Bu fincanları sevmiyorum; masadakileri tercih ederim.No me gustan estas tazas, las de la mesa me gustan más.
Aç çocuklar masadaki her şeyi yedi.Los chicos hambrientos se comieron todo lo que había sobre la mesa.
Masadaki para benim değil.El dinero que hay encima de la mesa no es mío.
Masadaki kitaba bak.Mira el libro que hay en la mesa.
Bu masa o masadan daha iyidir.Esta mesa es mejor que esa.
Vazo masadan düştü ve paramparça oldu.El florero se cayó de la mesa y se hizo añicos.
Lütfen kitabınızı bu masadan alın.Por favor, quite su libro de esta mesa.
Masada iki ya da üç kalem var.Hay dos o tres bolígrafos en la mesa.
Oradaki masada oturup oturamayacağımızı merak ediyorum.Me pregunto si nos podremos sentar en esa mesa.
O masada.Está en la mesa.
Anahtarlarımı masada bıraktım.Dejé mis llaves encima de la mesa.
Masada bir vantilatör var.Hay un ventilador encima de la mesa.
Deney mermer yerine tahta bir masada daha iyi yapılıyordu.El experimento parecía funcionar mejor sobre una mesa de madera que sobre una de mármol.
Masada genellikle 8 çubuk kullanılmaktadır.En algunos casos se pueden emplear tacones de ocho pulgadas.
Masada genellikle bıçak bulunmaz.Generalmente no poseen un servicio de mesa atendido.
Canio masada bulunan bir bıçağı eline alır; bıçağı birkaç kere saplayarak Nedda'yi öldürür.Canio, cogiendo un cuchillo de la mesa, apuñala a Nedda.
Oturduğu lacivert örtülü masada gümüş tabakta portakal, beyaz bir bez ve beyaz bir şarap sürahisi vardır.La más apreciada es el longueirón a la plancha, con limón y un chorro de vino blanco.
Odadaki eşyalar temelde, bir yatak, iki sandalye ve bir masadan oluşuyor.En la cámara había dos sillas, un dosel, una cama y una silla de manos.
Ben bu bardakları sevmiyorum, onları masada tercih ederim.Non mi piacciono queste tazze, preferisco quelle che sono sul tavolo.
Bu iki oyun da aynı masada ve aynı toplarla oynanır.I due si mettono così a giocare insieme con la palla.
Masadakiler sorar: "Peki sen ne olacaksın?"I porporati gli chiesero: "Qual è la tua fede?
Masada bir yığın kağıt vardı.На столе была пачка бумаги.
Bir kedi masadaydı.На столе был кот.
Masadan bir çatal düştü.Со стола упала вилка.
Tipi tipi, bütün dünya, köşe bucak kar. Bir mum yanıyor masada, yanan bir mum var.Мело, мело по всей земле, во все пределы. Свеча горела на столе, свеча горела.
Masada duran gazeteyi bana verebilir misiniz?Можете ли вы дать мне газету, которая лежит на столе?
Masada genellikle bıçak bulunmaz.Полотно обычно не имеет плиссировки.
Masadakiler sorar: "Peki sen ne olacaksın?"Спросили древляне: «Что же ты желаешь взять у нас?
Sıradaki sahnede Spears ve bir adam uzun bir masada karşılıklı oturmaktadır.В следующей сцене Спирс сидит за длинным столом, на другом конце которого сидит мужчина.
Odadaki eşyalar temelde, bir yatak, iki sandalye ve bir masadan oluşuyor.Всю обстановку его маленькой комнаты составляли кровать, два стола и несколько стульев.
Masada genellikle 8 çubuk kullanılmaktadır.عادة ما تحتوي الزِقاق على ثمانية أبواغ زقية.
13 Ağustos'ta Brod'lara geldiğimde masada oturuyordu.Quando cheguei no Brod em 13 de agosto, ela estava sentada na mesa.
Masada genellikle bıçak bulunmaz.Geralmente não possuem um serviço de mesa atendido.
Yemek odası genellikle sandalyeler ve masadan oluşur.Geralmente feito de uma escada ou mesa.
Masada genellikle bıçak bulunmaz.Geen mes op tafel.
Orada KISS üyelerinin bir başka masada oturduğunu görürler.Zo heeft op dit moment het oud-JS-lid Attje Kuiken zitting in de Tweede Kamer.
Yemek odası genellikle sandalyeler ve masadan oluşur.Dikwijls door een ruimte in te richten met stoelen en tafeltjes.
O masada oturuyor.Hij zit aan tafel.
Masadakiler sorar: "Peki sen ne olacaksın?"Mnich powiedział: "Więc kim oni są?"
Anlatıcının önündeki masada yedi uzun mum yanmaktadır ve mumlar eridikçe adamın kurtulma umutları da azalır.Przed nim stoi na stole 7 cienkich białych świec, a gdy te się topią, również i jego nadzieje się zmniejszają.
Yemek odası genellikle sandalyeler ve masadan oluşur.Fabryka produkowała przede wszystkim stoły i krzesła.
Ancak diğer oyuncuların açmış oldukları masadaki setlere taş ekleyebilir.Swoje pozostawione na stole karty może podejrzeć.
Masada genellikle bıçak bulunmaz.Zwykle nie znajduje się tam piór.
Çok kısa bir süre sonra Lavigne masadan kalkar.Gmina już niedługo zniknie z map.
Masadakiler sorar: "Peki sen ne olacaksın?"Мекканци запитали: «Хто ви?»
Onbaşı, kendi erleriyle bir masada yemek yer.З цього приводу він навіть відмовився їсти з нею за одним столом.
Masa: Masadaki herkese kontur çekmek anlamına gelir.Для кожної страви на стіл кладуться прибори.
O, masada oturuyor.Він сидить за столом.
O, masada oturuyor.Вона сидить за столом.
Çocuklarım masada oturuyor.Мої діти сидять за столом.
Daha dün buradaydı ve şu masada kahvesini içiyordu.Ten si je položil na stůl a na ně hrnek kávy.
Masaya otuduktan sonra yan masada kavga eden bir çift görür ve kendi ailesi aklına gelir.Na protějším nástupišti vidí mladý pár, jak se hádá.
Masada konuklar olduğunda daha fazla çeşit servis edilmesi adettendir.K ubytování církevních hostů slouží v domě několik pokojů.
Masa: Masadaki herkese kontur çekmek anlamına gelir.V tabulce jsou uvedeny údaje za všechny osoby.
13 Ağustos'ta Brod'lara geldiğimde masada oturuyordu.Când am ajuns în casa lui Brod pe 13 august, ea stătea la masă.
Masada genellikle bıçak bulunmaz.De obicei, la o masă se află scaune.
Beckmann masadan bir şişe şarap ve biraz ekmek alıp çıkar.Kleinman bea un pahar de sherry și pleacă.
Garfield Odie'yi masadan atmayı çok seviyor.Lui Garfield și Odie nu le place de ele.
Kontratın 17.8 milyon dolarlık kısmını masada bıraktı.Turneul a adunat 17,8 milioane de dolari.
Onbaşı, kendi erleriyle bir masada yemek yer.S-a ascuns sub una din mese împreună cu prietenele ei.