Ve içeri girdiğimde o masaya oturmuştu bile.Когда я вошла, она уже сидела за столом.
Ve içeri girdiğimde o masaya oturmuştu bile.Коли я зайшла, вона вже чекала на мене за столом.
Ve içeri girdiğimde o masaya oturmuştu bile.וכאשר נכנסתי פנימה, היא כבר ישבה בשולחן.
Ve içeri girdiğimde o masaya oturmuştu bile.و عندما دخلت , كانت هي موجودة مسبقاً على الطاولة .
Ve içeri girdiğimde o masaya oturmuştu bile.私が座ると 彼女は
Ve istersen onu masaya vurabilirsin.Az asztalhoz is ütögetheti, ha akarja.
Ve istersen onu masaya vurabilirsin.Bạn có thể đập nó lên bàn nếu muốn.
Ve istersen onu masaya vurabilirsin.Et vous pouvez la cogner sur la table si vous voulez.
Ve istersen onu masaya vurabilirsin.Je kan hem op tafel slaan als je wil.
Ve istersen onu masaya vurabilirsin.원하시면 테이블에 치셔도 되요.
Ve istersen onu masaya vurabilirsin.La puedes golpear contra la mesa si quieres.
Ve istersen onu masaya vurabilirsin.Możesz nia walnąć o stół, jak chcesz.
Ve istersen onu masaya vurabilirsin.Poti sa o lovesti de masa, daca vrei
Ve istersen onu masaya vurabilirsin.Può anche sbatterla sul tavolo se vuole.
Ve istersen onu masaya vurabilirsin.Und schlagen sie sie gegen den Tisch, wenn sie wollen.
Ve istersen onu masaya vurabilirsin.Και μπορείς να το χτυπήσεις στο τραπέζι, αν θέλεις
Ve istersen onu masaya vurabilirsin.И при желании можно сколько угодно колотить ей по столу.
Ve istersen onu masaya vurabilirsin.Удари я в масата, ако искаш.
Ve istersen onu masaya vurabilirsin.ואת יכולה להכות בו על השולחן, אם את רוצה..
Ve istersen onu masaya vurabilirsin.بإمكانك خبطها إلى الطاولة
Ve istersen onu masaya vurabilirsin.気をつけてね
Ve kadın, masaya yemek koyup koyamayacağını dert etmiyordu.Clare Lockhartová je zde, tak budu citovat rozhovor, který měla s negramotnou ženou na severu Afganistánu.
Ve kadın, masaya yemek koyup koyamayacağını dert etmiyordu.Et cette femme lui a dit qu'elle ne s'inquiétait pas d'avoir ou non à manger sur sa table.
Ve kadın, masaya yemek koyup koyamayacağını dert etmiyordu.저는 두 도시를 탔는데--여행했죠--
Ve kadın, masaya yemek koyup koyamayacağını dert etmiyordu.Quella donna le ha detto che non le importava di avere del cibo in tavola.
Ve kadın, masaya yemek koyup koyamayacağını dert etmiyordu.Y esa mujer dijo que no le preocupaba si tendría comida en su mesa.
Ve kadın, masaya yemek koyup koyamayacağını dert etmiyordu.Тази жена й каза, че за нея не е важно дали ще има храна на масата си.
Ve kadın, masaya yemek koyup koyamayacağını dert etmiyordu.רכבתי - נסעתי -
Ve kadın, masaya yemek koyup koyamayacağını dert etmiyordu.لا يهمها ان تملك طعام كاف في منزلها ام لا .
Ve kadın, masaya yemek koyup koyamayacağını dert etmiyordu.昔は3時間で行けたはずの2つの都市なのに
Ve size diyorum ki, "göreviniz mumu duvara masaya damlatmayacak şekilde tutturmak." Bu durumda ne yapardınız?A řeknu vám: "Vaší úlohou je připevnit svíčku na stěnu tak, aby vosk nekapal na stůl". Co byste udělali vy?
Ve size diyorum ki, "göreviniz mumu duvara masaya damlatmayacak şekilde tutturmak." Bu durumda ne yapardınız?E digo-vos: "O vosso trabalho é colocar a vela na parede "sem que a cera pingue para a mesa."
