Ben Mary'ye biraz para boçluyum ve gelecek pazartesiye kadar ona geri ödemeliyim.I owe Mary some money and must pay her back by next Monday.
Mary'yi gördüğüm her seferde, ondan yeni ve önemli bir şey öğreniyorum.Each time I see Mary, I learn something new and important from her.
Mary'ye kompozisyonumdaki hataları düzelttirdim.I got Mary to correct the errors in my composition.
Mary'yi aradım, ancak hat meşguldü.I phoned Mary, but the line was busy.
Mary'ye bir kitap verdim.I gave Mary a book.
Mary'nin annesi olduğunu düşündüğüm bir kadın gördüm.I saw a woman who I thought was Mary's mother.
Mary'ye yardımı için teşekkür ettim.I thanked Mary for her help.
Ben yardımı için Mary'ye teşekkür ettim.I thanked Mary for her help.
Mary'yi Anneme ve babama tanıttım.I introduced Mary to my parents.
Mary'nin yurtdışına gittiğini biliyorum.I know that Mary went abroad.
Ben bu öğleden sonra Mary ile görüşeceğim.I'll be seeing Mary this afternoon.
Ben bu öğleden sonra Mary'yi göreceğim.I'm going to see Mary this afternoon.
Dün Mary ile parka gittim.I went to the park with Mary yesterday.
Dün Mary ile buluştum.I met Mary yesterday.
Küçük Mary'yi gazyağı ısıtıcısına dokunmaması için uyardım.I warned little Mary to leave the kerosene heater alone.
Tom, Mary'ye bir şey olabileceğinden endişeleniyordu.When he was young, he used to follow Beethoven everywhere he went.
Mary birdenbire ortaya çıktığında ben ayrılmak üzereydim.I was about to leave when Mary appeared out of the blue.
Onlar Kraliçe'den sonra gemiye Queen Mary adını verdiler.They named the ship Queen Mary after the Queen.
Mary yeni bir ceket alacak kadar aptaldı.Mary was silly to buy a new coat.
Geçen hafta partide Mary ile karşılaştım.I ran into Mary at a party last week.
Öğretmenin konuşması, Mary'nin daha sıkı çalışması için gayrete getirir.The teacher's talk stimulates Mary to study harder.
Öğretmen Mary'ye konuşmamasını söyledi.The teacher told Mary to hold her tongue.
Mary gelmeden önce, uzun süre beklemedim.I had not waited long before Mary came.
Biri Mary'nin parasını çalmış.Someone robbed Mary of her money.
Mary kedinin sütün hepsini içip içmediğini sordu.Mary asked if the cat had drunk all of the milk.
Birlikte müzeye gittiği Mary değildi.It wasn't Mary that he went to the museum with.
O, Mary ile sık sık buluşur.He often dates Mary.
O, Mary için güzel bir daire buldu.He found a nice apartment for Mary.
Mary'nin hikayeyi ona anlatmasını diledi.He wished Mary had told him the story.
Mary'nin onu aldattığını sonunda fark etti.He finally realized that Mary had made a fool of him.
O, Mary ve Tom'un arasında oturuyordu.He was sitting between Mary and Tom.
Onun bu öğleden sonra Mary ile bir randevusu var.He has a date with Mary this afternoon.
O, Mary'yi görmeye gitti mi?Did he go to see Mary?
O, Mary'yi görmek için gitti mi?Did he go to see Mary?
O Mary'ye bir kart gönderdi.He sent a card to Mary.
O, Mary'ye sırılsıklam âşık.He's head over heels in love with Mary.
O, Mary'ye neden onun doğum günü için geç kaldığını açıkladı.He explained to Mary why he was late for her birthday party.
Yüzüğü Mary'nin parmağına taktı.He put the ring on Mary's finger.
Onlar Mary ile alay ettiler.They made fun of Mary.
Onlar Mary ile alay etti.They made fun of Mary.
O, Mary'den iki yıl daha yaşlı.He's two years older than Mary is.
Mary'nin kendisiyle evlenmesini istedi, ve o kabul etti.He asked her to marry him, and she accepted.
Onlar Mary'ye her şeyi söyletti.They made Mary tell everything.
Onun Mary adında bir kızı var.She has a daughter whose name is Mary.
O, Mary kadar yaşlı değil.She's not as old as Mary.
O, Mary kadar yaşlı değildir.She's not as old as Mary.
Mary'den daha akıllı ama Mary kadar hoş değil.She's smarter than Mary, but she's not as pretty as Mary.
O Mary'den onun küçük çocuğunu bulmasını rica etti.She asked Mary to find her little boy.
Ona Mary adı konuldu.She was baptized Mary.
Sınıf arkadaşlarından ikisini davet etti - Jane ve MaryShe invited two of her classmates - Jane and Mary.
Mary dün gece bana balta verdi.Mary gave me the ax last night.
Görür görmez Mary'yi tanıdım.I recognized Mary the moment I saw her.
Öbür gün Mary'yi aramayı planlıyorum.I am planning to call on Mary the day after tomorrow.
Mary hariç kimse gelmedi.No one came except Mary.
Annem ve babam benim Mary ile evlenmemi onayladı.My parents approved of my marrying Mary.
Yemek pişirmeye gelince, hiç kimse Mary'ye eş değerde olamaz.When it comes to cooking, no one can equal Mary.
Maryam terbiyelidir.Maryam is well behaved.
Söylenti Mary'nin boşanmak istemesi.The story is that Mary wants a divorce.
Mary'nin boşanmak istediğini duydum.I've heard that Mary wants a divorce.
Mary ona ne söyleyeceğini şaşırdı.Mary is at a loss about what to say to him.