Ana içeriğe geç
Sözlük

memleket ile cümle

memleket kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
12
ORT. KELİME
Müsaadenizle, siz memleketinizde okumak için para veriyor musunuz?إذا كان لي أن أسأل، هل تدفعون للمدرسة في بلدكم؟
Müsaadenizle, siz memleketinizde okumak için para veriyor musunuz?いいえ 払いません
Neden memleketime Londra ya da New York'tan bazı parçaları getirtebilmek amacıyla런던이나 뉴욕으로 부터 예술품을 저희 나라로 가져오려고 수출허가를 받을때
Neden memleketime Londra ya da New York'tan bazı parçaları getirtebilmek amacıylaMiért telik bele hónapokba, hogy
Neden memleketime Londra ya da New York'tan bazı parçaları getirtebilmek amacıylaTại sao tôi lại phải mất mấy tháng trời để kết thúc việc
Neden memleketime Londra ya da New York'tan bazı parçaları getirtebilmek amacıylaמדוע לוקח לי חודשים לקבל אישור יצוא מלונדון או ניו יורק
Neden memleketime Londra ya da New York'tan bazı parçaları getirtebilmek amacıylaلماذا يستغرقني أشهر الحصول على رخصة تصدير من لندن أو نيويورك
Neden memleketime Londra ya da New York'tan bazı parçaları getirtebilmek amacıylaイランに送る際の輸出ライセンス取得に 数ヶ月を要するのも同様の理由です
Nerede mutlu ve memnunsam, memleketi düşünüyorum, Nerede üzgün ve kırgınsam, memleketi düşünüyorum.Los salarios son bajos y, a menudo, son superados por la inflación, para quienes consiguen encontrar trabajo.
On dört yıl önce Bu anket calif de düzenlenir ve ah ... Memleketiniz evlat neЧетырнадцать лет назад регулируется в этом опросе халифа и э ... что ваш родной город сынок
On dört yıl önce Bu anket calif de düzenlenir ve ah ... Memleketiniz evlat neЧотирнадцять років тому регулюється в цьому опитуванні халіфа і е ... що ваше рідне місто синок
Örneğin Suudi Arabistan'daki, benim memleketim İstanbul'dan ya da Türkiye'den çok farklıdır.사우디아라비아의 그것은 제 고향인 이스탄불이나 터키에서와는 상당히 다릅니다.
Örneğin Suudi Arabistan'daki, benim memleketim İstanbul'dan ya da Türkiye'den çok farklıdır.La cultura de Arabia Saudita es muy diferente a la de mi ciudad, Estambul, en Turquía.
Örneğin Suudi Arabistan'daki, benim memleketim İstanbul'dan ya da Türkiye'den çok farklıdır.Törökországé, ahonnan én jövök, Isztanbulból.
Örneğin Suudi Arabistan'daki, benim memleketim İstanbul'dan ya da Türkiye'den çok farklıdır.התרבות בערב הסעודית שונה מאוד מהתרבות מהיכן שאני מגיע בטורקיה.
Örneğin Suudi Arabistan'daki, benim memleketim İstanbul'dan ya da Türkiye'den çok farklıdır.وتلك الموجودة في المملكة العربية السعودية .. مختلفة جداً عن تلك الموجودة في اسطنبول تركيا .. موطني
Örneğin Suudi Arabistan'daki, benim memleketim İstanbul'dan ya da Türkiye'den çok farklıdır.私の出身地であるトルコのイスタンブールのそれとは大きく異なっています。 しかしそうではあるのですが、
Örneğin, Washington Tacoma'daki Cam Müzesi, memleketim -- yaşasın Washington-- (Alkışlar)For eksempel har the Museum of Glass i Tacoma, Washington, min hjemstat - juhu, Washington! (Bifald)
Örneğin, Washington Tacoma'daki Cam Müzesi, memleketim -- yaşasın Washington-- (Alkışlar)예를 들어, 워싱톤에 있는 타코마 유리 박물관에는, 제 고향인데요-- 우후 워싱턴 -- (박수)
Örneğin, Washington Tacoma'daki Cam Müzesi, memleketim -- yaşasın Washington-- (Alkışlar)Napríklad, Múzeum skla v Tacome, Washington, môj domov -- juhúúúú Washington --
Örneğin, Washington Tacoma'daki Cam Müzesi, memleketim -- yaşasın Washington-- (Alkışlar)Na przykład Muzeum Szkła w Tacomie, w moim stanie Waszyngton - pozdrowienia!
