Erkek: Yani hiçbir mazeret olmazsa İsrail duracak mı?남자 그래서, 알리바이 없이 이스라엘은 멈출것인가요?
Erkek: Yani hiçbir mazeret olmazsa İsrail duracak mı?Uomo: quindi senza una scusa, Israele si fermerà?
Erkek: Yani hiçbir mazeret olmazsa İsrail duracak mı?איש: אז בלי אליבי, ישראל תפסיק?
Erkek: Yani hiçbir mazeret olmazsa İsrail duracak mı?رجل: إذاً بدون حُجة، هل ستتوقف إسرائيل؟
Erkek: Yani hiçbir mazeret olmazsa İsrail duracak mı?そうすれば 道義上の問題になる
Gerçekten bunu demek istemiyorum bu mazeretlerin tamamen değersiz olduğunuBine acum, nu vreau sa spun ca aceste scuze sunt fara nici o valoare.
Gerçekten bunu demek istemiyorum bu mazeretlerin tamamen değersiz olduğunuE, d'accordo, non sto realmente dicendo che queste scuse non abbiano alcun valore.
Gerçekten bunu demek istemiyorum bu mazeretlerin tamamen değersiz olduğunuEt, je veux dire, d'accord, je ne prétends pas que ces excuses sont tout à fait sans valeur.
Gerçekten bunu demek istemiyorum bu mazeretlerin tamamen değersiz olduğunuIch behaupte ja nicht dass diese Ausreden völlig wertlos wären.
Gerçekten bunu demek istemiyorum bu mazeretlerin tamamen değersiz olduğunuJó, azt nem mondom, hogy ezek teljesen értéktelenek.
Gerçekten bunu demek istemiyorum bu mazeretlerin tamamen değersiz olduğunu그리고 제가 말하는 것은 실질적으로 이 모든 변명들은 사실상 가치가 없다는 것입니다.
Gerçekten bunu demek istemiyorum bu mazeretlerin tamamen değersiz olduğunuMaksud saya, baiklah, saya tidak mengatakan bahwa alasan-alasan ini semuanya tidak berarti.
Gerçekten bunu demek istemiyorum bu mazeretlerin tamamen değersiz olduğunuNão estou a dizer que estas desculpas não têm qualquer valor.
Gerçekten bunu demek istemiyorum bu mazeretlerin tamamen değersiz olduğunuOké, ik probeer niet te zeggen dat deze excuses compleet waardeloos zijn.
Gerçekten bunu demek istemiyorum bu mazeretlerin tamamen değersiz olduğunuOK, nie twierdzę, że te wymówki są całkowicie niedorzeczne.
Gerçekten bunu demek istemiyorum bu mazeretlerin tamamen değersiz olduğunuOK, Tôi không thật sự nói rằng những lý do trên hoàn toàn vô giá trị.
Gerçekten bunu demek istemiyorum bu mazeretlerin tamamen değersiz olduğunuSin embargo, no estoy diciendo que esas excusas no tengan valor.
Gerçekten bunu demek istemiyorum bu mazeretlerin tamamen değersiz olduğunuΚαι εννοώ, εντάξει, δε λέω στην πραγματικότητα ότι αυτές οι δικαιολογίες δεν έχουν καμία αξία.
Gerçekten bunu demek istemiyorum bu mazeretlerin tamamen değersiz olduğunuЖить станет скучно. Как платить пенсии? А голодная Африка?
Gerçekten bunu demek istemiyorum bu mazeretlerin tamamen değersiz olduğunuИскам да кажа - всъщност не твърдя, че тези извинения са напълно без стойност.
Gerçekten bunu demek istemiyorum bu mazeretlerin tamamen değersiz olduğunuבסדר, אני לא באמת אומר שהתירוצים הללו חסרי כל ערך.
Gerçekten bunu demek istemiyorum bu mazeretlerin tamamen değersiz olduğunuولا أقول هنا... أن جميع هذه الحجج بالية
Gerçekten bunu demek istemiyorum bu mazeretlerin tamamen değersiz olduğunuまったく価値がないということではなくて 良い点もあるんですよ
Haklı mazeretleri vardı, çift vardiya çalışıyordu ve yorgunluktan bitmiş durumdaydı.Aveva una scusa valida. Ha fatto il doppio turno al lavoro ed era esausto.
Haklı mazeretleri vardı, çift vardiya çalışıyordu ve yorgunluktan bitmiş durumdaydı.Er hatte eine gute Entschuldigung. Er hatte eine Doppelschicht und war kaputt.
Haklı mazeretleri vardı, çift vardiya çalışıyordu ve yorgunluktan bitmiş durumdaydı.Hij had een goed excuus. Hij moest dubbele uren werken en was uitgeput.
