Onu sevmene memnun oldum.Ik ben blij dat je hem leuk vindt.
Memnun oldum.Ik doe het graag.
Bu deklerasyonu Siyonist Federasyonu'nun bilgisine sunmanızdan memnuniyet duyacağım.Byłbym wdzięczny, gdyby zechciał Pan zapoznać z tą deklaracją Federację Syjonistów.
Ama iki taraf da bu karardan pek memnun olmamıştır.Jednak obydwie strony nie czuły się usatysfakcjonowane tą decyzją.
Ebeveynlerinden memnun değildir ve normal bir yaşam istemektedir.Nie znosi rodziców za to, że nie mogą żyć normalnie.
Hiçbir sürümün memnuniyet verici olduğunu zannetmiyorum.Żadna nie wydaje się satysfakcjonująca.
Kont bu gelişmeden çok memnun olmuştur.Sam zawodnik jest zadowolony z tego osiągnięcia.
Henry bu sonuçtan çok memnundur.Niemiec powiedział, że jest zadowolony z wyniku.
Ama başından beri bu evlilikten memnun değildi.Małżeństwo to od początku nie było udane.
Ben de çok memnun oldum.I jestem z tego dumny (pol.).
Kolejin eski mezunları ve bazı öğrencileri bu karardan memnun olmamıştır.Mimo to, szkoła oraz wielu rodziców zignorowało to oświadczenie.
Björn Skifs, her ülkenin kendi dilinde şarkı göndermesi gerektiği kuralından memnun değildi.Wokaliście nie podobał się zapis w regulaminie, który obowiązywał go do śpiewania w języku szwedzkim.
Karl’ın talepleri vatandaşları memnun etmemiştir.Mimo to rządy Karola nie cieszyły się popularnością.
Michael'da kaçış planını yürütebilmek için memnuniyetle kabul eder.Zastanawiają się nad planem ucieczki.
Papa bu habere çok memnun oldu.Papież znalazł się w bardzo przychylnej sytuacji.
Büyücüler Kraliçesi planının gerçekleşmesinden çok memnundur.Czarownica cieszy się, widząc rozpacz królowej Dydony.
Ortaya çıkan sonuçtan Del Rey memnun oldu.Bardzo się cieszę – odpowiedział król.
Biraz da bu nedenle Ilgaz, Hababam Sınıfı eserlerinin film uyarlamalarından çok da memnun olmadı.A może dlatego, że nie miałem zbyt wysokiego mniemania o swoim sposobie prowadzenia wykładów?
Kürdistan Bölgesel Yönetimi tarafından memnuniyetle karşılandı.Administracyjnie region przynależał do guberni kurlandzkiej.
Memnunluk ilkesinin temeli, sevinçtir.Współzałożyciel i członek grupy The Pleased.
İşinden hiç memnun değildir.Nie jest zadowolony ze swego obrazu.
Liderler, ortak basın toplantısında, görüşmelerle ilgili memnuniyetlerini dile getirdiler.Na końcowej konferencji prasowej organizatorzy wyrazili zadowolenie z wyników oglądalności.
Aşk-ı Memnu (2002).Dziękuję za miłość – 2007 r.
Aralarında birçok memnuniyetsizin de bulunduğu bu grup, Robespierre tarafından ezilmiştir.Zostali oni przychylnie powitani przez członków Zgromadzenia Narodowego, w tym – przez Robespierre'a.
Fakat halk memnuniyetsizliğini dile getirmeye, Kreon’a karşı çıkmaya cesaret edemez.Na nieszczęście jednak nie ma jeszcze odwagi przeciwstawić się Sunny'emu.
Lumières o belle kitaplar ile bir bütün oda verir yardım ile, o çok memnun olur.Med Lumières hjälp ger han Belle ett helt rum med böcker, som hon blir väldigt glad åt.
(Bunu memnuniyetle karşılasam da kabul etmem mümkün değil.)Ja tack, om ni vill vara så vänlig.)
Kont bu gelişmeden çok memnun olmuştur.Greven är nöjd med resultatet.
Papa bu habere çok memnun oldu.Poeten är högst tillfredsställd med utvecklingen.
Bu deklerasyonu Siyonist Federasyonu'nun bilgisine sunmanızdan memnuniyet duyacağım.Jag skulle vara tacksam om Ni ville göra denna deklaration veterlig för den Sionistiska federationen.
Aşk-ı Memnu (2002).Kär i kärleken, (2011).
Fakat sonuçtan memnun değildi.De var dock inte nöjda med resultatet.
Biz, İslamın üstünlüğünden memnunduk," şeklinde itirazlar gelmişti.Vi anklagas för att vara kristna, och att hata det som är förträffligt är orätt".
Karl’ın talepleri vatandaşları memnun etmemiştir.Filosofistudierna tillfredsställde inte Martin.
Brad, 40'lı yaşlarında bir profesördür ve hayatından pek de memnun değildir.Mike, 37, är inte nöjd med livet.
Hasip Aksu) Takvim Vur Kaç Saklan Herkes Memnun (feat.Vad än dig möter, käre vän (Urspr.
Sizi neler hangileri memnun etmektedir?Vad är det som fascinerar dig?
Ben de çok memnun oldum."Än är jag glad."
Daniel Waters, Burton'ı memnun eden bir senaryo teslim etti.Daniel Waters levererade ett manus som gjorde Burton nöjd, vilket fick honom att regissera filmen.
Mustalik oğulları kabilesi, bu davranıştan dolayı memnun oldu, topluca İslamı kabul edip Müslüman oldular.Hon hade sedan ätit barnen med sina medbrottslingar och använt deras hår och ben till trolldom.
Norveçliler İsveç yönetiminden memnun kalmadılar.På jobbet är belgarna inte glada över svenskarnas prestationer...
Bundan memnun olsam da olmasam da, bu diğerlerinin hoşuna gitse de gitmese de...'Och oavsett om du gillar det eller inte, flickor måste tas hand om."
Ebeveynlerinden memnun değildir ve normal bir yaşam istemektedir.Hans mamma vill att han ska träffa någon och leva ett normalt liv.
Ama tabii bulunduğum yerden memnunum.Och jag är nöjd med hur det blev.
Hiçbir sürümün memnuniyet verici olduğunu zannetmiyorum.Och inte en enda människa såg glad ut!
Güneyde daha fazla memnunniyetsizlik ortaya çıktı.I stället uppfördes en större tillbyggnad i söder.
Bundan büyük memnuniyet duydum."Jag är så otroligt glad för det."
Boba Fett'te memnunlukla Sarlacc'ın midesine düşer.Men Boba Fett lyckades tack vare sin Mandaloriska rustning, ta sig ut ur Sarlaccs mage.
Opal bundan memnun olmaz.Bashō var inte tillfreds.
Carl, babasının geri dönmüş olmasından memnun bir şekilde ona sarılır.Карл, радіючи що батько повернувся, обіймає його.
İşinden hiç memnun değildir.Не відчуває задоволення від своєї роботи.
"Hepsi memnun".Усі: «Довольні».
Cuse "hiçkimsenin altı bölümlük devam süresinden memnun olmadığını" kabul etti.К'юз також висловив думку, що «ніхто не був задоволений розвитком подій шостої серії».
Warner, kardeşlerin şirketine kazandırdığı başarılardan çok memnundu.Войо дуже радіє зустрічі з братом.
Sizi neler hangileri memnun etmektedir?Що робить мене щасливим?
Böylece herkes ihtiyacına göre olabildiğince memnun edilmiş olur.Тут ви дуже просто знайдете потрібну вам.
Ancak hayatlarından memnundurlar.Своїм життям вона абсолютно задоволена.
Köylülerimin böyle bir istekten şeref duyacağını, memnun olacağımızı söyledik.Селяни розповіли, що не згодні з таким рішенням.
Kürdistan Bölgesel Yönetimi tarafından memnuniyetle karşılandı.Обрано споруду Прилуцької районної державної адміністрації.
Ben halinden memnun değildir.Я не був задоволений.