Tom bir fincan kahve içerken mutfak masasında yalnız oturuyordu.Tom sat alone at the kitchen table, drinking a cup of coffee.
Tom pelin otu içerken masada yalnız oturuyordu.Tom sat alone at the table, drinking absinthe.
Tom çalışıyormuş gibi yaparak masasında oturdu.Tom sat at his desk, pretending to study.
Tom pencereden dışarı bakarken masasında oturdu.Tom sat at his desk, staring out the window.
Tom bıçağı bilerken mutfak masasında oturdu.Tom sat at the kitchen table, sharpening a knife.
Tom masanın kenarına oturdu.Tom sat on the edge of the desk.
Annesi masayı hazırlarken Tom spagetti sosunu karıştırdı.Tom stirred the spaghetti sauce while his mother set the table.
Tom içkisinden bir yudum aldı ve bardağı masaya geri bıraktı.Tom took a sip of his drink and put the glass back on the table.
Tom gözlüğünü çıkardı ve onu masasının üstüne koydu.Tom took off his glasses and put them down on his desk.
Tom masa lambasını açtı ve çalışmaya başladı.Tom turned on the desk lamp and started working.
Tom kapının yanındaki masalardan birinde yalnız oturuyordu.Tom was sitting alone at one of the tables near the door.
Tom Mary'nin ne kadar iyi masa tenisi oynayabildiğine şaşırdı.Tom was surprised how well Mary could play ping pong.
Tom konferans masasının etrafında toplanmış bir grup erkekle konuşuyordu.Tom was talking to a group of men gathered around the conference table.
Tom, Mary John ve Alice masanın etrafına oturtuldular.Tom, Mary, John and Alice were seated around the table.
O bir peri masalı gibi okur.It reads like a fairy tale.
Ben senin masalarını silmiyorum.I'm not wiping your tables.
Onların oturma odasında bir yuvarlak masası var.They have a round table in the living room.
Masada senin için bir şey var.There's something for you on the table.
Masanın altında bir bisküvi var.There is a biscuit underneath the table.
Masada gizli bir çekmece var.There's a secret drawer in the desk.
Masayı hazırlamak Mary'nin sadece birkaç dakikasını aldı.It only took Mary a few minutes to set the table.
Tom Mary'nin masasına doğru yürüdü.Tom walked over to Mary's desk.
Tom zaten masayı hazırladı.Tom has already set the table.
Masamda Tom'un el yazısıyla yazılmış bir not vardı.There was a note on my desk in Tom's handwriting.
Tom ameliyat masasında öldü.Tom died on the operating table.
Sigara içilmeyen bir bölümde bir masa alabilir miyiz?Could we have a table in a non-smoking section?
Tom evrak çantasının içindekileri masaya döktü.Tom dumped the contents of his briefcase out on the table.
Tom kalktı ve masayı temizlemeye başladı.Tom got up and began clearing the table.
Kedi masanın üzerinde oturuyor.The cat is sitting on the table.
Tom ameliyat masasında, baygın hâlde yatıyordu.Tom was lying unconscious on the operating table.
Tom bir rapor okurken masasında oturdu.Tom sat at his desk reading a report.
Tom, odanın ortasındaki büyük bir masanın etrafında arkadaşlarıyla birlikte oturdu.Tom sat with friends around a big table in the center of the room.
Tom masanın üstüne üç yüz dolar koydu.Tom put three hundred dollars on the table.
Tom masadaki mumları yakmaya başladı.Tom began to light the candles on the table.
Paketi masanın üzerine koyun.Put the package on top of the table.
Masanın altına baktın mı?Did you look under the table?
Tom kaldırım kenarında bir masaya oturmuştu.Tom was seated at a table by the sidewalk.
Tom Mary'nin masasına bir grup mektup koydu.Tom put a bunch of letters on Mary's desk.
Tom Mary'nin masasına bir yığın mektup koydu.Tom put a stack of letters on Mary's desk.
Tom, Mary'nin masasının üstüne bir yığın mektup koydu.Tom put a pile of letters on Mary's desk.
Tom mektup açacağını masa çekmecesine geri koydu.Tom put the letter opener back in the desk drawer.
Tom az önce oraya oturdu ve masanın üstündeki karışıklığa baktı.Tom just sat there and stared at the mess on his desk.
Tom masasına geri gitti ve oturdu.Tom went back to his desk and sat down.
Melanie vazoyu masanın üstüne koydu.Melanie put the vase on the table.
Herkes masanın etrafında oturuyordu.Everyone was sitting around the table.
Herkes masada oturuyordu.Everyone was sitting at the table.
Tom öğle yemeği tepsisini masaya koydu.Tom put his lunch tray on the table.
Tom, Mary ve John masanın etrafında oturmuş.Tom, Mary and John are seated around the table.
Tom benim eski masamı alan kişiydi.Tom was the one who bought my old desk.
Tom bana masaj yapacağını söyledi.Tom said he'd give me a massage.
Tom masada yarısı yenmiş bir pizza gördü.Tom saw a half-eaten pizza on the table.
Tom masasında öğle yemeği yiyor.Tom eats lunch at his desk.
Masada yarı yenmiş bir yemek vardı.There was some half-eaten food on the table.
Herkes masada öğle yemeği yiyordu.Everyone was at the table eating dinner.
Bu ağır masayı taşımama yardım eder misin?Will you help me move this heavy table?
Onu sadece masaya koydu.Just put it on the desk.
Sadece onu masanın üzerine koy.Just put it on the table.
Lütfen bunu masaya koyar mısın?Would you put it on the table, please?
Ellerini masanın üstüne düz koy.Put your hands flat on the table.
Tom kutuyu masaya koydu.Tom put the box on the table.