Memurlar gürültünün ve kirliliğin olacağını ifade etti.Autoridades oficiais expressaram preocupação sobre possível poluição e barulho.
Plebler kendi memurlarını seçme hakkı istediler.Os plebeus exigiram o direito de eleger seus próprios oficiais.
Dosyası Sovyet NKVD memurları tarafından düzenlendi.Foi frequentemente seguido por agentes soviéticos da NKVD.
Babası, Posta-Telgraf memurlarından Hakkı Bey’dir.Seu pai era funcionário do serviço postal.
Resmi pasaport: Millet Meclisi üyelerine ve memurlara verilir.Consultas informais: são reservadas a membros do Conselho e a funcionários da ONU.
Niteliğe göre atanan memurlara ise "Erbab-ı Kalem" yani kalem sahipleri denmiştir.Eram as chamadas eleições feitas "a bico de pena", isto é, apenas com a caneta.
Gençler arasında tersane çalışanları ve memurlar mevcuttur.Atualmente maridos e esposas trabalham.
Ancak adanın valisi, memurları ve halkı büyük çoğunlukla Yunanlardan oluşuyordu.Van de officieren en hoge ambtenaren was evenwel de grote meerderheid afkomstig uit het Noorden.
Polis, memurlara müdahale etti.De politie werkte samen met de bezetters.
Üçüncüsü: devlet memurlarının atanması ve azli.Taylor : over het karakter van chefs en ondergeschikten.
Özel giysiler şamanlar ve memurlar için yapılır.Specjalne szaty zakładane zaś były przez szamanów czy urzędników.
Memurların sendika hakları kaldırıldı.Prawa pracownika są łamane.
2004 yılında doğal yaşamı koruma memurları Arizona’nın güneyinde jaguarları görüntülediler.W 1996 i od 2004 urzędnicy w Arizonie fotografowali i dokumentowali życie jaguarów na południu stanu.
Babası, Posta-Telgraf memurlarından Hakkı Bey’dir.Jego ojciec był kierownikiem urzędu pocztowego.
Burada bulunan İngiliz subaylar ve memurlar tutuklandı.Z początku umieszczono tutaj oficerów brytyjskich i francuskich.
Bu eczaneler, bizzat sağlık zabıtası memurları tarafından muntazam şekilde denetlenirlerdi.Dane te były skrupulatnie weryfikowane przez urzędników z Hauptstelle.
Bu yapının diğer bölümünüde memurlar-esnaf ve işçiler oluşturur.W skład komisji wchodzą funkcjonariusze i pracownicy tego zakładu.
Ders verenlerin büyük bölümü kültür sahibi yüksek devlet memurları idi.Właścicielami kluczy są wysocy urzędnicy państwowi.
İşçi ve memurlara sendika kurma hakkı ile grev hakkı tanınmıştır.Ograniczone pozostają prawa związkowe, w tym prawo do strajku.
Ancak devlet memurlarından yardım alamadı.Han fick inget hjälp från den federala regeringen.
Çin'de bu dile guānhuà (官话), memurların dili denmekteydi.Ordet är en översättning av kinesiska guānhuà (官話; 官话) som avser mandarinernas språk.
Personel, Gestapo ve Kripo'dan çağrılan polis memurlarından oluşuyordu.Personalen bestod av inkallade poliser från Gestapo och Kripo.
2009 yılında Amerika Birleşik Devletleri gümrük memurları 60.000 çift sahte UGG tespit etmiştir.У 2009 році співробітники митниці США конфіскували 60000 пар фальшивих чобіт UGG.
Devlet memurlarının yerli kumaş kullanması zorunluluğu getirildi.Чиновників зобов'язали ходити в національному тибетському одязі.
Polis şefi emri verir ancak diğer polis memurları el hareketi çekerler ve oradan uzaklaşırlar.Вони його майже ловлять, але поліція допомагає йому і ті тікають.
Memurların sendika hakları kaldırıldı.Право власності відповідачів скасовано.
Bugünkü belediye zabıta memurlarının vazifesini o dönemde muhtesipler görmekteydi.Міські закони строго регулювали тривалість робочого дня в ті часи.
Özel giysiler şamanlar ve memurlar için yapılır.Speciální šaty jsou vyrobeny pro šamany a úředníky.
Polis memurları, aracın içinde biri dolu iki tabanca bulduklarını söylediler.Všichni dostali dvě otázky: Nosil jste u sebe zbraň?
Memurların sendika hakları kaldırıldı.S-a recurs la limitarea drepturilor sindicale.
Genelde yeni Bolşevik devlet kurumları ve memurları büyük metropol alanlarının dışında yaşamıyorlardı.Noile instituții agricole și vocaționale au fost însă înființate începând de atunci în afara marilor orașe.
Tom polis memurlarından kaçtı.Tom a fugit de ofițerii de poliție.
Bu eczaneler, bizzat sağlık zabıtası memurları tarafından muntazam şekilde denetlenirlerdi.Az ott dolgozókat mindenesetre elővigyázatosságból evakuálták.
