mas ile cümle
mas kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Sami masum bir adamın canını aldı.Sami took the life of an innocent man.
Sami'nin savunması onun masumiyetini beyan etti.Sami's defense proclaimed his innocence.
Sami masumiyetini iddia etmeyi asla bırakmadı.Sami never stopped claiming his innocence.
Sami birçok insanı masum olduğuna ikna etti.Sami persuaded lots of people that he was innocent.
Sami'nin masumiyeti şüphe içinde kaldı.Sami's innocence remained in doubt.
Sami kendisinin masum olduğunu iddia ediyor.Sami maintains he's innocent.
Sami bir masum insanı daha öldürdü.Sami killed another innocent person.
Sami başka bir masum insanı öldürdü.Sami killed another innocent person.
Sami'nin maskesi kaydı.Sami's mask slipped.
Neden yemek masasında değilsin?Why aren't you at the dinner table?
Sami bir maske taktı.Sami wore a mask.
Sami çantasını masaya attı.Sami threw his bag on the table.
Sami masumiyetini öldüğü güne kadar sürdürecek.Sami will maintain his innocence until the day he dies.
Tom onu son gördüğümde masasında çalışıyordu.Tom was working at his desk the last time I saw him.
Mary odaya girdiğinde Tom masasında yazıyordu.Tom was writing at his desk when Mary entered the room.
Tom oradaki masanın üstünde senin için bazı kitaplar bıraktı.Tom left some books for you on that table over there.
Tom masanın altına süründü.Tom crawled under the table.
Omuz masajı ister misiniz?Would you like a shoulder massage?
Tom'un masasında bir yığın ders kitabı var.Tom has a pile of textbooks on his desk.
Masada sessiz olun!Silence at the table!
Dev bir asteroit dünya ile çarpıştığında Tom masasında oturuyordu.Tom was sitting at his desk when a giant asteroid collided with the earth.
Masa neden kirli?Why is the table dirty?
Masayı taşımama yardım edebilir misin?Can you help me move the table?
Tom'un anahtarları hala masanın üstünde.Tom's keys are still on the table.
Masayı kurmana gerek yok. Yemek için dışarı çıkıyoruz.There's no need to set the table. We're going out to eat.
Tom'un masasında Mary'nin bir fotoğrafı var.Tom has a picture of Mary on his desk.
Sami bir kayak maskesi giyiyordu.Sami was wearing a ski mask.
Sami, Leyla'nın yemek masasında oturmaya devam etti.Sami continued to sit at Layla's lunch table.
Sami birkaç masa uzağa oturdu.Sami sat a few tables away.
Tom izin istedi ve masadan ayrıldı.Tom excused himself and left the table.
Sanırım üç yüz dolar bütün masraflarınızı karşılayacak.I think three hundred dollars will cover all your expenses.
Üç yüz doların tüm masraflarınızı karşılayacağını düşünüyorum.I think that three hundred dollars will cover all your expenses.
Masaya bir kitap koydum.I placed a book on the table.
Masanın etrafında oturuyoruz.We are sitting around the table.
Sami mastürbasyon yapıyordu.Sami was masturbating.
Lütfen masayı kurmama yardım eder misin?Can you please help me set the table?
Lütfen bu kitabı masama koy.Please put this book on my desk.
Tom masum kabul ediliyor.Tom is presumed innocent.
Tom kendi başına bir masada oturuyordu.Tom was sitting at a table by himself.
Tom masamı kullanabilir.Tom may use my desk.
Tom masanın üzerindeki kitabı gösterdi.Tom pointed to the book on the desk.
Bu masanın fiyatı üç yüz dolar.This desk cost three hundred dollars.
Sami masasının arkasındaydı.Sami was behind his desk.
Tom masasında yedi.Tom ate at his desk.
Tom, pizzaları masanın üstüne koydu.Tom set the pizzas down on the table.
Masumsun, değil mi?You're innocent, aren't you?
Tom ve Mary pencerenin yanında iki kişilik bir masaya oturdular.Tom and Mary sat at a table for two near the window.
Evdeki masanın üstünde ne var?What's on your desk at home?
Tom masasında, değil mi?Tom is at his desk, isn't he?
Bu masa sana 300 dolara mal oldu, değil mi?This desk cost you $300, didn't it?
Tom ve Mary masumdur.Tom and Mary are innocent.
Tenis oynamam ama masa tenisi oynuyorum.I don't play tennis , but I play table tennis.
Tom bizden üç masa uzağa oturdu.Tom sat three tables away from us.
Biz bu konuda tamamen masumuz.We are completely innocent in this matter.
Tom bitişik masada oturuyordu.Tom was sitting at the next table.
Bu masa senin için biraz alçak, değil mi?This desk is a little too low for you, isn't it?
Masa Tenisini severim.I like ping pong.
Masada senin için bir anahtar bırakacağım.I'll leave a key for you on the table.
Tom bir masör oldu.Tom became a chiropractor.
Tom masa ve sandalyeleri boyadı.Tom painted the table and the chairs.