Ancak hayatlarından memnundurlar.Она вполне довольная своей жизнью.
Sürekli babasını memnun etmek için uğraşır.Он постоянно выражает желание пообщаться с отцом.
Ancak yeni durumundan memnun kalacak kadar yaşamaz, iki yıl sonra ölür.Ему не довелось наслаждаться долго этим приобретением, поскольку он умер два года спустя.
Ancak, daha sonra Jackson aniden bu planı iptal etti çünkü performanstan memnun değildi.На самом же деле Джексон ничего не предпринял в этом направлении, в основном потому, что думал о наступлении.
Mehdi onun hizmetinden çok memnun oldu ve onu taltif etti.Мэгги слушает его с интересом и удовольствием.
Aşk-ı Memnu, tefrika edildiği dönemde büyük ilgiyle karşılanmıştır.В Иерусалиме он был принят с любовью и вниманием.
Volskililer hundan hiç memnun olmamışlardır.Лишь голодные крокодилы недовольны финалом.
Bu olay Emevîlerden memnun olmayan Müslümanlar için bir kıvılcım oldu.При этом хроника ничего не сообщает о поражениях, которые в это время наносили астурийцам мусульмане.
Söylenenlerden memnun kalmayan binlerce kişi Dağlık Karabağ'a doğru yürümeye başlamıştır.Британцы не могли воспользоваться десятками своих орудий, остававшихся у подножия крутых холмов.
Brad, 40'lı yaşlarında bir profesördür ve hayatından pek de memnun değildir.Анна была на 4 года старше мужа и не разделяла его увлечений.
Misafir kutsaldır ve hiçbir memnuniyetsizliğine mahal verilmeyecek şekilde ağırlanır.Девушка привыкла жить в роскоши и ни в чём себе не отказывать.
Savaşı görüp ne düşündüğümü söyleyince, bir kez daha güneşe kendimi adayacağımdan dolayı memnun oldum.عندما حدث ورأيت الحرب، فإنني أقول ما أفكر فيه، فرحت لأنني سأكون قادراً على رؤية الشمس مرة أخرى.
Bu tutumuna rağmen, Bart bazen küçük düşmeye razı olabilir, eğer bu annesini memnun edecekse.وعلى الرغم من هذا الموقف فإن بارت أحياناً يوافق على الهبوط قليلاً وذلك إذا رحبت والدته بذلك.
Ben de çok memnun oldum.وإني لمسرورة بكل ذلك.
Aşk-ı Memnu (1925) adlı romanı günümüzde de en başarılı Türk romanlarından biridir.ورواية العشق الممنوع 1925 هي واحدة من أنجح الروايات التركية في يومنا هذا.
Dünyanın geri kalanı olarak biz, sizi memnuniyetle ve keyifle takip edeceğiz."إذا نحن أثنينا عليك بصالح " .
Allah her şeyin doğrusunu bilir ki; çok sevindik ve memnun olduk.نعوذ بالله من علم يصير حجة علينا."».
Zira suret yazmak şeriatımızda memnudur (yasaklanmıştır)”.توافق القرآن واللغة في معنى نبوة ونبي ونتيجة لتدبرنا كتاب الله، وجدنا توافقا عجيبا بينهما.
Oyundaki başarı göstergeleri pozitif bütçeyi korumak ve vatandaş memnuniyetini yüksek tutmaktır.ومؤشرات النجاح هي: الاحتفاظ بميزانية موجبة وسعادة المواطنين.
Eleştirilere "Herkesi memnun etmek çok zor, hatta mümkün değil.أجابت هاندا على هذة الانتقادات بهذا الشكل : " إرضاء الجميع شىء صعب جدا ، حتى أنه غير ممكن .
Her ikisi de durumdan memnundur, fakat beklenmedik bir şekilde rahatsızlanacaktır.الاثنان يوافقان على بقاء علاقتهما، ولكن بدون استباق الأحداث.
Robert, kendisine pay edilen güçten memnun değildi ve babası ve kardeşleri ile şiddetli bir çekişmeye girişti.وقال أنه راض عن حصة الطاقة المخصصة له وتشاجر مع والده وإخوته بشراسة.
Amacı herkes değil mümkün olduğunca çok kişiyi memnun etmektir.إذا لم يكن ذلك ممكنا، فإن الهدف هو شمل أكبر عدد ممكن من الناس.
Antrenörüm ve takım arkadaşlarım benden çok memnunlar.ولقد سعِد معلميه وزملائه بمجالسته كثيراً.
Marge, ev kadını rolünden memnun olmadığını dile getirmese de, bundan sıkılmaya başlamaktadır.بينما لم تغضب مارج يوما عن كونها ربة منزل، إلا أنها تشعر بالملل.
Stewie bisikletten son derecede memnundur.وهي معروفة بكونها معجبة كبيرة بعمل سايباي.
Ben halinden memnun değildir.لكن هذا لا يرضيني.
