İkincisi, bu bir mecburiyet, New York Times'dan alıntı yapmamalısınız.În al doilea rând, neapărat să nu citezi din New York Times.
İkincisi, bu bir mecburiyet, New York Times'dan alıntı yapmamalısınız.Kedua, sangatlah penting anda tidak mengkutip New York Times.
İkincisi, bu bir mecburiyet, New York Times'dan alıntı yapmamalısınız.Másodszor, létfontosságú, hogy ne hivatkozzanak a New York Times-ra.
İkincisi, bu bir mecburiyet, New York Times'dan alıntı yapmamalısınız.Po drugie, absolutnie nie cytujcie New York Times.
İkincisi, bu bir mecburiyet, New York Times'dan alıntı yapmamalısınız.Po druhé, je zakázané citovať New York Times.
İkincisi, bu bir mecburiyet, New York Times'dan alıntı yapmamalısınız.Secondo, è obbligatorio che non citiate il New York Times.
İkincisi, bu bir mecburiyet, New York Times'dan alıntı yapmamalısınız.Segundo, es imperativo que no cites al New York Times.
İkincisi, bu bir mecburiyet, New York Times'dan alıntı yapmamalısınız.Ten tweede is het van vitaal belang dat je de New York Times niet citeert.
İkincisi, bu bir mecburiyet, New York Times'dan alıntı yapmamalısınız.Toisekseen on äärimmäisen tärkeää, että ei siteeraa The New York Timesia.
İkincisi, bu bir mecburiyet, New York Times'dan alıntı yapmamalısınız.Zadruhé, je životně důležité, abyste necitovali New York Times.
İkincisi, bu bir mecburiyet, New York Times'dan alıntı yapmamalısınız.Δεύτερον, είναι επιτακτικό να μην κάνετε αναφορές σε τετριμμένα πράγματα.
İkincisi, bu bir mecburiyet, New York Times'dan alıntı yapmamalısınız.Второ, жизненоважно е да не цитирате "Ню Йорк Таймс".
İkincisi, bu bir mecburiyet, New York Times'dan alıntı yapmamalısınız.По-друге, ні в якому разі не цитуйте The New York Times.
İkincisi, bu bir mecburiyet,Zweitens:
İkincisi, bu bir mecburiyet,Второй.
İkincisi, bu bir mecburiyet,שנית, זה חיוני
İkincisi, bu bir mecburiyet,ثانياً، من المحتم
İkincisi, bu bir mecburiyet,引用は絶対避けてください
izin almadan alamazsınız; Mecbur kalmadıkça başkasının arazisinde ateş yakamazsınız;разводить открытый огонь на земле, принадлежащей другому человеку, без острой необходимости;
Kendimi mecbur hissediyorum.(Risate)
Kendimi mecbur hissediyorum.Sinto-me obrigado.
Ki bu aslında bizim mecburi askerlik diye bildiğimiz şeyin ilk versiyonu.Ceea ce in principiu este prima versiune a ceea ce acum numim serviciu militar obligatoriu
Ki bu aslında bizim mecburi askerlik diye bildiğimiz şeyin ilk versiyonu.Che era essenzialmente la prima versione di quello che ora chiamiamo il progetto.
Ki bu aslında bizim mecburi askerlik diye bildiğimiz şeyin ilk versiyonu.Což bylo něco jako první verze toho, co známe jako brannou povinnost.
Ki bu aslında bizim mecburi askerlik diye bildiğimiz şeyin ilk versiyonu.근본적으로 우리가 오늘날 징병이라고 부르는 형태의 첫 번째 버전입니다
Ki bu aslında bizim mecburi askerlik diye bildiğimiz şeyin ilk versiyonu.Które było zasadniczo pierwszą wersją tego, co teraz nazywamy poborem wojskowym.
Ki bu aslında bizim mecburi askerlik diye bildiğimiz şeyin ilk versiyonu.Qual foi essencialmente a primeira versão do que agora Chame o projecto.
Ki bu aslında bizim mecburi askerlik diye bildiğimiz şeyin ilk versiyonu.Което всъщност е първата версия на това, което наричаме масова военна повинност.
Ki bu aslında bizim mecburi askerlik diye bildiğimiz şeyin ilk versiyonu.Це було першою версією того, що ми звемо проектом.
Ki bu aslında bizim mecburi askerlik diye bildiğimiz şeyin ilk versiyonu.وهو في الأساس النسخة الأولى مما نعرفه الآن باسم المسودة
Ki bu aslında bizim mecburi askerlik diye bildiğimiz şeyin ilk versiyonu.徴兵制だ。 そうすることで、フランスは
Levée en Masse Ki bu aslında bizim mecburi askerlik diye bildiğimiz şeyin ilk versiyonu.La Levée en Masse, was im Wesentlichen die erste Version ist von dem, was wir jetzt
Mecburen ben paso konuştu var ne inkar, formda fain yaşamak; ancak veda iltifat!Avrei voluto soffermarsi sulla forma, voluto, voluto negare Quello che ho parlato, ma complimenti addio!
Mecburen ben paso konuştu var ne inkar, formda fain yaşamak; ancak veda iltifat!Buena gana yo habito en la forma, de buena gana, de buena gana negar lo que he hablado, pero cumplido ¡adiós!
Mecburen ben paso konuştu var ne inkar, formda fain yaşamak; ancak veda iltifat!Chętnie bym zamieszkał na formularzu, fain, fain zaprzeczyć To, co mówił, ale komplement żegnam!
Mecburen ben paso konuştu var ne inkar, formda fain yaşamak; ancak veda iltifat!Fain aku diam pada formulir, paksaan, paksaan menyangkal Apa yang saya berbicara, tetapi pujian perpisahan!
Mecburen ben paso konuştu var ne inkar, formda fain yaşamak; ancak veda iltifat!Fain aş locui pe formular, fain, fain nege ceea ce am vorbit, dar de rămas bun compliment!
Mecburen ben paso konuştu var ne inkar, formda fain yaşamak; ancak veda iltifat!Fain bych se zdržují na formuláři, Fain, Fain popírají to, co jsem mluvil, ale na rozloučenou kompliment!
Mecburen ben paso konuştu var ne inkar, formda fain yaşamak; ancak veda iltifat!Fain by som sa zdržujú na formulári, Fain, Fain popierajú to, čo som hovoril, ale na rozlúčku kompliment!
Mecburen ben paso konuştu var ne inkar, formda fain yaşamak; ancak veda iltifat!Fain Jaz bi živijo na obrazcu, Fain, Fain zanikajo Kaj sem govoril, toda slovo kompliment!
Mecburen ben paso konuştu var ne inkar, formda fain yaşamak; ancak veda iltifat!Fain lenne lakom a formában, kénytelen, kénytelen tagadni Amit beszéltem, de búcsút bókot!
Mecburen ben paso konuştu var ne inkar, formda fain yaşamak; ancak veda iltifat!Fain olisi asun lomakkeella, Fain, Fain kieltää Mitä Olen puhunut, mutta jäähyväiset kohteliaisuus!
Mecburen ben paso konuştu var ne inkar, formda fain yaşamak; ancak veda iltifat!Fain skulle jag bo på form, fain, fain förneka vad jag har talat, men farväl komplimang!
Mecburen ben paso konuştu var ne inkar, formda fain yaşamak; ancak veda iltifat!Fain tôi sẽ sống về hình thức, sẳn lòng, sẳn lòng phủ nhận Những gì tôi đã nói, nhưng lời khen chia tay!
Mecburen ben paso konuştu var ne inkar, formda fain yaşamak; ancak veda iltifat!Fain vil jeg dvæle ved form, gad, gad fornægte, hvad jeg talte, men farvel kompliment!
Mecburen ben paso konuştu var ne inkar, formda fain yaşamak; ancak veda iltifat!Fain θα σταθώ εγώ στη φόρμα, Fain, Fain αρνούνται Αυτό που έχω μιλούσε? Αλλά αποχαιρετιστήριο φιλοφρόνηση!
Mecburen ben paso konuştu var ne inkar, formda fain yaşamak; ancak veda iltifat!Gern würde ich auf dem Formular zu wohnen, gern, gern leugnen, was ich sprach, aber Abschied Kompliment!
Mecburen ben paso konuştu var ne inkar, formda fain yaşamak; ancak veda iltifat!Graag zou ik woon op de vorm, graag, graag ontkennen Wat ik heb gesproken, maar vaarwel compliment!
Mecburen ben paso konuştu var ne inkar, formda fain yaşamak; ancak veda iltifat!Je voudrais bien s'attarder sur la forme, Fain, voulu nier ce que j'ai parlé, mais compliment d'adieu!
Mecburen ben paso konuştu var ne inkar, formda fain yaşamak; ancak veda iltifat!기꺼이 내가 기꺼이 내가 말씀이 어떤 부정, 양식에 기꺼이 살기위한 것이다, 그러나 이별의 칭찬!
Mecburen ben paso konuştu var ne inkar, formda fain yaşamak; ancak veda iltifat!Quisera eu moro em forma, de bom grado, bom grado negar O que eu falava, mas elogio de despedida!
Mecburen ben paso konuştu var ne inkar, formda fain yaşamak; ancak veda iltifat!Файн бы мне остановиться на форме, охотно, охотно отрицать, что я говорил, но прощальный комплимент!
Mecburen ben paso konuştu var ne inkar, formda fain yaşamak; ancak veda iltifat!Фейн бих се спирам върху формата, Фейн, старае да отрече това, което са говори, но сбогом комплимент!
Mecburen ben paso konuştu var ne inkar, formda fain yaşamak; ancak veda iltifat!פיין הייתי להתעכב על טופס, פיין, פיין להכחיש מה אני מדבר, אבל מחמאה פרידה!
Mecburen ben paso konuştu var ne inkar, formda fain yaşamak; ancak veda iltifat!لن أتوقف عند مسرور النموذج ، مسرور ، مسرور ينكر ما لدي تكلم ، ولكن مجاملة وداع!
Mecburen ben paso konuştu var ne inkar, formda fain yaşamak; ancak veda iltifat!汝が私を愛してドスト、私はあぁ言うthouのしおれる知って、そして、私は汝の言葉を鵜呑みにされる:まだ、汝swear'st場合、
Mecbur kalmadıkça başkasının arazisinde ateş yakamazsınız;allumer un feu sur le terrain d'autrui sauf en cas d’extrême nécessité
Mecbur kalmadıkça başkasının arazisinde ateş yakamazsınız;tehdä avotulta toisen maalle ilman pakottavaa tarvetta;
Mecbur kalmadıkça başkasının arazisinde ateş yakamazsınız;utan tvingande skäl göra upp öppen eld på annans mark
Mecbur kalmadıkça başkasının arazisinde ateş yakamazsınız;إشعال النار أو اللهب في أرض الآخرين دون أن تكون هناك حاجة ملحة لذلك