Şiddete maruz kaldıysanız veya tehdit ediliyorsanız, Kriz Merkezi Monika’dan yardım ve destek görebilirsiniz.Jos olet kokenut väkivaltaa tai uhkailua, voit saada apua ja tukea Kriisikeskus Monikasta.
Şiddete maruz kaldıysanız veya tehdit ediliyorsanız, Kriz Merkezi Monika’dan yardım ve destek görebilirsiniz.Om du har blivit utsatt för våld eller hot, kan du få hjälp och stöd hos Kriscentret Monika.
Şiddete maruz kaldıysanız veya tehdit ediliyorsanız, Kriz Merkezi Monika’dan yardım ve destek görebilirsiniz.如果您遭受暴力伤害或威胁,可以从Monika危机援助中心获得援助。您可提前拨打援助电话预约会面,也可亲自前往。服务绝对保密,您也无需提供自己的姓名。您可以获得多种语言的援助。
Şiddete maruz kalmış ya da şiddet tehdidi altında olan göçmen kadınlara destek ve rehberlik vermekteyiz.Ofrece ayuda y asesoramiento a mujeres inmigrantes víctimas de violencia o que viven bajo su amenaza.
Şiddete maruz kalmış ya da şiddet tehdidi altında olan göçmen kadınlara destek ve rehberlik vermekteyiz.Vi ger stöd och råd åt invandrarkvinnor som blivit utsatt för våld eller lever under hot om våld.
Şiddete maruz kalmış ya da şiddet tehdidi altında olan göçmen kadınlara destek ve rehberlik vermekteyiz.Мы оказываем помощь и консультации женщинам-иммигрантам-, столкнувшимся с насилием или с его угрозой.
Şiddete maruz kalmış ya da şiddet tehdidi altında olan göçmen kadınlara destek ve rehberlik vermekteyiz.نقدم الدعم والاستشارة للنساء المهاجرات اللاتي واجهن العنف أو اللاتي يعشن تحت تهديده.
Şimdi, masa baskıya maruz kalırken, şunu söylememe izin verin:D'accord.
Şimdi, masa baskıya maruz kalırken, şunu söylememe izin verin:네.. 탁자가 압력을 받는 동안은
Şimdi, masa baskıya maruz kalırken, şunu söylememe izin verin:Okay.
Şimdi, masa baskıya maruz kalırken, şunu söylememe izin verin:Oké.
Şimdi, masa baskıya maruz kalırken, şunu söylememe izin verin:Oké
Şimdi, masa baskıya maruz kalırken, şunu söylememe izin verin:OK.
Şimdi, masa baskıya maruz kalırken, şunu söylememe izin verin:OK, până când masa își egalizează presiunea, observați că sunetul nu se transmite în linii perfecte.
Şimdi, masa baskıya maruz kalırken, şunu söylememe izin verin:Stół nabiera ciśnienia.
Şimdi, masa baskıya maruz kalırken, şunu söylememe izin verin:Гаразд.
Şimdi, masa baskıya maruz kalırken, şunu söylememe izin verin:Добре.
Şimdi, masa baskıya maruz kalırken, şunu söylememe izin verin:Хорошо.
Şimdi, masa baskıya maruz kalırken, şunu söylememe izin verin:אוקיי. עד שהשולחן יגיע ללחץ הרצוי,
Şimdi, masa baskıya maruz kalırken, şunu söylememe izin verin:حسنا. الآن، بينما هناك ضغط يرتكز على الطاولة،
Şimdi, masa baskıya maruz kalırken, şunu söylememe izin verin:音は直線状に進むのではなく
Siyah şapkası olan birinin kötü davranışına maruz kalmış.Alguien con sombrero de cowboy negro abusó de él.
Siyah şapkası olan birinin kötü davranışına maruz kalmış.Byl týraný někým v černém klobouku.
Siyah şapkası olan birinin kötü davranışına maruz kalmış.Era stato maltrattato da qualcuno col cappello da cowboy nero.
Siyah şapkası olan birinin kötü davranışına maruz kalmış.Es war von jemandem mit einem solchen Hut missbraucht worden.
Siyah şapkası olan birinin kötü davranışına maruz kalmış.Foi maltratado por alguém com um chapéu preto de vaqueiro.
Siyah şapkası olan birinin kötü davranışına maruz kalmış.Fusese maltratat de cineva cu o palarie neagra de cowbow.
Siyah şapkası olan birinin kötü davranışına maruz kalmış.Han var blevet misbrugt af en med en sort cowboyhat.
Siyah şapkası olan birinin kötü davranışına maruz kalmış.Hij werd mishandeld door iemand met een zwarte hoed
Siyah şapkası olan birinin kötü davranışına maruz kalmış.Ia disiksa oleh seseorang yang memakai topi koboi hitam.
Siyah şapkası olan birinin kötü davranışına maruz kalmış.Il avait été maltraité par quelqu'un avec un chapeau de cowboy noir.
Siyah şapkası olan birinin kötü davranışına maruz kalmış.Joku oli pahoinpidellyt sen mustassa cowboy-hatussa.
Siyah şapkası olan birinin kötü davranışına maruz kalmış.그는 검정색 카우보이 모자를 쓴 어떤 사람에게 학대를 당해왔습니다.