Örneğin, Washington Tacoma'daki Cam Müzesi, memleketim -- yaşasın Washington-- (Alkışlar)Például, a tacomai Üvegmúzeumban, Washingtonban, ott születtem -- juhúú Washington -- (Taps) van egy program:
Örneğin, Washington Tacoma'daki Cam Müzesi, memleketim -- yaşasın Washington-- (Alkışlar)Per esempio, il Museo del Vetro a Tacoma, Washington, Il mio stato - Yoohooo Washington!
Örneğin, Washington Tacoma'daki Cam Müzesi, memleketim -- yaşasın Washington-- (Alkışlar)Por ejemplo, el Museo del Vidrio en Tacoma, Washington, mi estado natal ¡Arriba Washington!
Örneğin, Washington Tacoma'daki Cam Müzesi, memleketim -- yaşasın Washington-- (Alkışlar)Por exemplo, o Museu do Vidro em Tacoma, Washington, o meu estado natal — viva Washington!
Örneğin, Washington Tacoma'daki Cam Müzesi, memleketim -- yaşasın Washington-- (Alkışlar)Наприклад, Музей скла у Такомі, Вашингтон, мій рідний штат - агов, Вашингтоне!
Örneğin, Washington Tacoma'daki Cam Müzesi, memleketim -- yaşasın Washington-- (Alkışlar)לדוגמא, מוזיאון הזכוכית בטאקומה, וושינגטון, ארץ הולדתי -- "קדימה וושינגטון!" -- (מחיאות כפיים)
Örneğin, Washington Tacoma'daki Cam Müzesi, memleketim -- yaşasın Washington-- (Alkışlar)فعلى سبيل المثال .. متحف الزجاج في تاكوما في واشنطن مدينتي - تحيا واشنطن - (تصفيق)
Örneğin, Washington Tacoma'daki Cam Müzesi, memleketim -- yaşasın Washington-- (Alkışlar)私の故郷です ワシントン州万歳! (拍手) 「子供のためのガラスデザイン」では
Şimdi küçük bir İngiliz'i memleketi kadar soğuk ve nemli olmayan bir yerde hayal edin.Agora imaginem uma pequena britânica num sítio que não era frio e húmido como em casa.
Şimdi küçük bir İngiliz'i memleketi kadar soğuk ve nemli olmayan bir yerde hayal edin.Ahora, imaginen a una niña británica en un lugar donde no hace frío ni es húmedo como en casa.
Şimdi küçük bir İngiliz'i memleketi kadar soğuk ve nemli olmayan bir yerde hayal edin.Bây giờ hãy tưởng tượng một chút về một nơi nào đó không lạnh và ẩm ướt như quê nhà.
Şimdi küçük bir İngiliz'i memleketi kadar soğuk ve nemli olmayan bir yerde hayal edin.Imaginați-vă o mică englezoaică undeva unde nu era rece și umed ca acasă.
Şimdi küçük bir İngiliz'i memleketi kadar soğuk ve nemli olmayan bir yerde hayal edin.Imaginez une petite anglaise quelque part où il ne fait pas froid et humide comme chez elle.
Şimdi küçük bir İngiliz'i memleketi kadar soğuk ve nemli olmayan bir yerde hayal edin.Immaginatevi questa inglesina in un luogo che non era freddo e umido come il Regno Unito.
Şimdi küçük bir İngiliz'i memleketi kadar soğuk ve nemli olmayan bir yerde hayal edin.Jetzt stellen Sie sich einmal eine kleine Britin vor, an einem Ort, der nicht kalt und feucht war wie Zuhause.
Şimdi küçük bir İngiliz'i memleketi kadar soğuk ve nemli olmayan bir yerde hayal edin.Képzeljenek el egy brit kislányt egy olyan helyen, amely nem hideg és nyirkos mint otthon.
Şimdi küçük bir İngiliz'i memleketi kadar soğuk ve nemli olmayan bir yerde hayal edin.Kini bayangkan seorang anak Inggris di tempat yang tidak dingin dan lembab seperti di rumah.
Şimdi küçük bir İngiliz'i memleketi kadar soğuk ve nemli olmayan bir yerde hayal edin.한번 상상해 보세요, 한 작은 영국인 꼬마에게 춥지도 않고, 눅눅하지도 않은 그곳이
Şimdi küçük bir İngiliz'i memleketi kadar soğuk ve nemli olmayan bir yerde hayal edin.Mała Brytyjka w miejscu tak różnym od chłodnej i wilgotnej ojczyzny.
Şimdi küçük bir İngiliz'i memleketi kadar soğuk ve nemli olmayan bir yerde hayal edin.Představte si malou Britku někde, kde to nebylo tak studené a vlhké jako doma.
