Bu deklerasyonu Siyonist Federasyonu'nun bilgisine sunmanızdan memnuniyet duyacağım.Būčiau labai dėkingas Jums, jei Jūs pateiktumėt šią deklaraciją Sionistų Federacijai.
Kendisi de memnuniyetle karşıladı.Jis mielai sutiko.
İlk eleştiriler memnuniyet vericidir.Esmane väärtusfakt on rahuldus ise.
Bu işi memnuniyetle kabul eden Hoca, böylelikle Safinaz’a da kavuşabileceğini düşünmektedir.Isegi vooruslik subjekt teab väga hästi, et see tegu pakuks talle suurt naudingut.
Rusya içinse durum memnuniyet vericiydi.Venemaa tingimustes osutus leiutis väga kasulikuks.
ABD veya diğer ülkelerdeki posta ofisleri reklamınızı memnuniyetle taşır.Al correo postal de EE. UU. o a las oficinas postales en otros países aún les encanta llevar su publicidad.
ABD veya diğer ülkelerdeki posta ofisleri reklamınızı memnuniyetle taşır.우체국은 여러분의 광고 우편물을 기꺼이 배달해 줄 거예요
ABD veya diğer ülkelerdeki posta ofisleri reklamınızı memnuniyetle taşır.Wszystkie poczty będą wciąż chętne do pomocy w rozsyłaniu twoich reklam i ulotek.
ABD veya diğer ülkelerdeki posta ofisleri reklamınızı memnuniyetle taşır.Поштове відділення США або поштові відділення в інших країнах з задоволенням принесуть Вашу рекламу.
ABD veya diğer ülkelerdeki posta ofisleri reklamınızı memnuniyetle taşır.مكتب البريد الأمريكي أو مكاتب البريد في دول أخرى ترحب بحمل إعلاناتك.
ABD veya diğer ülkelerdeki posta ofisleri reklamınızı memnuniyetle taşır.しかし今では多くの人がWebを使うため ダイレクトメールの効果は弱くなりました
Ama hayatta çok nadir olarak ustalaşılan diğer ders memnuniyet sanatı.Aber die andere Lektion des Lebens gelingt selten, die Kunst der Erfüllung.
Ama hayatta çok nadir olarak ustalaşılan diğer ders memnuniyet sanatı.Ale další úlohou života, kterou jen zřídka ovládáme, je umění naplnění.
Ama hayatta çok nadir olarak ustalaşılan diğer ders memnuniyet sanatı.Ale ďalšou úlohou života, ktorú len zriedka ovládame je umenie naplnenia.
Ama hayatta çok nadir olarak ustalaşılan diğer ders memnuniyet sanatı.Ale drugą lekcją życia, która rzadko jest opanowywana jest sztuka spełnienia.
Ama hayatta çok nadir olarak ustalaşılan diğer ders memnuniyet sanatı. Çünkü bilim kolaydır, haksız mıyım?A outra lição de vida que raramente é dominada é a arte da realização.
Ama hayatta çok nadir olarak ustalaşılan diğer ders memnuniyet sanatı. Çünkü bilim kolaydır, haksız mıyım?Een veel lastiger levensles is de kunst van vervulling.
Ama hayatta çok nadir olarak ustalaşılan diğer ders memnuniyet sanatı.Dar cealaltă lecţie a vieţii care este rar însușită e arta împlinirii.
Ama hayatta çok nadir olarak ustalaşılan diğer ders memnuniyet sanatı.De az élet másik tanulsága, amit kevesen sajátítanak el, a beteljesülés művészete.
Ama hayatta çok nadir olarak ustalaşılan diğer ders memnuniyet sanatı.그에 반해 숙달하기 어려운 삶에 대한 또 다른 레슨이 있으니 바로 충만함의 예술입니다.©
Ama hayatta çok nadir olarak ustalaşılan diğer ders memnuniyet sanatı.Mais l'autre leçon de vie qui est rarement maitrisée c'est l'art de l'accomplissement.
Ama hayatta çok nadir olarak ustalaşılan diğer ders memnuniyet sanatı.Ma l'altra lezione di vita che raramente sappiamo imparare è l'arte dell'essere appagati.
Ama hayatta çok nadir olarak ustalaşılan diğer ders memnuniyet sanatı.Nhưng bài học còn lại của cuộc sống ít đc biết rõ là nghệ thuật thực thi.
Ama hayatta çok nadir olarak ustalaşılan diğer ders memnuniyet sanatı.Pero la otra lección de la vida que raramente se domina, es el arte de la satisfacción.
Ama hayatta çok nadir olarak ustalaşılan diğer ders memnuniyet sanatı.Αλλά το άλλο μάθημα στη ζωή που σπάνια τελειοποιούμε είναι η τέχνη της εκπλήρωσης.
