Başa geçerken yaşanan olaylardan ötürü Claudius senatoyu memnun etmek için büyük özen gösterdi.בשל נסיבות עלייתו לשלטון התאמץ קלאודיוס במידה מרובה לפייס את הסנאט.
Ancak yeni durumundan memnun kalacak kadar yaşamaz, iki yıl sonra ölür.הוא לא הספיק ליהנות מנחלותיו החדשות לאורך זמן, כיוון שנפטר שנתיים לאחר מכן.
Sizi neler hangileri memnun etmektedir?מאילו פעילויות אתה נהנה?
Bu hiç kimseyi memnun etmeyen bir durum.אדם די מטורף שאיננו מסתפק בכלום.
Ancak onu en çok memnun eden şey ise müziktir.הדבר היחיד שמשך אותו היה המוזיקה.
Rick bu durumdan pek memnun değildir.ג'ליקו לא היה מרוצה ממצב זה.
Aşk-ı Memnu (2002).חוה רצון (2002).
Ancak hayatlarından memnundurlar.הם הספיקו לחיות את חייהם.
Üretim kalitesini yükseltmek ve müşteri memnuniyetini sağlamak için çabalamıştır.הגדלת היכולת של הארגון לייצר ללקוחותיו עונג (delight).
Bu Danilo'yu çok memnun eder.הוא מאוד אוהב את לואיסנה.
Joseph Stalin de Münih Anlaşmasından memnun değildi.אדולף היטלר לא היה מרוצה מתוצאות הסכם מינכן.
Bununla birlikte, Mısır'a gelen bu düşünceler herkesi memnun etmedi.עם זאת, למרות משיכתה, גישה זו לא הייתה מקובלת על כולם.
Her ne kadar kendisinin bu takastan memnun olmadığı söylensede yeni sezona başladı ve 77 maçta oynadı.בניגוד לעונות הקודמות, הפעם יאו לא נפצע לתקופה ממושכת בעונה הסדירה ושיחק ב-77 משחקים.
Bundan büyük memnuniyet duydum."אני מאוד גאה בזה."
Bu antlaşma her iki tarafı da memnun etmemiştir.ההסכם לא מולא במלואו על ידי שני הצדדים.
Daniel Waters, Burton'ı memnun eden bir senaryo teslim etti.Даниъл Уотърс предава сценарий, който се харесва на Бъртън.
Ancak, Styles bu saldırıdan memnun görünmüyordu.Стайлс, обаче, не изглеждаше доволен от атаката.
Ama Williams sonuçtan memnun kalmadı.Въпреки всичко Брус не е доволен от резултата.
Cuse "hiçkimsenin altı bölümlük devam süresinden memnun olmadığını" kabul etti.Кюс потвърждава, че "никой не е доволен от шестепизодовата част на сезона."
Sizi neler hangileri memnun etmektedir?На какви дейности се наслаждавате?
Hepsi bu yeni durumdan memnun olmadıklarını ifade ederler.Не всички са доволни от новия курс.
Yardımcı olmaktan memnuniyet duyarız.Ще сме ви благодарни ако ни подкрепите.
David sorduğumuz soruları memnuniyetle karşılasa da bu soruları yanıtsız bırakmaktaydı (...)Гас не престава да задава въпроси на Бен, на които той отказва да отговаря (а дори и да ги чуе).
Sunumda, Justinianus ilk teklifi reddetti ve ikincisini öğrendiğinde çok memnun oldu.Император Юстиниан наистина отхвърля първото предложение и с удоволствие чува второто.
Ben halinden memnun değildir.Но това не ме радва.
Karl’ın talepleri vatandaşları memnun etmemiştir.Романите на Карл Май всъщност не са популярни в САЩ.
Ancak sonuçtan memnun kalmamış, umduğunu bulamamıştır.Той не е удовлетворен и отказва.
Rusya'da bundan memnun değildi.В Русия не е бил.
İlk eleştiriler memnuniyet vericidir.Първите тестове са разочароващи.
Müşteri memnuniyetinin kısa periyotlarda güncellenmesi, memnuniyetin derecelendirmesinde önemlidir.Периодът, пред който употребяващият може да се наслади на удоволствието, е сравнително кратък.
