Sonuçlar elime geçtiğinde, bir kişinin performansı hariç herşey gayet memnuniyet vericiydi.Og da jeg fik resultaterne, var det det vi fik -- jeg var meget glad -- bortset fra en person.
Sonuçlar elime geçtiğinde, bir kişinin performansı hariç herşey gayet memnuniyet vericiydi.Resultat jag fick, var detta -- Jag var glad -- bortsett från en person.
Sonuçlar elime geçtiğinde, bir kişinin performansı hariç herşey gayet memnuniyet vericiydi.Saadessani tulokset, niin kävikin -- olin hyvin onnellinen -- paitsi yhden henkilön kohdalla.
Sonuçlar elime geçtiğinde, bir kişinin performansı hariç herşey gayet memnuniyet vericiydi.Şi când am primit rezultatele, asta s-a şi întâmplat -- eram foarte bucuros -- cu excepţia unei persoane.
Sonuçlar elime geçtiğinde, bir kişinin performansı hariç herşey gayet memnuniyet vericiydi.Và khi tôi có kết quả, nó đúng như dự kiến -- Tôi cảm thấy rất hạnh phúc -- trừ với một người.
Sonuçlar elime geçtiğinde, bir kişinin performansı hariç herşey gayet memnuniyet vericiydi.И когато получихме резултатите, ето какво получих -- бях много щастлив -- с изключение на един човек.
Sonuçlar elime geçtiğinde, bir kişinin performansı hariç herşey gayet memnuniyet vericiydi.І коли я отримав результати, трапилось ось що - мене ощасливили всі - крім одного.
Sonuçlar elime geçtiğinde, bir kişinin performansı hariç herşey gayet memnuniyet vericiydi.Когда я получил результаты, вот что мы получили — я был очень доволен — кроме одного человека.
Sonuçlar elime geçtiğinde, bir kişinin performansı hariç herşey gayet memnuniyet vericiydi.וכשקיבלתי את התוצאות, זה מה שהיה -- הייתי מרוצה מאוד -- חוץ מאיש אחד.
Sonuçlar elime geçtiğinde, bir kişinin performansı hariç herşey gayet memnuniyet vericiydi.وحين حصلت على النتائج، كان ذلك ما حصل -- كنت في غاية السعادة -- باستثناء شخص واحد.
Sonuçlar elime geçtiğinde, bir kişinin performansı hariç herşey gayet memnuniyet vericiydi.よかったです ただ1人例外がいました 高いパフォーマンスを期待した
Sorularınız cevaplamaktan memnuniyet duyacağım.Dacă aveți întrebări vă stau la dispoziție.
Sorularınız cevaplamaktan memnuniyet duyacağım.Giờ thì tôi vui lòng trả lời các câu hỏi của các bạn.
Sorularınız cevaplamaktan memnuniyet duyacağım.Ich freue mich, Ihre Fragen zu beantworten.
Sorularınız cevaplamaktan memnuniyet duyacağım.Ik wil nu graag jullie vragen beantwoorden.
Sorularınız cevaplamaktan memnuniyet duyacağım.Je répondrais volontiers à vos questions.
Sorularınız cevaplamaktan memnuniyet duyacağım.이제 여러분들 질문을 받도록 할게요.
Sorularınız cevaplamaktan memnuniyet duyacağım.Ora sarò felice di rispondere a qualche domanda.
Sorularınız cevaplamaktan memnuniyet duyacağım.Responderé sus preguntas.
Sorularınız cevaplamaktan memnuniyet duyacağım.Z przyjemnością odpowiem na pytania.
Sorularınız cevaplamaktan memnuniyet duyacağım.А сейчас я готова ответить на ваши вопросы.
Sorularınız cevaplamaktan memnuniyet duyacağım.Ще се радвам да отговоря на въпросите ви.
Sorularınız cevaplamaktan memnuniyet duyacağım.אני אשמח לשמוע מכם שאלות.
Sorularınız cevaplamaktan memnuniyet duyacağım.أنا مستعدة لإستقبال اسئلتكم.
Sorularınız cevaplamaktan memnuniyet duyacağım.(拍手)
Tabii ki, serbest lisansimiz oldugundan, eger kotu bir is yaparsam, gonulluler, memnuniyetle cekip giderler---Evidentemente, por la licencia libre, si hago mal mi trabajo, los voluntarios son libres de irse.
Tabii ki, serbest lisansimiz oldugundan, eger kotu bir is yaparsam, gonulluler, memnuniyetle cekip giderler---물론 무료 라이센스이기 때문에, 제가 나쁜 짓이라도 하면, 우리 봉사해주시는 분들이 자료를 모두 가지고 떠나면 그만이겠죠.
