Özellikle gelişmiş bir arpacık mekanizması vardır.Tiene un sistema radicular muy desarrollado.
Pekiştirmeli öğrenme akıllı bir keşif mekanizmasına ihtiyaç duyar.El problema de aprendizaje de refuerzo como se describe requiere mecanismos de exploración inteligente.
Rol tabanlı erişim mekanizması.Alteración de la función hepática.
Bu buluş, GIM mekanizmasının standart modelin bir parçası olmasını sağlamıştır.La scoperta fece sì che il meccanismo GIM diventasse parte del Modello Standard.
Kanserde genetik ve epigenetik gen susturmalarının mekanizmaları çok farklıdır.Nel tumore, le dinamiche di silencing dei geni genetici ed epigenetici sono molto differenti.
Her ikisi de bir saklama ve iletme mekanizması kullanımı ve push teknolojisi örnekleridir.Entrambi utilizzano un meccanismo di store and forward e sono esempi di logica push.
Standart Model fermionların kütlelerini Higgs mekanizmasıyla açıklamakta.Il Modello Standard descrive le masse dei fermioni attraverso il meccanismo di Higgs.
DNA'nın iki iplikli yapısı DNA ikileşmesi (DNA duplikasyonu) için basit bir mekanizma sağlar.La struttura a doppia elica del DNA permette un meccanismo estremamente semplice per la replicazione del DNA.
Hall, sirkadiyen ritimlerin mekanizmasını incelemek için öncelikle Drosophila ile çalıştı.Hall ha lavorato con la Drosophila principalmente per studiare il meccanismo dei ritmi circadiani.
Ancak daha büyük genoma sahip virüsler bu mekanizmaları kendileri kodlayabilirler.Tuttavia, virus dotati di genomi più grandi, possono codificare gran parte di questi stessi strumenti.
Oyunda birçok PVP mekanizması da bulunmaktadır.Al programma partecipano anche vari ospiti VIP.
Migren esnasında meydana gelen baş ağrısının mekanizması tam olarak bilinmemektedir.L'esatto meccanismo del dolore alla testa durante un attacco di emicrania è sconosciuto.
Mekanik mekanizmalı saat halen çalışmaktadır.Tuttora la torre rimasta funziona da orologio.
Tuş mekanizması aşağıda gösterildiği gibidir:Il meccanismo della reazione è mostrato sotto.
Dosya izin mekanizmaları, sandbox'a yardımcı olmaktadır.Modalità di esecuzione nella sandbox.
Bu mekanizma sayesinde sigarayı bırakmak isteyen kişilere yardımcı olabilir.Questo processo può favorire il rischio di ricaduta in tossicodipendenti che tentano di smettere.
Ana madde: Mutasyon Virüsler birçok mekanizma ile genetik materyal değişikliğine uğrayabilirler.I virus subiscono mutazioni genetiche attraverso diversi meccanismi.
Disk bellek, bilgisayarda veri saklama mekanizmasının bir bölümüdür.In informatica il settore è una parte di un disco rigido.
Makine mühendisliği, geri besleme mekanizmalarının ilk kullanıldığı alandır.Tuttavia è lei ad usare la macchina del tempo per prima.
Bu araç tam otomatik dolum mekanizmasıyla donatılmıştır.Questo viene eseguito da una macchina di posizionamento completamente automatizzata.
Bu yukarda belirtilen mekanizmalar her zaman tek başlarına çalışmazlar.Uno shoot 'em up non è mai in prima persona.
Ama günüzmüde birçok bakteri No'ya karşı direnç mekanizmaları geliştirmiştir.Negli anni si è verificata la comparsa di numerosi ceppi batterici resistenti all'antibiotico.
Bu enzimlerin "prova okuma" mekanizmaları vardır.Tali enzimi presentano meccanismi di proof-reading (correzione di bozze).
Bu konağı enfeksiyondan nonspesifik olarak savunan hücreleri ve diğer mekanizmaları içermektedir.Questo comprende le cellule e gli altri meccanismi che difendono l'ospite da infezioni in modo non specifico.
Tesir mekanizması belli değildir.L'organo è privo di mostra.
Bu değişime aşınma mekanizmalarının etkisi büyüktür.Le barriere all'uscita da tale regime di cambio sono molto elevate.
Hastalığın kesin mekanizması belirgin değildir.Il meccanismo d'azione del farmaco non è chiaro.
Tetik mekanizmasını hazırlama , silahı tekrar ateşlemeye hazırlar.Affilare le armi Prepararsi a uno scontro.
Kapı kolu, bir kapıyı açmak veya kapatmak için kullanılan bir mekanizmadır.È dotato di una manopola situata al centro per poterlo aprire o chiudere.
Migrenin gerçek mekanizması bilinmemektedir.Il preciso meccanismo della miostatina rimane ancora sconosciuto.
