Kent seçkinleri dinsel önderler, varlıklı toprak sahipleri ve yüksek rütbeli sivil memurlardan oluşmakta idi.Családtagjai gazdag földbirtokosok voltak és magas kormányzati tisztségeket is betöltöttek.
O gece kadın gibi giyinenler memurlara eşlik etmemekte direndiler.Tuona yönä naisiksi pukeutuneet miehet eivät suostuneetkaan lähtemään poliisien mukaan.
Kalabalıktan bazı kişiler hastaneye yatırıldılar, ve dört tane polis memuru yaralandı.Jotkut väkijoukossa olleet oli viety sairaalaan, ja neljä poliisia oli loukkaantunut.
1933'te, Naumann, SA'ya katıldı ve sonra bir subay ve polis memuru oldu.Vuonna 1933 Naumann liittyi SA:han ja hänestä tuli poliisiupseeri.
2011 Ekim ayı itibarıyla aktif hizmet yapan polis sayısı 48,661 memurdur.Suur-Lontoon poliisitoimi on lokakuusta 2011 asti työllistänyt 48 661 henkilöä täysiaikaisesti.
Rattenhuber Münih'te doğdu ve bir polis memuru olarak kariyer yaptı.Rattenhuber syntyi Münchenissä, missä hän loi uran poliisina.
Aynı yıl adı bir polis memurunun öldürülmesi olayına da karışmıştır.Hän oli myös epäiltynä poliisin murhasta samalta vuodelta.
Lou, polis çavuşu ve Springfield şehrinin yetenekli bir polis memurudur.Hän on Springfieldin kaupungin pölkkypäinen ja epäpätevä poliisipäällikkö.
Amasya ilinde 2,5 yıl Maiyet Memurluğu yaptı.Mihemed on suorittanut kahden ja puolen vuoden mittaisen asepalveluksen Syyriassa.
Soyguncuların planı kasadaki sorumlu memur kasayı açmayı reddedince bozuldu.Varas oli saanut käsiinsä kassakaapin avaimet.
Polis, 50'den fazla memuru gözaltına aldı.Kolmen päivän aikana poliisi oli pidättänyt yli 500 ihmistä.
Rusya İmparatorluğu içinde Karabağ ili kurulmuş ve bu il Rus memurlar tarafından yönetilmiştir.Nämä sotilaspalvelukset tehtiin Venäjän valtakunnan alaisuudessa ja käskystä.
Otuz yıl kadar memurluk yaptı.Hän toimi virassa 30 vuotta.
Hakimlik ve çeşitli bakanlıklarda memurluk görevlerinde bulunmuştur.Hän toimi kanslisti- ja sihteeritehtävissä eri virastoissa ja ministeriöissä.
Aynı yıl Edirne maiyet memurluğuna atandı.Hän vannoi virkavalansa samana päivänä.
Babası bir memur idi.Hänen isänsä oli upseeri.
1920′de bandrol örgütü kaldırılınca, görevi Maliye tahsil memurluğuna aktarıldı.Tärkeä uudistus vuoden 1925 lakiin verrattuna oli ilmoitusvelvollisuus työnseisaukseen ryhdyttäessä.
Babasının memur olmasından dolayı ilköğretimini Mısır'da yaptı.Hän syntyi Sudanissa, jossa hänen isänsä palveli Egyptin armeijan upseerina.
Memuriyet hayatı 42 sene sürmüştür.Sijaisuus venähti 42 vuoden mittaiseksi.
Bir polis memurunun gözü kesilmiş, birkaç diğer memur ise uçan molozlar tarafından berelenmişti.Yhden poliisin silmään tuli haava, ja muutamat muut saivat ruhjeita lentävistä pirstaleista.
Polis şefi emri verir ancak diğer polis memurları el hareketi çekerler ve oradan uzaklaşırlar.Poliisipäällikkö käski poliiseja pitäytymään kostotoimista ja pysymään asemissaan.
Bir süre öğretmen ve memur olarak çalışmıştır.Hän työskenteli myöhemmin opettajana ja virkamiehenä.
Jon Bernthal Shane Walsh'ı canlandırmaktadır; Rick'in yakın arkadaşı ve eski polis memuru.Shane Walsh (Jon Bernthal) on Rickin hyvä ystävä ja kollega.
Daha sonra Maliye Bakanlığı'nda devlet memurluğuna başladı.Samalla aloitti toimintansa valtiovarainministeriön alainen verohallitus.
Siyasetçi devlet memurlarının yolsuzluğunu kınayarak reformu ısrarla istedi.Poliitikko tuomitsi valtion virkamiesten harjoittaman korruption ja vaati uudistuksia.
Matt Parkman (Greg Grunberg): Los Angeles'ta bir polis memuru.Ο Matt Parkman (Γκρεκ Γκράνμπεργκ) είναι ένας αστυνομικός από το Λος Άντζελες.
Polis, 50'den fazla memuru gözaltına aldı.Η αστυνομία συνέλαβε περισσότερους από 40 πολίτες.
Erdem Kısa, polis memuru.Μικρότερος αδερφός, αστυνομικός.
2011 Ekim ayı itibarıyla aktif hizmet yapan polis sayısı 48,661 memurdur.Από τον Οκτώβριο του 2011, στη Μητροπολιτική Αστυνομία απασχολούνται 48.661 υπάλληλοι.