Tabii ki, serbest lisansimiz oldugundan, eger kotu bir is yaparsam, gonulluler, memnuniyetle cekip giderler---כמובן, בגלל הרשיון החופשי, אם אעשה עבודה גרועה, המתנדבים יותר מישמחו לעזוב --
Tabii ki, serbest lisansimiz oldugundan, eger kotu bir is yaparsam, gonulluler, memnuniyetle cekip giderler---بالطبع، لأن الرخصة مجانية، إذا قمت بعمل سيئ، سيقوم المتطوعين بالمغادرة بكل سعادة--
Tabii ki, serbest lisansimiz oldugundan, eger kotu bir is yaparsam, gonulluler, memnuniyetle cekip giderler---ボランティアは文句なく去るでしょうし 私は誰にも指示なんか出来ません
Ve içinde olduğum işten aldığım memnuniyetin yeterli olmadığını, daha fazlasının gerektiğini hissettim.Cítil jsem, že filmy na, kterých pracuji, uplně nepostihují celou stránku věci, že určitě jde dělat něco víc.
Ve içinde olduğum işten aldığım memnuniyetin yeterli olmadığını, daha fazlasının gerektiğini hissettim.In čutil sem, da zadovoljstvo z delom ni bilo dovolj, da je moralo obstajati nekaj več.
Ve içinde olduğum işten aldığım memnuniyetin yeterli olmadığını, daha fazlasının gerektiğini hissettim.제가 하고 있던 여러가지일에 부족함을 느꼈고, 뭔가 해야만 하는 일이 더 있을거라는 확신이 들었습니다.
Ve içinde olduğum işten aldığım memnuniyetin yeterli olmadığını, daha fazlasının gerektiğini hissettim.Maar ik voelde dat het werk waar ik mee bezig was, niet veel hout sneed. Het kon zeker beter.
Ve içinde olduğum işten aldığım memnuniyetin yeterli olmadığını, daha fazlasının gerektiğini hissettim.Och jag kände innehållet av mitt jobb var verkligen inte nog för mig, att det definitivt fanns något mer.
Ve içinde olduğum işten aldığım memnuniyetin yeterli olmadığını, daha fazlasının gerektiğini hissettim.Saya bisa merasakan isi dari karya yang saya mainkan tidak cukup memuaskan, pasti ada yang lebih baik.
Ve içinde olduğum işten aldığım memnuniyetin yeterli olmadığını, daha fazlasının gerektiğini hissettim.Và tôi đã cảm nhận ý nghĩa của việc mà tôi làm không tốt như mong đợi, nhưng chắc chắn phải hơn như thế.
Ve içinde olduğum işten aldığım memnuniyetin yeterli olmadığını, daha fazlasının gerektiğini hissettim.И почувствах, че удовлетвореността от работата, която вършех не беше достатъчна, имаше нещо повече от това.
Ve içinde olduğum işten aldığım memnuniyetin yeterli olmadığını, daha fazlasının gerektiğini hissettim.והרגשתי שהתוכן בעבודה שהייתה לי לא היה מספיק, שבטוח יש עוד.
Ve içinde olduğum işten aldığım memnuniyetin yeterli olmadığını, daha fazlasının gerektiğini hissettim.もっとできることがあるはずだと感じていました その時 フランク・バーナビーの本を読みました
Ve memnuniyet işte bu noktada geliyor.A tady přichází na řadu naplnění.
Ve memnuniyet işte bu noktada geliyor.A tu prichádza na rad naplnenie.
Ve memnuniyet işte bu noktada geliyor.Dat gaat om vervulling.
Ve memnuniyet işte bu noktada geliyor.E é aqui que entra a realização.
Ve memnuniyet işte bu noktada geliyor.És itt jön be a képbe a beteljesülés.
Ve memnuniyet işte bu noktada geliyor.Et c'est là que l"épanouissement entre en scène.
Ve memnuniyet işte bu noktada geliyor.E tra questi rientra l'appagamento.
Ve memnuniyet işte bu noktada geliyor. İlk dördünden memnuniyet elde edemezsiniz.이것이 충만함이 오는 곳입니다. 여러분은 처음 네개에서
Ve memnuniyet işte bu noktada geliyor. İlk dördünden memnuniyet elde edemezsiniz.ופה מגיעה ההגשמה. לא תשיגו הגשמה
Ve memnuniyet işte bu noktada geliyor. İlk dördünden memnuniyet elde edemezsiniz.و منهما يأتى شعورك بالرضا. لن تشعر بالرضا مطلقا
Ve memnuniyet işte bu noktada geliyor. İlk dördünden memnuniyet elde edemezsiniz.最初の4つで充足は得られません 喫煙 飲酒なんかでも最初の4つは得られますが
Ve memnuniyet işte bu noktada geliyor.I właśnie tu pojawia się spełnienie.
Ve memnuniyet işte bu noktada geliyor.Şi aici apare împlinirea.
Ve memnuniyet işte bu noktada geliyor.Und das ist, wenn die Erfüllung kommt.
Ve memnuniyet işte bu noktada geliyor.Và đây là nơi thành quả đến với bạn.
Ve memnuniyet işte bu noktada geliyor.Y aquí es donde entra la satisfacción.
Ve memnuniyet işte bu noktada geliyor.Και εδώ είναι που έρχεται η πληρότητα.
Ve memnuniyet işte bu noktada geliyor.И вот где заходит речь о самореализации.
Ve memnuniyet işte bu noktada geliyor.И тук вече идва удовлетворението.
Ve memnuniyet işte bu noktada geliyor.І ось де приходить самореалізація.