Sonra 'Bana bu anı benim eldiven getir!' Ayaklar biraz PATTERING geldi merdivenler."Przynieś mi moje rękawiczki tej chwili!" Potem przyszedł trochę bębniąc stóp na schodów.
Sonra 'Bana bu anı benim eldiven getir!' Ayaklar biraz PATTERING geldi merdivenler."Tráeme mis guantes de este momento!" Luego vino un ruidito de los pies sobre la escaleras.
Sonra 'Bana bu anı benim eldiven getir!' Ayaklar biraz PATTERING geldi merdivenler."Traze-me minhas luvas neste momento!" Então ouviu-se pouco os pés no escadas.
Sonra 'Bana bu anı benim eldiven getir!' Ayaklar biraz PATTERING geldi merdivenler."Φέρτε μου τα γάντια μου αυτή τη στιγμή!" Στη συνέχεια ήρθε λίγο pattering των ποδιών στο σκάλες.
Sonra 'Bana bu anı benim eldiven getir!' Ayaklar biraz PATTERING geldi merdivenler."Донеси ми ми ръкавици този момент!" Тогава дойде малко pattering на крака на стълбите.
Sonra 'Bana bu anı benim eldiven getir!' Ayaklar biraz PATTERING geldi merdivenler."Принеси мені мої рукавички цей момент!" Потім трохи тупіт ніг на сходів.
Sonra 'Bana bu anı benim eldiven getir!' Ayaklar biraz PATTERING geldi merdivenler."Принеси мне мои перчатки этот момент!" Потом немного топот ног на лестницы.
Sonra 'Bana bu anı benim eldiven getir!' Ayaklar biraz PATTERING geldi merdivenler."תביא לי את הכפפות שלי ברגע זה!" ואז הגיע מתופף קטן של מטר על במדרגות.
Sonra 'Bana bu anı benim eldiven getir!' Ayaklar biraz PATTERING geldi merdivenler.'جلب لي بلدي قفازات هذه اللحظة!' ثم جاء كلام بسرعة قليلا من القدمين على الدرج.
Sonra 'Bana bu anı benim eldiven getir!' Ayaklar biraz PATTERING geldi merdivenler.階段。 アリスはそれが彼女を探しに来るウサギを知っていた、と彼女が横に振ったまで彼女は震えた
Şu merdivenlerden aşagı indiğinde, bir an için sadece ikimiz vardık,그녀가 계단을 내려왔을 때, 저와 딸만의 순간이었고
Şu merdivenlerden aşagı indiğinde, bir an için sadece ikimiz vardık,וכשהיא ירדה למטה במדרגות האלה, וזה היה רק היא ואני לרגע,
Şu merdivenlerden aşagı indiğinde, bir an için sadece ikimiz vardık,وعندما نزلت تلك الخطوات ، وكنت أنا وهى فقط فى تلك اللحظة ،
Şu merdivenlerden aşagı indiğinde, bir an için sadece ikimiz vardık,一瞬私と彼女だけになった時に、 彼女が母親に向かって「パパにも出席してもらいたかった。」と
Tek bir çıkışım vardı: geldiğim merdivenler Arka kapı yoktu. içinden geçebilecek kadar geniş pencereler yoktu.Es gab nur einen Ausgang: da, wo ich reingekommen war, keine Hintertüren, keine Fenster zum Durchsteigen.
Tek bir çıkışım vardı: geldiğim merdivenlerAveam o singură ieșire: scările pe care coborâsem acolo.
Tek bir çıkışım vardı: geldiğim merdivenlerAvevo una sola via di uscita: le scale da cui ero entrata.
Tek bir çıkışım vardı: geldiğim merdivenlerChỉ có 1 lối ra: cầu thang mà từ đó tôi đi vào.
Tek bir çıkışım vardı: geldiğim merdivenlerCsupán egyetlen út volt kifelé, az a lépcső, ahol bejöttem.
Tek bir çıkışım vardı: geldiğim merdivenlerEr was slechts één uitweg: de trap waarlangs ik was binnengekomen.
Tek bir çıkışım vardı: geldiğim merdivenlerIl n'y avait qu'une seule issue : l'escalier par lequel j'étais arrivée.
Tek bir çıkışım vardı: geldiğim merdivenlerJedyną drogą wyjściowa były schody, którymi weszłam.
Tek bir çıkışım vardı: geldiğim merdivenlerJeg havde kun en udvej: trapperne hvorfra jeg var kommet ind.
Tek bir çıkışım vardı: geldiğim merdivenler제가 그곳을 빠져 나갈 길은 단 하나: 제가 들어왔던 층계를 통하는 길 뿐이었습니다.
Tek bir çıkışım vardı: geldiğim merdivenlerMěla jsem jedinou cestu ven: schody, po nichž jsem přišla.
Tek bir çıkışım vardı: geldiğim merdivenlerSama sem imela en izhod: stopnice, po katerih sem se spustila noter.
Tek bir çıkışım vardı: geldiğim merdivenlerSó havia uma saída: as escadas por onde tinha vindo.
Tek bir çıkışım vardı: geldiğim merdivenlerSólo tenía una salida: las escaleras por donde entré.
Tek bir çıkışım vardı: geldiğim merdivenlerΥπήρχε μόνο ένας τρόπος διαφυγής: οι σκάλες απ' όπου είχα έρθει.
Tek bir çıkışım vardı: geldiğim merdivenlerИмаше само един изход: стълбищата, от които влязох.
Tek bir çıkışım vardı: geldiğim merdivenlerУ мене був лише один вихід: сходи, якими я сюди прийшла.
Tek bir çıkışım vardı: geldiğim merdivenlerУ меня был единственный выход: лестница, по которой я спустилась туда.
Tek bir çıkışım vardı: geldiğim merdivenlerהיתה לי רק דרך-מוצא אחת: המדרגות דרכן הגעתי.
Tek bir çıkışım vardı: geldiğim merdivenlerلم يكن يوجد لي إلا طريق واحد للخروج وهو السلالم التي أتيت منها.
Tek bir çıkışım vardı: geldiğim merdivenler裏口はありません
Titreyerek kitaplarımı merdivenlere koydum ve hemen eve gittim.and there it was again.
Ve bu merdivenler de, kaçakçıların hep bulunduğu yer ve burada pek çok ateş ediliyor.A na těchto schodech, tam pokaždé stávají překupníci a celkem často jsou tam přestřelky.
Ve bu merdivenler de, kaçakçıların hep bulunduğu yer ve burada pek çok ateş ediliyor.A na tých schodoch vždy stoja drogoví priekupníci a je tam veľa prestreliek.
Ve bu merdivenler de, kaçakçıların hep bulunduğu yer ve burada pek çok ateş ediliyor.Auf diesen Stufen stehen immer die Drogendealer und es gibt oft Schießereien.
Ve bu merdivenler de, kaçakçıların hep bulunduğu yer ve burada pek çok ateş ediliyor.Dan di tangga itu, di situlah tempat nongkrong pengedar narkoba dan di mana banyak terjadi adu tembak.
Ve bu merdivenler de, kaçakçıların hep bulunduğu yer ve burada pek çok ateş ediliyor.E nas escadas, é ali que os traficantes estão sempre e há muita troca de tiros.
Ve bu merdivenler de, kaçakçıların hep bulunduğu yer ve burada pek çok ateş ediliyor.En esas escaleras siempre están los traficantes y hay un gran intercambio de fuego.
Ve bu merdivenler de, kaçakçıların hep bulunduğu yer ve burada pek çok ateş ediliyor.És ezen a lépcsőn, ott állnak mindig a dílerek, és mindig sok a lövöldözés.
Ve bu merdivenler de, kaçakçıların hep bulunduğu yer ve burada pek çok ateş ediliyor.E su quelle scale, quello è il posto tipico degli spacciatori e spesso ci sono sparatorie.