Ama hayatta çok nadir olarak ustalaşılan diğer ders memnuniyet sanatı.Але інший урок життя, який рідко опановують -- це мистецтво повноти життя.
Ama hayatta çok nadir olarak ustalaşılan diğer ders memnuniyet sanatı.Но второй жизненный урок, который мало кому удаётся усвоить, это искусство удовлетворённости.
Ama hayatta çok nadir olarak ustalaşılan diğer ders memnuniyet sanatı.Но другият урок, който рядко бива усвоен, е удовлетвореността.
Ama hayatta çok nadir olarak ustalaşılan diğer ders memnuniyet sanatı.אבל השיעור האחר של החיים שנדיר שיש מיומנים בו הוא אמנות ההגשמה.
Ama hayatta çok nadir olarak ustalaşılan diğer ders memnuniyet sanatı.و لكن درس الحياة الاخر الذى لا يتفوق فيه الكثيرون هو: فن الرضا.
Ama hayatta çok nadir olarak ustalaşılan diğer ders memnuniyet sanatı.科学は易しいですからね
Ama konu memnuniyet olunca, bu bir sanat.Aber wenn es zur Erfüllung kommt, dann ist es eine Kunst.
Ama konu memnuniyet olunca, bu bir sanat.Ale čo sa týka naplnenia, to je umenie.
Ama konu memnuniyet olunca, bu bir sanat.Ale co se týče naplnění, to je umění.
Ama konu memnuniyet olunca, bu bir sanat.Dar când vine vorba de împlinire, asta e o artă.
Ama konu memnuniyet olunca, bu bir sanat.De amikor a beteljesülés kerül sorra, az már művészet.
Ama konu memnuniyet olunca, bu bir sanat.Jeśli chodzi o spełnienie się, jest to sztuka.
Ama konu memnuniyet olunca, bu bir sanat.하지만 충만함에 대해 말하자면 그건 예술입니다.
Ama konu memnuniyet olunca, bu bir sanat.Maar als het gaat over vervulling, dat is een kunst.
Ama konu memnuniyet olunca, bu bir sanat.Mais quand il s'agit d'accomplissement, c'est tout un art.
Ama konu memnuniyet olunca, bu bir sanat.Ma quando si tratta di appagamento, quella è un'arte.
Ama konu memnuniyet olunca, bu bir sanat.Mas no que respeita a realização, isso é uma arte.
Ama konu memnuniyet olunca, bu bir sanat.Nhưng nói đến hoàn thành, đó là một nghệ thuật
Ama konu memnuniyet olunca, bu bir sanat.Pero cuando se trata de la satisfacción, es un arte.
Ama konu memnuniyet olunca, bu bir sanat.Αλλά όσο αφορά την εκπλήρωση, αυτό είναι τέχνη.
Ama konu memnuniyet olunca, bu bir sanat.Але якщо говорити про самореалізацію -- це вже мистецтво.
Ama konu memnuniyet olunca, bu bir sanat.Но когато стане въпрос за удовлетворението, това е изкуство.
Ama konu memnuniyet olunca, bu bir sanat.Но когда речь заходит об удовлетворённости, это искусство.
Ama konu memnuniyet olunca, bu bir sanat.אבל כשזה מגיע להגשמה, זאת אמנות.
Ama konu memnuniyet olunca, bu bir sanat.و لكن عندما يتعلق الأمر بالرضا؛ يصبح حديثنا عن "فن"
Ama konu memnuniyet olunca, bu bir sanat.というのも それは 認めることであり
Ancak sevgili kardeşler, sizlerle konuşabilmekten dolayı memnuniyet duyuyorum.그러나, 형제와 자매, 당신에 게 말하기의 몇 분 나이 주셔서 감사 합니다.
Aynı anda hem büyük bir korku hem de memnuniyet hissettin mi?Ai simţit vreodată plăcere şi teamă imensă în acelaşi timp ?
Aynı anda hem büyük bir korku hem de memnuniyet hissettin mi?Cítil jsi někdy najednou velký strach a blaženost?
Aynı anda hem büyük bir korku hem de memnuniyet hissettin mi?Érzett már olyat, hogy nagyon fél és mégis élvezi?
Aynı anda hem büyük bir korku hem de memnuniyet hissettin mi?Hatten Sie schon mal fruchtbare Angst und Spaß zugleich?
Aynı anda hem büyük bir korku hem de memnuniyet hissettin mi?Heb je ooit tegelijkertijd angst en vreugde gevoeld ?
Aynı anda hem büyük bir korku hem de memnuniyet hissettin mi?Έχεις νιώσει ποτέ μεγάλο φόβο και απόλαυση μαζί ;
Aynı anda hem büyük bir korku hem de memnuniyet hissettin mi?Вы когда-нибудь испытывали и страх, и удовольствие.
Aynı anda hem büyük bir korku hem de memnuniyet hissettin mi?Усещали ли сте голям страх и удоволствие едновременно?