Üreticileri masaya getiren, alıcının bir şeyi belli bir şekilde üretilmesini istemesi.Voor de producenten, is het de wijze waarop een koper iets geproduceerd wil zien, wat hen aan tafel brengt.
Üreticileri masaya getiren, alıcının bir şeyi belli bir şekilde üretilmesini istemesi.ואילו מבחינת היצרנים, אם הקונה רוצה לקנות משהו שיוצר באופן מסוים, זה מה שיביא אותם לשולחן:
Üreticileri masaya getiren, alıcının bir şeyi belli bir şekilde üretilmesini istemesi.بالنسبة للمنتجين، إذا كان المشتري يود شراء شيء أنتج بطريقة معينة، هذا ما سيجعلهم يأتون للطاولة.
Üreticileri masaya getiren, alıcının bir şeyi belli bir şekilde üretilmesini istemesi.方法次第でバイヤーが買ってくれるならば それが彼らにとっての動機です つまりこれらが需要であり 彼らを議論につかせるのです
Ve Ann de senden bu konuları masaya yatırmanı istiyor.A Ann tě žádá, abys je teď hned splnil.
Ve Ann de senden bu konuları masaya yatırmanı istiyor.Ann pyytää, että nämä asiat käsitellään juuri nyt.
Ve Ann de senden bu konuları masaya yatırmanı istiyor.I Anna prosi, żebyś właśnie teraz się do nich odniósł.
Ve Ann de senden bu konuları masaya yatırmanı istiyor. [kahkaha]Ann möchte, dass du sie jetzt erfüllst.
Ve Ann de senden bu konuları masaya yatırmanı istiyor.앤은 이 문제를 지금 당장 해결해 주길 원하고 있습니다.
Ve Ann de senden bu konuları masaya yatırmanı istiyor.Η Ανν θέλει να συζητήσουμε αυτά τα θέματα τώρα.
Ve Ann de senden bu konuları masaya yatırmanı istiyor.Энн просит вас заняться этим вопросом прямо сейчас.
Ve Ann de senden bu konuları masaya yatırmanı istiyor.وآن تطلب منك معالجة هذه المسائل الآن.
Ve Ann de senden bu konuları masaya yatırmanı istiyor.[笑]
Ve bir gürültü kopar ve tüm doktorlar masaya vurarak şöyle derlerEr ontstaat tumult en al de artsen beginnen op de tafel te bonzen en zeggen:
Ve bir gürültü kopar ve tüm doktorlar masaya vurarak şöyle derlerI powstaje wrzawa, a wszyscy lekarze uderzają w stół i mówią:
Ve bir gürültü kopar ve tüm doktorlar masaya vurarak şöyle derler그말이 떨어지자 모든 의사들은 일제히
Ve bir gürültü kopar ve tüm doktorlar masaya vurarak şöyle derlerNagy felbojdulás támadt erre, az összes orvos elkezdte verni az asztalt, mondván:
Ve bir gürültü kopar ve tüm doktorlar masaya vurarak şöyle derlerNastal povyk, všichni doktoři bouchali pěstmi do stolu a říkali:
Ve bir gürültü kopar ve tüm doktorlar masaya vurarak şöyle derlerNastáva rozruch a doktori začínajú búchať do stola hovoriac:
Ve bir gürültü kopar ve tüm doktorlar masaya vurarak şöyle derlerSe oyó un alboroto y los médicos empezaron a dar golpes a la mesa y a decir:
Ve bir gürültü kopar ve tüm doktorlar masaya vurarak şöyle derlerВ комнате начался гул и все доктора начали стучать по столу и говорить:
Ve bir gürültü kopar ve tüm doktorlar masaya vurarak şöyle derlerІ здійнявся цей галас і всі лікарі почали стукати по столу кажучи:
Ve bir gürültü kopar ve tüm doktorlar masaya vurarak şöyle derlerויש מין התרעמות, וכל הרופאים מתחילים להלום בשולחן
Ve bir gürültü kopar ve tüm doktorlar masaya vurarak şöyle derlerفحدث صخب في الاجواء وتعالت الذقون حول الطاولة
Ve bir gürültü kopar ve tüm doktorlar masaya vurarak şöyle derler「倫理的でないと ずっと言ってきただろう
Ve bu süre boyunca masaya şeker döküp, onlarla parmaklarımla oynadım.E durante todo esse tempo, entornava açúcar em cima da mesa, e brincava com ele, com os dedos.
Ve bu süre boyunca masaya şeker döküp, onlarla parmaklarımla oynadım.E per tutto questo tempo, ho versato zucchero sul tavolo e ci ho giocato con le dita.
Ve bu süre boyunca masaya şeker döküp, onlarla parmaklarımla oynadım.Et pendant tout ce temps, j'ai fait tomber du sucre sur la table et joué dedans avec mes doigts.
Ve bu süre boyunca masaya şeker döküp, onlarla parmaklarımla oynadım.Gedurende diezelfde tijd heb ik suiker op tafel geknoeid en er zo'n beetje mee zitten spelen.