1985 yılında kurtarma polis bölümünde devriye memuru olarak atandı.Ο Αλ Θανί διορίστηκε αξιωματικός περιπολίας στο τμήμα της Αστυνομικής Ομάδας Διάσωσης το 1985.
Babasının yerel sicil memurluğu ofisinde çalıştı ve sadece sekiz yaşında iken babası öldü.Ο πατέρας του ήταν υπάλληλος στο τοπικό ληξιαρχείο και απεβίωσε όταν ο Καρλ ήταν μόλις οκτώ ετών.
4 polis memuru öldü.Ως αποτέλεσμα, σκοτώθηκαν τέσσερις αστυνομικοί.
Kıyafet değiştirip hükümet memuru oldum.Καθιέρωση ειδικών ενδυμασιών για τους κρατικούς αξιωματούχους.
Bir polis memuru, bir adamla çocuğun çivi bombası saldırısı sonrası öldüğünü söyler.Ένας αστυνομικός της λέει ότι μετά από μία έκρηξη, ένας άνδρας και ένα πεντάχρονο παιδί σκοτώθηκαν.
Polis gazeteci ve memurları copladı; 357 kişi gözaltına alındı.Η αστυνομία και ο στρατός διεξήγαγαν 3.000 έρευνες και 497 άτομα συνελήφθησαν.
Çatışma sırasında bir polis memuru yaralanarak hayatını kaybetti.Κατά τη διάρκεια μιας διαδήλωσης διαμαρτυρίας τραυματίστηκε.
O yıllarda resmi kurum olarak Karakol Komutanlığı ve Nüfus Memurluğu da mevcuttu.Στα Σέρβια εγκαταστάθηκε προσωρινά το Στρατηγείο και το γενικό επιτελείο.
10 Ekim - Memur maaşları ilk kez peşin ödenmeye başladı.10 Ιανουαρίου - Γυναίκες αστυνομικοί ανακοινώνεται ότι θα προσληφθούν για πρώτη φορά.
Mesleği yüzünden Le Douanier (gümrük memuru) olarak da bilinir.Ήταν γνωστός ως «Le Douanier» (Ο Τελώνης) λόγω του επαγγέλματός του.
Aynı yıl Edirne maiyet memurluğuna atandı.Το προπονητικό επιτελείο τη χρονιά αυτή παρέμεινε το ίδιο.
Bir memurun oğluydu.Ήταν παιδί προσφύγων από τον Πόντο.
Bir memur bu durumdan şüphelenir.Ο Αγησίλαος θα το θεωρήσει ύποπτο αυτό.
1980 yılında Çankırı Kaymakam adayı olarak memuriyete başlamıştır.To 1980 έθεσε υποψηφιότητα για την προεδρία της Ισλανδίας.
En önemli görevli ya da yükümlü memur, Kardinal Tarcisio Bertone, Kutsal Makam'ın başbakanı gibidir.Ο τωρινός κάτοχος, Καρδινάλιος Ταρκίζιο Μπερτόνε, είναι το αντίστοιχο του πρωθυπουργού στην Αγία Έδρα.
Babası Julius Mathison Turing, Britanya Hindistan koloni idaresinde Hindistan devlet memuru idi.Ο πατέρας του, Τζούλιους Μάθισον Τούρινγκ, ήταν μέλος της ινδικής δημόσιας υπηρεσίας.
Böylece her vatandaş ömründe en az bir kez memur olabiliyordu.Έτσι όλοι οι πολίτες είχαν πιθανότητα να γίνουν κάποτε βουλευτές.
Onu sorgulayan polis memuru ise onun anlattıklarına güvenmiyordur."Και κανένας από τους αξιωματικούς δεν θέλει να ομολογήσει ότι το έχει κάνει.
Onun kadın polis memurlarına karşı hiçbir şeyi yok; o sadece Moore'nin çok yeşil olduğunu düşünüyor.Han har intet imod kvindelige politibeetjente, han føler blot at Moore er for grøn.
Ayrıca bir polis memuru da vurularak şehit edilmiştir.Den anden politibetjent bliver ligeledes skudt.
Sağlık ocağı Mevcut lakin Sağlık memuru yoktur.Den findes stadigvæk, men der er ingen offentlig adgang.
Fransa'da bir devlet memurunun çocuğu olarak doğdu.Han var født i Frankrig som søn af en forretningsmand.
Bir memur bu durumdan şüphelenir.Amtmanden havde forståelse for sagen.
Bir memurun oğluydu.Han var søn af en embedsmand.
Memur bölgede bir süredir çalıştı.Holdet har været i divisionen lige siden.
Memur Tenpenny onun amiridir.Løjtnant Pjock er sjantens overordnede.
Devlet memurları haftada en az 44 saat, sanayi işçileri de en az 48 saat çalışmak zorundaydı.1943 - Arbejdstiden i våbenindustrien i USA sættes til minimum 48 timer om ugen.
Daha sonra, 1993 yazında, Atlanta'da iki polis memuruna saldırıldı ve suçlu bulundu.Senere, i oktober 1993, blev Shakur sigtet for at have skudt mod to politifolk ude for tjenesten i Atlanta.
Çatışma sırasında bir polis memuru yaralanarak hayatını kaybetti.Under disse optøjer mistede en politimand livet.
Burada bulunan İngiliz subaylar ve memurlar tutuklandı.Her var der indsat indiske, britiske og amerikanske tropper.
Nušić ayrıca, gazeteci ve devlet memuru olarak çalışmıştır.Curtius var også aktiv som politisk journalist.