-iddia edilen menfaat çatışması ile ilgili medyadaki bilgiler spekülasyondan ibaret(miş).-ristiriidoista liittyen tarkoitusperiin ovat puhdasta spekulaatiota.
-iddia edilen menfaat çatışması ile ilgili medyadaki bilgiler spekülasyondan ibaret(miş).-sobre un supuesto conflicto de intereses es pura especulación.
-iddia edilen menfaat çatışması ile ilgili medyadaki bilgiler spekülasyondan ibaret(miş).- über einen Interessenkonflikt reine Spekulation seien.
-iddia edilen menfaat çatışması ile ilgili medyadaki bilgiler spekülasyondan ibaret(miş).-über einen Interessenkonflikt reine Spekulation seien.
-iddia edilen menfaat çatışması ile ilgili medyadaki bilgiler spekülasyondan ibaret(miş).-О предполагаемом конфликте интерес является чистой спекуляцией.
-iddia edilen menfaat çatışması ile ilgili medyadaki bilgiler spekülasyondan ibaret(miş).בנוגע לנגוד עניינים לכאורה- .הוא ניחוש בלבד
-iddia edilen menfaat çatışması ile ilgili medyadaki bilgiler spekülasyondan ibaret(miş).بخصوص صراع مزعوم حول المصالح هي مجرد تكهنات
-iddia edilen menfaat çatışması ile ilgili medyadaki bilgiler spekülasyondan ibaret(miş).採用直後に 部屋を売り 家を買ってる
İnsanları vurdun, kadınlarını, çocuklarını ve kaynaklarını kendi menfaatin için aldın.Disparas a la gente, robas sus mujeres y sus recursos para tu propio beneficio.
İnsanları vurdun, kadınlarını, çocuklarını ve kaynaklarını kendi menfaatin için aldın.Застрелвате хора, крадете жените и ресурсите им за ваша собствена облага.
İş menfaatleri hakkında konuştuğu zaman onlar fiili olarak Voltaire'in nasıl haklı olduğunun kanıtıdırlar.Họ thực sự là hai bằng chứng cho việc Voltaire đã đúng như thế nào khi ông nói về những phúc lợi của công việc
İş menfaatleri hakkında konuştuğu zaman onlar fiili olarak Voltaire'in nasıl haklı olduğunun kanıtıdırlar.그 둘은 볼테르가 이야기한 노동의 혜택이 얼마나 옳은지 증명합니다.
İş menfaatleri hakkında konuştuğu zaman onlar fiili olarak Voltaire'in nasıl haklı olduğunun kanıtıdırlar.Tous deux démontrent que Voltaire ne s'était pas trompé
İş menfaatleri hakkında konuştuğu zaman onlar fiili olarak Voltaire'in nasıl haklı olduğunun kanıtıdırlar.הם שניהם ההוכחה כמה צדק וולטייר היה כאשר הוא דיבר על היתרונות בעבודה,
İş menfaatleri hakkında konuştuğu zaman onlar fiili olarak Voltaire'in nasıl haklı olduğunun kanıtıdırlar.إنهم في الواقع دليل على صحّة فولتير عندما تحدث عن مزايا العمل،
İş menfaatleri hakkında konuştuğu zaman onlar fiili olarak Voltaire'in nasıl haklı olduğunun kanıtıdırlar.いかに正しかったかを 実例で証明しています 仕事があれば無職からだけでなく 三つの巨悪からも救われるのです
Karşılıklı menfaat.Due buone azioni in un colpo solo.
Karşılıklı menfaat.Dva dobré skutky v jednom.
Karşılıklı menfaat.Dva dobré skutky v jednom.
Karşılıklı menfaat.Twee goede daden in één.
Karşılıklı menfaat.Две добрини наведнъж.
Kimsenin ardından ağlamayacağı bir adamın. Bir taşla iki kuş. Karşılıklı menfaat.Przestań skupiać się na sobie.
Özel bir neden ya da çocuğun menfaatinden ötürü geçim koşuluna bazı durumlarda istisna yapılabilir.特定情况中,若申请人因特殊原因或儿童的福利原因需要,无需提供最低生活保障也可发放居留许可。
Ulusal güvenlik menfaatleri. 824 01:06:06,600 --> 01:06:08,989 Ama bu ilahi bir hak, değil mi?Interes državne varnosti.
Ulusal güvenlik menfaatleri. 824 01:06:06,600 --> 01:06:08,989 Ama bu ilahi bir hak, değil mi?Interesses de segurança nacional.
Ulusal güvenlik menfaatleri.Interes bezpieczeństwa narodowego.
Ulusal güvenlik menfaatleri.Intereses de seguridad nacional.
Ulusal güvenlik menfaatleri.Interessi di sicurezza nazionale.
Ulusal güvenlik menfaatleri.Kepentingan keamanan nasional
Ulusal güvenlik menfaatleri.Nationale Sicherheitsinteressen.
Ulusal güvenlik menfaatleri.Nationella säkerhetsintressen.
Ulusal güvenlik menfaatleri.Nemzetbiztonsági érdekek.
Ulusal güvenlik menfaatleri.Záujem národnej bezpečnosti.
Ulusal güvenlik menfaatleri.Θέματα εθνικής ασφαλείας.
Ulusal güvenlik menfaatleri.Интересы национальной безопасности
Ulusal güvenlik menfaatleri."Националните интереси за сигурност."
Ulusal güvenlik menfaatleri..אינטרס ביטחון לאומי
Ulusal güvenlik menfaatleri.それは神のみの権利ですね
Ve hayatta kalanlar, bundan menfaat elde etmek için başvurabilirler.Οι επιζήσαντες όσων πέθαναν από κορόσι, μπορούν στην Ιαπωνία να κάνουν αίτηση αποζημίωσης.
Ve hayatta kalanlar, bundan menfaat elde etmek için başvurabilirler.Пережившие кароши, могут подавать иск о возмещении ущерба.
Ve hayatta kalanlar, bundan menfaat elde etmek için başvurabilirler.יכולים למעשה להגיש תלונה להטבות פועלים ביפן.
Yaptıkları bu işten kazandıkları itibar, iltifattan başka hiç bir şekilde menfaat sağlamıyorlar.관심을 받는 것 외에는 보통 다른 어떤 방법으로든 보상받지 않습니다. 어느 정도까지는 어떤 좋은 일을 하면 '좋은 평판'이라는 자본을 얻을 수 있습니다.
Yaptıkları bu işten kazandıkları itibar, iltifattan başka hiç bir şekilde menfaat sağlamıyorlar.הם לא מקבלים תגמול על כך חוץ מאשר תשומת לב ובמידה מסוימת גם מוניטין על כך שעשו עבודה טובה.
Yaptıkları bu işten kazandıkları itibar, iltifattan başka hiç bir şekilde menfaat sağlamıyorlar.高い評価を獲得するということ以外には 人々は何の報酬も得ていません これは 少なくとも伝統的な経済学者から見れば
Yetkili kendisi ya da yakın bir aile ferdinin maddi bir menfaatinin olduğu hiçbir karara katılmayacaktır.Правомощията се използват единствено за целите, за които са били предоставени със съответните разпоредби.