mecburiyet ile cümle
mecburiyet kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
10
HARF
4
HECE
7
ORT. KELİME
Gitme mecburiyetin yok.You don't have to go.
Hesap verme mecburiyeti yoktu.There was no accountability.
Bunu mecburiyetten yaptım.I did that because I had to.
Okula gitmek artık bir mecburiyet de değildi.Attendance at the school was not required.
Dansta her bir dansçı kendinin tüm ustalığını ve becerisini göstermek mecburiyetinde.This show is an ideal opportunity for every kid to hone their talent and dancing skills.
Fosil yakıt ithal etmek mecburiyetinden kurtulacağız.We need to manage the transition off of our dependence on fossil fuels.
İkincisi, bu bir mecburiyet, New York Times'dan alıntı yapmamalısınız.Secondly, it's imperative that you do not cite The New York Times.
Bu küresel bir mecburiyet.It's a global imperative.
Kim bir mecburiyeti olmaksızın içinden gelerek iyilik yaparsa bu onun için daha hayırlı olur.For the good they do with a little hardship is better for men.
Sporu nefret dolu bir mecburiyete çevirecekler.They will make sport a hateful necessity.
Arnavutluk'ta askerlik mecburiyeti kalkıyor. [Getty Images]Military service will no longer be mandatory in Albania. [Getty Images]
Ancak sizin hiçbir mecburiyetiniz yok.Dazu sind sie aber nicht verpflichtet.
Okula gitmek artık bir mecburiyet de değildi.Damals gab es allerdings noch keine Schulpflicht.
Şalvar yerine pantolon giyme mecburiyetini getirti.Anstatt Laubblättern tragen sie Schuppenblätter.
Okula gitmek artık bir mecburiyet de değildi.À cette époque, l’école n’est pas encore obligatoire.
Ancak sizin hiçbir mecburiyetiniz yok.Ils ne sont soumis à aucune obligation.
Bunu mecburiyetten yaptım.Lo hice por obligación.
Mısır’a giren her kitabın buraya götürülmesi mecburiyeti vardı.También tuvo conflictos en Egipto donde le tuvieron prohibida la entrada al país.
Daha sonra mecburiyetten Ichigo'nun evinde kalmak ve şinigami görevini Ichigo'ya devretmek zorunda kalır.Sado entonces atestigua el Fullbring de Ichigo cuando es liberado.
Şalvar yerine pantolon giyme mecburiyetini getirti.Вместо валенок перчатки Натянул себе на пятки.
Glory, Ben'i bir seçim yapmak mecburiyetinde bırakır.Бену приходится вынести дверь силой.
Okula gitmek artık bir mecburiyet de değildi.При этом, переименовывать школу не стали.
Mısır’a giren her kitabın buraya götürülmesi mecburiyeti vardı.دفاتر قيد العربان الوافدين إلى مصر.
Fosil yakıt ithal etmek mecburiyetinden kurtulacağız.Diminui a queima de combustíveis fósseis.
Mısır’a giren her kitabın buraya götürülmesi mecburiyeti vardı.De opnamen moesten naar Frankrijk worden gebracht om daar te worden ontwikkeld.
Uluslararası hukukta bir devletin, diğer devletlerde konsolosluk açma mecburiyeti yoktur.Żadne państwo na świecie nie ustanawia na swoim terytorium własnego konsulatu.
Belki Başbakan'ın Bakanların, Milletvekillerinin bazı mecburiyetleri vardır.Zgodnie z niektórymi statutami miast magistrat ma pewne kompetencje władcze.
Sonuçta Macaristan'a yeni bir sefer yapılma mecburiyeti doğar.I Ungern introducerades då en ny valuta.
Bu nedenle genç takımda oynama mecburiyetinde bırakıldı.Через цей гол його змусили грати за молодіжну команду.
Glory, Ben'i bir seçim yapmak mecburiyetinde bırakır.Джейкоб намагається сказати Бену, що у нього є вибір.
Ancak sizin hiçbir mecburiyetiniz yok.Не приймати жодних обов'язків.
Okula gitmek artık bir mecburiyet de değildi.У цей час до школи було ходити не обов'язково.
Bu tür emirleri astların yerine getirme mecburiyetleri yoktur.Для встановлення таких застосунків не вимагається адміністраторських прав.
Mısır’a giren her kitabın buraya götürülmesi mecburiyeti vardı.Окремі томи Книги Пам'яті України вийшли в кожній області.