"O olursa pek âlâ memnunuz" der.Ако успеем в това, аз ще бъда щастлив ."
Kolejin eski mezunları ve bazı öğrencileri bu karardan memnun olmamıştır.Част от колежите и университетите не изискват този изпит.
Fakat sonuçtan memnun kalınmadı.И непрекъснато са недоволни от крайния резултат.
Aşk-ı Memnu (2002).Love Comes Again (2004 г.)
Yargıç beş yıl mahkûmiyet kararı verir ve Michael'in bu karara memnun olduğu görülür.В процеса съдът взел страната на потърпевшата и Майк бил осъден на шест години затвор.
Kaloriferi tamir ettiklerine memnunum, ama şimdi de çok sıcak.Радвам се, че оправиха отоплението, но сега е прекалено горещо.
Bana toplantıyı hatırlattığın için memnun oldum.Доволен съм, че ми напомни за срещата.
Aşk-ı Memnu (2002).Pijani od ljubavi (2002.)
Ama başından beri bu evlilikten memnun değildi.Taj brak je od samog početka bio neuspjeh.
Kürdistan Bölgesel Yönetimi tarafından memnuniyetle karşılandı.Administrativno su u sastavu općine Kravarsko.
Yatırımcılar bu durumdan memnun değillerdir.Istražitelje to nije zadovoljilo.
Opal bundan memnun olmaz.Likića to nije zadovoljavalo.
Sam Hamm'in yazdığı senaryodan memnun olmayan Burton, Waters'ı metni tekrar yazmak ile görevlendirdi.Nezadovoljan Hammovim scenarijem, Burton je od Watersa zatražio da ga prepravi.
Böylece herkes ihtiyacına göre olabildiğince memnun edilmiş olur.Svatko ga može koristiti iz bilo kojeg razloga koji im se sviđa.
Test sonuçları İsrail ordusu tarafından oldukça memnuniyet verici bulunmuştur.Daljnje usavršavanje uslijedilo je suradnjom s izraelskom vojskom.
Halk var olan rejimden memnun değilse,ayaklanıp var olan rejimi değiştirebilmektedir.Dakle, ako su ljudi nezadovoljni s onima koji vladaju, mogu ih mijenjati.
Pes. Ben ne yaparsam yapayım asla memnun görünmüyorsun.Predajem se. Što god da učinim, nikada ne izgledaš zadovoljno.
Sizi neler hangileri memnun etmektedir?Kto/čo vás najviac vyrušuje?
İşinden hiç memnun değildir.Táto práca ho ale neuspokojovala.
Sıradan insanların için çalışma şartları onları memnun etmiyordu ve tehlikeliydi.Pre toto ich masy ľudu neobľubovali a oni nemali vplyv na bežný ľud.
Ama Williams sonuçtan memnun kalmadı.Williams sa však na jeho vývoji nepodieľal.
Bazı eleştirmenler de filmin karmaşık yapısından memnun oldu.Rozpačitá bola aj odozva filmovej kritiky.
Her ikisi de durumdan memnundur, fakat beklenmedik bir şekilde rahatsızlanacaktır.Obaja sú síce spojení manželským zväzkom, no ich vzťah nie je vôbec šťastný, ale inak naplnený.
Bu da geri dönen kralı çok memnun etmedi.Za kar pa kralj ni zadovoljen.
Athanaric antlaşma istedi ve Valens de memnuniyetle kabul etti.Atanarik je zaprosil za mir, kar je Valens z veseljem sprejel.
Dindar Müslümanları memnun etmeye çalıştı hatta kendisinin Müslüman olduğunu ima etti.Poleg tega ga je imela cerkev na sumu, da je bil naklonjen muslimanom.
İşinden hiç memnun değildir.Vendar vseeno s svojim življenjem ni zadovoljen.
Warner, kardeşlerin şirketine kazandırdığı başarılardan çok memnundu.Bil je zelo zadovoljen z uspehom njegovih sodelavcev.
"Sonuçtan herkes memnun".Vsi se veselijo srečnega konca.
Tahtta çok uzun süre kalamadıklarından dolayı bu memnuniyetsizlik uzun sürmedi.Na napetosti med njima ni bilo treba dolgo čakati.