Henry bu sonuçtan çok memnundur.وكان هانكه متحمسا لنتيجة ذلك.
"O olursa pek âlâ memnunuz" der.فقالت "إذن سأذكرك بكل سرور".
Yavrular sizi memnun edecektir.كان لينكون مولعاً بالأطفال.
Ve onların hareketlerinden memnun olursan, onlar seni seveceklerdir.الجميع يصبح مضحكا إذا كنت تحبهم.
Fakat Hababam Sınıfı ise bu durumdan şikayetçi değildir ve aslında çok memnundur.و مع ذلك فإن رأس الكعبرة ليس اسطوني الشكل على نحو كامل تماماً ، ولكنه إِهْلِيلَجِيّ (بَيْضَاوِيّ) نوعا ما.
Halen ağaçlandırılacak yerimiz vardı ve “memnuniyetle ” dedik.كان الزاوي "متشوقًا ومسرورًا"، وذكر أنه كان "...
Tom gerçekten memnun olduğunu söyledi.قال توم أنه كان حقا سعيدا.
Hüsrev, Herakleios'u Albanya'da rahatça dinlenmesinden memnun değildi.Cosroes não estava contente em deixá-lo descansar tranquilamente na Albânia.
Theon Greyjoy (Alfie Allen) evine geri döner fakat karşılanmasından memnun değildir.Theon Greyjoy (Alfie Allen) retorna a sua terra natal mas não está satisfeito com a recepção que recebe.
Ancak yeni durumundan memnun kalacak kadar yaşamaz, iki yıl sonra ölür.Ele não viveu para desfrutar de seu novo status, morrendo dois anos depois.
Sunumda, Justinianus ilk teklifi reddetti ve ikincisini öğrendiğinde çok memnun oldu.No evento, Justiniano rejeitou a primeira proposta, e ficou muito contente ao saber da segunda.
Yapmam için beni zorlamadılar; ama yaptığım için memnundular."Não me forçaram a fazer; eles ficaram felizes por eu ter feito".
Kendimle bile ortak yanlarım az; bir köşede sessiz sedasız durup nefes aldığım için memnun olmalıyım."Mal tenho algo em comum comigo mesmo, e deveria estar quieto em um corredor, contente por respirar".
Modugno, yarışmadan çekilme tehdidiyle karşı karşıya olduğu orkestradan çok memnun kalmadı.Modugno estava tão insatisfeito com a orquestra, que ameaçou desistir do concurso.
Ama tabii bulunduğum yerden memnunum.O lugar no qual estou feliz.
Rolünden memnun değildi çünkü koro üyeleri içinde solo performansı olmayan tek kişiydi.Ela ficou descontente com o papel, já que era a único membro do coral não ter uma parte solo.
Bu kraliçeyi memnun etti, çünkü kraliçe Media da büyümüştü ve dağlık manzaralara düşkündü.Ele fez isso para satisfazer sua rainha, pois ela havia sido criada em Media, e gostava de locais montanhosos.
Yardımcı olmaktan memnuniyet duyarız.Eu fiquei muito feliz em ajudar!
Güneyde daha fazla memnunniyetsizlik ortaya çıktı.Mais violência foi relatada no sul.
Senato yeni İmparatoru onayladı ve birçok eyâlet memnuniyetle Gordian tarafına geçti.O senado confirmou o novo imperador e a maioria das províncias ficaram contentes.
Sizi neler hangileri memnun etmektedir?Que tipo de atividades você gosta?
Meyer iki ana karakteri oynayacakların seçiminden dolayı memnun olmuştu.Heatlie é o único a ter jogado pelas seleções de ambos.
Eğer etrafta dolanıp herkese seninle konuştuğumu söylemezsen çok memnun olurum.Realmente preferiria que você não andasse por aí contando às pessoas que eu falo com você.
İlk eleştiriler memnuniyet vericidir.As primeiras sensações são de conforto.
Aşk-ı Memnu (2002).Retorno de amor e morte (1999).
Kendisi de memnuniyetle karşıladı.Mas nos recebia com alegria.
Bu hiç kimseyi memnun etmeyen bir durum.Mas essa arranjo não agrada a ninguém.
Başa geçerken yaşanan olaylardan ötürü Claudius senatoyu memnun etmek için büyük özen gösterdi.Devido às circunstâncias da sua ascensão ao trono, Cláudio pôs empenho em agradar o senado.
O senden memnun olacaktır.Estou satisfeita com ele.
"O olursa pek âlâ memnunuz" der.Creio que isso signifique que ele está bem."
Bundan memnun olsam da olmasam da, bu diğerlerinin hoşuna gitse de gitmese de...'Gostem disso ou não, eles me pegaram."
Ben halinden memnun değildir.Eu não estou decepcionado.
Memnun değilseniz beni görevden alın.' dedim.Eu não vou fugir desta responsabilidade - eu aceito a função.”