Ana içeriğe geç
Sözlük

memnu ile cümle

memnu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Ancak Macar halkı bu işgalden memnun değildi.Befolkningen var ikke begeistret for deres tilbakekomst.
Meyer iki ana karakteri oynayacakların seçiminden dolayı memnun olmuştu.Mayer var uenig med Cukor i to av hans valg av skuespillere.
Ancak mutluluk daha çok iyi bir yaşam tarzı ve halinden memnun olmayı ifade eder.Velvære ble definert som en sammensetning av opplevd lykkelighet og tilfredshet med livet.
Aşk-ı Memnu (2002).Kjærlighetens historie (2005).
Ama başından beri bu evlilikten memnun değildi.Ekteskapet var vanskelig fra begynnelsen.
Ama Williams sonuçtan memnun kalmadı.Fahr ble ikke fornøyd med resultatet.
(Bunu memnuniyetle karşılasam da kabul etmem mümkün değil.)(Muligens var dette den eneste, men det vet vi ikke med sikkerhet.)
Bundan memnun olmalıyız.Saya puas sekali akan hal itu.
Bundan memnun olsam da olmasam da, bu diğerlerinin hoşuna gitse de gitmese de...'Saya tidak peduli jika yang lain tidak suka, Saya akan merasa senang jika yang lain begitu."
Burada 3 yıl çalışsa da pek memnun olmadığı bu işi bıraktı.Selama 3 tahun ia di sana, nilai-nilainya nyaris tidak memuaskan.
Allah her şeyin doğrusunu bilir ki; çok sevindik ve memnun olduk.Pengertiannya yaitu; Kita dan semuanya adalah bagian dari dzat Allah.
RHCP üyeleri de Slovak'ın yerine aldıkları gitarist Jack Sherman'dan memnun değildir.Hal ini merupakan saat yang tepat, karena grup band tidak puas dengan gitaris pengganti Slovak, Jack Sherman.
Fakat bundan hiç de memnun değildir.Namun dia masih belum juga puas.
Ama başından beri bu evlilikten memnun değildi.Awalnya pernikahan tersebut tidak begitu baik.
Ancak, Styles bu saldırıdan memnun görünmüyordu.Matilda tampaknya tidak terkesan oleh rencana ini.
Aşk-ı Memnu (2002).30 Hari Mencari Cinta (2003).
Ancak, daha sonra Jackson aniden bu planı iptal etti çünkü performanstan memnun değildi.David menjadi sorotan pada malam itu, karena menyanyikan lagu tersebut tanpa cela.
Fakat sonuçtan memnun kalınmadı.Tapi hasilnya tidak menggembirakan.
Başa geçerken yaşanan olaylardan ötürü Claudius senatoyu memnun etmek için büyük özen gösterdi.Claudius merasakan penderitaan yang sangat berat untuk menyenangkan hati para Senator.
Ben'i kedicik gibi gösteren bir karakterin varlığından memnun olmam gerekir.Bastet digambarkan sebagai seorang perempuan dengan kepala kucing yang jinak.
“Eğer efendi memnun olduysa,” dedim.“Tak mengapa jika untuk kebaikan,” katanya.
Bundan büyük memnuniyet duydum."Aku agak mengagumi itu."
"Sonuçtan herkes memnun".Nhưng có vẻ mọi người đều khá hài lòng với kết quả".
Kendisi de yeni şato sahibini karşılayan ilk köylü olmaktan memnuniyet duyduğunu soyler.Đây là xã đầu tiên của huyện được công nhận xã đạt chuẩn văn hóa nông thôn mới.
Saltanatı boyunca, Nero sık sık toplumun alt sınıflarını koruyan ve memnun eden politikalar yürüttü.Trong thời gian trị vì của ông, Nero thường có những chính sách làm hài lòng những tàng lớp hạ lưu.
Sizi neler hangileri memnun etmektedir?Có ai vui mừng chăng?
Bu durum karşısında hocası, ondan çok etkilenmiş ve durumdan çok memnun olduğunu belirtmiştir.Bất ngờ hơn, bà cậu đã hoàn toàn hạnh phúc khi nghe điều này.
Yapmam için beni zorlamadılar; ama yaptığım için memnundular."Họ không yêu cầu tôi làm vậy; nhưng họ tỏ ra cảm kích với việc làm này của tôi."