Ayrıca Kim'in babası ve üç kardeşi de Goryeo mahkemesinin memurlarıydı.William Murdoch apja és nagyapja is tengerészkapitány volt, csakúgy, mint nagyapjának négy testvére.
Güvenlik memurları her yarışta raunt aralarında onların güvenli olup olmadığını kontrol eder.Minden versenyző vigyázzon a maga és mások biztonságára.
Kent seçkinleri dinsel önderler, varlıklı toprak sahipleri ve yüksek rütbeli sivil memurlardan oluşmakta idi.Családtagjai gazdag földbirtokosok voltak és magas kormányzati tisztségeket is betöltöttek.
O gece kadın gibi giyinenler memurlara eşlik etmemekte direndiler.Tuona yönä naisiksi pukeutuneet miehet eivät suostuneetkaan lähtemään poliisien mukaan.
Rusya İmparatorluğu içinde Karabağ ili kurulmuş ve bu il Rus memurlar tarafından yönetilmiştir.Nämä sotilaspalvelukset tehtiin Venäjän valtakunnan alaisuudessa ja käskystä.
Polis şefi emri verir ancak diğer polis memurları el hareketi çekerler ve oradan uzaklaşırlar.Poliisipäällikkö käski poliiseja pitäytymään kostotoimista ja pysymään asemissaan.
Siyasetçi devlet memurlarının yolsuzluğunu kınayarak reformu ısrarla istedi.Poliitikko tuomitsi valtion virkamiesten harjoittaman korruption ja vaati uudistuksia.
Polis gazeteci ve memurları copladı; 357 kişi gözaltına alındı.Η αστυνομία και ο στρατός διεξήγαγαν 3.000 έρευνες και 497 άτομα συνελήφθησαν.
Onun kadın polis memurlarına karşı hiçbir şeyi yok; o sadece Moore'nin çok yeşil olduğunu düşünüyor.Han har intet imod kvindelige politibeetjente, han føler blot at Moore er for grøn.
Devlet memurları haftada en az 44 saat, sanayi işçileri de en az 48 saat çalışmak zorundaydı.1943 - Arbejdstiden i våbenindustrien i USA sættes til minimum 48 timer om ugen.
Burada bulunan İngiliz subaylar ve memurlar tutuklandı.Her var der indsat indiske, britiske og amerikanske tropper.
Özel giysiler şamanlar ve memurlar için yapılır.Spesielle klær ble laget for shamaner og tjenestemenn.
Malların güvenliği idare memurlarının sorumluluğu altındaydı.Sikkerheten til handelsvarene ble garantert av administrasjonens embetsmenn.
24 Mart 1879 tarihinde Tesla, ikâmet izni bulunmadığı için polis memurları eşliğinde Gospić'e iade edildi.Pada 24 Maret 1879, Tesla dikembalikan ke Gospic di bawah penjagaan polisi karena tidak memiliki izin tinggal.
O gece kadın gibi giyinenler memurlara eşlik etmemekte direndiler.Mereka yang berpakaian sebagai wanita pada malam itu menolak diperiksa oleh polisi.
Ayrıca Kim'in babası ve üç kardeşi de Goryeo mahkemesinin memurlarıydı.Ayah Kim Busik dan ketiga saudara laki-lakinya juga merupakan pejabat di istana Goryeo.
O zamanlar İspanyol hükümet memurlarının yerli kadınlarla evlenmesi yasaktır.Para pejabat pemerintah Spanyol di Amerika dilarang menikah dengan orang-orang setempat.
Dış işlerin idaresi için tarafımızdan memurlar atanmıştır.Para pejabat sedang ditunjuk oleh kami untuk melaksanakan urusan-urusan luar negeri.
Babası, Posta-Telgraf memurlarından Hakkı Bey’dir.Ayahnya seorang pegawai kantor pos.
Memurların sendika hakları kaldırıldı.Tổ chức nhân quyền đều bị cấm.
İsveç Hükümet memurları - Göran Persson世界各国の指導者一覧 Government Offices of Sweden - Göran Persson
Memurlara yapılan ödeme ‘maaş’ şeklini alır ve bunlar genellikle emeklilik haklarına sahip olurlar.給付者は年金者(Pensioner)と呼ばれ、典型的には引退した高齢者を指す。
Plebler kendi memurlarını seçme hakkı istediler.またディキンズは自らの手によって職員を選定する権限を獲得した。
Şehirdeki memurlar bu saldırının 1000 tane bombardıman tarafından yapıldığını tahmin ediyor."この部族は1つの千人隊を形成していた」と記されている。
İşçi ve memurlara sendika kurma hakkı ile grev hakkı tanınmıştır.政府也通过法律允许工人享有组建工会和罢工的权利。
Babası, Posta-Telgraf memurlarından Hakkı Bey’dir.他的父母都是郵局的電報操作員。
(Devlet memurlarına 7,8 milyon ML).香港票房780万港币。