Her ikisi de bir saklama ve iletme mekanizması kullanımı ve push teknolojisi örnekleridir.Inny jest wreszcie sposób rozkładania i podział technologiczny obu broni.
Hâkimse, bunu hükümetin "propaganda mekanizmasına" bağladığını dile getirdi.Kobieta opisała ten wyrok jako element „propagandowej machiny” rządu.
Bu işlemin tersini yapacak bazı mekanizmalar (sabit adres eşleme dahil) hala vardır.Istnieje wiele (nieprzeliczalnie wiele) sposobów na ułożenie parkietażu bez dziur za pomocą tej reguły.
Ancak C/30 besleme mekanizmasında sorunlar bulunuyordu.Wiatrakowiec C.30 miał konstrukcję mieszaną.
Tesir mekanizması belli değildir.Opisy działania urządzenia są niejasne.
Kulede hâlen sonradan eklenen bir saat mekanizması çalışır durumdadır.W środku wieży znajduje się ręczny mechanizm zegarowy, który nadal działa.
Benzer prova-okuma mekanizmaları RNA polimeraz, aminoasil tRNA sentetaz ve ribozomlarda da vardır.Podobne mechanizmy korekcyjne posiadają polimerazy RNA, syntetazy aminoacylo tRNA i rybosomy.
Stigmergy etmenler ve eylemler arasında doğrudan olmayan koordinasyon mekanizmasıdır.Stygmergia jest to mechanizm pośredniej komunikacji pomiędzy agentami i czynami.
Tüm bu mekanizmalara elektrik, transformatörler vasıtası ile sağlanmaktadır.W każdej gondoli znajduje się generator elektryczny i transformator.
Savunma mekanizmaları kesin çözüm üretmezler.Zwykłe mechanizmy obronne nie spełniają swej roli.
M203, tüfeklerin alt kısmına eklemek için tasarlanmış bir mekanizmadır.PA3-DM jest przystosowany do miotania granatów nasadkowych.
Rol tabanlı erişim mekanizması.Mechaniczna uprawa roli.
Kaydıraklı mekanizması kırılgan veya titreklik hissetmiyor.Pęcherz moczowy jest niestabilny, niepodatny.
Bu değişime aşınma mekanizmalarının etkisi büyüktür.Zmiany zachodzące w jego organizmie są ogromne.
Fakat mekanizma, ses rengi ve çalış tekniği yönünden birbirinden farklılıkları bulunmaktadır.Oba rodzaje płyt różnią się jednak techniką i prędkością nagrywania.
M203, tüfeklerin alt kısmına eklemek için tasarlanmış bir mekanizmadır.M203 är en granattillsats som monteras under huvudvapnet.
Florida Üniversitesinden Reva Kay Williams, Penrose mekanizmasını doğrulayan bir ispat geliştirmiştir.Reva Kay Williams på University of Florida utvecklade ett rigoröst bevis som validerade Penroses mekanism.
Migren esnasında meydana gelen baş ağrısının mekanizması tam olarak bilinmemektedir.Den exakta mekanismen för huvudvärken som uppstår vid migrän är okänd.
Acil durum reaksiyon durdurma mekanizması.En kraftig nödbromsning till stopp sker.
Ancak uygulamada Örgüt'ün aldığı kararlara uyulmasını fiilen sağlayacak bir mekanizma yoktur.Det finns ingen lag som tvingar företag att följa nämndens beslut.
Mekanik mekanizmalı saat halen çalışmaktadır.Den stora klockan fungerar fortfarande.
Çeşitli savunma mekanizmaları ile "id"i dengeler.Olika bevismedel, d.v.s. olika "typ av bevisning" förekommer.
Dezenfekte etme mekanizması, küçük çocukları sakat bırakabilir.Det kan vara olämpligt att applicera medel på små barns hud.
Bu mekanizma genellikle karşımıza sunucu olarak çıkmaktadır.I regel tycks den gå ur vägen för dem.
Bu olguyu açıklamak için birkaç mekanizma öne sürülmüştür.Denna artikel är ett försök att förklara några av dem.
Bu mekanizmalar birlikte veya tek başına seyredebilir.Signalerna kan användas tillsammans eller var för sig.
Bir konumlandırma sistemi uzayda bir nesnenin konumunu belirlemek için bir mekanizmadır.Satellitkonstellation är en uppställningen i rymden för ett satellitsystem.
Antikythera Mekanizması'nın keşfi de bu tür araçların antik çağda bile bulunduğuna işaret etmektedir.Antikythera-mekanismen kan ha varit ett av ämnena man diskuterade där.
Nathan ise Sylar'ın yeteneklerinden biri olan mekanizmaların işleyişini anlayabilme yeteneğini keşfetmiştir.Sylars grundförmåga är att förstå hur saker fungerar.
