Oh sağol dostum, Mecbur değildin-Ååh tack mannen, du borde inte-
Oh sağol dostum, Mecbur değildin-Dzięki, nie powinieneś-
Oh sağol dostum, Mecbur değildin-오, 고마워. 따,딱히 이런거 안해줘도...
Oh sağol dostum, Mecbur değildin-Oh bedankt maat, dat had je echt niet-
Oh sağol dostum, Mecbur değildin-Oh danke Mann, wär nicht nötig gewesen-
Oh sağol dostum, Mecbur değildin-Oh Dík, to jste fakt-
Oh sağol dostum, Mecbur değildin-Oh Merci mec, mais tu n'aurais pas...
Oh sağol dostum, Mecbur değildin-Voi kiitoksia kaveri, ei sinun olisi pitänyt-
Oh sağol dostum, Mecbur değildin-Оуу спасибо ребята, но не стоило-
Oluşumuna sebebiyet veren vücutta yaşamaya mecbur olmayan bir tür.Den begränsas inte av att leva inom den kropp som skapade den.
Oluşumuna sebebiyet veren vücutta yaşamaya mecbur olmayan bir tür.Er ist nicht auf das Leben innerhalb des Körpers beschränkt, der ihn erschaffen hat.
Oluşumuna sebebiyet veren vücutta yaşamaya mecbur olmayan bir tür.Hij is niet beperkt om te leven in het lichaam waarin hij ontstond.
Oluşumuna sebebiyet veren vücutta yaşamaya mecbur olmayan bir tür.Il n'est contraint de vivre à l'intérieur du corps où il a surgit.
Oluşumuna sebebiyet veren vücutta yaşamaya mecbur olmayan bir tür.이 암은 자신을 발생시킨 그 신체 내에서만 사는 것에 제한되어 있지 않습니다
Oluşumuna sebebiyet veren vücutta yaşamaya mecbur olmayan bir tür.Não está constrangido a viver dentro do corpo que o originou.
Oluşumuna sebebiyet veren vücutta yaşamaya mecbur olmayan bir tür.Nem korlátozódik arra, hogy abban a testben éljen, amely létrehozta.
Oluşumuna sebebiyet veren vücutta yaşamaya mecbur olmayan bir tür.Není nucená žít uvnitř těla, z kterého vznikla.
Oluşumuna sebebiyet veren vücutta yaşamaya mecbur olmayan bir tür.Nie jest ograniczony przez ciało, w którym wyrósł.
Oluşumuna sebebiyet veren vücutta yaşamaya mecbur olmayan bir tür.No está restringido a vivir dentro del cuerpo que lo generó.
Oluşumuna sebebiyet veren vücutta yaşamaya mecbur olmayan bir tür.Nó không buộc phải sống bên trong cơ thể, nơi làm cho nó lớn lên.
Oluşumuna sebebiyet veren vücutta yaşamaya mecbur olmayan bir tür.Non è limitato da una vita all'interno del corpo che l'ha generato.
Oluşumuna sebebiyet veren vücutta yaşamaya mecbur olmayan bir tür.Nu este constrâns să trăiască în corpul care i-a dat viață.
Oluşumuna sebebiyet veren vücutta yaşamaya mecbur olmayan bir tür.Δεν περιορίζεται στο να ζει εντός του οργανισμού, που τον ανέδειξε.
Oluşumuna sebebiyet veren vücutta yaşamaya mecbur olmayan bir tür.Его не сдерживает среда нашего тела, которая его подпитывает.
Oluşumuna sebebiyet veren vücutta yaşamaya mecbur olmayan bir tür.Той не е ограничен да живее в рамките на тялото, което го поражда.
Oluşumuna sebebiyet veren vücutta yaşamaya mecbur olmayan bir tür.הוא אינו מוגבל לחיים בתוך הגוף ממנו הוא התפתח.
Oluşumuna sebebiyet veren vücutta yaşamaya mecbur olmayan bir tür.أنه ليس ملتزما بالعيش داخل الجسم الذي نشأ منه
Oluşumuna sebebiyet veren vücutta yaşamaya mecbur olmayan bir tür.免疫システムを侵略し
Onlar buna mecbur kalmışlardır.Ça leur est imposé.
Onlar buna mecbur kalmışlardır.Det har tvingats på dem.
Onlar buna mecbur kalmışlardır.Están obligadas a hacerlo.
Onlar buna mecbur kalmışlardır.Het werd hen opgedrongen.
Onlar buna mecbur kalmışlardır.Họ tự ép mình.
Onlar buna mecbur kalmışlardır.그것은 비위가 상하도록 합니다.
Onlar buna mecbur kalmışlardır.Li s-a întâmplat asta.
Onlar buna mecbur kalmışlardır.Man hat ihnen das aufgezwungen.
Onlar buna mecbur kalmışlardır.Qui l'intervento è indispensabile.
Onlar buna mecbur kalmışlardır.São obrigadas a fazê-lo.
Onlar buna mecbur kalmışlardır.Są zmuszeni do operacji.
Onlar buna mecbur kalmışlardır.Tito ji měli z donucení.
Onlar buna mecbur kalmışlardır.Вони не винні в тому, що сталося з ними.
Onlar buna mecbur kalmışlardır.Им пришлось сделать пластику.
Onlar buna mecbur kalmışlardır.На тези хора се е наложило да имат операция.
Onlar buna mecbur kalmışlardır.זה נכפה עליהם.
Onlar buna mecbur kalmışlardır.لقد أجبروا على العملية.
Onlar buna mecbur kalmışlardır.もう一度言いますが
- Onu neden arıyorsun? - Mecburum!-De ce sunt în căutarea pentru ea?[br]-trebuie să!
Sadece düşünmeyi becermekle kalmıyoruz, buna mecburuz.Không chỉ chúng ta có khả năng tư duy, mà chúng ta phải tư duy.
Sadece düşünmeyi becermekle kalmıyoruz, buna mecburuz.Kita bukan hanya mampu berpikir, kita harus berpikir.
Sadece düşünmeyi becermekle kalmıyoruz, buna mecburuz.우리는 생각할 수 있을 뿐만이 아니라, 우리는 생각해야만 합니다.
Sadece düşünmeyi becermekle kalmıyoruz, buna mecburuz.Não só podemos pensar, mas devemos fazê-lo.
Sadece düşünmeyi becermekle kalmıyoruz, buna mecburuz.Nejenom že umíme přemýšlet, my musíme.
Sadece düşünmeyi becermekle kalmıyoruz, buna mecburuz.Nemcsak hogy tudunk gondolkodni, de kell is gondolkodnunk!
Sadece düşünmeyi becermekle kalmıyoruz, buna mecburuz.Niet alleen kunnen we denken, we moeten.
Sadece düşünmeyi becermekle kalmıyoruz, buna mecburuz.Nie tylko możemy myśleć, ale i musimy.
Sadece düşünmeyi becermekle kalmıyoruz, buna mecburuz.Non solo possiamo pensare, ma dobbiamo.
Sadece düşünmeyi becermekle kalmıyoruz, buna mecburuz.Nous pouvons non seulement penser, mais nous le devons.
Sadece düşünmeyi becermekle kalmıyoruz, buna mecburuz.Nu numai că putem raționa, dar trebuie să raționăm.
Sadece düşünmeyi becermekle kalmıyoruz, buna mecburuz.Wir können nicht nur denken, wir müssen.
Sadece düşünmeyi becermekle kalmıyoruz, buna mecburuz.Y no sólo podemos pensar, debemos hacerlo.