Fosil yakıt ithal etmek mecburiyetinden kurtulacağız.Este nevoie de o instalație de coș de fum pentru evacuarea gazelor de ardere.
Şalvar yerine pantolon giyme mecburiyetini getirti.A képek ábrázolására szolgáló fametszetek helyett megjelent a klisé.
Fosil yakıt ithal etmek mecburiyetinden kurtulacağız.Ez a fosszilis energiahordozóktól való elszakadásra kényszeríti a világot.
Okula gitmek artık bir mecburiyet de değildi.Aikaa koulun käymiseen ei annettu.
Fosil yakıt ithal etmek mecburiyetinden kurtulacağız.Suon polttoviljelyksen vaikutusten selvittelyä.
Bu tür emirleri astların yerine getirme mecburiyetleri yoktur.Τέτοιες διαταγές δεν έμεναν στα χαρτιά.
Bunu mecburiyetten yaptım.Το έκανα αυτό υποχρεωτικά.
Okula gitmek artık bir mecburiyet de değildi.Ingen ble tvunget til å gå på skolene.
Ne sen böyle yapsa idin, ne de ben böyle yapmak mecburiyetinde kalsaydım!" diyerek ağladı.Demi hidupmu dan demi nyawamu, aku takkan melakukan hal itu!"
Uluslararası hukukta bir devletin, diğer devletlerde konsolosluk açma mecburiyeti yoktur.Hukum Internasional tidak mengharuskan suatu negara untuk mengakui negara-negara lain.
1850'li yıllarda Yörüklere iskan mecburiyeti getirilmesiyle birlikte yerleşik hayata geçilmiştir.Setelah tahun 1850, masih tetap ada kapal uap kecil beroperasi.
Faaliyetlerini önce Irak’ta, sonra Fransa’da ve Türkiye’de sürdürmek mecburiyetinde kaldı.Setelah ia dibebaskan dan kemudian melanjutkan kegiatan diplomatiknya di Skotlandia dan Prancis.
Mısır’a giren her kitabın buraya götürülmesi mecburiyeti vardı.全員がエジプトを後にしたため計画は中止となった。
Şalvar yerine pantolon giyme mecburiyetini getirti.因為認為太麻煩了而不穿內褲。
Ancak sizin hiçbir mecburiyetiniz yok.당신이 행동을 해야 할 것은 없다.
Fosil yakıt ithal etmek mecburiyetinden kurtulacağız.כמו כן, אוסרת על שימוש בדלק המכיל עופרת.
Sonuçta Macaristan'a yeni bir sefer yapılma mecburiyeti doğar.בהמשך אמורה להיפתח פלוגה נוספת בחטיבת גולני.
Mısır’a giren her kitabın buraya götürülmesi mecburiyeti vardı.В нея задължително са записани всички работници в България.
1833'te enstitüye ders verme mecburiyeti olmaksızın kimya profesörü olarak tayin edildi.През 1833 г. е назначен за Фулеров професор по химия безсрочно, без да има задължение да води лекции.
Okula gitmek artık bir mecburiyet de değildi.Nedokončila ani povinnú školskú dochádzku.
Fosil yakıt ithal etmek mecburiyetinden kurtulacağız.Za termoelektrarne morajo gorivo uvažati.
Fosil yakıt ithal etmek mecburiyetinden kurtulacağız.See takistab kütusepiirituse tootmist.
Ama eğer insanların refahından bahsedeceksek insan beyninden bahsetmek mecburiyetindeyiz.Ale ak budeme hovoriť o ľudskom blahu, budeme nevyhnutne hovoriť o ľudskom mozgu.
Ama eğer insanların refahından bahsedeceksek insan beyninden bahsetmek mecburiyetindeyiz.Ale budeme-li hovořit o blahobytu lidstva, musíme nutně hovořit o lidském mozku.
Ama eğer insanların refahından bahsedeceksek insan beyninden bahsetmek mecburiyetindeyiz.Ale jeśli mamy zamiar rozmawiać o ludzkim szczęściu powinniśmy rozmawiać o ludzkim umyśle.
Ama eğer insanların refahından bahsedeceksek insan beyninden bahsetmek mecburiyetindeyiz.De ha az emberi jólétről akarunk beszélni, akkor óhatatlanul is az emberi agyról beszélünk.