Kendi çabalarından memnun kalmayan Homer, Springfield'taki en büyük tehlikeyi ele alır: nükleer santral.Зрештою Гомер вирішує зайнятися головною проблемою — атомною станцією, найнебезпечнішим об'єктом Спрингфілда.
Fakat Hababam Sınıfı ise bu durumdan şikayetçi değildir ve aslında çok memnundur.Пляцу громада не мала відповідного під школу а втім і не рада була дати якийсь пляц.
Aşk-ı Memnu (2002).Любов» (1992).
Hepsi bu yeni durumdan memnun olmadıklarını ifade ederler.Крім того, всі питають, чи не є це новим напрямком.
Büyücüler Kraliçesi planının gerçekleşmesinden çok memnundur.Молодий імператор справив на королеву величезне враження.
Yardımcı olmaktan memnuniyet duyarız.Я певен, що Ти допомагатимеш нам.
Ben de çok memnun oldum.І я їм дуже задоволений.
Kendisi de memnuniyetle karşıladı.Я приймаю її із задоволенням.
Rusya içinse durum memnuniyet vericiydi.Відносини з Росією були складним.
Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı, bu karardan memnuniyet duyduğunu açıklamıştır.Політичне керівництво країни висловило задоволення цим рішенням.
Fiyat/Verim açısından tüketiciyi gayet memnun edecek şekilde tasarlanmıştır.Завдяки хорошому відношенню ціна/якість автомобіль добре продавався.
Ancak bu durmdan herkes memnun değildir.Не всім у цьому світі комфортно.
"Sonuçtan herkes memnun".Якщо вас не цікавить результат».
Bu işten fazlasıyla memnun olan Padişah, askere sorar: "Dile benden ne dilersen?"Преподобний старець відповів: «Пам'ятай, чадо, кому ти даєш обіцянку і чиїм ти воїном хочеш бути.
Herkes memnundu.Усі були задоволені.
Seninle arkadaş olmaktan memnun olacağım.Я радітиму дружбі з тобою.
Memnun değildim.Я не був задоволений.
Memnun değildim.Я не була задоволена.
Memnun değil misin?Хіба ти не задоволений?
Kimsenin öldürülmediğine kesinlikle memnun oldum.Я дуже рада, що нікого не вбито.
Evet, memnuniyetle.Так, залюбки.
Ben kalmana memnun oldum.Я радий, що ти залишаєшся.
Senin için şarkı söylemekten memnun olurum.Я буду радий заспівати для тебе.
Antik çağda, tahıl hasadı yedi hafta sürerdi ve bu dönem memnuniyet zamanıydı.V biblických dobách trvala sklizeň obilí sedm týdnů a byla obdobím radosti a veselí.
Ama başından beri bu evlilikten memnun değildi.Manželství nebylo od počátku šťastné.
Rusya'da bundan memnun değildi.Tady v Rusku se za to nikdo nestydí.
Kafamda bir vizyon var ve eğer gerçekleşirse çok memnun olacağım."Budu velmi potěšena pokud vize, kterou mám v mé hlavě, se stane skutečností."
Her ikisi de durumdan memnundur, fakat beklenmedik bir şekilde rahatsızlanacaktır.Oba vypadají šťastně, ale uvnitř jsou zoufalí.
Kral Heinrich olaydan çok memnundur.Králi Jiřímu to však činí velké starosti.
Stewie bisikletten son derecede memnundur.Malý Charly touží po kole.
Jerry ağaçkakana yardım ettiği için memnundur.Rick se zdráhá pomoci svému sokovi.
Ancak yaşadığı hayattan çok da memnun değildi.Se svou životní perspektivou však příliš nadšen nebyl.
Böylece herkes ihtiyacına göre olabildiğince memnun edilmiş olur.Pomohl by každému, kdo by to potřeboval.
Şah çeşitli aksiyonlarla protestocuları memnun etmeye çalıştı ancak başaramadı.Král se snažil udobřit znepřátelené strany různými kroky, ale neuspěl.
Ama tabii bulunduğum yerden memnunum.Nejradši jsem tam, kde zrovna nejsem.
Ama iki taraf da bu karardan pek memnun olmamıştır.Oba byli tímto jednáním pochopitelně hluboce zklamáni.
Kendisi de memnuniyetle karşıladı.Přivítali ho tam s velkou radostí.
Kont bu gelişmeden çok memnun olmuştur.S vývojem situace byla spokojena.
O senden memnun olacaktır.Bude Vás zajímat.
Ancak bu durmdan herkes memnun değildir.To ovšem neznamená, že jsou všichni spokojeni.
Bu işten Spike da Anya da Xander da memnun değildir.Vanessa ani Jack nejsou vůbec nadšeni.
Rusya içinse durum memnuniyet vericiydi.Kvůli lepším podmínkám v Rusku zůstal.
Her durumda sahibini memnun etmeye dikkat eder.Zastává názor, ať si každý bere, co mu vyhovuje.
Hiçbir sürümün memnuniyet verici olduğunu zannetmiyorum.To však neznamená, že by nám všechny věci připadaly zábavné.
Bazı eleştirmenler de filmin karmaşık yapısından memnun oldu.Někteří kritikové byli hudbou filmu zklamaní.
Burada 3 yıl çalışsa da pek memnun olmadığı bu işi bıraktı.V práci ovšem pracoval moc dlouho a to se mu nelíbilo.
Bundan büyük memnuniyet duydum."Jsem s tím poměrně spokojená“.
Dindar Müslümanları memnun etmeye çalıştı hatta kendisinin Müslüman olduğunu ima etti.Jeden z nich se obhajoval tím, že to byla jeho povinnost muslima.
Yapmam için beni zorlamadılar; ama yaptığım için memnundular."Ei nu m-au forțat să o fac, dar au fost bucuroși că am făcut-o.”
Ben de çok memnun oldum.Sunt tare bucuroasă de asta.
Sizi neler hangileri memnun etmektedir?Care dintre aceste timbre iti plac ?
Mi ğojas. ≈ Memnun oldum.Știi tu, mândro? (trad. lb. germ.
Ama Williams sonuçtan memnun kalmadı.Williams totusi, nu a fost deloc incantat.
Fakat bu durum bazı sanatçıları memnun etmemiştir.Totuși, condițiile de lucru nu l-au satisfăcut pe artist.
Ben halinden memnun değildir.Nu am dezamăgiri legate de el.
Gerçekten de Papa Gregarious da bu gelişmeden tamamiyle memnunsuz değildi.Putem spune că tânărul Gregory a ajuns deja foarte departe .
Kont bu gelişmeden çok memnun olmuştur.Frederick era extrem de mulțumit de succesul obținut.
“Eğer efendi memnun olduysa,” dedim."Pur și simplu mi-a plăcut titlul," spune el.
Hiçbir memnuniyet de sürekli değildir, ondan çok daima yeni bir çabanın yeni başlangıç noktasıdır.Astfel de manevre nu reușesc întotdeauna, ceea ce este un motiv în plus de teamă pentru începători.
"Hepsi memnun".Cu toții am fost bucuroși.”