Ve bu merdivenler de, kaçakçıların hep bulunduğu yer ve burada pek çok ateş ediliyor.저 계단에는 언제나 납치범이 있어서 곧잘 총격이 일어납니다.
Ve bu merdivenler de, kaçakçıların hep bulunduğu yer ve burada pek çok ateş ediliyor.Op die trap daar staan altijd de drugshandelaren en er wordt daar veel geschoten.
Ve bu merdivenler de, kaçakçıların hep bulunduğu yer ve burada pek çok ateş ediliyor.Trên những bậc tháng đó, nơi những kẻ vận chuyển luôn đứng nơi có rất nhiều bạo lực.
Ve bu merdivenler de, kaçakçıların hep bulunduğu yer ve burada pek çok ateş ediliyor.Και στις σκάλες, εκεί είναι που οι διακινητές στέκονται πάντα και υπάρχουν πολλές ανταλλαγές πυρών.
Ve bu merdivenler de, kaçakçıların hep bulunduğu yer ve burada pek çok ateş ediliyor.А на тези стълби е мястото, където трафикантите на хора винаги стоят и има доста престрелки.
Ve bu merdivenler de, kaçakçıların hep bulunduğu yer ve burada pek çok ateş ediliyor.Прямо на той лестнице, на которой обычно стоят наркоторговцы и постоянно палят из оружия.
Ve bu merdivenler de, kaçakçıların hep bulunduğu yer ve burada pek çok ateş ediliyor.ועל גרם המדרגות, זה המקום בו הסרסורים וסוחרי הסמים עומדים ויש המון חילופי אש.
Ve bu merdivenler de, kaçakçıların hep bulunduğu yer ve burada pek çok ateş ediliyor.وعلى تلك السلالم, حيث اعتاد التجار ان يقفوا وهناك الكثير من تبادل اطلاق النار.
Ve bu merdivenler de, kaçakçıların hep bulunduğu yer ve burada pek çok ateş ediliyor.いつも売人が立っていて よく銃撃が交わされています だれもがプロジェクトを理解してくれて
Ve bu merdivenler de, kaçakçıların hep bulunduğu yer ve burada pek çok ateş ediliyor.而呢條樓梯, 就系啲毒販成日黎嘅地方。 呢度成日都交火。
Ve dedi ki, "Doğulu kıyafetler giymiş insanlar, kalın kumaşlar içinde, merdivenlerden inip çıkıyorlar.En ze zei, "Mensen in oosterse kledij, in soepel vallende stoffen, die op en af trappen lopen.
Ve dedi ki, "Doğulu kıyafetler giymiş insanlar, kalın kumaşlar içinde, merdivenlerden inip çıkıyorlar.Et elle me répondit, "Des gens en robes orientales, en toges, montant et descendant les escaliers.
Ve dedi ki, "Doğulu kıyafetler giymiş insanlar, kalın kumaşlar içinde, merdivenlerden inip çıkıyorlar."Gente en traje oriental, en cortinas, subiendo y bajando escaleras.
Ve dedi ki, "Doğulu kıyafetler giymiş insanlar, kalın kumaşlar içinde, merdivenlerden inip çıkıyorlar.Hän vastasi: "Ihmisiä itämaisissa asuissa, verhottuina, kävelemässä portaita ylös alas.
Ve dedi ki, "Doğulu kıyafetler giymiş insanlar, kalın kumaşlar içinde, merdivenlerden inip çıkıyorlar.Iar ea mi-a răspuns "Oameni îmbrăcaţi în rochii orientale, în costume, urcând şi coborând scările.
Ve dedi ki, "Doğulu kıyafetler giymiş insanlar, kalın kumaşlar içinde, merdivenlerden inip çıkıyorlar.그녀는 말하길,"동양옷으로 휘감은 사람들이 계단을 오르내립니다.