O sevimli ve masumdur.Она милая и невинная.
Bana masum olduklarını söylediler.Они сказали мне, что они были невиновны.
Onları bu sahte Holokost'ununun cehenneminde yaktığı suçlamasından tamamiyle masumdur!!Он совершенно невиновен в предъявленном обвинении в том, что жарит их в аду своего ложного Холокоста!!
İdam edilmeden önce son sözleri şunlardı: "Ben haksız yere mahkum ediliyorum ve masum bir şekilde ölüyorum".Его последними словами стали: «Я осуждён несправедливо, и я умираю невиновным».
Ancak bu kişiler masum insanlardır.Но люди внутри оказались невинными жертвами.
Katiller ve masumlar sürekli yer değiştirirler.Палачи и жертвы периодически меняются местами.
Masumları kurtarma.Не убивать невиновных.
Apollonius, rüya'da:"Aurelian, yönetmek arzusundaysan masumların kanını dökmekten uzak dur!Аврелиан, если ты хочешь быть императором, воздержись от пролития крови безвинных.
Bu harekat binlerce masum insanın ölümüyle sonuçlanmıştır.Такая же судьба постигла сотни невинных людей.
Michael, iki masum insanı öldürmeye değip değmeyeceğini sorar.Джо признается, что виновен в смерти двух невинных людей.
Genç kadın, masum bir zenciye ihanet etmesi için tüm saygın insanlar tarafından zorlanmıştır.المرأة الشابة ، أجبرت من طرف أشخاص مرموقين كى تهين الرجل الزنجى البريء .
Sartre ise çaresiz, tuzağa düşürülmüş ve masum bir adam için yaptığı betimlemenin çok olası olduğunu söyledi.قال سارتر كون وصفه للرجل البرىء الذى وقع في الفخ بلا حيلة من المحتمل أن يكون صحيح .
Masum insanları düşman sanır.تعريف الآخرين كأعداء.
Hepsi inanılmaz eğlenceliydi...kendimi onlarda gördüm...kızlığımı, zekamı ve masumiyetimi".وقالت أن جميعهم ممتعون بطريقة لا تصدق، وكنت أرى نفسي في مكانهم في طفولتي، وأحب برائتهم، وأسلوبهم.
Masumiyeti yüzünden hiçbir şeyden korkmaz.فوجودي ليس يخشى عدمي ..
White bazıları tarafından AIDS salgının masum kurbanı olarak görüldü.White foi visto por alguns como "vítima inocente" da epidemia de aids.
Ben, Alfred'in Vicki Vale'in Yarasa Mağarası'na girmesine izin vermesi konusunda da masumum" dedi."Eu também mantenho inocente por Alfred deixar Vicki Vale entrar na Batcaverna.
İdam edilmeden önce son sözleri şunlardı: "Ben haksız yere mahkum ediliyorum ve masum bir şekilde ölüyorum".Suas últimas palavras foram: “Estou morrendo inocente, minha sentença não é justa.
"Biz kadınlar da çok masum değiliz".Eu não sou uma pessoa muito feminina."
Ancak o kadar da masum değildir.Não é inocente.
Ayrıca masum gözüken nesneler karakteri öldürmektedir.Por isso ele também massacrou gente inocente.
Hailee, kendi yaşının ötesinde duruyor fakat hala o masumluğa sahip." dedi.Astafiev, mesmo que apenas à velice dos seus anos, apresentou-nos verdade respectiva."
Mağdur olan masum insanların yanında olan birisi.Chega de assassinatos morais de inocentes.
Halkın karşısına çıkarak masum dilekçelerini kabul ediniz.Chame atenção aos erros das pessoas indiretamente.
Masumluk aşamasındaki biri yalnızca yapması gerekeni yapar.Homem É homem de bem, aquele que só faz o que deve.
Masumluk aşamasındaki biri yalnızca yapması gerekeni yapar.De onschuldige doet alleen wat hij of zij moet doen.
Amelia kendini masum olduğunu iddia eder ve oğlunu son bir defa görmesine izin vermesi için yalvarır.Zij houdt vol dat ze onschuldig is en vraagt haar zoon een laatste maal te mogen zien.
Ancak bu kişiler masum insanlardır.Deze zijn onschuldig.
Hakim Fang tarafından sorgulanırken bir tanık Oliver’ın masum olduğuna şahitlik eder.Tijdens de rechtszaak wordt hij echter vrijgesproken omdat een getuige meldt dat Oliver onschuldig is.
Mağdur olan masum insanların yanında olan birisi.Maar omwille van de onschuldige slachtoffers.
İdam edilmeden önce son sözleri şunlardı: "Ben haksız yere mahkum ediliyorum ve masum bir şekilde ölüyorum".Zijn laatste woorden waren "Ik ben onschuldig, mijn veroordeling is fout.
Temizliğin masum kurbanları arasında Sejanus'un çocukları da vardı.Onder de onschuldige slachtoffers van de zuivering waren de kinderen van Seianus.
Ek olarak imamların masum yani günahsız ve hatasız olduğuna inanılmıştır.Als volwassene vind je van jezelf dat je niet deugt en voel je je snel schuldig of slecht.
Masum görünüşünün yanı sıra çok çılgın bir geçmişi vardır.Het heeft naast een hartige smaak ook een lange geschiedenis.
White bazıları tarafından AIDS salgının masum kurbanı olarak görüldü.Sommigen werden haast behandeld als leden van de blanke gemeenschap.
Onun masum olduğuna inanıyorum.Ik denk dat hij onschuldig is.
Yoldan geçen masum biri, güpegündüz vurularak öldürüldü.Een onschuldige voorbijganger werd op klaarlichte dag doodgeschoten.
Tom'un masum olduğuna inanıyorum.Ik geloof dat Tom onschuldig is.
İdam edilmeden önce son sözleri şunlardı: "Ben haksız yere mahkum ediliyorum ve masum bir şekilde ölüyorum".Ostatnie słowa duchownego przed egzekucją brzmiały: Umieram niewinny.
Masum insanları düşman sanır.Tajne służby widzą w nim wroga państwa.
Halkın karşısına çıkarak masum dilekçelerini kabul ediniz.Påtala folks misstag indirekt.
Masumları kurtarma.De oskyldigas beskyddare.
Banka soygunu sonrasında grup kaçarken masum bir kişi vurularak öldürüldü.Efter ett misslyckat bankrån blir han skjuten.
Ayrıca Sevilenleri sadece masumluğun yok edebileceği ortaya çıkar.Endast sann kärlek kan lösa förbannelsen.
Köpek 5 Karış Masum Kalamayız Kayıp Yalan (Akustik Versiyon)Hunden får inte riva något hinder (5 fel).
Ancak Sevilenleri yok etmenin bedeli olarak masumlukta yok olur.Tre tonårskillar vill förlora sin oskuld till vilket pris som helst.
Mağdur olan masum insanların yanında olan birisi.De måste vara de människor som jag var säker på var oskyldiga.
Bunun arkasından Macbeth, sahte bir öfkeyle, daha masumluklarını kanıtlayamamış uşakları öldürür.У фальшивому гніві Макбет вбиває прислугу, не даючи їй можливості виправдатися.
The Revival da kendilerinin masum olduğunu söylemişti.Мередіт стверджував про свою невинність.
Michael, iki masum insanı öldürmeye değip değmeyeceğini sorar.Джо зізнається, що винний у смерті двох невинних людей.
Kendisini insanlığa adamış, masum insanlar için canını seve seve verebilecek fedakâr bir doktor.Це чесний і самовідданий лікар, здатний віддати життя за ідеали гуманізму.
Horlama her zaman masum olmayabilir.Моя поведінка має завжди бути бездоганною.
Onun masum olduğu beyanına inanıyor musun?Чи ви вірете його свідченню, що він не винен?
Tom Mary'nin masum olduğunu söyledi.Том сказав, що Мері невинна.
Apollonius, rüya'da:"Aurelian, yönetmek arzusundaysan masumların kanını dökmekten uzak dur!Apollónios ho prý úpěnlivě prosil slovy: „Aureliáne, toužíš-li po vládě, nebaž po krvi nevinných!
İdam edilmeden önce son sözleri şunlardı: "Ben haksız yere mahkum ediliyorum ve masum bir şekilde ölüyorum".Poslední slova která pronesl před smrtí zní: „Ich sterbe unschuldig, mein Urteil ist ungerecht.
"Biz kadınlar da çok masum değiliz".A taky se nepovažuju za křesťana."
Masumları kurtarma.Neodsuzujte nevinné.
Başta şüphelenilen herkes (uşak dahil) masumdur.V prvním případu mají všichni podezřelí nezpochybnitelné alibi.
Masum görünüşünün yanı sıra çok çılgın bir geçmişi vardır.Kromě tradičních případů tým odhaluje i tajemnou minulost města.