Haklı mazeretleri vardı, çift vardiya çalışıyordu ve yorgunluktan bitmiş durumdaydı.Il avait une bonne raison, il a travaillé toute la nuit et il est crevé.
Haklı mazeretleri vardı, çift vardiya çalışıyordu ve yorgunluktan bitmiş durumdaydı.Miał dobrą wymówkę. Pracował na dwie zmiany i jest wykończony.
Haklı mazeretleri vardı, çift vardiya çalışıyordu ve yorgunluktan bitmiş durumdaydı.Είχε μια καλή δικαιολογία. Είχε διπλοβάρδια και ήταν πολύ κουρασμένος.
Haklı mazeretleri vardı, çift vardiya çalışıyordu ve yorgunluktan bitmiş durumdaydı.У него уважительная причина. Он работал две смены подряд. Он устал.
Haklı mazeretleri vardı, çift vardiya çalışıyordu ve yorgunluktan bitmiş durumdaydı.オッケー、何考えてるか大体わかるけどさ
Kendi halinden memnun olanların mazeretlerini elinden aldı.A demascat pretextele celor mulțumiți de ei înșiși.
Kendi halinden memnun olanların mazeretlerini elinden aldı.A PISA elhárította azok kifogásait, akik beletörődtek a változtathatatlanba.
Kendi halinden memnun olanların mazeretlerini elinden aldı.Det har tagit bort ursäkter från dom som är liknöjda.
Kendi halinden memnun olanların mazeretlerini elinden aldı.Eliminou desculpas dos que são complacentes.
Kendi halinden memnun olanların mazeretlerini elinden aldı.Elle a empêché les suffisants de trouver des excuses.
Kendi halinden memnun olanların mazeretlerini elinden aldı.Ha eliminado las excusas de los complacientes.
Kendi halinden memnun olanların mazeretlerini elinden aldı.Ha portato via le scuse di chi è compiaciuto.
Kendi halinden memnun olanların mazeretlerini elinden aldı.Het heeft de excuses van de zelfgenoegzamen weerlegd.
Kendi halinden memnun olanların mazeretlerini elinden aldı.현실에 안주하려는 이들로부터 핑계거리를 없앴으며,
Kendi halinden memnun olanların mazeretlerini elinden aldı.Nó lấy đi lý sự của những người tự mãn.
Kendi halinden memnun olanların mazeretlerini elinden aldı.Připravilo o možnost výmluvy ty, kteří jsou lhostejní.
Kendi halinden memnun olanların mazeretlerini elinden aldı.Selbstgefällige Systeme haben keine Ausreden mehr.
Kendi halinden memnun olanların mazeretlerini elinden aldı.Zaprzeczyła wymówkom tych, którzy popadli w samozachwyt.
Kendi halinden memnun olanların mazeretlerini elinden aldı.Στέρησε τις δικαιολογίες σε εκείνους που είναι επαναπαυμένοι στις δάφνες τους.
Kendi halinden memnun olanların mazeretlerini elinden aldı.Она отняла у самодовольных повод оправдаться.
Kendi halinden memnun olanların mazeretlerini elinden aldı.Це стерло всі виправдання тих, хто спочивав на лаврах.
Kendi halinden memnun olanların mazeretlerini elinden aldı.היא שמטה את הקרקע מתחת לתירוצים של השאננים.
Kendi halinden memnun olanların mazeretlerini elinden aldı.منع المتقاعسين من إيجاد الأعذار.
Kendi halinden memnun olanların mazeretlerini elinden aldı.先進的な取り組みで 達成された例を元に
Kendilerini haklı göstermek için sıradan bir mazeret.C'est juste une excuse bidon.
Kendilerini haklı göstermek için sıradan bir mazeret.Đó chỉ là sự biện hộ.
Kendilerini haklı göstermek için sıradan bir mazeret.Es una tonta justificación.
Kendilerini haklı göstermek için sıradan bir mazeret.Es una tonta justificación.
Kendilerini haklı göstermek için sıradan bir mazeret.È una giustificazione che non sta in piedi. Non capisci?
Kendilerini haklı göstermek için sıradan bir mazeret.Ez elég béna magyarázat erre.
Kendilerini haklı göstermek için sıradan bir mazeret.ltu seperti pembuktian kalau dia lemah
Kendilerini haklı göstermek için sıradan bir mazeret.To słaba samoocena Jeszcze nie rozumiesz?
Kendilerini haklı göstermek için sıradan bir mazeret.إنه تبرير أعرج ألا ترى؟
Mazeret bu oldu.A fost justificarea.