meşru ile cümle
meşru kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Dahası, bu görüntüler işgal güçlerinin meşruiyet zeminini ilelebet ortadan kaldırdılar.Dessutom tog de bilderna bort de så kallade höga moraliska värderingarna hos de ockuperande styrkorna.
Dahası, bu görüntüler işgal güçlerinin meşruiyet zeminini ilelebet ortadan kaldırdılar.Es más, esas imágenes destruyeron los argumentos de la ocupación.
Dahası, bu görüntüler işgal güçlerinin meşruiyet zeminini ilelebet ortadan kaldırdılar.Hơn nữa, những hình ảnh đó mãi mãi loại bỏ cái gọi là đạo đức của các lực lượng đánh chiếm.
Dahası, bu görüntüler işgal güçlerinin meşruiyet zeminini ilelebet ortadan kaldırdılar.무엇보다도, 이 사진들은 소위 지배자들의 높은 도덕적 기준을 날려버렸죠.
Dahası, bu görüntüler işgal güçlerinin meşruiyet zeminini ilelebet ortadan kaldırdılar.Mai mult, acele imagini au distrus pentru totdeauna aşa numitul ascendent moral al forţelor de ocupaţie
Dahası, bu görüntüler işgal güçlerinin meşruiyet zeminini ilelebet ortadan kaldırdılar.Navíc, tyto obrázky navždy zničily takzvanou morální výhodu okupujících vojáků.
Dahası, bu görüntüler işgal güçlerinin meşruiyet zeminini ilelebet ortadan kaldırdılar.Navyše navždy zosadili okupujúce sily z trónu morálnej nadradenosti.
Dahası, bu görüntüler işgal güçlerinin meşruiyet zeminini ilelebet ortadan kaldırdılar.Poleg tega so te podobe za vedno odpravile t.i. moralno večvrednost okupacijskih sil.
Dahası, bu görüntüler işgal güçlerinin meşruiyet zeminini ilelebet ortadan kaldırdılar.Ráadásul ezek a képek örökre eltörölték a megszálló erők megbecsülését.
Dahası, bu görüntüler işgal güçlerinin meşruiyet zeminini ilelebet ortadan kaldırdılar.Επίσης, αυτές οι εικόνες κατέρριψαν για πάντα την άποψη περί της υψηλής ηθικής υπόστασης των κατακτητών.
Dahası, bu görüntüler işgal güçlerinin meşruiyet zeminini ilelebet ortadan kaldırdılar.Крім того, ці зображення назавжди зруйнували так звані високі моральні якості окупаційних сил.
Dahası, bu görüntüler işgal güçlerinin meşruiyet zeminini ilelebet ortadan kaldırdılar.Кроме того, эти образы навсегда уничтожили якобы высокие моральные устои оккупационных сил.
Dahası, bu görüntüler işgal güçlerinin meşruiyet zeminini ilelebet ortadan kaldırdılar.Освен това тези снимки завинаги заличиха т.нар. морални основания на окупационните сили.
Dahası, bu görüntüler işgal güçlerinin meşruiyet zeminini ilelebet ortadan kaldırdılar.זאת ועוד, התמונות הללו קעקעו את התפישה לגבי הגבוהים העליונות המוסרית של בעלות הברית.
Dahası, bu görüntüler işgal güçlerinin meşruiyet zeminini ilelebet ortadan kaldırdılar.والأكثر من هذا .. فإن هذه الصور قد أزالت الغطاء الأخلاقي والشرعي للقوات المحتلة في العراق
Dahası, bu görüntüler işgal güçlerinin meşruiyet zeminini ilelebet ortadan kaldırdılar.占領軍の高い倫理基準など永遠に信じられないものにしました 少し過去を振り返ってみましょう
Demokrasi konusunda mesele meşru, verimli, hukukun üstünlüğüne dayalı bir yönetim biçimini getirmesi değil.A demokrácia lényege nem az, hogy biztosítja a törvényes, hatékony, virágzó jogállamot.
Demokrasi konusunda mesele meşru, verimli, hukukun üstünlüğüne dayalı bir yönetim biçimini getirmesi değil.A questão com a democracia não é que permite um Estado de direito legítimo, eficaz e próspero.
Demokrasi konusunda mesele meşru, verimli, hukukun üstünlüğüne dayalı bir yönetim biçimini getirmesi değil.Il punto sulla democrazia non è che comporta un ruolo della legge valido, effettivo e prospero.
Demokrasi konusunda mesele meşru, verimli, hukukun üstünlüğüne dayalı bir yönetim biçimini getirmesi değil.민주주의가 중요한 이유는, 민주주의가 합법적이고, 효율적이고, 번영하는 법체계를 보장해서도,
Demokrasi konusunda mesele meşru, verimli, hukukun üstünlüğüne dayalı bir yönetim biçimini getirmesi değil.Le fait est que la démocratie n'amène pas un état de droit légitime, efficace et prospère.
Demokrasi konusunda mesele meşru, verimli, hukukun üstünlüğüne dayalı bir yönetim biçimini getirmesi değil.Lo importante de la democracia no es que traiga legitimidad, efectividad, próspero imperio de la ley.
Demokrasi konusunda mesele meşru, verimli, hukukun üstünlüğüne dayalı bir yönetim biçimini getirmesi değil.Niet omdat ze een legitieme, goed functionerende, welvarende rechtsstaat oplevert.
Demokrasi konusunda mesele meşru, verimli, hukukun üstünlüğüne dayalı bir yönetim biçimini getirmesi değil.Pentingnya demokrasi bukanlah karena demokrasi memberikan hukum yang sah dan efektif dan membawa kemakmuran.
Demokrasi konusunda mesele meşru, verimli, hukukun üstünlüğüne dayalı bir yönetim biçimini getirmesi değil.Smysl demokracie není v tom, že zajistí legitimní, efektivní, prosperující právní řád.
Demokrasi konusunda mesele meşru, verimli, hukukun üstünlüğüne dayalı bir yönetim biçimini getirmesi değil.Το θέμα με τη δημοκρατία δεν είναι ότι μεταφέρει ένα νόμιμο, αποτελεσματικό, επιτυχημένο κράτος δικαίου.
Demokrasi konusunda mesele meşru, verimli, hukukun üstünlüğüne dayalı bir yönetim biçimini getirmesi değil.Проблемът за демокрацията не е, че тя донася легитимно, ефективно, процъфтяващо приложение на законите.
Demokrasi konusunda mesele meşru, verimli, hukukun üstünlüğüne dayalı bir yönetim biçimini getirmesi değil.Річ не в тім, що вона забезпечує узаконене, дієве, розвинене верховенство права.
Demokrasi konusunda mesele meşru, verimli, hukukun üstünlüğüne dayalı bir yönetim biçimini getirmesi değil.Ценность демократии не в том, что она приносит эффективное, процветающее верховенство закона.
Demokrasi konusunda mesele meşru, verimli, hukukun üstünlüğüne dayalı bir yönetim biçimini getirmesi değil.העיקר בדמוקרטיה איננו העובדה שהיא מספקת שלטון חוק לגיטימי, יעיל, משגשג.
Demokrasi konusunda mesele meşru, verimli, hukukun üstünlüğüne dayalı bir yönetim biçimini getirmesi değil.الفكرة في الديمقراطية أنها تخلق نظام قانون شرعي، فعّال، ومؤثر
Demokrasi konusunda mesele meşru, verimli, hukukun üstünlüğüne dayalı bir yönetim biçimini getirmesi değil.つくるためのものでもありません 自国や周辺諸国の平和を 保障するためのものでもありません
Eğer konuşursak, onları meşrulaştırabiliriz."Als we met ze praten, legitimeren we ze wellicht."
Eğer konuşursak, onları meşrulaştırabiliriz."Dacă discutăm cu ei, ar înseamna să îi recunoaştem."
Eğer konuşursak, onları meşrulaştırabiliriz."Durch Gespräche werden sie vielleicht legitimiert."
Eğer konuşursak, onları meşrulaştırabiliriz."Ha tárgyalunk velük, legitimizálhatjuk őket."
Eğer konuşursak, onları meşrulaştırabiliriz."Jeśli to zrobimy, możemy ich usankcjonować".
Eğer konuşursak, onları meşrulaştırabiliriz."만약 우리가 그들과 대화한다면, 우리는 그들을 정당화 할런지도 모릅니다.
Eğer konuşursak, onları meşrulaştırabiliriz."Nếu chúng ta nói chuyện với họ, có nghĩa là chúng ta đã hợp pháp hóa họ."
Eğer konuşursak, onları meşrulaştırabiliriz."Se falarmos com eles, podemos estar a legitimá-los."
Eğer konuşursak, onları meşrulaştırabiliriz."Se gli parlassimo, li legittimeremmo?"
Eğer konuşursak, onları meşrulaştırabiliriz."Si lo hacemos, puede que los legitimemos".
Eğer konuşursak, onları meşrulaştırabiliriz."Si nous dialoguons avec eux, il y a le risque de les légitimer. "
Eğer konuşursak, onları meşrulaştırabiliriz."Αν τους μιλήσουμε, μπορεί να τους νομιμοποιήσουμε."
Eğer konuşursak, onları meşrulaştırabiliriz."Ако разговаряме с тях, ние ги правим легитимни."
Eğer konuşursak, onları meşrulaştırabiliriz."Ведь если мы так поступим, мы легитимируем их".
Eğer konuşursak, onları meşrulaştırabiliriz."אם נדבר איתם, אולי בכך ניתן להם לגיטימציה."
Eğer konuşursak, onları meşrulaştırabiliriz."اذا تحدثنا معهم ربما اعطيناهم شرعية:
Eğer konuşursak, onları meşrulaştırabiliriz."私はこれは誤りだと思います
Fakat, meçhul alanlarda kimin meşru sahip kimin ise korsan olduğu belirsizdir.그러나 인가 없는 영토에서는 누가 주인이고 누가 해적인지가 모호해요.
Fakat, meçhul alanlarda kimin meşru sahip kimin ise korsan olduğu belirsizdir.Maar in nieuwe territoria is het niet duidelijk wie de legitieme eigenaren zijn en wie de piraten.
Fakat, meçhul alanlarda kimin meşru sahip kimin ise korsan olduğu belirsizdir.Но в нейтральных водах сложно было определить кто был владельцем, а кто пиратом.
Fakat, meçhul alanlarda kimin meşru sahip kimin ise korsan olduğu belirsizdir.治者であり誰が海賊であるかは不確かである。 海賊の物語は過ぎし時代のハリウッド映画だけのものではない。
Fransa , meşruti krallığa geçti.Frankreich zur konstitutionellen Monarchie erklärt, eine Verfassung..
Fransa , meşruti krallığa geçti.프랑스를 입헌 군주제로 만드는 헌법을요
Fransa , meşruti krallığa geçti.يؤسس لفرنسا كملكية دستورية
Fransa , meşruti krallığa geçti.でも、人々は納得しない。「まだ国王がいる。
Güçlerinin çoğu elinden alınmıştı çünkü bu bir meşruti krallıktı.Aber der grösste tTeil ihrer Macht existiert nicht mehr. So, dies war also die konstitutionelle Monarchie.
Güçlerinin çoğu elinden alınmıştı çünkü bu bir meşruti krallıktı.Ale většina jeho moci bude přesunuta.
Güçlerinin çoğu elinden alınmıştı çünkü bu bir meşruti krallıktı.Ale większość uprawnień jest mu zabrana