Bu nedenle, Boyle’ın 1660’daki yayımı mekanik bir konsept hakkındadır: Havalı susta körüğü.Portanto, a publicação de Boyle em 1660 fala sobre um conceito mecânico: A mola de ar.
Mekanik vücudundan başını ayırır ve vücuduna onları öldürmesini emreder.Ele tira a cabeça de seu corpo mecânico e dá ordens para matá-los.
Kombinasyonel işlemler, istatistiki mekanikte çok büyük sayıları üretir.Os processos combinatórios geram números muito grandes em mecânica estatística.
2006 yılında, otomatik kurmalı yeni nesil mekanik düzenekler piyasaya sürülmüştür.Em 2006, foi lançada uma nova geração de movimentos mecânicos de corda automática.
İşlem kara delik mekanikleri yasalarına uymaktadır.O processo obedece a leis da mecânica de buraco negro.
ATP'nin hidrolizi tarafından enerjilendirilirler ve kimyasal enerjiyi mekanik işe dönüştürürler.São alimentadas pela hidrólise do ATP e convertem energia química em trabalho mecânico.
Mekanik, kimyasal ve biyolojik engeller gibi bazı bariyerler canlıları enfeksiyonlardan korur.Existem várias barreiras mecânicas, químicas e biológicas que protegem os organismos de infecções.
Çoğunlukla Çinli köylüler ya da çiftçiler basit, mekanik olmayan tarım araçlara bağımlıdırlar.A maior parte dos camponeses e dos fazendeiros ainda é dependente de implementos agrícolas não-mecanizados.
Eğer birden fazla kuantum mekanik durumu aynı enerjideyse enerji seviyeleri yozlaşmıştır.(bozulmuştur).Se mais de um estado mecânico quântico está com a mesma energia, os níveis de energia estão "degenerados".
Diğer Rotor makineleri gibi Enigma da Elektro-Mekanik bir sistemdir.Tal como outras máquinas com rotores, a Máquina Enigma é uma combinação de sistemas mecânicos e elétricos.
Mekanik: Rotor: Dönen parça.Morgue mecânica: Dead.
En yaygın uygulamaları istatistiksel mekanik alanında görülür.O uso mais comum dá-se no campo da mecânica estatística.
Sürücü ve mekanikci olarak eğitilmiş ve beş ay sonra fahri genç komutan olarak terfi etti.Ela treinou como motorista e mecânica, sendo promovida a comandante júnior honorária em julho.
İsfahan'da astronomi, matematik ve mekanik, Kufe ve Basra'da ise filoloji ve şiir eğitimi almıştır.Estudou astronomia, matemáticas e mecânica em Ispaã e filologia e poesia em Cufa e Baçorá.
Piaget, mekanik saatlerini kendi bünyesinde tasarlar, geliştirir ve üretir.A Piaget concebe, desenvolve e produz em suas próprias instalações os movimentos mecânicos de seus relógios.
Ama tam bir mekanik dahidir.Ela parece ser uma mecânica.
Önemli sayıda üretilmişti ve mekanik olarak da çok kullanışlıydı.Estava disponível em um número relativamente grande e foi geralmente mecanicamente confiável.
Klasik mekanikte parçacıklar, tanımları gereği sabit kütleye sahiptirler.Na mecânica clássica, partículas tem por definição massa constante.
Bu klasik mekanikde de böyledir.Mas isso no âmbito da mecânica clássica.
Ana madde: Klasik mekanik Klasik teorinin, fizik için çok farklı iki anlamı vardır.A teoria clássica tem pelo menos dois significados distintos em física.
(5. bölüm: Mekanik Kollu Adam).(5º consecutivo - Pentacampeão).
Bir mekanik üç başlı ejderha.Cão Titã de três cabeças.
Atrisyon, karşı dişlerden gelen mekanik kuvvetlerin etkisiyle diş aşınmasıdır.Abrasão dentária é a perda da estrutura dentária por forças mecânicas externas.
Mekanik konusuyla ilgili deneyler gerçekleştirdi ve Morin dinamometresini icat etti.Inventou o dinamômetro de Morin.
Mekanik mekanizmalı saat halen çalışmaktadır.A centenária máquina continua funcionando.
Mekanik temelli olanlarına robot ya da cyborg da denir.Brainiac é tipicamente descrito como um ciborgue ou androide extraterrestre.
Işığın hızı hala mekaniksel bir aletin bu işi yapmasından daha hızlıdır.É mais fácil alterar a velocidade num motor elétrico do que em um mecânico.
Mekanik ventilasyon soluk almayı kolaylaştırmak adına kullanılabilir.A ventilação mecânica pode ajudar a respirar.
Mekanik üretim rahatça kullanılabilir.Toda a carne seca podia ser consumida.
Einstein, kuantum mekaniksel tahminlerle “bir noktada ürkütücü” diyerek dalga geçmiştir.Einstein brincou, dizendo que as predições na mecânica quântica eram "estranhas ações a distância".
Mekanik olarak sağlam ve kolaylıkla gizlenebilen bir görüntüsü vardı.Encontraram uma cena em particular perigosamente enganosa.
Mesleği endüstriyel mekanikçiliktir.Mestrado em Engenharia Mecânica.
Bu klasik mekanikde de böyledir.Dit geldt overigens ook in de klassieke mechanica.
2006 yılında, otomatik kurmalı yeni nesil mekanik düzenekler piyasaya sürülmüştür.Een nieuwe generatie mechanische uurwerken met automatisch opwindmechanisme wordt in 2006 geïntroduceerd.
Üzerinde hem mekanik hem de elektronik fünye kullanılabilir.Ze kunnen zowel mechanisch als elektronisch zijn.
15 Kasım 1886 tarihinde Stuttgart'ta kendi 'Hassas Mekanik ve Elektroteknik Atölyesi' ni açtı.In 1886 stichtte hij zijn eigen bedrijf, de Werkstätte für Feinmechanik und Elektrotechnik te Stuttgart.
Bu etki, mekanik ve elektrikli cihazlarda geniş bir şekilde kullanılmaktadır.Later werd dit mechanisch en elektrisch bediend.
Mekanik saatler (13 ila 14. yüzyıllar) Mekanik saatlerin ilk kez ne zaman ortaya çıktığı bilinmemektedir.Vanaf het eind van de veertiende eeuw verschijnen de eerste mechanische klokken.
Bu tankın en büyük sorunu mekanik arızalardı.Operationeel gezien was het grote bezwaar tegen de tank zijn mechanische onbetrouwbaarheid.
Mesleği endüstriyel mekanikçiliktir.Van beroep is hij mecanicien.
1913'te mekanik fırın açıldı ve 1940 yılına kadar ekmek okulda pişirildi.De dagbouw ontstond in 1913 en vanaf 1917 werd er bruinkool gedolven.
Yoğunluk fonksiyoneli teorisi, hesapsal kuantum mekanik modelleme metodudur.Het stimulus-respons-denken is te mechanistisch.
Bunun yerine durmak için mekanik bir fren kolu bulunur.Een enkelvoudige zuiger bedient hier de rem.
Sıklıkla türbin ve kompresör tek bir şaft vasıtasıyla mekanik olarak bağlanır.Często turbina i sprężarka są mechanicznie sprzężone ze sobą pojedynczym wałem.
Kısa süre sonra Formula 3 yarış ekibine mekaniker olarak katıldı.Wkrótce potem dołączył on do zespołu March startującego w Formule 3 jako mechanik.
Ocak 1944 itibaren bazı mekanik iyileştirmeler ile de GAZ-67B geliştirildi.Od stycznia 1944 roku produkowano ulepszoną wersję GAZ-67B (głównie ulepszenia mechaniczne).
Herhangi mekanik parçası yoktur.Nie posiadają mechanicznych zestyków.
Diğer Rotor makineleri gibi Enigma da Elektro-Mekanik bir sistemdir.Tak jak inne maszyny oparte na rotorach, Enigma jest połączeniem systemów elektrycznego i mechanicznego.
Ama tam bir mekanik dahidir.Okazuje się być jednak dobrym mechanikiem.
Yapımından 85 yıl sonra Mekanik Türk "Büyük Filedelfiya yangını"nda yandı ve tarihe karıştı.W 1854 roku, 85 lat po skonstruowaniu Mechanicznego Turka, spłonął on w pożarze tego muzeum.
Klasik mekanik Boyut analiziAnaliza ilościowa klasyczna.
Mekanik ventilasyon soluk almayı kolaylaştırmak adına kullanılabilir.W przypadku SLA ma za zadanie ułatwienie prowadzenia wentylacji mechanicznej.
1923 - İskoç mühendis John Logie Baird, ilk mekanik televizyonun patentini aldı.W tym samym roku brytyjski wynalazca John Logie Baird skonstruował telewizyjny odbiornik mechaniczno-optyczny.
Çocukluğunda ve mekanik aletlere ilgisi vardı.Od dzieciństwa interesował się narzędziami i sprawami technicznymi.
Slater’in gençlikte mekanik, kimya ve elektriğe ilgi duyuyordu.Jako nastolatek, Drake interesował się elektroniką i chemią.
Sürücü ve mekanikci olarak eğitilmiş ve beş ay sonra fahri genç komutan olarak terfi etti.Została przeszkolona na kierowcę i mechanika, uzyskując ostatecznie stopień kapitana (Junior Commander).
Mekanik hesaplayıcılar alanında en üretken insanlardan biri oldu.Konstrukcja stała się jednym z najpopularniejszych kalkulatorów mechanicznych.
Buhar motorlarına uyguladığı birtakım mekanik değişiklikler sonrası, %10 performans kazancı sağladı.Od chwili zmiany prezesa MKS, przychód z zakresu serwisu samochodów osobowych wzrósł o 200%.
Bunlar Şamin ve Ez-Zerkali tarafından geliştirilmiş ve mekanik saatin temeli ortaya çıkmıştır.Nad nim znajdują się zegary mechaniczny i słoneczny.
Mekanik, biyolojik, organik ve sosyal sistemler bulunabilir.W podobny sposób wyjaśnia się zdarzenia ze świata fizycznego, biologicznego i społecznego.