Ana içeriğe geç
Sözlük

menfaat ile cümle

menfaat kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Karaveli, "Bu sorunun yanıtı kısaca ticari menfaat." dedi."The short answer is business interests," Karaveli said.
Deleviç: reformlar, Sırbistan'ın menfaati için gerekliDelevic: reforms are in Serbia's interest
Bu konuya çözüm bulmak her iki tarafın da menfaatine olacak."Finding a solution is an interest of both sides."
Unlicense.org – Lisanssız, yazılımdaki telif hakkı menfaatini reddetmek için bir şablondur.Unlicense.org – The Unlicense is a template for disclaiming copyright interest in software.
Menfaatlerin korunmasıPreservation of interests
Fakat günahları, menfaatlerinden daha büyüktür.Die Sünde, die in ihnen liegt, ist aber größer als ihr Nutzen.
Herkesin menfaatlerinin korunmasi için sendikalar kurmaya ve bunlara katılmaya hakkı vardır.Jeder hat das Recht, zum Schutz seiner Interessen Gewerkschaften zu bilden und solchen beizutreten.
Ortak bir menfaat amacıyla hareket etmezler; aksine, daima kendi dar çıkarlarını göz önünde bulundururlar.Nicht immer hat er seine Schutzbefohlenen im Griff, vielmehr führen die Schatten ein Eigenleben!
Menfaat çok olacak.Le gain est énorme.
Şahsi hiçbir menfaatimiz yok.Il est sans fortune personnelle.
Hukuk, birey-toplum-devlet ilişkilerinde ortak iyilik ve ortak menfaati gözetir.Una buona ed efficace collaborazione nel quadro della Società delle Nazioni.
Menfaat çok olacak.Ti porterà fortuna.
Halk tamamen Hollandalı sömürgecilerin menfaatleri doğrultusunda yönetilmekteydi.Al contrario, il popolo sembra soddisfatto dell'allontanamento degli olandesi.
De ki: Bu ikisinde büyük bir günah, bir de insanlar için bazı menfaatler vardır.Скажи: «В них есть большой грех и некоторые преимущества для людей.
Tarafların birbirlerini etkileyen menfaatleri ve ihtiyaçları vardır.Среди противников — лучники и белки.
Bu da, müttefiklerin menfaatlerini karşı karşıya getirmekteydi.Также он был вынужден сражаться против своих союзников.
Yine de çok sevilen Erdal, bazen bu sevgiyi menfaati uğruna kullanmaktan çekinmez.Почему же наряду с необходимым уважением ей часто отказывают в должной любви?
Ortak bir menfaat amacıyla hareket etmezler; aksine, daima kendi dar çıkarlarını göz önünde bulundururlar.Между царскими наголовьями они не встречаются, а носились преимущественно боярами.
Hukuk, birey-toplum-devlet ilişkilerinde ortak iyilik ve ortak menfaati gözetir.10) Сочетание интересов общества и законных интересов граждан.
Herkesin menfaatlerinin korunmasi için sendikalar kurmaya ve bunlara katılmaya hakkı vardır.لكلِّ شخص حقُّ إنشاء النقابات مع آخرين والانضمام إليها من أجل حماية مصالحه.
Köyün büyük kısmının barajla hiçbir menfaat ilişkisi yoktur.وليس لها المحلات التجاريةلهامكانة كبيرة بين أهالي القرية.
Roma'da Galba, Nero'nun tüm reformlarını birçok önemli insanın menfaatlerine dokunacak şekilde iptal etti.Em Roma, Galba cancelou todas as reformas de Nero, incluindo benefícios para muitas pessoas importantes.
Fakat günahları, menfaatlerinden daha büyüktür.Maar zij overschatten hun positie.
O kendi menfaatini bilir.Hij kent zijn eigen belang.
Ortak bir menfaat amacıyla hareket etmezler; aksine, daima kendi dar çıkarlarını göz önünde bulundururlar.Nie doznają oni cierpienia, lecz nieustannie towarzyszy im uczucie tęsknoty.
Fakat günahları, menfaatlerinden daha büyüktür.Det onda de medför är dock större än den nytta de kan ge."
Papazlar çeşitli menfaatler karşılığında günahları affediyorlardı.Bönderna gav upp mot löfte om nåd.
Fakat günahları, menfaatlerinden daha büyüktür.Саме таких до них відноситься приведене вище визначення.
Bu diplomatik değişim, Avusturya, Büyük Britanya ve Fransa'nın menfaatlerindeki değişimle başlamıştır.Дипломатична зміна була викликана поділом інтересів між Австрією, Великою Британією та Францією.
Şahsi hiçbir menfaatimiz yok.Самостійного господарства немає.
Herkesin menfaatlerinin korunmasi için sendikalar kurmaya ve bunlara katılmaya hakkı vardır.Právo zakládat na ochranu svých zájmů odborové organizace a přistupovat k nim.
Şahsi hiçbir menfaatimiz yok.Nincs személyi jövedelemadó.