Ve size diyorum ki, "göreviniz mumu duvara masaya damlatmayacak şekilde tutturmak." Bu durumda ne yapardınız?I mówię tak: "Masz przymocować świeczkę do ściany, ale tak, żeby wosk nie skapywał na stół".
Ve size diyorum ki, "göreviniz mumu duvara masaya damlatmayacak şekilde tutturmak." Bu durumda ne yapardınız?이렇게 말합니다. "이 촛불을 벽에 붙이되, 촛농이 테이블에 떨어지지 않도록 해야 합니다." 어떻게 하시겠습니까?
Ve size diyorum ki, "göreviniz mumu duvara masaya damlatmayacak şekilde tutturmak." Bu durumda ne yapardınız?Ваша задача - прикрепить свечу к стене так, чтобы воск не капал на стол. Ваши действия?
Ve size diyorum ki, "göreviniz mumu duvara masaya damlatmayacak şekilde tutturmak." Bu durumda ne yapardınız?Ваша задача — прикріпити свічку до стіни так, щоб віск не капав на стіл. Ваші дії?
Ve size diyorum ki, "göreviniz mumu duvara masaya damlatmayacak şekilde tutturmak." Bu durumda ne yapardınız?ואני אומר לכם, "המשימה שלכם היא לחבר את הנר אל הקיר כך שלא תטפטף שעווה על השולחן."
Ve size diyorum ki, "göreviniz mumu duvara masaya damlatmayacak şekilde tutturmak." Bu durumda ne yapardınız?ثم أقول لكم، "ما يجب عليكم فعله هو تثبيت الشمعة على الجدار بحيث أن الشمع لا ينقط على الطاولة." ماذا ستفعلون؟
Ve size diyorum ki, "göreviniz mumu duvara masaya damlatmayacak şekilde tutturmak." Bu durumda ne yapardınız?ロウソクを壁に 取り付けてください」 あなたならどうしますか? 多くの人は 画鋲でロウソクを 壁に留めようとします
Ve sonra mesajı karısının baş ucundaki masaya bıraktı.A pak to položil na její noční stolek.
Ve sonra mesajı karısının baş ucundaki masaya bıraktı.Belangrijk!" Ok.
Ve sonra mesajı karısının baş ucundaki masaya bıraktı.Puis il le posa sur la table de nuit de sa femme.
Ve sonra mesajı karısının baş ucundaki masaya bıraktı.Urgență ! " Bine .
Ve sonra mesajı karısının baş ucundaki masaya bıraktı. Ve sonra kendini çok iyi hissetti.A férfi felébred, felpattan, és látja, nyolc óra van!
Ve sonra mesajı karısının baş ucundaki masaya bıraktı.Y entonces lo puso al lado de su mesita de noche.
Yani onları masaya getiren talep.Also ist es die Nachfrage, die sie dazu bringt.
Yani onları masaya getiren talep.Deci cererea e cea care îi motivează la discuții.
Yani onları masaya getiren talep.Đó là nhu cầu mang họ đến hội nghị.
Yani onları masaya getiren talep.Donc c'est la demande qui les amène à la table.
Yani onları masaya getiren talep.Dus het is de vraag die hen aan tafel brengt.
Yani onları masaya getiren talep.Es la demanda lo que los trae.
Yani onları masaya getiren talep.즉 수요가 그들을 원탁에 둘러앉게 만드는거죠.
Yani onları masaya getiren talep.Por isso é a procura que os leva à mesa.
Yani onları masaya getiren talep.Quindi è la domanda che li porta al tavolo.
Yani onları masaya getiren talep.Takže je to poptávka, co je přivádí ke stolu.
Yani onları masaya getiren talep.Zapotrzebowanie jest tym, co skłania producentów do współpracy.
Yani onları masaya getiren talep.Така че това е търсенето, което ги води на масата.
Yani onları masaya getiren talep.Так что это спрос.
Yani onları masaya getiren talep.הביקוש הוא שמביא אותם לשולחן.
Yani onları masaya getiren talep.إذن الطلب هو ما يجعلهم يأتون للتحاور.