masasında ile cümle
masasında kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Bob ameliyat masasında ve şöyle, pek de büyük olmayan küçük bir iğne alıyoruz.Bob's on the table, and we take this sort of small needle, you know, not too big.
Makinenin önünde değirmen masasında başlayın konumu gösteren balonun bakStart with the mill table at the front of the machine look at the position of the indicating bubble
"Bay Simon masasında oturuyor ve başına su akıyor.""Mr. Simon's sitting at his desk and the water's coming in on his head."
Gözler oyun masasında çocuklar.Eyes on the game board, kids.
Müzakere masasında biyometrik pasaportlar gibi konular da yer alıyor.Topics such as biometric passports are on the table for discussion.
Ancak polis bu basvurulari hiçbir şey yapmadan aylarca masasında tuttu," dedi.But the police have held the requests for months in their desks without results," Biser said.
Bunun, diyalog masasında varılan anlaşmanın uygulanmasına olanak sağlamasını umuyorum.I hope this will enable the implementation of the agreement reached at the dialogue table.
Kralice Esther ve Kral Ahasuerus'ın masasında pretzel, 12. yüzyıl Hortus deliciarumPretzel depicted at a banquet of Queen Esther and King Ahasuerus. 12th century Hortus deliciarum
Swinney 2004'ten 2007'ye kadar SNP'nin muhalefet masasında oturdu.From 2004 to 2007, Swinney sat in the SNP's opposition backbench.
Rabin, en yakın hastaneye götürüldü ve ameliyat masasında can verdi.Er wird ins nahe gelegene Militärhospital gebracht, wo er auf dem Operationstisch stirbt.
Ertesi hafta Naomi, Natalya ve Lynch arasındaki maçında yorumcu masasında yer aldı.Naomi war nächste Woche Gastkommentatorin im Match zwischen Natalya und Lynch.
Buraya ahlak masasından gelmiştir.Er ergibt sich aus einer Tabelle.
Bannion da cinayet masasındaki görevine geri döner.Bannion kehrt in den Polizeidienst zurück, um den Kampf gegen das Verbrechen erneut aufzunehmen.
Yapımcı Pandro S. Berman'ın masasında senaryoyu görmüştü.Sein Bruder war der Filmproduzent Pandro S. Berman.
Neden tüm bu sözlükleri masasında tutuyor?Pourquoi garde-t-il tous ces dictionnaires sur son bureau ?
Buraya ahlak masasından gelmiştir.Elle provient de la collection de Desmet.
Konstantin onlara katılmaz ve masasında yazma çalışmalarını sürdürür.Konstantin ne les rejoint pas et travaille à un manuscrit.
Gecenin ilerleyen saatlerinde Styles, Ambrose ile karşılaşırken; The Miz yorumcu masasında yer aldı.La semaine suivante, Styles a fait face à Ambrose, The Miz étant au commentaire.
Michael Cole ve John "Bradshaw" Layfield yorumcu masasında yer aldı.Leader : John "Bradshaw" Layfield.
Çalışma masasındaki bu kitap kimindir?¿De quién es este libro en la mesa de trabajo?
Tom bıçağı bilerken mutfak masasında oturdu.Tom se sentó en la mesa de la cocina mientras afilaba el cuchillo.
Anahtarı resepsiyon masasında bıraktım.Dejé la llave en el mostrador de recepción.
Tom mutfak masasındaki tabaktan bir şekerli kurabiye aldı.Tom ha preso un biscotto zuccherato dal piatto che era sul tavolo di cucina.
Ayrıca atlama masasında bronz madalya kazanmıştır.Vince anche la medaglia di bronzo alla trave.
Yemek masasında toplam sekiz kişi vardır.Восемь мужчин сидят за столом в кафе.
Mart 1948'de Paris yakınlarındaki Clamart'daki evinin yazı masasında öldü.Ele morreu em sua escrivaninha na sua casa, em Clamart, perto de Paris, em março de 1948.
Öldüğünde masasında çalıştığı bildirildi.Ele ainda estava em seu escritório quando morreu.
Gwain, efsaneye göre Kral Arthur'un Yuvarlak Masasındaki en sadık şövalyelerinden bir tanesidir.Galahad was een van de ridders van de ronde tafel van koning Arthur.
Onu cinayet masasında teğmen olarak görevlendirmiştir.Hij werd benoemd tot Commandeur in de Kroonorde.
Buraya ahlak masasından gelmiştir.Hij werd hierbij benoemd tot erelid van de Liedertafel.