Herkesin menfaatlerinin korunmasi için sendikalar kurmaya ve bunlara katılmaya hakkı vardır.4. Jokaisella on oikeus perustaa ammattiyhdistyksiä ja liittyä niihin etujensa puolustamiseksi.
Yardım talebleri Selçukluların menfaatleri doğrultusunda karşılandı.Οι Επιδάμνιοι κάλεσαν σε βοήθεια τους Κερκυραίους.
Herkesin menfaatlerinin korunmasi için sendikalar kurmaya ve bunlara katılmaya hakkı vardır.Enhver har rett til å danne og gå inn i fagforeninger for å beskytte sine interesser.
Bu diplomatik değişim, Avusturya, Büyük Britanya ve Fransa'nın menfaatlerindeki değişimle başlamıştır.Den diplomatiske endringen ble utløst av forskjellige interesser mellom Østerrike, Storbritannia og Frankrike.
DIN Avrupa ve uluslararası platformda standardizasyon alanındaki Alman menfaatlerini savunur.DIN representerer Tyskland i internasjonale standardiseringsspørsmål og avgjørelser.
Roma'da Galba, Nero'nun tüm reformlarını birçok önemli insanın menfaatlerine dokunacak şekilde iptal etti.Di Roma, Galba mencabut semua reformasi yang dilakukan Nero, seperti tunjangan untuk orang-orang penting.
Fakat günahları, menfaatlerinden daha büyüktür.Maka akhirnya keadaan orang itu lebih buruk dari pada keadaannya semula.
Şahsi hiçbir menfaatimiz yok.個人アクションはない。
De ki: Bu ikisinde büyük bir günah, bir de insanlar için bazı menfaatler vardır.振曰:「二人皆挾鄉故,抵命太重,因公太輕,宜對品降調。
Herkesin menfaatlerinin korunmasi için sendikalar kurmaya ve bunlara katılmaya hakkı vardır.(4) 人人有为维护其利益而组织和参加工会的权利。
Tarafların birbirlerini etkileyen menfaatleri ve ihtiyaçları vardır.最後眾人各自和自己的伴侶擁抱。
Şahsi hiçbir menfaatimiz yok.對身分沒有任何興趣。
Bu da, müttefiklerin menfaatlerini karşı karşıya getirmekteydi.בסופו של דבר, היה מדובר בפתרון גרוע לבעיות של בעלות הברית.
Şahsi hiçbir menfaatimiz yok.אין נימה אישית בכלל.
Tarafların birbirlerini etkileyen menfaatleri ve ihtiyaçları vardır.Всяка група си има раздели и подраздели.
Roma'da Galba, Nero'nun tüm reformlarını birçok önemli insanın menfaatlerine dokunacak şekilde iptal etti.V Rimu je preklical vse Neronove reforme, vključno z ugodnostmi za mnoge vplivne osebe.
Tarafların birbirlerini etkileyen menfaatleri ve ihtiyaçları vardır.Ti se delijo na delovalnike (aktante) in okoliščine (cirkumstante).
Roma'da Galba, Nero'nun tüm reformlarını birçok önemli insanın menfaatlerine dokunacak şekilde iptal etti.Roomas tühistas Galba kõik Nero reformid, sealhulgas mitmete oluliste isikute privileegid.
"Ah, ama interneti kendi menfaatimiz için biz yarattık." diye düşünmeyin.Denk niet, "Wij creëerden het Internet voor ons eigen voordeel."
"Ah, ama interneti kendi menfaatimiz için biz yarattık." diye düşünmeyin.Et ne pensez pas : "Oh, nous avons créé Internet pour notre bénéfice".
"Ah, ama interneti kendi menfaatimiz için biz yarattık." diye düşünmeyin.Ich denke nicht, dass wir "das Internet zu unserem eigenen wohl erfanden".
"Ah, ama interneti kendi menfaatimiz için biz yarattık." diye düşünmeyin."오, 우리 이익을 위해 우리가 인터넷을 창조했어."라고 생각하지 마세요.
"Ah, ama interneti kendi menfaatimiz için biz yarattık." diye düşünmeyin.Ne gondoljátok, hogy "Oh, az internetet a saját javunk érdekében hoztuk létre."
"Ah, ama interneti kendi menfaatimiz için biz yarattık." diye düşünmeyin.Nemyslete si, "Vytvořili jsme Internet pro své vlastní blaho."
"Ah, ama interneti kendi menfaatimiz için biz yarattık." diye düşünmeyin.Nie myślcie "Przecież Internet stworzyliśmy dla naszej własnej korzyści."
"Ah, ama interneti kendi menfaatimiz için biz yarattık." diye düşünmeyin.Non pensate, "Oh, abbiamo creato Internet a nostro vantaggio".
"Ah, ama interneti kendi menfaatimiz için biz yarattık." diye düşünmeyin.No piensen, "Oh, creamos el Internet para nuestro beneficio".
"Ah, ama interneti kendi menfaatimiz için biz yarattık." diye düşünmeyin.Nu vă gândiţi, "Oh, am creat Internetul pentru nevoile noastre".
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod