Gelmekten memnuniyet duyarım.I'll be glad to come.
Ben size memnuniyetle yardımcı olurum.I will gladly help you.
Size memnuniyetle yardımcı olurum.I will gladly help you.
Bu herkes için memnuniyet verici olmalı.That should be pleasing to anyone.
Biz müşteri memnuniyeti için çalışıyoruz.We aim to please.
O bizim teklifimizi memnuniyetle kabul etti.He gladly accepted our offer.
Evlilik teklifini memnuniyetle kabul etti.She gladly accepted his proposal.
Kız kardeşinin ameliyatından sonra tehlikede olmadığını duymaktan memnuniyet duyuyorum.I'm glad to hear that your sister is out of danger after her operation.
Onun yüzünde bir memnuniyet görüntüsü belirdi.A look of contentment appeared on his face.
Müşteri memnuniyeti bizim bir numaralı önceliğimizdir.Customer satisfaction is our number one priority.
Birçok Amerikalı planı memnuniyetle karşıladı.Many Americans welcomed the plan.
Hiç kimse, öneriyi memnuniyetle karşılamadı.No one welcomed the proposal.
Tavsiyeme ihtiyacın varsa bunu size vermek için memnuniyet duyarım.If you need my advice, I'd be glad to give it to you.
Bu grubun parçası olmaktan memnuniyet duyuyorum.I like being part of this group.
Memnuniyetsizliğimi ifade etmek için yazıyorum.I am writing to express my dissatisfaction.
Memnuniyetsizliğini ifade etti.He expressed his dissatisfaction.
Memnuniyetle, canım.With pleasure, my dear.
"Bana bir fincan kahve getirir misin?" "Memnuniyetle, canım.""Would you get me a cup of coffee?" "With pleasure, my dear."
"Bana bir fincan kahve getirir misin?" "Elbette. Memnuniyetle.""Would you get me a cup of coffee?" "Sure. I'd be glad to."
Tom memnuniyetsizliğini gizleyen oldukça iyi bir iş yaptı.Tom has done a pretty good job concealing his dissatisfaction.
Kazandığımızı bildirmekten memnuniyet duyuyorum.I'm happy to report that we won.
Kimse memnuniyet içinde değil.No one is amused.
Tom memnuniyet içinde.Tom's amused.
Onlar memnuniyet içinde.They're amused.
Evet, memnuniyetle.Yes, gladly.
Biz memnuniyet içindeyiz.We're amused.
Tom memnuniyetle kabul etti.Tom gladly agreed.
Ben memnuniyet talep ediyorum.I demand satisfaction.
Onu memnuniyetle yaparım.I will do it gladly.
Görevimi memnuniyetle yapacağım.I will gladly do my duty.
Tom memnuniyet içindeydi.Tom was amused.
Tom Mary'nin hediyesini memnuniyetle kabul etti.Tom gladly accepted Mary's gift.
Onun hakkında bildiğim her şeyi Tom'a söylemekten memnuniyet duyarım.I'd be glad to tell Tom everything I know about that.
Sizi memnuniyetle eve götüreceğiz.We'll gladly take you home.
Tom artık memnuniyet içinde değil.Tom is no longer amused.
Onlar memnuniyetsizdi.They were discontented.
Senin meydan okumanı memnuniyetle kabul ediyorum.I gladly accept your challenge.
Şirket, ürünlerini kullanan tüketicilerin geri bildirimlerini memnuniyetle karşılıyor.The company welcomes feedback from consumers who use their products.
Onlara ne kadar memnuniyetsiz olduğumu söyle.Tell them how displeased I am.
Ona ne kadar memnuniyetsiz olduğumu söyle.Tell him how displeased I am.
Kesinlikle, memnuniyetle.Sure, gladly.
Onlar memnuniyet içinde olmadı.They were not amused.
Tom daveti memnuniyetle kabul etti.Tom gladly accepted the invitation.
Dilek memnuniyetsizlikten kaynaklanır. Bunu kontrol etmeye çalış.Desire is a source of discontent. Try to control it.
Dilek memnuniyetsizlikten kaynaklanır. Bunu kontrol etmeye çalışın.Desire is a source of discontent. Try to control it.
Size göstermekten memnuniyet duyarım.I'll be glad to show you.
Onun önerisini memnuniyetle kabul ettim.I gladly accepted his proposal.
Bu bana büyük memnuniyet verdi.It gave me great satisfaction.
Önerileri memnuniyetle karşılıyoruz.We welcome submissions.
Anne'in moral bozukluğu Gilbert'in memnuniyeti kadar belirgindi.Anne's mortification was as evident as Gilbert's satisfaction.
Güçlerini kötüye kullananları memnuniyetle karşılamıyorum.I do not take kindly to those who abuse their power.
Bunu yapmaktan memnuniyet duyarım.I'd be pleased to do that.
Tom memnuniyet içinde görünmüyordu.Tom didn't seem amused.
Tom memnuniyet içinde görünüyordu.Tom seemed to be amused.
Ben çok memnuniyet içindeydim.I was very amused.
Memnuniyetle geleceğim.I'll gladly come.
Tom Mary'nin memnuniyet içinde olduğunu söyledi.Tom said that Mary was amused.
Memnuniyetle sana yardım ederim.I'll gladly help you.
Sami memnuniyetle kabul etti.Sami gladly accepted.
Tom yardım etmekten memnuniyet duyacağını söyledi.Tom replied he'd be glad to help.