Yatırımcılar bu durumdan memnun değillerdir.Istražitelje to nije zadovoljilo.
Opal bundan memnun olmaz.Likića to nije zadovoljavalo.
Sam Hamm'in yazdığı senaryodan memnun olmayan Burton, Waters'ı metni tekrar yazmak ile görevlendirdi.Nezadovoljan Hammovim scenarijem, Burton je od Watersa zatražio da ga prepravi.
Böylece herkes ihtiyacına göre olabildiğince memnun edilmiş olur.Svatko ga može koristiti iz bilo kojeg razloga koji im se sviđa.
Test sonuçları İsrail ordusu tarafından oldukça memnuniyet verici bulunmuştur.Daljnje usavršavanje uslijedilo je suradnjom s izraelskom vojskom.
Halk var olan rejimden memnun değilse,ayaklanıp var olan rejimi değiştirebilmektedir.Dakle, ako su ljudi nezadovoljni s onima koji vladaju, mogu ih mijenjati.
Pes. Ben ne yaparsam yapayım asla memnun görünmüyorsun.Predajem se. Što god da učinim, nikada ne izgledaš zadovoljno.
Sizi neler hangileri memnun etmektedir?Kto/čo vás najviac vyrušuje?
İşinden hiç memnun değildir.Táto práca ho ale neuspokojovala.
Sıradan insanların için çalışma şartları onları memnun etmiyordu ve tehlikeliydi.Pre toto ich masy ľudu neobľubovali a oni nemali vplyv na bežný ľud.
Ama Williams sonuçtan memnun kalmadı.Williams sa však na jeho vývoji nepodieľal.
Bazı eleştirmenler de filmin karmaşık yapısından memnun oldu.Rozpačitá bola aj odozva filmovej kritiky.
Her ikisi de durumdan memnundur, fakat beklenmedik bir şekilde rahatsızlanacaktır.Obaja sú síce spojení manželským zväzkom, no ich vzťah nie je vôbec šťastný, ale inak naplnený.
Bu da geri dönen kralı çok memnun etmedi.Za kar pa kralj ni zadovoljen.
Athanaric antlaşma istedi ve Valens de memnuniyetle kabul etti.Atanarik je zaprosil za mir, kar je Valens z veseljem sprejel.
Dindar Müslümanları memnun etmeye çalıştı hatta kendisinin Müslüman olduğunu ima etti.Poleg tega ga je imela cerkev na sumu, da je bil naklonjen muslimanom.
İşinden hiç memnun değildir.Vendar vseeno s svojim življenjem ni zadovoljen.
Warner, kardeşlerin şirketine kazandırdığı başarılardan çok memnundu.Bil je zelo zadovoljen z uspehom njegovih sodelavcev.
"Sonuçtan herkes memnun".Vsi se veselijo srečnega konca.
Tahtta çok uzun süre kalamadıklarından dolayı bu memnuniyetsizlik uzun sürmedi.Na napetosti med njima ni bilo treba dolgo čakati.
Ancak yeni durumundan memnun kalacak kadar yaşamaz, iki yıl sonra ölür.Ktenas svojega novega položaja ni užival prav dolgo, ker je že dve leti kasneje umrl.
Büyücüler Kraliçesi planının gerçekleşmesinden çok memnundur.Kralj in kraljica sta bila ponosna, da so se jima izpolnile sanje.
Siegfried bu ikramı memnuniyetle kabul eder, artık bambaşka bir insandır.Minka ponudbo sprejme in postane čisto drugi človek.
Rusya içinse durum memnuniyet vericiydi.Za Ruse se je začela ugodno.
Bu deklerasyonu Siyonist Federasyonu'nun bilgisine sunmanızdan memnuniyet duyacağım.Būčiau labai dėkingas Jums, jei Jūs pateiktumėt šią deklaraciją Sionistų Federacijai.
Rusya'da bundan memnun değildi.Jis nepatiko Rusijai.
Yazarın teyzeleri bu evlilikten memnun kalmadı.Manoma, jog rašytojos tėvų santuoka nebuvo laiminga.
Ailesi oyuncu olacağı haberinden hiç memnun kalmamıştır.Tėvai nebuvo laimingi dėl A.Tautou pasirinkimo tapti aktore.
