Gandi, Güney Afrika'da Hintlere uygulanan ayrımcılığa maruz kaldı.בדרום אפריקה נתקל גנדי באפליה נגד ההודים במדינה.
Dünyada her 3 kadından 1'i hayatında en az bir kez aile içi şiddete maruz kalıyor.בערך אחת מכל ארבע נשים עוברת הפלה אחת לפחות במשך חייה.
Ölümünün ardından kendisi ve ailesi sert politik eleştirilere maruz kaldı.לאחר פטירתו הדפיסו תלמידיו ובני משפחתו את חידושיו למסכתות הש"ס.
Söylenenlere göre orada bir suikaste maruz kaldı.הוצגו עדויות כי הנאשמת סבלה מהפרעה נפשית.
Afrika'nın tarım topraklarının %65'i erozyona maruz kalmaktadır.Около 65% от земеделските земи на Африка страдат от ерозия на почвата.
Theofanis iki yıl hapishanede kaldı ve sert işkencelere maruz kaldı.Теофан е хвърлен в тъмница и в продължение на две години търпи жестоко отношение.
Bu nedenle çeşitli baskılara maruz kalmıştır.След това прибягват към различни мъчения.
Bu durum tutuklu kişilerin eğer suçsuzsa tutukluluk süresi boyunca yaptırıma maruz kalmış olmasını ifade eder.Проблемът е че някой трябва да се грижи за задържания през периода на задържане.
Bu eşsiz ölçüm dünyanın yılllık ortalama doğal ışınım maruziyetinin 80 katıdır.Този уникален случай е над 80 пъти по-висока от средните за света фонова радиация.
Sıklıkla zorbalığa maruz kalır.Често страда от депресия.
Gökadaların pek çoğu hayatlarında en az bir kez çarpışmaya maruz kalır.Повечето правила са нарушени поне веднъж в течение на битката.
1815 yılında Kolombiya İç Savaşı sırasında şehir büyük bir yangına maruz kalır.Голяма част от града е опожарена през 1895 по време на гражданската война в Колумбия.
Ancak bu sırada T-Virüsüne maruz kalır ve virüsün etkisiyle bilincini kaybeder.От там, Т-вирусът се измъква, но в нестабилно състояние.
Bu küme yoğun fotografik araştırmalara maruz kalmıştır.Този вариант е насочен към бъдещи сериозни изследователски програми.
Hisar herhangi bir eyleme maruz kalmadı.Ръководството не проявява никаква активност.
Bölgedeki kuşların veya yarasaların dışkılarına maruz kalanlar.Жители на града носят тук полумъртви и ранени птици.
Tiepolo İspanya'dayken Anton Raphael Mengs'in kıskançlığına ve keskin eleştirilerine maruz kaldı.Работейки в Испания, Тиеполо влиза в конфликт с Антон Рафаел Менгс, предизвикан от завистта на последния.
Yanığın uzun vadedeki sonucu en başta yanığın boyutuna ve yanığa maruz kalan kişinin yaşına bağlıdır.Дългосрочният изход е свързан предимно с обхвата на изгарянето и възрастта на засегнатото лице.
Kaya birimleri veya jeolojik katmanlar yüzeye maruz yerlerini belirtmek için renk veya sembollerle gösterilir.Скалите и пластовете се изобразяват с цвят или символи, за да се посочи мястото, на което са изложени.
Menekşeler ışıklı ortamları severler, fakat doğrudan güneş ışığına maruz kalmamaları gerekir.Растенията обичат полусенчестите места, не е желателно да бъдат огрявани пряко от слънцето.
Hiroşima, Dünya tarihine nükleer saldırıya maruz kalan ilk şehir olarak geçmiştir.Hirošima je svjetski poznata kao prvi grad u povijesti na koji je bačena atomska bomba.
Asbest maruziyeti ve tütün kullanımı sinerjist etki göstererek akciğer kanseri gelişme riskini artırır.Pušenje i azbest imaju sinergistički učinak na razvoj raka pluća.
Bir başka bu cezaya maruz kalan kişi de Lee Jordan'dır.Također je tu kaznu primijenila i na Leeju Jordanu.
Film versiyonunda tüm Dumbledore'un Ordusu üyeleri bu cezaya maruz kalmıştır.U filmu ona kažnjava sve učenike koji su bili članovi Dumbledoreove Armije.
Bu nedenle çeşitli baskılara maruz kalmıştır.Zbog toga je bio izložen pritiscima.
Ortalama bir Amerika vatandaşı yıllık ortalama 3 mSv doza maruz kalmaktadır.Prosječna ekvivalentna doza iznosi oko 3 mSv po osobi godišnje.
Troller Troller güneşten hoşlanmıyorlar ve bazı türleri güneş ışığına maruz kaldıklarında taşa dönüşürler.U nekim pričama trolovi su noćna bića koja se izlaganjem sunčevoj svjetlosti pretvaraju u kamen.
Böyle nesiller çok yakın zamanda aynı geleceğe maruz kalacaklardır.Queen će se ubrzo naviknuti na taj drugi svijet.
1920 yılının Ağustos ayında İnece Yunan işgaline maruz kaldı.Posebno su 1920. vođene žestoke borbe s Grčkom.
Denekler, öğrencinin verdiği her yanlış yanıta karşılık onun gerçek şoklara maruz kaldığını sanıyorlardı.Subjekty boli presvedčené, že za každú nesprávnu odpoveď žiak dostával ozajstný šok.
Enflasyona maruz kalınan çağ büyük patlamadan 10−36 saniye sonra 10−33 ile 10−32 saniyeleri arasında sürdü.Trvala od 10-36 sekúnd po Veľkom tresku do času medzi 10-33 a 10-32 sekúnd.
Kadınlar ve etnik azınlıklar kamu sektöründe ayrımcılığa maruz kalmıştır.Napríklad etnické menšiny či ženy majú empiricky nižšie mzdy než zvyšok obyvateľstva.
Gerek dini etkenler, gerekse toplum yapısından ötürü dışlanmalara maruz kalmışlardır.Poddaní mali možnosť z náboženských dôvodov emigrovať.
1990'lı yıllarda yoğun bir göç dalgasına maruz kaldı.Počas 90. rokov NASA čelila stenčujúcemu sa rozpočtu.
Kendisinin bir aşağılanmaya maruz bırakıldığını düşünüyordu.Vyjadrenie pocitov považoval za poníženie.
Çoğu ceset üzerinde yapılan incelemelerde mağdurların uzun süren işkencelere maruz kaldığı tespit edilmiştir.Niektorým mladým ženám bolo utrpenie predĺžené hodinami znásilňovania.
Dünya'nın iyonosferinden geçen radyo dalgaları da benzer şekilde Faraday etkisine maruz kalır.Na radijske valove, ki prečkajo ionosfrero prav tako vpliva Faradayev pojav.
Mesleki maruzun, toplam vakaların %10-20'sine sebep olduğuna inanılmaktadır.Za izpostavljenost na delovnem mestu se meni, da je vzrok v 10-20 % primerov.
Burada işkencelere maruz kaldı ve ilk kalp krizini burada geçirdi.V tej raziskavi so sodelovali ljudje, ki so preživeli prvi srčni infarkt.
Asbest maruziyeti ve tütün kullanımı sinerjist etki göstererek akciğer kanseri gelişme riskini artırır.Kajenje tobaka in azbest imata sinergijski učinek na nastanek pljučnega raka.
KOAH, bilinen nedenlere maruz kalınımı düşürerek önlenebilir.KOPB lahko preprečimo z zmanjšanjem izpostavljenosti znanim vzrokom.
Bu olaydan sonra üvey annesinin kıskanç davranışlarına maruz kalmıştır.Starejši hčeri sta si iz ljubosumja vzeli konec.
Bu nedenle de birçok kez eşkıya saldırılarına maruz kalmıştır.Mnogokrat pa je povezana tudi z raznimi goljufijami.
Gordon Moore, Eprom'ları şirketin terasında uzun süre güneş ışınlarına maruz bırakmayı teklif etti.Oče Roy (Dylan McDermott) želi začeti gojiti sončnice na kmetiji.
“Bulunduğum kale her türden atışa maruz kalıyordu.Gre za tir, proti kateremu se stekajo vsi tiri.
Bu davranış peçeli baykuşun gündüzleri diğer kuşlar tarafından mobbinge maruz kalıp kalmadığına göre değişir.Smrdokavro je praktično nemogoče zamenjati s katerokoli drugo ptico.
Menekşeler ışıklı ortamları severler, fakat doğrudan güneş ışığına maruz kalmamaları gerekir.Ne moti je namočena zemlja, vendar pa potrebuje direktno sončno svetlobo.
Ancak bu zehre çok seyrek bir şekilde maruz kalmıştır.Ta dišava se je prodajala zelo dobro.
Kadınlar ve etnik azınlıklar kamu sektöründe ayrımcılığa maruz kalmıştır.Moterys ir etninės mažumoms susiduria su diskriminacija viešajame sektoriuje.
Bu nedenle de birçok kez eşkıya saldırılarına maruz kalmıştır.Ne kartą teistas už įvairius užpuolimus.
Radyasyona maruz kalmış bir tırtıl.).Atsparūs radiacijai (angl. radioresistant).
Menekşeler ışıklı ortamları severler, fakat doğrudan güneş ışığına maruz kalmamaları gerekir.Mėgsta šviesą, bet reikia vengti tiesioginių saulės spindulių.
II. Dünya Savaşı sırasında müze üç kez doğrudan bomba saldırısına maruz kaldı.Antrojo pasaulio karo metu muziejus nukentėjo nuo bombų.
Üçüncü olarak, algılar, yorumlamadan önce veya sonra sağlanan her türlü “dış” bilgiye maruz kalırlar.Kolmandaks, taju on mõjutatav igasuguse välise info poolt, mida antakse kas enne või pärast tõlgendust.
Denekler, öğrencinin verdiği her yanlış yanıta karşılık onun gerçek şoklara maruz kaldığını sanıyorlardı.Katseisikud uskusid, et iga vale vastuse korral sai õpilane päriselt elektrilöögi.
80 dB üserindeki seslere uzun süre maruz kalmak işitme kaybına neden olabilir.Müra, mis on 8-tunnise tööpäeva jooksul üle 80 dB(A), võib kahjustada kuulmist.
Sıklıkla zorbalığa maruz kalır.Tihti on neil raskusi andestamisega.
Hepburn sürekli eleştirilere maruz kaldı.Harvey tööd on pidevalt kritiseeritud.
Çok az sayıda olan takipçileri oldukça baskıya maruz kalıyor, Levellerlardan bile direnç görüyorlardı.Neid oli väga vähe ning neile oli väga tugev vastuseis isegi levelleride seas.
Bu nedenle aşırı erozyona maruz kalmaktadırlar.Sellele järgnes ulatuslik erosioon.