Onu son gördüğümde, merdivenlerde ağlıyordu.Näin hänet viimeisen kerran portailla itkemässä.
Onu son gördüğümde, merdivenlerde ağlıyordu.Naposledy som ho videl, keď na schodoch plakal.
Onu son gördüğümde, merdivenlerde ağlıyordu.Odchodząc widziałem, jak płakał na schodach.
Onu son gördüğümde, merdivenlerde ağlıyordu.Sidste gang jeg så ham, sad han på trapperne og græd.
Onu son gördüğümde, merdivenlerde ağlıyordu.Ultima dată când l-am văzut era pe scări, plângea.
Onu son gördüğümde, merdivenlerde ağlıyordu.Wie ich ihn vorhin sah, saß er weinend auf der Treppe.
Onu son gördüğümde, merdivenlerde ağlıyordu.Τελευταία φορά που τον είδα ήταν στα σκαλιά και έκλαιγε.
Onu son gördüğümde, merdivenlerde ağlıyordu.Востаннє я бачив його на сходах у сльозах.
Onu son gördüğümde, merdivenlerde ağlıyordu.Когато го видях последно, плачеше на стълбите.
Onu son gördüğümde, merdivenlerde ağlıyordu.בפעם האחרונה שראיתי אותו, הוא עמד על המדרגות ובכה.
Orada şu iki büyük yürüyen merdivenler vardı.큰 에스컬레이터 두 개가 있습니다.
Orada şu iki büyük yürüyen merdivenler vardı. Sabahın köründe orada olmak çok bunaltıcıydı ve çok kalabalıktı.Een halte met twee grote roltrappen. 's Ochtends is het daar nogal deprimerend en erg druk.
Orada şu iki büyük yürüyen merdivenler vardı.שם יש שני מסועי מדרגות נעות ענקיים.
Oraya merdiven mi koyacak?[Ryan] "¿Ella va a poner medidas ahí?" "y luego..."
Oraya merdiven mi koyacak?[Ryan] 그녀가 다음 단계를 갈까요?
Oraya merdiven mi koyacak?[Ryan] "Va-t'elle faire des petits pas là?"
Oraya merdiven mi koyacak?[Ράιαν] "Θα βάλει ήχο από βήματα;"
Oraya merdiven mi koyacak?[ריין] "היא תשים שם מדרגות?"
Örneğin merdivenin boyutları ile meleğin boyutlarına bakın.Podívejte se na velikost archanděla v porovnání například se schodištěm.
Örneğin merdivenin boyutları ile meleğin boyutlarına bakın.Ας κοιτάζουμε το μέγεθος του Αρχαγγέλου σε σχέση με την σκάλα για παράδειγμα.
Örneğin merdivenin boyutları ile meleğin boyutlarına bakın.Погляньте на розмір архангела відносно, наприклад, сходів.
Pavlus merdivenlere geldiğinde kalabalık öylesine azmıştı ki, askerler onu taşımak zorunda kaldılar.A gdy był u wschodu, przydało się, że go prawie żołnierze nieśli dla gwałtu onego ludu.
Pavlus merdivenlere geldiğinde kalabalık öylesine azmıştı ki, askerler onu taşımak zorunda kaldılar.A když přišel k stupňům, nahodilo se, že nesen byl od žoldnéřů pro násilé lidu.
Pavlus merdivenlere geldiğinde kalabalık öylesine azmıştı ki, askerler onu taşımak zorunda kaldılar.A keď prišiel na schody, prihodilo sa, že ho museli vojaci niesť pre násilie zástupu,
Pavlus merdivenlere geldiğinde kalabalık öylesine azmıştı ki, askerler onu taşımak zorunda kaldılar.Cînd a ajuns pe trepte, Pavel a trebuit să fie dus de ostaşi, din pricina îmbulzelii norodului întărîtat;
Pavlus merdivenlere geldiğinde kalabalık öylesine azmıştı ki, askerler onu taşımak zorunda kaldılar.Da han nu kom til trappene, blev det slik at han måtte bæres av krigsfolket, så voldsom var hopen;
Pavlus merdivenlere geldiğinde kalabalık öylesine azmıştı ki, askerler onu taşımak zorunda kaldılar.E sucedeu que, chegando �s escadas, foi ele carregado pelos soldados por causa da violência da turba.
Pavlus merdivenlere geldiğinde kalabalık öylesine azmıştı ki, askerler onu taşımak zorunda kaldılar.In ko pride do stopnic, se prigodi, da ga morajo vojaki nesti zavoljo sile druhali;
Pavlus merdivenlere geldiğinde kalabalık öylesine azmıştı ki, askerler onu taşımak zorunda kaldılar.Ja kun Paavali tuli portaille, täytyi sotamiesten kantaa häntä kansan väkivallan tähden;
Pavlus merdivenlere geldiğinde kalabalık öylesine azmıştı ki, askerler onu taşımak zorunda kaldılar.바울이 층대에 이를 때에 무리의 포행을 인하여 군사들에게 들려가니
Pavlus merdivenlere geldiğinde kalabalık öylesine azmıştı ki, askerler onu taşımak zorunda kaldılar.Lorsque Paul fut sur les degrés, il dut être porté par les soldats, à cause de la violence de la foule;
Pavlus merdivenlere geldiğinde kalabalık öylesine azmıştı ki, askerler onu taşımak zorunda kaldılar.Lúc Phao-lô bước lên thềm, quân lính phải khiêng người đi, bởi cớ đoàn dân hung bạo lắm.
Pavlus merdivenlere geldiğinde kalabalık öylesine azmıştı ki, askerler onu taşımak zorunda kaldılar.Lúc_Phao - lô bước lên thềm , quân_lính phải khiêng người đi , bởi cớ đoàn dân hung_bạo lắm .
Pavlus merdivenlere geldiğinde kalabalık öylesine azmıştı ki, askerler onu taşımak zorunda kaldılar.Mikor pedig a lépcsõkhöz jutott, lõn, hogy úgy vivék õt a vitézek a néptömeg erõszaktétele miatt;
Pavlus merdivenlere geldiğinde kalabalık öylesine azmıştı ki, askerler onu taşımak zorunda kaldılar.Och när han kom fram till trappan, trängde folket så våldsamt på, att han måste bäras av krigsmännen,
Pavlus merdivenlere geldiğinde kalabalık öylesine azmıştı ki, askerler onu taşımak zorunda kaldılar.Quando fu alla gradinata, dovette essere portato a spalla dai soldati a causa della violenza della folla
Pavlus merdivenlere geldiğinde kalabalık öylesine azmıştı ki, askerler onu taşımak zorunda kaldılar.Und als er an die Stufen kam, mußten ihn die Kriegsknechte tragen vor Gewalt des Volks;
Pavlus merdivenlere geldiğinde kalabalık öylesine azmıştı ki, askerler onu taşımak zorunda kaldılar.Οτε δε εφθασεν εις τας βαθμιδας, συνεβη να βασταζηται υπο των στρατιωτων δια την βιαν του οχλου
Pavlus merdivenlere geldiğinde kalabalık öylesine azmıştı ki, askerler onu taşımak zorunda kaldılar.защото всичките люде вървяха подире и викаха: Махни го от света!
Pavlus merdivenlere geldiğinde kalabalık öylesine azmıştı ki, askerler onu taşımak zorunda kaldılar.Когда же он был на лестнице, то воинам пришлось нести его по причине стеснения от народа,
Pavlus merdivenlere geldiğinde kalabalık öylesine azmıştı ki, askerler onu taşımak zorunda kaldılar.Як же дійшов до сходів, то прилучилось, що мало не несли його воїни задля натовпу народу.
Pavlus merdivenlere geldiğinde kalabalık öylesine azmıştı ki, askerler onu taşımak zorunda kaldılar.ויהי כבואו עד המעלות וישאהו אנשי הצבא מפני חמת העם׃
Pavlus merdivenlere geldiğinde kalabalık öylesine azmıştı ki, askerler onu taşımak zorunda kaldılar.ولما صار على الدرج اتفق ان العسكر حمله بسبب عنف الجمع.
Pavlus merdivenlere geldiğinde kalabalık öylesine azmıştı ki, askerler onu taşımak zorunda kaldılar.到 了 臺 階 上 、 眾 人 擠 得 兇 猛 、 兵 丁 只 得 將 保 羅 抬 起 來
Pavlus merdivenlere geldiğinde kalabalık öylesine azmıştı ki, askerler onu taşımak zorunda kaldılar.到了 臺階 上 、 眾人擠 得 兇猛 、 兵丁 只 得 將 保羅 抬起 來
Pete Merdiven SeverA lét( ra) értelme
Pete Merdiven SeverA Pete le gustan las escaleras
Pete Merdiven SeverO Pedro Gosta de Escadas
Pete Merdiven SeverPete ama le scale
Pete Merdiven SeverPete gillar stegar
Pete Merdiven SeverPete houdt van ladders
Pete Merdiven SeverPete ima rad lestve
Pete Merdiven SeverPete kan lide stiger
Pete Merdiven SeverPete lubi drabiny
Pete Merdiven SeverPete má rád rebríky
Pete Merdiven SeverPete pitää tikapuista
Pete Merdiven SeverPeter aime les échelles
Pete Merdiven SeverPeter mag Leitern
Pete Merdiven SeverΣτον Pete αρέσουν οι σκάλες
Pete Merdiven SeverПете харесва стълби