Kont bu gelişmeden çok memnun olmuştur.Italijos vyriausybė buvo labai nepatenkinta šia afera.
Kendisi de memnuniyetle karşıladı.Jis mielai sutiko.
Bu antlaşma her iki tarafı da memnun etmemişti.Abi pusės buvo kompromisu nepatenkinti.
Ben de çok memnun oldum.Aš buvau ir didesnė įžymybė.
İşinden hiç memnun değildir.Jis pats niekada nebuvo patenkintas savo kūriniais.
Tom memnun görünüyor.Tomas atrodo patenkintas.
Sonuçlardan memnun değilim.Aš nepatenkintas rezultatais.
Sonuçlardan memnun değilim.Aš nepatenkinta rezultatais.
Ama tabii bulunduğum yerden memnunum.Siiski jõuti õnnelikult kohale.
İlk eleştiriler memnuniyet vericidir.Esmane väärtusfakt on rahuldus ise.
"Hepsi memnun".Kõik on rahul.
Karl’ın talepleri vatandaşları memnun etmemiştir.Ülikud polnud aga Charlesi valitsemisega rahul.
Bu işi memnuniyetle kabul eden Hoca, böylelikle Safinaz’a da kavuşabileceğini düşünmektedir.Isegi vooruslik subjekt teab väga hästi, et see tegu pakuks talle suurt naudingut.
Ancak yaşadığı hayattan çok da memnun değildi.Tema eraelu ei olnud kuigi õnnelik.
Bu tartışmada Euthypro "tanrıları memnun eden şeyin kutsal olduğunu" söyler.Euthyphron vastab, et vaga on see, keda jumalad armastavad.
"O olursa pek âlâ memnunuz" der.Ja kui ta meie juures on, siis läheb tal hästi."
Memnun değilseniz beni görevden alın.' dedim.Ise hoolitsen, et vastasel korral tööst ilma jääd."
Bundan memnun olmalıyız.Selle üle pigem rõõmustatakse.
Lana ve Rusev, bundan memnun kalmadı.Zuroff ja Wiesenthali keskus ei olnud selle otsusega rahul.
Rusya içinse durum memnuniyet vericiydi.Venemaa tingimustes osutus leiutis väga kasulikuks.
Kont bu gelişmeden çok memnun olmuştur.Harry on selle oskuse kaotamise üle väga õnnelik.
100"e tamamladığıma memnundum, çünkü yeteneğim bu kadar.수학있잖아요? 전 100까지 더하기가 되는 것만해도 다행이에요. 제 능력이 그 정도죠.
100"e tamamladığıma memnundum, çünkü yeteneğim bu kadar.Cieszę się że udało mi się go wstawić, to był pokaz moich umiejętności.
100"e tamamladığıma memnundum, çünkü yeteneğim bu kadar.Ik ben al blij dat ik kan optellen tot 100, want dat zijn mijn vaardigheden.
100"e tamamladığıma memnundum, çünkü yeteneğim bu kadar.Je suis heureuse d'avoir pu aller jusqu'à 100, parce que c'est ma limite en calcul.
100"e tamamladığıma memnundum, çünkü yeteneğim bu kadar.Sono stata contenta che il risultato facesse 100, perché la mia matematica arriva fino a lì.
100"e tamamladığıma memnundum, çünkü yeteneğim bu kadar.Sunt fericita ca am putut adauga pana la 100, pentru ca asta este tot ce pot face.
100"e tamamladığıma memnundum, çünkü yeteneğim bu kadar.Vidíte tu matematiku? Jsem ráda, že jsem to zvládla dopočítat do 100, protože takové jsou moje schopnosti.
100"e tamamladığıma memnundum, çünkü yeteneğim bu kadar.Щастлива съм, че можах да стигна до 100, защото дотам се простирах възможностите ми.
100"e tamamladığıma memnundum, çünkü yeteneğim bu kadar.אתם רואים את כל המתמטיקה? אני פשוט שמחה שהייתי מסוגלת לחבר את זה ל100, מפני שאלה הכישורים שלי.
100"e tamamladığıma memnundum, çünkü yeteneğim bu kadar.それが私のスキルというわけです
ABD veya diğer ülkelerdeki posta ofisleri reklamınızı memnuniyetle taşır.Al correo postal de EE. UU. o a las oficinas postales en otros países aún les encanta llevar su publicidad.