Dört farklı türleşme mekanizması vardır.Han konstruerade fyra olika glidare.
Makine mühendisliği, geri besleme mekanizmalarının ilk kullanıldığı alandır.Raketens första steg kommer att vara återanvändbart.
Yukarıda özetlenen mekanizmanın büyük bölümü Michael Brown ve Joseph L. Goldstein tarafından açığa çıkartıldı.Kolesterolets mekanism klarlades till stor del av Michael S. Brown och Joseph L. Goldstein på 1970-talet.
Bu bir geri besleme mekanizmasıdır.En symbol för återvinning.
Ama, soğuk plazmanın dışa taşınmasını açıklayacak hiçbir mekanizma henüz bilinmiyor.Однак механізм, що переносить холодну плазму назовні поки що невідомий.
Bilgisayar güvenliğinde, sandbox, çalışan programları ayırmak için bir güvenlik mekanizmasıdır.Sandbox — в комп'ютерній безпеці механізм для безпечного виконання програм.
Doğal membran tamir mekanizmaları şokun ardından bu delikleri kısa sürede onarırlar.Природні механізми відновлення мембрани згодом латають ці отвори.
Işık-gaz silahları ise bu mekanizmaların birleşimini kullanırlar.У гарматах на легких газах використовують комбінацію цих механізмів.
Secure Shell protokolleri birçok dosya aktarım mekanizmasında kullanılır.Є кілька механізмів передачі файлів за допомогою захищених протоколів Shell.
Uçuşun diğer aşamalarında yönelim kontrolü ve uçuş güzergahı kontrolü için farklı mekanizmalar gerekmektedir.На інших етапах польоту, додаткові механізми необхідні для контролювання висоти і траєкторії польоту.
Bu mekanizma temelde 3 aşamada gerçekleşir.Робота, як правило, здійснюється в 3 етапи.
Söz konusu mekanizma hâlâ kurulamadı.Внутрішній вистрій ще не був уряджений.
Pekiştirmeli öğrenme akıllı bir keşif mekanizmasına ihtiyaç duyar.Описана задача навчання з підкріпленням вимагає розумних механізмів дослідження.
Bu mekanizma da tam olarak anlaşılamamıştır.Механізми цього процесу також не до кінця зрозумілі.
Bu mekanizmalar birlikte veya tek başına seyredebilir.Ці елементи може бути виконано самостійно, або об'єднано між собою.
Bu, diş kolelerindeki hassasiyetin mekanizmasıdır.Це відчуття і буде порогом чутливості зуба.
Antijen sunumunun bu iki mekanizması T hücrelerinin iki tipinin farklı rollerde olmasıyla sonuç verir.Ця різниця у презентації антигену відображає різні ролі зазначених двох типів T-клітин.
Mekanizmanın hızını yavaş olan adım belirler.Потужність установки поступово нарощували.
Mekanizmayı yöneten bilgisayarlar genellikle düşük kesilme gecikmelerine gerek duyarlar.Комп'ютери, що контролюють обладнання, зазвичай не потребують високої латентності переривання.
Esnek üretim sistemi, bir imalat mekanizmasıdır.Реставрація екосистем є генератором суперечок.
Ego ve Savunma MekanizmalarıFreud, Anne: Já a obranné mechanismy.
Balbus ve Hawley (1991) açısal momentum naklini üretmek için manyetik alan içeren bir mekanizma ileri sürdü.V roce 1991 Balbus a Hawley navrhli mechanismus přenosu momentu hybnosti zahrnující magnetická pole.
Migren esnasında meydana gelen baş ağrısının mekanizması tam olarak bilinmemektedir.Přesný mechanismus bolesti hlavy, která migrénu provází, není znám.
Herhangi bir kontrol mekanizması konmamıştır.Nemá kontrolní mechanismus.
Bu açısal momentumun taşınması için bir hidrodinamik mekanizmanın varlığını önler.To vylučuje existenci hydrodynamického mechanismu přenosu momentu hybnosti.
Bu mekanizma ekstrensik asimetrik hücre bölünmesi olarak bilinir.Tomuto fenoménu se říká asymetrické buněčné dělení.
Bununla birlikte, şu anda bilinen hiçbir mekanizma mevcut değildir.V současnosti ale není stále znám mechanismus jejich vzniku.
Mekanik mekanizmalı saat halen çalışmaktadır.Hodinový stroj je dlouhodobě nefunkční.
Bulduklarında bu kutunun dünya üzerindeki tüm şifreleri kırabilecek bir mekanizma olduklarını anlarlar.Těm všem radím, aby si koupili klíč k těm záhadám.
Modelin hem savaş başlığı hem de füze mekanizmasında değişikliğe gidilmiştir.Došlo i k úpravě motoru v hlavách válců.
Savunma mekanizmalarının sağladığı fayda geçicidir.Zajímavý je jeho způsob obrany.