masasında ile cümle
masasında kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
6
ORT. KELİME
Tom masasında çalışıyor.Tom is working at his desk.
Tom masasında evrak işi yapıyorTom is at his desk doing paperwork.
Tom rulet masasında.Tom is at the roulette table.
Tom hâlâ ameliyat masasındaTom is still on the operating table.
Tom bir yirmi bir masasında.Tom is at a blackjack table.
Yemek odası masasında Tom'un önünde üç boş bira kutusu vardı.There were three empty beer cans on the dining room table in front of Tom.
Tom Mary'nin masasındaki bir zarfı fark etti.Tom noticed an envelope on Mary's desk.
Tom, bütün gün masasında oturmaya alışkın.Tom is used to sitting all day at his desk.
Mary'nin masasında Tom'un bir fotoğrafı var.There's a photo of Tom on Mary's desk.
Tom her zamanki masasında oturuyor.Tom is sitting at his usual table.
Tom zaten masasında.Tom is already at his desk.
Anahtarı resepsiyon masasında bıraktım.I left the key at the reception desk.
Tom piknik masasında Mary'nin karşısında oturdu.Tom sat across the picnic table from Mary.
Tom ve Mary mutfak masasında oturuyorlardı.Tom and Mary were sitting at the kitchen table, talking.
Bilgi masasında biletler ücretsiz olarak hazır.Tickets are available for free at the information desk.
Ben mutfak masasındaki makbuzu gördüm.I saw the receipt on the kitchen table.
Tom masasında öğle yemeğini yedi.Tom ate his lunch at his desk.
Barış yemek masasında başlar.Peace begins at the dinner table.
Tom mutfak masasında ödevini yaptı.Tom did his schoolwork at the kitchen table.
Kahvaltı masasında gözardı edilmeye alışkınım.I'm used to being ignored at the breakfast table.
Saat çoktan 2.30 oldu ama Maria hala masasında oturup ödev düzeltiyordu.It was already 2:30 AM, but Maria was still sitting at her desk and correcting homework.
Tom, Mary'yi masasında çalışırken gördü.Tom saw Mary studying at her desk.
Tom masasında bir sandviç yedi.Tom ate a sandwich at his desk.
Tom'un masasında üç kitap var.There are three books on Tom's desk.
Tom neredeyse Mary'nin ameliyat masasında öldüğünü söyledi..Tom said Mary almost died on the operating table.
Tom masasında bırakırsa Mary'nin onun öğle yemeğini yiyebileceğinden korkuyor.Tom is afraid that Mary might eat his lunch if he leaves it on his desk.
Tom ve Mary piknik masasında oturdular.Tom and Mary sat at the picnic table.
Tom şu anda masasında değil.Tom isn't at his desk right now.
Neden yemek masasında değilsin?Why aren't you at the dinner table?
Tom onu son gördüğümde masasında çalışıyordu.Tom was working at his desk the last time I saw him.
Mary odaya girdiğinde Tom masasında yazıyordu.Tom was writing at his desk when Mary entered the room.
Tom'un masasında bir yığın ders kitabı var.Tom has a pile of textbooks on his desk.
Dev bir asteroit dünya ile çarpıştığında Tom masasında oturuyordu.Tom was sitting at his desk when a giant asteroid collided with the earth.
Tom'un masasında Mary'nin bir fotoğrafı var.Tom has a picture of Mary on his desk.
Sami, Leyla'nın yemek masasında oturmaya devam etti.Sami continued to sit at Layla's lunch table.
Tom masasında yedi.Tom ate at his desk.
Tom masasında, değil mi?Tom is at his desk, isn't he?
Sami masasından çok hızlı kalktı.Sami got up from his table so fast.
Ofisine girdiğimde Tom masasında oturmuyordu.Tom wasn't sitting at his desk when I entered his office.
Tom masasında kitap okuyor.Tom is at his desk, reading a book.
Tom'un masasında bir paket sigara ve bir kibrit kutusu vardı.There was a pack of cigarettes and a book of matches on Tom's desk.
"Bu albüm içki masasında dinlenir"."Bu albüm içki masasında dinlenir".
Konstantin onlara katılmaz ve masasında yazma çalışmalarını sürdürür.Konstantin does not join them, and spends this time working on a manuscript at his desk.
Swagger diskalifiye edildikten sonra, Show, anons masasından şaklayarak şutunu attı.After Swagger was disqualified, Show chokeslammed him through the announce table.
17 Ocak'taki programda Styles, The Miz ile yüzleşti ve Cena yorumcu masasında yer aldı.On the January 17 episode, Styles faced The Miz with Cena on commentary.
İş ve dış dünyayla ilişkisi masasında oturuş pozisyonuyla ima edilmiştir.His association with business and the outside world is implied by his position at his desk.
Ertesi hafta Naomi, Natalya ve Lynch arasındaki maçında yorumcu masasında yer aldı.The following week, Naomi was on commentary for a match between Natalya and Lynch.
Mart 1948'de Paris yakınlarındaki Clamart'daki evinin yazı masasında öldü.He died at his writing desk in his home in Clamart, near Paris, in 1948.
Ayrıca atlama masasında bronz madalya kazanmıştır.He also won a bronze medal in the discus throw.
Ardından Kane anonsör masasında Punk'a Chokeslam yapar.Kane executed a Chokeslam on Punk for a near-fall.
Michael Cole ve John "Bradshaw" Layfield yorumcu masasında yer aldı.Michael Cole and John "Bradshaw" Layfield were the commentators.
"Kumar masasındaki ilginç fotoğraf"."Toll Rate Table".
Rabin, en yakın hastaneye götürüldü ve ameliyat masasında can verdi.Henry was taken to the hospital by his caregiver and died on the operating table.
Öldüğünde masasında çalıştığı bildirildi.He died at his desk.
Yemek masasında olan şeyleri değiştirecek bir şey bu.It'll change what happens at the dinner table.
Bay Chick Chapel, barbut masasındadır.Mr. Chick Chapple, at the craps table.
Bunları bir havalı hokey(air hockey) masasında yapıyoruz.We set them off on this air hockey table.
Kriz masasından gelen mesajlardan elde edilen bilgiyi bir hayal edin.So think about the data from a crisis text line.
Ve sonra kendi masasında bir not görür.And then he sees a message on his table.
Kahvaltı masasında, ...Baba, oğullarını pazar günü Shichirigahama'ya götüreceğine söz verir.At the breakfast table, father promises to take his sons to Shichirigahama on Sunday