Şimdi küçük bir İngiliz'i memleketi kadar soğuk ve nemli olmayan bir yerde hayal edin.Stel je voor, een Brits kind ergens op een plek waar het niet koud en mistig was, zoals thuis.
Şimdi küçük bir İngiliz'i memleketi kadar soğuk ve nemli olmayan bir yerde hayal edin.Φανταστείτε τώρα μια μικρή Βρετανίδα κάπου που δεν είχε κρύο και υγρασία όπως στο σπίτι.
Şimdi küçük bir İngiliz'i memleketi kadar soğuk ve nemli olmayan bir yerde hayal edin.Сега си представете малка британка някъде, където не е студено и влажно като в къщи.
Şimdi küçük bir İngiliz'i memleketi kadar soğuk ve nemli olmayan bir yerde hayal edin.Теперь представьте маленького британца там, где нет холода и сырости, как дома.
Şimdi küçük bir İngiliz'i memleketi kadar soğuk ve nemli olmayan bir yerde hayal edin.עכשיו דמיינו בריטית קטנה במקום כלשהו שאיננו קר ולח כמו הבית.
Şimdi küçük bir İngiliz'i memleketi kadar soğuk ve nemli olmayan bir yerde hayal edin.تخيلوا الآن بريطانية صغيرة في مكان لم يكن بارداً و رطباً كالوطن.
Şimdi küçük bir İngiliz'i memleketi kadar soğuk ve nemli olmayan bir yerde hayal edin.寒くもなければ 雨も降らない場所に行ったんです 驚きの体験でした
‹‹Size doğrusunu söyleyeyim›› diye devam etti İsa, ‹‹Hiçbir peygamber kendi memleketinde kabul görmez.A povedal: Ameň vám hovorím, že niktorý prorok nie je vzácny vo svojej otčine.
‹‹Size doğrusunu söyleyeyim›› diye devam etti İsa, ‹‹Hiçbir peygamber kendi memleketinde kabul görmez.,,Dar``, a adăugat El ,,adevărat vă spun că, niciun prooroc nu este primit bine în patria lui.
‹‹Size doğrusunu söyleyeyim›› diye devam etti İsa, ‹‹Hiçbir peygamber kendi memleketinde kabul görmez.E prosseguiu: Em verdade vos digo que nenhum profeta é aceito na sua terra.
‹‹Size doğrusunu söyleyeyim›› diye devam etti İsa, ‹‹Hiçbir peygamber kendi memleketinde kabul görmez.Er sprach aber: Wahrlich, ich sage euch: "Kein Prophet ist angenehm in seinem Vaterlande.
‹‹Size doğrusunu söyleyeyim›› diye devam etti İsa, ‹‹Hiçbir peygamber kendi memleketinde kabul görmez.I řekl jim: Amen pravím vám, žeť žádný prorok není vzácen v vlasti své.
‹‹Size doğrusunu söyleyeyim›› diye devam etti İsa, ‹‹Hiçbir peygamber kendi memleketinde kabul görmez.I rzekł do nich: Zaprawdę wam powiadam: Żaden prorok nie jest przyjemnym w ojczyźnie swojej.
‹‹Size doğrusunu söyleyeyim›› diye devam etti İsa, ‹‹Hiçbir peygamber kendi memleketinde kabul görmez.Ja hän sanoi: "Totisesti minä sanon teille: ei kukaan profeetta ole otollinen kotikaupungissaan.
‹‹Size doğrusunu söyleyeyim›› diye devam etti İsa, ‹‹Hiçbir peygamber kendi memleketinde kabul görmez.또 가라사대 내가 진실로 너희에게 이르노니 선지자가 고향에서 환영을 받는 자가 없느니라
‹‹Size doğrusunu söyleyeyim›› diye devam etti İsa, ‹‹Hiçbir peygamber kendi memleketinde kabul görmez.Mais, ajouta-t-il, je vous le dis en vérité, aucun prophète n`est bien reçu dans sa patrie.
‹‹Size doğrusunu söyleyeyim›› diye devam etti İsa, ‹‹Hiçbir peygamber kendi memleketinde kabul görmez.Men han sagde: "Sandelig, siger jeg eder, at ingen Profet er anerkendt i sit Fædreland.
‹‹Size doğrusunu söyleyeyim›› diye devam etti İsa, ‹‹Hiçbir peygamber kendi memleketinde kabul görmez.Men han sa: Sannelig sier jeg eder: Ingen profet blir vel mottatt på sitt hjemsted.
‹‹Size doğrusunu söyleyeyim›› diye devam etti İsa, ‹‹Hiçbir peygamber kendi memleketinde kabul görmez.Monda pedig: Bizony mondom néktek: Egy próféta sem kedves az õ hazájában.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod