Domenico, odadaki ilk masaya oturmak için 20 yıl beklemesi gerektiğini öğrenir.He learns that he would have to wait 20 years to sit in the first row of the chamber.
Masaya, Misako'nun yazdığı betimlemeleri sert bir şekilde eleştirir.He helps Masako see the coldness of her careful descriptions.
Öfkeli tepkisi sırasında yumruğuyla masaya vurmaya başladı ve saati düştü.He started pounding the table with his fist during his angry response, and his watch fell off.
Onu masaya koyabilir misin?Kannst du es auf den Tisch zurückstellen?
Onu masaya geri koy.Leg das auf den Tisch zurück.
Haritayı masaya serdim.Ich schlug die Karte auf dem Schreibtisch auf.
Kitapları masaya koyduk.Wir legten die Bücher auf den Tisch.
O kitabi masaya koyuyor.Sie legt das Buch auf den Tisch.
Bardağı yavaşça masaya bıraktım.Danach lässt man das Gläschen langsam aufgleiten.
Fakat bu demiri Fransız bir kuaför maşaya çevirdi ve günümüzdeki şeklini aldı.Mit einer französischen Mühle entwickelte er eine eigene Mehlmischung und vertreibt dieses Mehl bis heute.
Bütün davetliler masaya oturmuştu.Les convives étaient tous attablés.
Bu batıl inanç hâlâ öylesine güçlüdür ki, bazı kimseler 13 kişiyi aynı masaya oturtmaktan kaçınır.Cela semble être à l'origine du soin que beaucoup encore mettent à ne pas être treize à table.
Bir masaya tek başına oturup çay ve tarçınlı çörek ısmarlar.Ils s'en servent dans le thé et dînent de riz safrané.
Bardağı yavaşça masaya bıraktım.On y travaille aussi le verre en table.
Bu çalışmasında işletmeleri masaya yatırdı.Il construisit cela sur sa table de cuisine.
Ardından bir masaya doğru running powerslam yaptı.Braun enchaîne avec une Running Powerslam à travers la table qui était contre le coin.
Başlangıçta Tommy bir dedektif ile masaya oturur.Au début, il s'en occupe seul avec une secrétaire.
Almanlar, İngiltere'nin masaya oturacağından emindi ama bu bir türlü gerçekleşmiyordu.Ces articles posaient la question de savoir ce que serait l'Angleterre si ce n'était pas le cas.
Sonraları ise masaya oturmuştur.Il se met à table.
Kalabalığın arasında kurulan masaya gelirler.Des unités rejoignent la foule.
O, kitabı masaya bıraktı.Dejó el libro sobre la mesa.
Kitabı masaya bırak.Deja el libro en la mesa.
Masaya oturun.Siéntese a la mesa.
Her zamanki gibi anahtarı masaya koydu.Dejó la llave encima de la mesa como siempre.
Masaya koymak için birkaç güzel çiçek istiyorum.Quiero unas bellas flores para poner sobre la mesa.
Onu masaya bırak.Déjalo en la mesa.
Bizim masaya gel.Ven a nuestra mesa.
Tom küçük bir kutu açtı ve içindekileri masaya boşalttı.Tom abrió la caja pequeña y vació el contenido sobre la mesa.
Bu terim insanın saldırganlığını antropolojik analiz olarak masaya yatırıyor.Nos ofrece el retrato de un hombre como si se tratase de un estudio antropológico.
Bu çalışmasında işletmeleri masaya yatırdı.Las ofertas estaban en la mesa.
Boyu uzun olduğu için, ayakları masaya basmıştı.Para su gran altura sus pies parecían muy estrechos.
Oğlan bir süre yaramazlık yapar ve masaya oturmamakta direnir; fakat daha sonra o da oturur.En un primer momento que planea abandonar al niño, pero no puede hacerlo, terminando por quedarse.
Kalan kâğıtları çekme destesi oluşturmak için masaya yüzleri aşağıya gelecek şekilde koyar.Descubrirás las cartas round tras round para componer tu Deck.
Bizim masaya gel.Vieni al nostro tavolo.
Bardağı yavaşça masaya bıraktım.Il logo viene citato sistematicamente sul bicchiere.
Bu çalışmasında işletmeleri masaya yatırdı.Deve mettere le carte sul tavolo».
Almanlar, İngiltere'nin masaya oturacağından emindi ama bu bir türlü gerçekleşmiyordu.Questi scritti ponevano la questione di come sarebbe stata l'Inghilterra se la conquista non fosse avvenuta.
Tabloda bir lamba altındaki masaya toplanmış beş kişi resmedilmektedir.Al soggetto sperimentale sono mostrate quattro carte appoggiate su un tavolo.
Senin masaya kartları koyman gerekir.Тебе нужно выложить карты на стол.
Masaya bırakılmış kitabı al.Возьми оставленную на столе книгу.
O, dergisini masaya koydu.Она положила журнал на стол.
Tom masaya büyük bir bahşiş bıraktı.Том оставил на столе большие чаевые.
Mark çocukken bulabildiği her yere - masaya, duvara resim çizerdi.Ещё мальчиком Антокольский рисовал везде, где только мог, — на столе, на стенах...
Bu çalışmasında işletmeleri masaya yatırdı.Наш проект остаётся на столе.
Rousey, Triple H'i masaya vurdu ve ardından Stephanie'den tokat yedikten sonra sözleşmeyi imzaladı.Ронда бросила Triple H на стол, но тут же получила пощёчину от Стефани.
Oraya vardıklarında Brian'ın annesinin tahnit edilerek bir masaya dönüştürüldüğünü görürler.Зайдя в гости, они обнаруживают, что из матери Брайана сделали чучело и используют её как стол.
Lippert, masaya bir tabanca koydu ve onu kullanması için kendisine on dakika süre verdi.Липперт оставил пленнику пистолет и заявил, что у Эрнста есть 10 минут, на то, чтобы им воспользоваться.
"Bir kişiye "Masa boyalı, sakın değme!" derseniz, size inanmadan önce mutlaka masaya dokunacaktır."И сочтешь когда, что различил ты Господа, доверься вере, не разуму».
Bir masaya tek başına oturup çay ve tarçınlı çörek ısmarlar.وجلس على الطاولة منفراً و عزمه على شاى و فطيرة بالقرفة .
Bu çalışmasında işletmeleri masaya yatırdı.وقال انه سوف محاولة لحملهم على طاولة المفاوضات.
Rousey, Triple H'i masaya vurdu ve ardından Stephanie'den tokat yedikten sonra sözleşmeyi imzaladı.Rousey jogou Triple H em uma mesa e foi esbofeteada por Stephanie antes de assinar seu contrato eventualmente.
Bardağı yavaşça masaya bıraktım.Coloca-se uma caneca vazia de cabeça para baixo em cima da taça.
Mary vazoya bazı çiçekler koydu ve sonra vazoyu masaya koydu.Maria pôs algumas flores no vaso e depois pôs o vaso na mesa.
Tomás masaya çok kitap koydu.Tomás pos os livros na mesa.
Her ikisinde de Dr. Gachet masaya oturmuş, başını sağ eline yaslamış pozisyondadır.Op beide schilderijen zit Dokter Gachet aan tafel, zijn hoofd rustend op zijn rechterhand.
Bardağı yavaşça masaya bıraktım.Hij zet schone glaasjes terug op tafel.
Sonraları ise masaya oturmuştur.Ze zitten samen aan tafel.
Onlar yolcu hanına girdi ve üçü masaya yerleşti fakat onlardan hiçbirinin iştahı yoktu.Ze kwamen de herberg binnen en de drie gingen aan tafel zitten maar niemand had trek.
Kara Şövalye'nin başarısından sonra Warner Bros. Başlangıç filmi için Nolan ile masaya oturdu.Po sukcesie Mrocznego Rycerza Warner Bros. podpisał umowę z Nolanem, w celu reżyserii Incepcji.
Fakat bu demiri Fransız bir kuaför maşaya çevirdi ve günümüzdeki şeklini aldı.Wtedy to pojazd nabył pewien Francuz, który posiada go do dzisiaj.