Aşkenaz sinagoglarında Tevrat, ortada bulunan okuma masasında okunurdu.Pojawiały się więc domysły, że skopiował on plik na zewnętrzny nośnik w trakcie pobytu w czytelni.
Buraya ahlak masasından gelmiştir.Pochodził z Trapezuntu.
Sonrasında Swift yine ofise döner, masasında erkek arkadaşının (Zach Gilford) yazdığı nota bakar.Tillbaka vid sitt skrivbord igen så tar Swift fram en lapp skriven av hennes pojkvän (Zach Gilford).
Buraya ahlak masasından gelmiştir.Тут він влаштувався у бюро цензури.
Öldüğünde masasında çalıştığı bildirildi.Помер під час роботи в своєму бюро.
Yemek masasında toplam sekiz kişi vardır.На кухні була плита на вісім кружків.
"Kumar masasındaki ilginç fotoğraf".«Дружня вечірка за картами.
1926'da apandisit ameliyatı için gittiği Paris'te ameliyat masasından kalkamayarak yaşamını yitirmiştir.Musel v Paříži narychlo absolvovat operaci, kterou nepřežil.
Mart 1948'de Paris yakınlarındaki Clamart'daki evinin yazı masasında öldü.Zemřel v roce 1948 v Clamart u Paříže.
Yemek masasında toplam sekiz kişi vardır.Un grup de opt prieteni se întâlnesc la cină...
Onüçüncü günde yemek masasında patlıcan bulunmamaktadır.Ebéd közben sem jött ki semmi a száján.
Ertesi hafta Dillinger, Corbin ile karşılaşırken Styles yorumcu masasında yer aldı.Anno két nappal később, Lorraine egy liftben találkozott Parkerrel.
Aşkenaz sinagoglarında Tevrat, ortada bulunan okuma masasında okunurdu.Sapattiaamun jumalanpalveluksessa se luetaan kokonaan.
Rabin, en yakın hastaneye götürüldü ve ameliyat masasında can verdi.Αμέσως μεταφέρθηκε στο Νοσοκομείο ΚΑΤ στην Κηφισιά Αττικής, όπου υπεβλήθη σε χειρουργική επέμβαση.
Onüçüncü günde yemek masasında patlıcan bulunmamaktadır.Den 13. dag var der ingen aubergineret på bordet.
Ayrıca atlama masasında bronz madalya kazanmıştır.Han har også vundet en bronzemedalje i bordtennis for hold.
Onu cinayet masasında teğmen olarak görevlendirmiştir.Han ble gjort til kommandør av Æreslegionen.
Mart 1948'de Paris yakınlarındaki Clamart'daki evinin yazı masasında öldü.Ia meninggal di meja tulisnya di rumahnya di Clamart, dekat Paris, pada Maret 1948.
Öldüğünde masasında çalıştığı bildirildi.Ia dikabarkan bekerja di meja kerjanya ketika ia meninggal.
Onu cinayet masasında teğmen olarak görevlendirmiştir.警部補にして、殺人課の責任者。
Mart 1948'de Paris yakınlarındaki Clamart'daki evinin yazı masasında öldü.1948年3月,他在巴黎附近克拉马尔的家中的办公桌前去世。
Konstantin onlara katılmaz ve masasında yazma çalışmalarını sürdürür.קונסטנטין אינו מצטרף אליהם, ומקדיש את זמנו לשכתב על כתב יד המונח על שולחנו.
Rabin, en yakın hastaneye götürüldü ve ameliyat masasında can verdi.הוא הוחש לבית החולים ונפטר על שולחן הניתוחים.
Ameliyat masasında da kadın bir hasta mastektomi ameliyatı olurken resm edilmiştir.המיטה עליה שוכב המטופל בחדר הניתוח מכונה שולחן ניתוחים.
Ertesi hafta Dillinger, Corbin ile karşılaşırken Styles yorumcu masasında yer aldı.שבוע לאחר מכן, קורבין תקף את דילינג'ר, כשסטיילס היה נוכח בשולחן השדרנים.
Anahtarı resepsiyon masasında bıraktım.השארתי את המפתח על דלפק הקבלה.
Buraya ahlak masasından gelmiştir.Тя е внамиачане от бюрото си.
Onu cinayet masasında teğmen olarak görevlendirmiştir.По време на службата си е произведен в звание поручик.
Yemek masasında toplam sekiz kişi vardır.Na stolu se nalazi osam šipki s igračima.
Rabin, en yakın hastaneye götürüldü ve ameliyat masasında can verdi.Škofa so prepeljali skozi oblegano mesto v bolnico, kjer so ga operirali pri petrolejki.