Kapıyı maviye boyadı.Han malede døren blå.
SnCl2, altın varlığında parlak maviye döner (bkz .SnCl2 ternyata berwarna ungu terang terhadap emas (lihat Ungu Cascius).
Işık bize yaklaşıyorsa ışığın dalgaboyu kısalır bu maviye kaymadır.Bila cahaya terhalang sesuatu benda maka akan timbullah bayangan dari benda penghalang itu.
SnCl2, altın varlığında parlak maviye döner (bkz .SnCl2 chuyển thành màu tía khi có vàng (xem Tía Cassius).
İyotla maviye boyanır ve monosakkaritlere parçalanmadan indirgenemez.Nó cũng dễ dàng được nhuộm màu và không bị hủy hoại bởi nấm mốc.
Mürekkep meyve, küçük ve küre biçiminde olup olgunlaşınca yeşil ve maviye dönüşür.黄色と青の絵の具はそのまま混ぜれば緑色になる。
Barnard yıldızı gibi yakın yıldızlar bize doğru ilerleyerek çok küçük bir maviye kayma yapıyorlar.כוכבים הקרובים אלינו כמו כוכב ברנרד נעים לעברנו וגורמים לאפקט קטן מאוד של הסחה לכחול.
Onun yüzü sinirden maviye döndü.הוא האדים מכעס.
Ama açıkçası bir duvarı sabahki gökyüzü gibi maviye boyama fikri pek de hoş değildi.Ale to nie było zadowalające, jak pomalowanie ścian na niebiesko jak poranne niebo.
Ama açıkçası bir duvarı sabahki gökyüzü gibi maviye boyama fikri pek de hoş değildi.조그만 프랑스 빵가게처럼 만들 생각이였습니다. 그러나 오전의 하늘같은 파란빛을 벽에 칠하는 것은 만족스럽지 않았습니다.
Ama açıkçası bir duvarı sabahki gökyüzü gibi maviye boyama fikri pek de hoş değildi.Maar dat leek niet zo'n goed idee als een muur geverfd in ochtendblauw.
Ama açıkçası bir duvarı sabahki gökyüzü gibi maviye boyama fikri pek de hoş değildi.Mais ça n'était clairement pas aussi satisfaisant que de peindre un mur bleu comme un ciel matinal.
Ama açıkçası bir duvarı sabahki gökyüzü gibi maviye boyama fikri pek de hoş değildi.Ma non dava lo stesso effetto del dipingere tutta la parete di blu, come fosse un cielo mattutino.
Ama açıkçası bir duvarı sabahki gökyüzü gibi maviye boyama fikri pek de hoş değildi.Mas isso não era tão satisfatório como pintar uma parede de azul como o céu da manhã.
Ama açıkçası bir duvarı sabahki gökyüzü gibi maviye boyama fikri pek de hoş değildi.Men det var tydeligvis ikke så tilfredsstillende som at male en væg helt blå som morgenhimlen.
Ama açıkçası bir duvarı sabahki gökyüzü gibi maviye boyama fikri pek de hoş değildi.No nebolo to až tak uspokojujúce, ako namaľovanie stien namodro ako ranné zore.
Ama açıkçası bir duvarı sabahki gökyüzü gibi maviye boyama fikri pek de hoş değildi.Világos volt azonban, hogy ez nem lesz olyan kielégítő mintha a reggeli ég kékjére festjük a falat.
Ama açıkçası bir duvarı sabahki gökyüzü gibi maviye boyama fikri pek de hoş değildi.Но това не беше така удовлетворително, като да се боядиса цяла стена в синьо, като небето сутрин.
Ama açıkçası bir duvarı sabahki gökyüzü gibi maviye boyama fikri pek de hoş değildi.כמו מאפייה צרפתית קטנה. אבל זה לא היה מספק כמו לצבוע קיר שלם בחול כמו השמיים בבוקר.
Ama açıkçası bir duvarı sabahki gökyüzü gibi maviye boyama fikri pek de hoş değildi.مثل المخبز الفرنسي الصغير. لكن كان واضحاً أن ذلك لم يكن مرضياً كطلاء الحائط باللون الأزرق مثل سماء الصباح.
Ama açıkçası bir duvarı sabahki gökyüzü gibi maviye boyama fikri pek de hoş değildi.朝の青空のように真っ青に塗りました すべて真っ青
Balonun içini maviye boyuyorum çünkü içi suyla dolu.....
Balonun içini maviye boyuyorum çünkü içi suyla dolu.Deixe-me desenhar a água.
Balonun içini maviye boyuyorum çünkü içi suyla dolu.Dovoľte mi aby som tu vodu nakreslil ručne.
Balonun içini maviye boyuyorum çünkü içi suyla dolu.Nakreslím vodu ručně.
Balonun içini maviye boyuyorum çünkü içi suyla dolu.Нека само да изобразя водата.
Balonun içini maviye boyuyorum çünkü içi suyla dolu.אצייר את המים בצורה אחרת.
Bazen de maviye gitmemeyi, başkaları nereye giderse oraya gitmeyi öğreniyorlar.A czasami uczą się, żeby nie lecieć do niebieskiego, ale tam, gdzie idą inne pszczoły.
Bazen de maviye gitmemeyi, başkaları nereye giderse oraya gitmeyi öğreniyorlar.A někdy se naučí létat ne k modré, ale tam, kam létají ostatní včely.
Bazen de maviye gitmemeyi, başkaları nereye giderse oraya gitmeyi öğreniyorlar.A občas sa naučia, že nemajú sadať na modré, ale na tie, na ktoré sadajú ostatné včely.
Bazen de maviye gitmemeyi, başkaları nereye giderse oraya gitmeyi öğreniyorlar.E a volte imparano a non andare verso il fiore blu, ma ad andare dove vanno le altri api.
Bazen de maviye gitmemeyi, başkaları nereye giderse oraya gitmeyi öğreniyorlar.És néha megtanulják, hogy ne a kékre szálljanak, hanem oda, ahová a többi méh.
Bazen de maviye gitmemeyi, başkaları nereye giderse oraya gitmeyi öğreniyorlar.Et parfois elles apprennent à ne pas aller vers le bleu, mais à aller là où les autres abeilles vont.
Bazen de maviye gitmemeyi, başkaları nereye giderse oraya gitmeyi öğreniyorlar.Ibland lär de sig att inte gå till den blå, utan att gå dit de andra humlorna går.
Bazen de maviye gitmemeyi, başkaları nereye giderse oraya gitmeyi öğreniyorlar.Kadang-kadang, mereka belajar untuk tidak pergi ke yang biru tapi ke tempat di mana lebah yang lain pergi.
Bazen de maviye gitmemeyi, başkaları nereye giderse oraya gitmeyi öğreniyorlar.때로는 파란 꽃이 아니라 다른 벌들이 가는 곳으로 가기도 합니다.
Bazen de maviye gitmemeyi, başkaları nereye giderse oraya gitmeyi öğreniyorlar.Und manchmal lernen sie, nicht zum Blau, sondern dorthin zu gehen, wo die anderen Bienen hingehen.
Bazen de maviye gitmemeyi, başkaları nereye giderse oraya gitmeyi öğreniyorlar.Uneori, ele învață să nu se ducă spre albastru și să le urmeze pe celelalte albine.
Bazen de maviye gitmemeyi, başkaları nereye giderse oraya gitmeyi öğreniyorlar.Và đôi lúc chúng biết ko bay đến hoa màu xanh dương, mà đi theo những con ong khác.
Bazen de maviye gitmemeyi, başkaları nereye giderse oraya gitmeyi öğreniyorlar.Y a veces aprenden a no ir a la azul, y van a donde los otros abejorros van.
Bazen de maviye gitmemeyi, başkaları nereye giderse oraya gitmeyi öğreniyorlar.Μερικές φορές μαθαίνουν να μην πηγαίνουν στα μπλε, αλλά να πηγαίνουν όπου πηγαίνουν οι άλλες μέλισσες.
Bazen de maviye gitmemeyi, başkaları nereye giderse oraya gitmeyi öğreniyorlar.А іноді їх вчать йти не на синє, а туди, куди йдуть інші джмелі.
Bazen de maviye gitmemeyi, başkaları nereye giderse oraya gitmeyi öğreniyorlar.А понякога се учат не да ходят при сините, а да ходят, където ходят другите пчели.
Bazen de maviye gitmemeyi, başkaları nereye giderse oraya gitmeyi öğreniyorlar.Но иногда они научаются не садиться на голубые [цвета], а лететь туда, куда летят другие шмели.
Bazen de maviye gitmemeyi, başkaları nereye giderse oraya gitmeyi öğreniyorlar.ולפעמים הן לומדות לא לעוף לכחול, אלא למקום שאליו עפות הדבורים האחרות.
Bazen de maviye gitmemeyi, başkaları nereye giderse oraya gitmeyi öğreniyorlar.وأحيانا .. لا يذهبن إلى الأزهار الزرقاء إنما حيث تذهبن باقي النحلات
Bazen de maviye gitmemeyi, başkaları nereye giderse oraya gitmeyi öğreniyorlar.同じところに行くことを学ぶこともあります 互いに真似するのです 蜂は5までの数を数え、顔を見分けることもできます
Beni derin maviye uçuruyor.Il me transporte vers le bleu profond
Beni derin maviye uçuruyor.Me llleva volando al azul profundo
Birincisi, en azından birinizin alnı maviye boyandı. -Eins: wir haben mindestens eine von Ihrere Stirne blau angemalt.
Birincisi, en azından birinizin alnı maviye boyandı. -Gli viene detto, Uno: che almeno uno di voi ha la fronte dipinta di blu
Birincisi, en azından birinizin alnı maviye boyandı. -Heille kerrotaan 1) Ainakin yhdellä teistä on otsa maalattu siniseksi.
Birincisi, en azından birinizin alnı maviye boyandı. - -Je jim řečeno, Zaprvé: že aspoň jeden z nich má modře namalované čelo. ...
Birincisi, en azından birinizin alnı maviye boyandı. -Les dicen, una: que por lo menos uno de vosotros tiene la frente pintada de azul.
Birincisi, en azından birinizin alnı maviye boyandı. -Li se spune, unu: cel putin unul dintre voi are fruntea pictata in albastru.
Birincisi, en azından birinizin alnı maviye boyandı. - -Mówi się im: po pierwsze, przynajmniej jeden z was ma czoło pomalowane na niebiesko. ...
Birincisi, en azından birinizin alnı maviye boyandı. -On leur dit, un : au moins un de vous a
Birincisi, en azından birinizin alnı maviye boyandı. -Казват им, че първо, поне на един от тях челото му е боядисано в синьо
Birincisi, en azından birinizin alnı maviye boyandı. -おでこを青く塗ってあります。 おでこを青く塗ってあります。
Böylece haftalar birbirini kovaladı ve sonunda ben "Ee, maviye ne dersiniz?" dedim.Así pasaron una, dos, tres semanas y por fin dije, "Pues, que tal azul?"