Bu mekanizmalar birlikte veya tek başına seyredebilir.Possono essere eseguiti da soli oppure assieme.
Patojen organizmalar çeşitli mekanizmalarla hastalığa yol açabilirler.Le malattie del fegato possono verificarsi attraverso diversi meccanismi.
Moleküler biyologlar bu mekanizmayı ilk defa 1970'lerde kontrol altına almayı becermiştir.Молекулярные биологи впервые использовали этот механизм в 1970-х годах.
Mach'ın daha ezoterik özelliklerinden bazıları aynı IPC mekanizmasına dayanıyordu.Некоторые возможности Mach базировались на тех же механизмах IPC.
Birçok mekanizma sağlıyor.Активирует определенные механизмы.
Ego ve Savunma MekanizmalarıЛичность и защитные механизмы.
Ama, soğuk plazmanın dışa taşınmasını açıklayacak hiçbir mekanizma henüz bilinmiyor.Однако механизм переносящий холодную плазму вовне пока не известен.
Mekanik mekanizmalı saat halen çalışmaktadır.Часовой механизм сработал раньше времени.
Mesajcı RNA'nın ımhasına yol açan çeşitli mekanizmalar vardır, bazıları aşağıda açıklanmıştır.К настоящему времени известно много механизмов деградации мРНК, некоторые из которых описаны ниже.
Bu mekanizmanın nasıl çalıştığı tam olarak anlaşılamamıştır.В действительности, он был неспособен даже понять, каким образом действует это устройство.
GRE, OSI’nin ağ katmanında tünel için kullandığı aynı mekanizmayı kullanır.GRE использует тот же механизм, который OSI использует для туннелирования на сетевом уровне.
Dişlerin kendini daha fazla temizleyebilmesi için mekanizma sağlarlar.И Дидух перестанет быть своим для них.
Bitkilerin virüslere karşı ayrıntılı ve etkili savunma mekanizmaları vardır.Растения имеют сложные и эффективные механизмы защиты от вирусов.
Bu bir geri besleme mekanizmasıdır.Что уж говорить о механизмах регенерации.
Ancak zehir iletim mekanizmaları fazla gelişmemiş olduğundan insanlar için fazlaca tehlike oluşturmazlar.Однако их яд, насколько известно, не опасен для людей.
Paketi alan bilgisayar, böyle bir durumu kontrol edebilecek mekanizmaya sahip değilse, sistem çöker.Если мой коллега не в состоянии предвидеть какое устройство я использую сейчас, - это проблема.
Örneğin; Caenorhabditis elegans piRNA’lara sahip olmasına rağmen ping pong mekanizmasını kullanmaz.Установлено, у C. elegans имеются piРНК, но отсутствует механизм «пинг-понг».
Acil durum reaksiyon durdurma mekanizması.Система экстренного реагирования при авариях.
Yine de geminin arka kısmında bir motor mekanizması görülmektedir.В кормовой части судна расположен моторный отсек.
Genel olarak yaptığı reformlar devlet mekanizmasını hantallığından kurtarmak üzeredir.Проведённые им реформы способствовали стабилизации положения в государстве.
Atış mekanizması: Perküsyon.Оружейная мастерская: Эффективность стрельбы.
Diyabetik nöropatinin mekanizmaları yeterince anlaşılmamıştır.Механизм действия диазиридинов недостаточно изучен.
Tesir mekanizması belli değildir.Механизм действия остаётся неясным.
Oyunda birçok PVP mekanizması da bulunmaktadır.В игре присутствуют различные виды PvP активностей.
Ayrıca, başa çıkma mekanizması olarak isterik bir panik haline girmeğe eğilimlidir.В сложной ситуации склонна впадать в панику.
Antijen sunumunun bu iki mekanizması T hücrelerinin iki tipinin farklı rollerde olmasıyla sonuç verir.Это различие в презентации антигена отражает разные роли указанных двух типов T-клеток.
Migren esnasında meydana gelen baş ağrısının mekanizması tam olarak bilinmemektedir.Точный механизм мигренозной головной боли неизвестен.
Bunlara ek olarak, antioksidanlar bu savunma mekanizmalarında önemli rol oynar.وبالإضافة لذلك فإن مضادات الأكسدة تلعب دورا رئيسيا في تلك الطرق الدفاعية.
Bu mekanizma elektriksel yüklerin doğasını açıklamak için de kullanılmıştır.هذه الآلية تم استخدامها أيضا من أجل شرح طبيعة الشحنات الكهربائية.
9 voltluk piller bile karanlık bir odada bu mekanizmayla fark edilebilir ölçüde kıvılcımlanabilir.حتى صغيرة 9 V بطارية يمكن أن تشعل ملحوظ من قبل هذه الآلية في غرفة مظلمة.