Brezilya Mektuplar Akademisi (Portekizce: Academia Brasileira de Letras) üyesiydi.Elle était membre de l'Académie brésilienne des lettres.
(Suskunluğun Mektupları.(Lettres d'agrégation.
Genel Kumay Başkanlığına bir mektup yazdım.Lettre adressée à M. le président de la Société impériale.
Ve bunu bir mektupla Meitner'e yazdı.Au même moment, une lettre est apportée à Matilde.
Çoğunlukla mektuplarını "Devrim için" diye imzalardı.Elles sont souvent aujourd'hui décrites comme des « révolutions ».
Ancak bu mektupların çoğuna cevap alamadı.Toutefois, une grande partie de ses écrits ne nous est pas parvenue.
Ali, Osman’a bu mektuptan bahsetti.Ali a écrit cette lettre à ce sujet.
Bir süreliğine Akari ve Takaki mektup yoluyla birbiriyle haberleşirler.Pendant un certain temps, Takaki et elle resteront en contact.
En son mektup 29 Ağustos 1973’e târihlidir.La date du « 29 août 1910 » indiquée ici est erronée.
1955'te mahsur kalan Marty'e o gün o saatte kendisine verilmek üzere doktordan mektup gelir.Il écrit ensuite une lettre pour Marty qui devra lui être délivrée en 1955 par un coursier.
Mektupta buradan sonrasının büyük bir kısmı kayıptır ve sadece birkaç tane kâğıt parçası kalmıştır.La plupart des publicités sont ensuite enlevées, et il ne reste que quelques posters.
Albrect'e ise tehdit mektupları yollandı.La société a en effet reçu des lettres de menaces.
Mahkeme sırasında Juana'nın yazdığı suçlayıcı mektuplar ortaya çıkarıldı.Les mots de Jeanne sont scrupuleusement tirés des minutes du procès.
Kazancakis bunu El Greko'ya Mektuplar'da söyler.)Eudoxe a emprunté ces doctrines à la Chaldée).
Bu mektuplar The Boston Globe gazetesinde yayımlandı.Publie ses dessins dans le New York Globe.
Mektupta belirtilen yer doğruydu.C'est vrai à la lettre.
Kitap, Zühal Tekkanat'ın mektupları Erdal Öz'e vermesiyle yayımlanır.Un Book Orders for the Warre both by Sea and Land lui est attribué.
Mary'e Mektuplar.Maria t'a écrit.
Ona bir mektup vermeye çalışır ama Brown bunu kabul etmez.Elle choisit Bill, mais Bert ne l'entend pas ainsi.
Çünkü Yüzbaşı Dreyfus'un el yazısı, mektuptaki yazıya benzemektedir.Les soupçons se portent sur le capitaine Alfred Dreyfus, dont l'écriture semble analogue à celle du bordereau.
Daha sonra bu mektupları Ellet'tan toplayıp bir araya getirerek, onun evinde bıraktı.Il rassembla alors ces lettres et les renvoya dans leurs foyers.
Adamın yanı başında, acılı bir mektup ve boş bir zehir şişesi bulundu.À côté de son cadavre, on trouve un mot exprimant des remords et une fiole de poison vide.
1846'da Lord Lincoln, Robert Peel'e yazdığı bir mektupta "D'israeli" diye yazmış.Henry Pelham-Clinton fit ainsi référence à « D'Israeli » dans une lettre à Robert Peel en 1846.
Temmuz 1858'in son günlerinde Laura Bellelli Degas'ya bir mektup yazdı ve onu Floransa'ya davet etti.Ce n'est qu'en 1860 que Charles Hermite retrouve ses écrits et lui rend justice.
Liszt'in Brahms'a sözü ise Breitkopf & Härtel Yayınevi'ne yazdığı bir mektupta kendisinden söz etmesi olmuştu.Néanmoins, il fit une autre tentative après une lettre expressive de Breitkopf & Härtel.
Çoktandır bana mektup yazmaz, Sevgili kardeşim Tahsin Yılmaz.Il a jamais tué personne, mon papa est un court roman.
Gabriel de Luetz Malta'ya vardıktan sonra, şövalyeleri adaya getirmesi hakkında II. Henri'ye bir mektup yazdı.De Malte, d'Aramon a écrit une lettre à propos de son intervention à Henri II.
Ancak, her mektup alışında, aldığı mektubu anında korumalarına veriyordu.Comme on l’a indiqué, chacun de ces signes se prononce juste après la lettre qu’il accompagne.
Öldüğü sırada hâlâ Vincent'ın mektuplarını İngilizce'ye çevirmekle meşguldü.Après la guerre, il traduit en anglais les ouvrages de Napoléon.
Bu mektuplardan bazıları sonradan büyük ün kazandı.Certains auteurs sont devenus par la suite célèbres.
Fakat mektup hiçbir zaman gelmez.Mais le message texte n'aboutira jamais.
Mektuplarından birinde şöyle yazmıştı: "Çalışmalarımın yarattığı gazap...Son message disait : « Chers amis, mon travail est fait.
Cami 87 kitap ve mektup yazdı.Juan a écrit et publié 87 morceaux.
İngilizce bir mektup yazdım.Escribí una carta en inglés.
Baba mektupları yazmakla meşgul.Mi padre está ocupado escribiendo cartas.
Bu mektup Mary tarafından mı yazıldı?¿Esta carta la escribió Mary?
Bir mektup yazacağım.Voy a escribir una carta.
O şimdi bir mektup yazıyor.Ahora mismo ella está escribiendo una carta.
Bir mektup yazmıyorum.No estoy escribiendo una carta.
Bir mektup yazıyorum.Estoy escribiendo una carta.
O bir mektup yazdı.Él escribió una carta.
Bu mektup kimden?¿De quién es esta carta?
O, annesine mektuplar yazar.Él escribe cartas a su madre.
Dün gece bir mektup yazdım.Escribí una carta ayer por la noche.
Amcam asla mektup yazmaz.Mi tío nunca escribe cartas.
O eve bir mektup gönderdi.Él envió una carta a casa.
Judy'ye bir mektup yazmayı planlıyorum.Planeo escribirle una carta a Judy.
Dün İngilizce yazılmış bir mektup aldım.Ayer recibí una carta escrita en inglés.
Bu önemli bir mektuptur.Esta es una carta importante.
Benim için hiç mektup geldi mi?¿Me ha llegado alguna carta?
Üç mektup yazdım.He escrito tres cartas.
Bu mektup yaşlı bayanadır.Esta carta es para la anciana.
Nancy, işte senin için bir mektup.Nancy, aquí hay una carta para ti.
O bir mektup yazmakla meşgul.Está ocupado escribiendo una carta.
Mektup yazmak zorunda mıyım?¿Tengo que escribir una carta?
Dün eski bir arkadaştan bir mektup aldım.Ayer recibí una carta de un viejo amigo.
Arkadaşım bana her şey yolunda mı diye bir mektup gönderdi.Mi amigo me ha mandado una carta en la que me pregunta si me va bien.
Jimmy bir mektup yazıyor mu?¿Jimmy está escribiendo una carta?
Steve Jane'den bir mektup aldı.Steve recibió una carta de Jane.
Bana böyle uzun mektuplar yazma.No me escribas cartas tan largas.