Siyah şapkası olan birinin kötü davranışına maruz kalmış.Męczył go ktoś z takim kapeluszem.
Siyah şapkası olan birinin kötü davranışına maruz kalmış.Någon med en svart cowboyhatt hade misskött honom.
Siyah şapkası olan birinin kötü davranışına maruz kalmış.Nó đã bị ngược đãi bởi ai đó đội mũ cao bồi đen.
Siyah şapkası olan birinin kötü davranışına maruz kalmış.Valaki fekete cowboy kalapban rosszul bánt vele.
Siyah şapkası olan birinin kötü davranışına maruz kalmış.Είχε κακοποιηθεί από κάποιον που φορούσε ένα τέτοιο.
Siyah şapkası olan birinin kötü davranışına maruz kalmış.Бил е малтретиран от човек с черна каубойска шапка.
Siyah şapkası olan birinin kötü davranışına maruz kalmış.Над ней издевался человек в черной ковбойской шляпе.
Siyah şapkası olan birinin kötü davranışına maruz kalmış.Над ним знущався хтось в чорному капелюсі.
Siyah şapkası olan birinin kötü davranışına maruz kalmış.התעלל בו מישהו שחבש כובע בוקרים שחור.
Siyah şapkası olan birinin kötü davranışına maruz kalmış.كان هذا الحصان يُعامل بقسوة من قبل شخص يلبس قبعة سوداء .
Siyah şapkası olan birinin kötü davranışına maruz kalmış.白い帽子なら大丈夫なんです
Sizin gibi, ben de kilisemiz ve devletimizden gelen yanlış inanç sistemlerine maruz kaldım."ú í ¶Šˆ"ð"±"¢"Ä"à"ç"¢"Ü"·"ª A "Þ"ç"ÍŽ"½"¿"ð ‹°"ê"Æ-³Ž‹"ƈÅ"Ì"†"É
Sizin gibi, ben de kilisemiz ve devletimizden gelen yanlış inanç sistemlerine maruz kaldım.Как и вы, я был подвержен ложному мировоззрению, исходящему от наших церковных и правительственных лидеров.
Sizin gibi, ben de kilisemiz ve devletimizden gelen yanlış inanç sistemlerine maruz kaldım.,אבל המציאות היא .שמרביתם לא כמוכם, אני נחשפתי למערכות אמונה כוזבת
Sınır bölgeleri, daha merkezi bölgelere kıyasla belirli dezavantajlara maruz kalmaktadır.Általában kevésbé fejlettek, és gyakran kell szembenézniük földrajzi vagy demográai jellegű kihívásokkal.
Sınır bölgeleri, daha merkezi bölgelere kıyasla belirli dezavantajlara maruz kalmaktadır.De är vanligtvis mindre välutvecklade och står ofta inför geograska eller demograska utmaningar.
Sınır bölgeleri, daha merkezi bölgelere kıyasla belirli dezavantajlara maruz kalmaktadır.Grænseregioner lider under et antal særlige vanskeligheder sammenlignet med mere centrale regioner.
Sınır bölgeleri, daha merkezi bölgelere kıyasla belirli dezavantajlara maruz kalmaktadır.Grensregio’s kampen met een aantal specieke nadelen in vergelijking met meer centraal gelegen regio’s.
Sınır bölgeleri, daha merkezi bölgelere kıyasla belirli dezavantajlara maruz kalmaktadır.Hraniční regiony trpí celou řadou specických nevýhod v porovnání s regiony, které jsou více ve vnitrozemí.
Sınır bölgeleri, daha merkezi bölgelere kıyasla belirli dezavantajlara maruz kalmaktadır.Las regiones fronterizas poseen desventajas especícas si se comparan con las regiones más centrales.
Sınır bölgeleri, daha merkezi bölgelere kıyasla belirli dezavantajlara maruz kalmaktadır.Le regioni frontaliere sorono di numerosi svantaggi specici rispetto alle regioni più centrali.
Sınır bölgeleri, daha merkezi bölgelere kıyasla belirli dezavantajlara maruz kalmaktadır.Obmejne regije imajo v primerjavi z bolj osrednjimi številne posebne pomanjkljivosti.
Sınır bölgeleri, daha merkezi bölgelere kıyasla belirli dezavantajlara maruz kalmaktadır.Obvykle sú menej rozvinuté a často čelia geograckým a demograckým výzvam.
Sınır bölgeleri, daha merkezi bölgelere kıyasla belirli dezavantajlara maruz kalmaktadır.Regiunile de frontieră suferă de o serie de dezavantaje specice comparativ cu regiunile mai centrale.
Sınır bölgeleri, daha merkezi bölgelere kıyasla belirli dezavantajlara maruz kalmaktadır.Zazwyczaj są one słabiej rozwinięte, mają problemy geograczne lub demograczne.
Sınır bölgeleri, daha merkezi bölgelere kıyasla belirli dezavantajlara maruz kalmaktadır.Συνήθω είναι λιγότερο αναpiτυγένε και αντιετωpiίζουν γεωγραφικέ ή δηογραφικέ piροκλήσει.
Sınır bölgeleri, daha merkezi bölgelere kıyasla belirli dezavantajlara maruz kalmaktadır.Граничните региони имат редица специфични недостатъци в сравнение с по-централните региони.