Ve bu süre boyunca masaya şeker döküp, onlarla parmaklarımla oynadım.I przez tyleż czasu rozsypuję cukier na stole i po prostu się nim bawię.
Ve bu süre boyunca masaya şeker döküp, onlarla parmaklarımla oynadım.또 그렇게 해온 시간 동안 전 항상 식탁 위해 설탕을 쏟곤 했고, 손가락으로 설탕에 장난을 쳤죠.
Ve bu süre boyunca masaya şeker döküp, onlarla parmaklarımla oynadım.Și în tot acest timp împrăștiam zahăr pe masă și mă jucam doar cu degetele prin el.
Ve bu süre boyunca masaya şeker döküp, onlarla parmaklarımla oynadım.Und genauso lange schütte ich schon Zucker auf den Tisch und spiele mit meinen Fingern darin herum.
Ve bu süre boyunca masaya şeker döküp, onlarla parmaklarımla oynadım.Và suốt thời gian đó, tôi luôn làm vãi đường ra bàn và thường dùng ngón tay nghịch chúng.
Ve bu süre boyunca masaya şeker döküp, onlarla parmaklarımla oynadım.Y todo ese tiempo he estado derramando azúcar en la mesa y jugando, en cierta forma, con ella entre mis dedos.
Ve bu süre boyunca masaya şeker döküp, onlarla parmaklarımla oynadım.Και εξίσου συχνά, λερώνω το τραπέζι με ζάχαρη και παίζω χρησιμοποιώντας τα δάχτυλά μου.
Ve bu süre boyunca masaya şeker döküp, onlarla parmaklarımla oynadım.В течение всего этого периода я рассыпала сахарный песок на стол и просто играла с ним пальцами.
Ve bu süre boyunca masaya şeker döküp, onlarla parmaklarımla oynadım.И за същия период от време съм разливала захар по масата, с която си играя с пръстите си.
Ve bu süre boyunca masaya şeker döküp, onlarla parmaklarımla oynadım.І все моє життя в мене розсипався цукор по столу, і я просто гралася з ним пальцями.
Ve bu süre boyunca masaya şeker döküp, onlarla parmaklarımla oynadım.ולאורך אותה תקופת זמן, שפכתי סוכר על השולחן ושיחקתי עם זה ככה, באצבעות שלי.
Ve bu süre boyunca masaya şeker döküp, onlarla parmaklarımla oynadım.وبالمقدار نفسه من الوقت كنت اسكب السكر على الطاولة وكنت اللعب به بأصابعي
Ve bu süre boyunca masaya şeker döküp, onlarla parmaklarımla oynadım.テーブルに砂糖をこぼしては 指でなぞって遊んでいたということでもあります そして後になって この技法を使って
Ve içeri girdiğimde o masaya oturmuştu bile.A keď som vošla, ona už sedela pri stole.
Ve içeri girdiğimde o masaya oturmuştu bile.Als ich hereinkam, saß sie schon am Tisch.
Ve içeri girdiğimde o masaya oturmuştu bile.Amikor beléptem, ő már az asztalnál ült.
Ve içeri girdiğimde o masaya oturmuştu bile.Appena entrata, la trovai già seduta al tavolo.
Ve içeri girdiğimde o masaya oturmuştu bile.Et en entrant, elle était déjà à table.
Ve içeri girdiğimde o masaya oturmuştu bile.Když jsem vstoupila, seděla už u stolu.
Ve içeri girdiğimde o masaya oturmuştu bile.Khi tôi bước vào, cô ấy đã ngồi tại bàn.
Ve içeri girdiğimde o masaya oturmuştu bile.그리고 제가 도착했을 땐, 그녀는 테이블에 이미 앉아있었습니다.
Ve içeri girdiğimde o masaya oturmuştu bile.Ko sem vstopila, je bila že za mizo.
Ve içeri girdiğimde o masaya oturmuştu bile.Og da jeg gik ind, sad hun allerede ved bordet.
Ve içeri girdiğimde o masaya oturmuştu bile.Quando entrei, ela já estava na mesa.
Ve içeri girdiğimde o masaya oturmuştu bile.Şi când am ajuns ea era deja la masă.
Ve içeri girdiğimde o masaya oturmuştu bile.Toen ik binnenkwam, zat zij al aan tafel.
Ve içeri girdiğimde o masaya oturmuştu bile. Ve oturdum, o da,När jag klev in satt hon redan vid bordet, jag satte mig, och hon sade:
Ve içeri girdiğimde o masaya oturmuştu bile.Y cuando entré, ella ya estaba en la mesa.
Ve içeri girdiğimde o masaya oturmuştu bile.Zastałam ją przy stoliku.
Ve içeri girdiğimde o masaya oturmuştu bile.Όταν μπήκα στο εστιατόριο, εκείνη βρισκόταν ήδη στο τραπέζι.
Ve içeri girdiğimde o masaya oturmuştu bile.Когато влязох, тя беше вече на масата.