1673'ten itibaren manastır sınıflarında avama mensup kişiler de eğitim görebilmeye başladı.同时从1668年开始另一个市内的修道院也开始向市民传授教育。
Ancak Ortodoks inancına mensup kişilerin büyük bir bölümü düzenli olarak kiliseye gitmemektedirler.그러나 정교회 신자의 대부분은 정기적으로 교회에 참석하지 않는다.
Donanmanın mensupları arasında çok sayıda yeniçeri bulunmaktaydı.함대원들 사이에서 많은 신뢰를 받고 있다.
Ülke genelinde nüfusun %65'i Hristiyan dinine mensuptur.주된 종교는 기독교로, 기독교인이 전체 인구의 65% 정도를 차지한다.
Bu 3 kardeşin Türklerin hangi boyuna mensup oldukları bilinmemektedir.이들 두 동생이 어떤 벼슬에 올랐는지는 알려져있지 않다.
Savaşın ardından İkinci üçlü hükümdarlık mensupları arasında yeni bir toprak paylaşımı yapıldı.필리피 전투 이후, 제2차 삼두 정치의 집정관들 사이에서 새로운 영토 협정이 맺어졌다.
Oğuzların Beğdili boyuna mensup olan bu Dulkadırlı cemaati, yalnızca 10 hane idi (EV.상득유의 아들 상원(尙愿)이 급사(給事)를 지내며 임지(任地)를 따라 임천(林川)으로 옮겨 10대를 세거하였다.
Şiîlerin çoğunluğunun mensup olduğu fıkhî mezheptir.단가의 사설은 산천풍월(山川風月)이나 고사(故事)를 노래한 것이 대부분이다.
Abdurrahman zaten yanında bulunan Berberi kabile mensuplarına bahşiş dağıtmıştı.허공이 오군을 장악하자 원래의 오군태수였던 성헌(盛憲)은 허소(許昭)에게 피신했다.
Bütün nüfusun %62'si bir Protestan kilisesine mensuptur, bunu %19 ile Katolik kilisesi izler.전체 인구 중 76%가 가톨릭교도로 본인을 밝히고 있으며, 19%는 특정종교를 믿지 않는다.
Avşar boyunun Şatırlı obasına mensuptur.씨가 익는 가을에 따서 직파한다.
İstanbul'un köklü ailelerinden birine mensuptu.שם של אחת ממשפחות מגורשי ספרד.
Alanda izleyiciler ile birlikte yerli ve yabancı basın mensupları da bulunmaktaydı.בשכונה גרו רק בני עדות המזרח וספרדים.
Bölge PKK mensupları tarafından çok defa taciz edilmiştir.הצינור הותקף מספר פעמים על ידי המחתרת הכורדית ה-PKK.
Halkı, Şeyhbızın aşiretine mensuptur.אתה מעמיד עצמך תלוי בדרישת החברה.
Bu dönemde Batılı medya mensupları ona "Devrimin Jan Dark'ı" lakabını takmıştır.באותה תקופה כינו אותה אחדים מהתקשורת המערבית "ז'אן ד'ארק של המהפכה".
Ancak Ortodoks inancına mensup kişilerin büyük bir bölümü düzenli olarak kiliseye gitmemektedirler.Въпреки това, по-голямата част на православните вярващи не ходят на църква редовно.
Ayrıca Augustus Mozolesi de ölümünden önce aile mensupları için yaptırılmıştır.Дори неговия Мавзолей на Август е построен преди смъртта му, за членове на неговото семейство.
Müslüman, İslam dinine mensup kişi demektir.За мюсюлманите Коранът съдържа словата на Аллах.
Bu dönemde Batılı medya mensupları ona "Devrimin Jan Dark'ı" lakabını takmıştır.В този период някои западни медии я определят като „Жана Д'Арк на революцията“.
Üst kasta mensup olanlar, çok eşli evlenebilir.Всъщност, дори много срамежливите жени се омъжват все някога.
Malezya Hintleri'nin çoğu ise Hinduizm'e mensup.По-голямата част от индуското население се доверява на ИНК.
Bu sınıfların mensupları belirli aralıklarla Yargıçlar tarafından mülklerine göre belirlenirdi.Принадлежността към съответния клас била периодично определяна от Цензорите според имуществото.
Ailesi Kafkasya Aristokrasisine mensup bir Hanedandı.Брат му живеел в пещера с великанка.
Bunların 30 bini yerli Kanak halkına mensuptur.Три места са винаги запазени за представители на коренното население.
Kendisi de Ermeni Sarukxan Ailesine mensup birinin kızıyla evliydi.Преди това е била женена за беден колега на Даниел.
Kavalalı hanedanına mensuptur.Служи в Гвардейската кавалерия.
Bulgar göçmenlerinden oluşan bir aileye mensuptu.Произхожда от семейство на българи-преселници.
Ailesi orta sınıfa mensuptu.Семейството му принадлежи към средната класа.
Asha isminde olmamasına rağmen, Nokia Asha serisi'ne mensuptur.Така без да знае истината Акане се заема с отглеждането на Юсуке.