Oyundaki başarı göstergeleri pozitif bütçeyi korumak ve vatandaş memnuniyetini yüksek tutmaktır.Chỉ số thành công là duy trì cân đối ngân sách tích cực và sự hài lòng của công dân.
Ancak bu durmdan herkes memnun değildir.Nhưng không phải ai cũng vui mừng trước sự kiện này.
Bu antlaşma her iki tarafı da memnun etmemiştir.Thỏa hiệp này không làm thỏa mãn các bên.
Mi ğojas. ≈ Memnun oldum.Bongdanet. Thích thanh hải nương.
Kont bu gelişmeden çok memnun olmuştur.Phó Thái hậu rất vui mừng về điều này.
Her ikisi de durumdan memnundur, fakat beklenmedik bir şekilde rahatsızlanacaktır.Cả hai đều được sủng ái, nhưng người em không may qua đời sớm về bệnh tật.
Ben de çok memnun oldum.Nhị Thế rất vui lòng .
Gerçekten de Papa Gregarious da bu gelişmeden tamamiyle memnunsuz değildi.Giáo hoàng Gregory XIV không hài lòng về tình trạng này.
Bu da geri dönen kralı çok memnun etmedi.Thái hậu khi quay về rất không vui.
Rusya içinse durum memnuniyet vericiydi.Về phía Nga là nỗi sướng thỏa.
Ben halinden memnun değildir.Ông tỏ ra không hài lòng.
Fakat sonuçtan memnun kalınmadı.Có thể thấy là anh không hài lòng với kết quả.
Brad, 40'lı yaşlarında bir profesördür ve hayatından pek de memnun değildir.Cậu là một nam sinh 14 tuổi ít nói và không giao tiếp với xã hội nhiều.
Sizleri aramızda görmekten memnuniyet duyacağız.Cha ước ao đi thăm từng người chúng con.
Böylece herkes ihtiyacına göre olabildiğince memnun edilmiş olur.必要とされるのは誰でもうれしいことだからです。
Ben finalden memnun kaldım.決勝も見たいと思いました。
Birçok nesildir Rusya'da yaşayan Almanlar 19. yüzyılda hallerinden memnun değillerdi.ロシアに数世代にわたって入植していたドイツ人が19世紀には不満を抱くようになっていた。
Eski Memnun Olmayan Vatandaşların Hareketi (Çekçe: Akce nespokojenıch občanů, ANO) yerine kuruldu.これは、以前の市民運動(チェコ語: Akce nespokojených občanů、 ANO)に基づいた政党である。
Sadece bittiği için çok memnunum.”』終わる前に出られてよかった」と喜んだ。
Firâkî'nin bu davranışı Şehzâde Bayezid'i memnun etmiş ve birçok bağışta ve ihsânda bulunmuştur.これらの人々をイオアンは慈悲深く監督し、また多くの奇蹟を行ったという。
İlk yazılan taslaklardan hoşlanmayan Dick, yeniden yazılan senaryodan memnun oldu.しかし、ディックは彼が書きあげた脚本を気に入らず、何度も改稿がなされた。
Theon Greyjoy (Alfie Allen) evine geri döner fakat karşılanmasından memnun değildir.シオン・グレイジョイ(アルフィー・アレン)は故郷鉄諸島に帰るが、出迎えのないことに不満を覚える。
Onların oyunculuğundan hiç memnun kalmaz.はっきりいって自分の演技に満足していない。
Ama tabii bulunduğum yerden memnunum.場所が見つかってとても嬉しい。
Hemşire olarak görev alan Ayşe yaptığı işten memnun değildir.看護師としては勤務怠慢気味。
Yardımcı olmaktan memnuniyet duyarız.喜んで協力させる。
Ben de çok memnun oldum.僕はすっかり喜んだ。
Yinçü, bu durumdan hiç memnun olmasa da, elçinin söylediklerini kabul etti.誰もが大国である元の使者に遠慮して押し黙っていたところ、阮忠彦だけが使者に対してその非礼を責めた。
Silifke'ye geldiğimden çok memnunum.シルヴィネにもっとも懐いている。
Bundan ne Abbas'ı ne de Usama memnun oldular.これは私やアル=バシールの和平ではない。
Bundan memnun olmalıyız.俺はそれで満足する。
Eleştirmenler, özellikle bölümün sonundan duyduğu memnuniyetlerini dile getirdi.フェミニストの批評家は、物語の結末においてどの程度の勝利がなされたのかに着目している。
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod