Gölün karşı yakasına, Gerasalıların memleketine vardılar.Og de kom over til hin Side af Søen til Gerasenernes Land.
Gölün karşı yakasına, Gerasalıların memleketine vardılar.Så kommo de över till gerasenernas land, på andra sidan sjön.
Gölün karşı yakasına, Gerasalıların memleketine vardılar.Tedy přeplavili se přes moře do krajiny Gadarenských.
Gölün karşı yakasına, Gerasalıların memleketine vardılar.Tedy się przeprawili za morze do krainy Gadareóczyków.
Gölün karşı yakasına, Gerasalıların memleketine vardılar.Und sie kamen jenseits des Meers in die Gegend der Gadarener.
Gölün karşı yakasına, Gerasalıların memleketine vardılar.Zij kwamen aan de overkant van het meer in het gebied van de Gerasenen.
Gölün karşı yakasına, Gerasalıların memleketine vardılar.Και ηλθον εις το περαν της θαλασσης εις την χωραν των Γαδαρηνων.
Gölün karşı yakasına, Gerasalıların memleketine vardılar.И пришли на другой берег моря, в страну Гадаринскую.
Gölün karşı yakasına, Gerasalıların memleketine vardılar.И тъй минаха отвъд езерото в гадаринската страна.
Gölün karşı yakasına, Gerasalıların memleketine vardılar.І перевезлись на той бік моря, у землю Гадаринську.
Gölün karşı yakasına, Gerasalıların memleketine vardılar.ויבאו אל עבר הים אל ארץ הגדרים׃
Gölün karşı yakasına, Gerasalıların memleketine vardılar.وجاءوا الى عبر البحر الى كورة الجدريين.
Gölün karşı yakasına, Gerasalıların memleketine vardılar.他 們 來 到 海 那 邊 、 格 拉 森 人 的 地 方
Gölün karşı yakasına, Gerasalıların memleketine vardılar.他 們來 到 海 那邊 、 格拉森 人 的 地方
Her yıl milyonlarca işçi göçmen Orta Asya'dan Rusya'ya gelmek için memleketini terk ediyor.Millones de trabajadores migrantes de Asia Central dejan sus países de origen y van a Rusia cada año.
Her yıl milyonlarca işçi göçmen Orta Asya'dan Rusya'ya gelmek için memleketini terk ediyor.Каждый год миллионы трудовых мигрантов из Центральной Азии оставляют свою родину и едут в Россию.
İsanın kendisi, bir peygamberin kendi memleketinde saygı görmediğine tanıklık etmişti.Albowiem sam Jezus świadectwo wydał, iż prorok w ojczyźnie swojej nie jest we czci.
İsanın kendisi, bir peygamberin kendi memleketinde saygı görmediğine tanıklık etmişti.Căci El însuş spusese că un prooroc nu este preţuit în patria sa.
İsanın kendisi, bir peygamberin kendi memleketinde saygı görmediğine tanıklık etmişti.car il avait déclaré lui-même qu`un prophète n`est pas honoré dans sa propre patrie.
İsanın kendisi, bir peygamberin kendi memleketinde saygı görmediğine tanıklık etmişti.Denn er selber, Jesus, zeugte, daß ein Prophet daheim nichts gilt.
İsanın kendisi, bir peygamberin kendi memleketinde saygı görmediğine tanıklık etmişti.for Jesus vidnet selv at en profet blir ikke aktet på sitt eget hjemsted.
İsanın kendisi, bir peygamberin kendi memleketinde saygı görmediğine tanıklık etmişti.Hij had gezegd dat een profeet in zijn vaderland niet geëerd wordt.
İsanın kendisi, bir peygamberin kendi memleketinde saygı görmediğine tanıklık etmişti.Kajti Jezus sam je pričal, da prorok nima časti v svoji domovini.
İsanın kendisi, bir peygamberin kendi memleketinde saygı görmediğine tanıklık etmişti.친히 증거하시기를 선지자가 고향에서는 높임을 받지 못한다 하시고
İsanın kendisi, bir peygamberin kendi memleketinde saygı görmediğine tanıklık etmişti.lebo sám Ježiš vysvedčil, že prorok nemá cti vo svojej vlasti.
İsanın kendisi, bir peygamberin kendi memleketinde saygı görmediğine tanıklık etmişti.Ma Gesù stesso aveva dichiarato che un profeta non riceve onore nella sua patria
İsanın kendisi, bir peygamberin kendi memleketinde saygı görmediğine tanıklık etmişti.Mert Jézus maga tett bizonyságot arról, hogy a prófétának nincs tisztessége a maga hazájában.
İsanın kendisi, bir peygamberin kendi memleketinde saygı görmediğine tanıklık etmişti.Nebo sám Ježíš byl svědectví vydal, že prorok v vlasti své v vážnosti není.
İsanın kendisi, bir peygamberin kendi memleketinde saygı görmediğine tanıklık etmişti.Porque Jesus mesmo testificou que um profeta não recebe honra na sua própria pátria.
İsanın kendisi, bir peygamberin kendi memleketinde saygı görmediğine tanıklık etmişti.porque Jesús mismo dio testimonio de que un profeta no tiene honra en su propia tierra
İsanın kendisi, bir peygamberin kendi memleketinde saygı görmediğine tanıklık etmişti.Sillä Jeesus itse todisti, ettei profeetalla ole arvoa omassa isiensä maassa.
İsanın kendisi, bir peygamberin kendi memleketinde saygı görmediğine tanıklık etmişti.Thi Jesus vidnede selv, at en Profet ikke bliver æret i sit eget Fædreland.
İsanın kendisi, bir peygamberin kendi memleketinde saygı görmediğine tanıklık etmişti.Ty Jesus vittnade själv att en profet icke är aktad i sitt eget fädernesland.
İsanın kendisi, bir peygamberin kendi memleketinde saygı görmediğine tanıklık etmişti.( vì chính Ngài đã phán rằng một người tiên_tri chẳng bao_giờ được tôn_kính trong quê_hương mình ) .
İsanın kendisi, bir peygamberin kendi memleketinde saygı görmediğine tanıklık etmişti.(vì chính Ngài đã phán rằng một người tiên tri chẳng bao giờ được tôn kính trong quê hương mình).
İsanın kendisi, bir peygamberin kendi memleketinde saygı görmediğine tanıklık etmişti.Yesus sendiri telah berkata, "Seorang nabi tidak dihormati di negerinya sendiri.
İsanın kendisi, bir peygamberin kendi memleketinde saygı görmediğine tanıklık etmişti.Διοτι αυτος ο Ιησους εμαρτυρησεν οτι προφητης εν τη πατριδι αυτου δεν εχει τιμην.
İsanın kendisi, bir peygamberin kendi memleketinde saygı görmediğine tanıklık etmişti.ибо Сам Иисус свидетельствовал, что пророк не имеет чести в своем отечестве.
İsanın kendisi, bir peygamberin kendi memleketinde saygı görmediğine tanıklık etmişti.Сам бо Ісус сьвідкував, що пророк у своїй отчинї чести не має.
İsanın kendisi, bir peygamberin kendi memleketinde saygı görmediğine tanıklık etmişti.כי הוא ישוע העיד כי נביא בארץ מולדתו איננו נכבד׃
İsanın kendisi, bir peygamberin kendi memleketinde saygı görmediğine tanıklık etmişti.لان يسوع نفسه شهد ان ليس لنبي كرامة في وطنه.
İsanın kendisi, bir peygamberin kendi memleketinde saygı görmediğine tanıklık etmişti.因 為 耶 穌 自 己 作 過 見 證 說 、 先 知 在 本 地 是 沒 有 人 尊 敬 的
İsanın kendisi, bir peygamberin kendi memleketinde saygı görmediğine tanıklık etmişti.因 為耶穌 自己 作 過見 證說 、 先知 在 本地 是 沒 有 人 尊敬 的
İsa oradan ayrılarak kendi memleketine gitti. Öğrencileri de ardından gittiler.1. 예수께서 거기를 떠나사 고향으로 가시니 제자들도 좇으니라
İsa oradan ayrılarak kendi memleketine gitti. Öğrencileri de ardından gittiler.A wyszedłszy stamtąd przyszedł do ojczyzny swojej, i szli za nim uczniowie jego.
İsa oradan ayrılarak kendi memleketine gitti. Öğrencileri de ardından gittiler.Daarna vertrok Jezus met Zijn discipelen naar Nazareth, de plaats waar Hij was opgegroeid.
İsa oradan ayrılarak kendi memleketine gitti. Öğrencileri de ardından gittiler.Dari tempat itu, Yesus pulang bersama-sama dengan pengikut-pengikut-Nya ke kampung halaman-Nya
İsa oradan ayrılarak kendi memleketine gitti. Öğrencileri de ardından gittiler.Ðức Chúa Jêsus đi khỏi đó, đến quê hương mình, có các môn đồ cùng đi theo.
İsa oradan ayrılarak kendi memleketine gitti. Öğrencileri de ardından gittiler.Ðức_Chúa_Jêsus đi khỏi đó , đến quê_hương mình , có các môn_đồ cùng đi theo .
İsa oradan ayrılarak kendi memleketine gitti. Öğrencileri de ardından gittiler.És kiméne onnét, és méne az õ hazájába, és követék õt az õ tanítványai.
İsa oradan ayrılarak kendi memleketine gitti. Öğrencileri de ardından gittiler.In gre odtod in pride v domovino svojo, in spremljajo ga učenci njegovi.
İsa oradan ayrılarak kendi memleketine gitti. Öğrencileri de ardından gittiler.Isus a plecat de acolo, şi S'a dus în patria Lui. Ucenicii Lui au mers după El.
İsa oradan ayrılarak kendi memleketine gitti. Öğrencileri de ardından gittiler.I vyšel odtud a přišel do vlasti své, a šli za ním učedlníci jeho.
İsa oradan ayrılarak kendi memleketine gitti. Öğrencileri de ardından gittiler.Ja hän lähti sieltä ja meni kotikaupunkiinsa, ja hänen opetuslapsensa seurasivat häntä.
İsa oradan ayrılarak kendi memleketine gitti. Öğrencileri de ardından gittiler.Jésus partit de là, et se rendit dans sa patrie. Ses disciples le suivirent.
İsa oradan ayrılarak kendi memleketine gitti. Öğrencileri de ardından gittiler.Och han gick bort därifrån och begav sig till sin fädernestad; och hans lärjungar följde honom.
İsa oradan ayrılarak kendi memleketine gitti. Öğrencileri de ardından gittiler.Og han gik bort derfra Og han kommer til sin Fædreneby, og hans Disciple følge ham.
İsa oradan ayrılarak kendi memleketine gitti. Öğrencileri de ardından gittiler.Og han gikk ut derfra og kom til sitt hjemsted, og hans disipler fulgte ham.
İsa oradan ayrılarak kendi memleketine gitti. Öğrencileri de ardından gittiler.Partito quindi di là, andò nella sua patria e i discepoli lo seguirono
İsa oradan ayrılarak kendi memleketine gitti. Öğrencileri de ardından gittiler.Potom vyšiel odtiaľ a prišiel do svojej otčiny, a jeho učeníci išli za ním.