddington parlaklığı ile hesaplanabilir.중심 블랙홀의 최소질량을 에딩턴 광도를 이용하여 계산할 수 있다.
Hizmet sadece merkezde değil diğer bölgelerde de bulunmaktadır.점유권은 한 지역뿐만 아니라 다른 지역에서도 마찬가지로 유효하다.
Merkezde uygulanan TOEFL sınav türü TOEFL iBT'dir.(교양필수) TOEFL의 iBT와 비슷한 역할을 하는 시험.
Basınç, merkezde 7Mbar(700GPa), sıcaklık ise 5400K civarındadır.해왕성 중심에서는 기압이 지구 표면 대기압의 백만 배인 7 Mbar (700 GPa), 온도는 5,400 K에 달한다.
Merkezdeki 88. Tugay’ın ilerlemesi de yine kurşun yağmuruna tutulmuştur.소선거구제로 회귀한 1988년 제13대 총선에서 강서구도 갑을로 분구되었다.
(Bu sayı merkezde 152’dir.)(התשובה לשאלה היא 17,152).