Her ikisi de Hıristiyan dinine mensuptur.И двете групи са смятани за заплаха за християнската вяра.
Mekke'nin en zengin ailelerinden birine mensuptu.Произхожда от една от най-богатите фамилии в Галичник.
Eskiden mensupları çoğunlukla Irak ve Suriye'de bulunurdu.Този тип е често срещан в Сирия и Ливан.
Ayrıca başka dinlere mensup küçük gruplar vardır.Тя от своя страна поддържа други малки сводове.
14. yüzyılın Harezm Türkçesi de Güneybatı Türk dillerine mensuptur.Изчезва към 10 век, изместен от тюркски езици.
Eleştirel kuram ve Amerikan pragmatizmi geleneğine mensuptur.Radi u tradiciji kritičke teorije i američkog pragmatizma.
Bundeswehr'in %10 mensuptur.10% sastava njemačkog Bundestaga.
Grip virüsü Orthomyxoviridae familyasına mensup örtülü bir RNA virüsüdür.Virus influence je RNA virus iz obitelji Ortomyxoviridae.
Ailesi orta sınıfa mensuptu.Roditelji su mu pripadali gornjoj srednjoj klasi.
Bu olgu hanedan mensuplarını ve yüksek devlet görevlilerini yöreye çekmiştir.Pokušalo se razgovorima s visokim švedskim državnim dužnosnicima.
2006 nüfus sayımına göre köyde, 181 aileye mensup 673 kişi yaşamaktadır.Prema popisu iz 2006. god., Majmand je brojao 673 stanovnika u 181 obitelji.
Çok sayıda Sünni Müslüman tasavvufa mensuptur.Proporcionalno je opao i broj muslimana.
Oğuzlar'ın Avşar boyuna mensuptur.Tako je usanova dječje utočište.
Köyün kökeni, Türkmen Herikli aşiretinden gelmektedir.Herikliler Avşar boyuna mensuptur.Zbog gladi, ljudi su se predali Turijanskoj Hijerarhiji (Turijanci imaju meritokraciju).
Alanda izleyiciler ile birlikte yerli ve yabancı basın mensupları da bulunmaktaydı.Na procesu su pokraj domaćih nazočili i inozemni novinari, fotoizvjestitelji i izvjestitelji.
Liste FIFA teknik komitesi tarafından seçilir ve medya mensupları tarafından oylanır.FIFA-in tehnički odbor stavlja igrače u uži izbor a pobjednika izglasaju predstavnici medija.
Bunları Yedinci Gün Adventist imanına mensup olanlar arasında buldular.Isto vjeruju i Adventisti sedmog dana.
Ağır bir darbe indirilen mafya mensupları İkinci Dünya Savaşından sonra serbest bırakıldılar.Veľa z postihnutých dôstojníkov bolo následne rehabilitovaných v predvečer druhej svetovej vojny.
Neoromantizm akımına mensup bulunmuştur.Nadväzovali na neoromantizmus.
Ama, basın mensuplarının istediği basın toplantısı zamanı da hızlıca yaklaşır.Keďže sa však rýchlo blížila tlačová uzávierka novín, vyžiadali si novinári tlačovú konferenciu.
1899'dan 1917'ye kadar Friedrichshagener ve Pankower şiir topluluklarına mensuptu.V rokoch 1889 až 1917 udržiavala kontakty s friedrichshagenským a pankowským krúžkom básnikov.
Anıt 1919'da katledilen Sovyet hükümetine mensup kurbanlar için 1920'de yapıldı.Dali ho postaviť občania žijúci v Amerike v roku 1920 na pamiatku padlých.
Ekonomik gücü, mensuplarının işlettiği firmalardan kaynaklanmaktadır.Rozsah služieb, ktoré poskytujú je závislý na ekonomickej sile organizácií, ktoré ich prevádzkujú.
Dedua, Papua dillerine mensup bir dildir.Obyvatelia sú Papuánci hovoriaci papuánskymi jazykmi.
Bu inançlara mensup kişiler, kendi dini kurallarına göre yargılanırdı.Na základe tohto patentu sa mohli títo veriaci slobodne hlásiť k svojmu vierovyznaniu.
Çok sayıda Sünni Müslüman tasavvufa mensuptur.Veľa moslimov hovorí urdčinou.
Almanca konuşan Yahudi topluluğuna mensuptu.Narodil sa v nemecky hovoriacej židovskej rodine.
Böylece kendini kilise ve manastır mensuplarına beğendirmeye çalıştı.Rád bol a je zväzok samosprávnych kláštorov.
Toplu mezarların geriye kalanı yabancı basın mensuplarının önünde açılmıştır.Zvyšky starších stavieb sú prístupné v podzemí katedrály.
Nüfusun tamamı Alevi Türkmen olup, başka hiçbir inanç ve etnik guruba mensup insan bulunmamaktadır.To sa vy nehanbíte uznávať iba tri jazyky a prikazovať, aby všetky ostatné národy a kmene boli slepé a hluché?