Ana içeriğe geç
Sözlük

maruz ile cümle

maruz kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Buna karşı polis müdahalesi yaşanmış ve birçok öğrenci polisin orantısız güç kullanımına maruz kalmıştır.Poliția a primit ordin să intervină și mulți studenți au fost supuși actelor de brutalitate ale poliției.
Bu kanun aynı zamanda ifade özgürlüğü konusunda eleştirilere de maruz kalmıştır.În acest punct se închide și argumentația privitoare la libertatea acțiunii umane.
Havaya maruz bırakılmayan kuru, toksik olmayan, steril, yumuşak ve yumuşak bir kil oluşturdu.El a creat un lut netoxic, steril, moale și maleabil care nu sa usucă fiind expus la aer.
OAuth 2.0 da uygulamaların maruz kaldığı birçok güvenlik açığı vardı.WordPress 2.3 include de asemenea rezolvarea unor probleme de securitate foarte stringente.
Kondansatörleri sürekli anma gerilimini aşan gerilimlere maruz bırakmayın.Să nu cruți pe cei care se închină idolilor .
İnsanların ve hayvanların saldırısına maruz kalır.Afectează atât omul cât și animalele.
Los Angeles, bir suç dalgasına maruz kalır.El intruchipează L.V., având multe cazinouri.
Kurgudaki bu olay eleştiriye maruz kalmıştır.Această problemă a intrat în faza sa critică.
Asbest maruziyeti ve tütün kullanımı sinerjist etki göstererek akciğer kanseri gelişme riskini artırır.Tabagismul și azbestul au un efect sinergetic asupra formării cancerului pulmonar.
Devamlı maruz kalma sonucunda kişilerde izosiyanatlara duyarlılık oluşur.Trebuie notat că speranța de viață crește abrupt în toate cazurile pentru cei care ating pubertatea.
Virüse maruz kalan insanların yüzde sekseninde kronik enfeksiyon görülür.Optzeci la sută dintre cei expuși virusului dezvoltă infecție cronică.
Kent 1929 yılında Filistin ayaklanmaları sırasında Arap saldırılarına maruz kalmıştır.Rolul său în tulburările arabe din anul 1929 este disputat.
Bu nedenle Polonyalı, Yugoslav ve Rus esirler daha kötü muameleye maruz kaldı.Din acest punct de vedere, partizanii iugoslavi și sovietici au beneficiat de cele mai favorabile condiții.
Ardından bakteriler o antibiyotiğe maruz bırakılırlar.Bacteriile însă au evoluat, astfel încât acestea nu mai sunt afectate de antibiotice.
Eğer bir Yahudi sokakta görülürse en büyük aşağılamalara maruz kalıyor.Ha egy zsidót fölismernek az utcán, a legnagyobb sértegetéseknek lesz alávetve.
Aynı genin daha az şiddetli bir mutasyona maruz kalmasıyla oluşur.Egy kevésbé veszélyes vírus szervezeten belüli mutációja váltja ki.
Ta ki, beklemediği bir anda acımasız bir davranışa maruz kalana kadar.De ő is csak addig, amíg szörnyű látványra nem ébred!
Basıldığı dönemde birçok eleştiriye maruz kalmıştır.Időközben rengeteg kritikát kapott tapasztalatlansága miatt.
Bütün kuruluşlar istisnasız olarak “temizleme”ye maruz kaldı.Kitervelői az első pillanatban nem egységesen kezelték a „tisztogatást”.
6. sezonun finalinde ise uyku lanetine maruz kalır, Bonnie öldüğü zaman Elena uyanacaktır.Egy idő múlva Bonnie megtöri Elena alvó átkát, és Elena felébred.
Oksijene maruz kaldığında, NO azot diokside dönüşür.Amikor csökken a hőmérséklet újra nitrogén-dioxid keletkezik.
Bu olaydan sonra üvey annesinin kıskanç davranışlarına maruz kalmıştır.Most pedig attól tart, hogy anyja féltékenységében beleköthet az előadásba.
Yolda Nazilerin çeşitli işkencelerine maruz kalırlar.A prostituált különféle erotikus kínzási módokat hajt rajta végre.
Benzer koşullar altında kemiriciler gibi küçük memeliler ise ada devleşmesi sürecine maruz kalır.A bálványhoz hasonló kisebb-nagyobb szobrok elterjedtek lehettek a szigeten a rézkorban.
Bunların paylaşılması, HCV’ye maruz kalma riski doğurur.Közös használatukkor HCV-kitettség veszélye áll fenn.
Köy ve çevresi 1972'de sele maruz kaldı.A kápolnát és környékét 1977-ben teljesen felújították.
Bu çalışma ortamı büyük ölçüde geliştirir ve sorunları operatör maruz kaynaklanan azaltır.Ezt a szervezet vészhelyzetekben használja, ekkor az illető tudatossági szintje lecsökken.
Bu tarihte Hıristiyanlarıın maruz kaldığı en büyük zulümlerden biriydi.Ezzel kezdődött a történelem egyik legnagyobb keresztényüldözése.
Maruz kaldığı bu suçlamalar yazarın ruhsal sağlığına da ciddi zararlar vermiştir.Az árulás vádja lelkileg nagyon megviselte az írót.
İlk başta 30 köy saldırılara maruz kalmıştır.Az első világháborúban 30 helyi lakos esett el.
Buna göre “arı” diller yabancı etkilere maruz kalmaz.Így a tenyészet, mentes maradhatott az idegen hatásoktól.
Bazıları işkenceye maruz kaldı.Sokukat megkínozták a vallatások során.
Gökadaların pek çoğu hayatlarında en az bir kez çarpışmaya maruz kalır.A legtöbb kényszeres szenvedélyes szerencsejátékos igennel fog felelni a kérdések közül legalább hétre.
İtfaiye binası Olle Qvarnström tarafından tasarlanan yoğun genişletme, onarım ve tamirata maruz kaldı.Paloasemalle tehtiin laaja uudelleenrakentaminen ja laajentaminen, jotka suunnitteli Olle Qvarnström.
Afrika'nın tarım topraklarının %65'i erozyona maruz kalmaktadır.Noin 65 prosenttia Afrikan viljelysmaasta kärsii maaperän köyhtymisestä.
Bazıları işkenceye maruz kaldı.Muutama oli kuollut kidutuksiin.
Ancak Luftwaffe'nin zaferleri ne kadar etkileyici olsa da, çok ağır kayıplara maruz kalmıştı.RAF:n taisteluhenki oli hyvä, vaikka tappiot olivat raskaita.
Maruz kaldıkları koşullar tanımlanmazsa karşılaştırma yapmak manasız olur.Jos paradigmat ovat yhteismitattomia, niiden vertaileminen on mahdotonta.
20. yüzyılda Gürcü kültürü, Sovyetler Birliği’nin yönetiminde büyük baskılara maruz kalmıştır.Unkari joutui perumaan joitakin talousuudistuksia 1970-luvulla Neuvostoliiton painostuksesta.
Agrafobi, cinsel istismara maruz kalma korkusudur.Gelotofobia on sairaalloinen pelko joutua naurunalaiseksi.
İnsanların ve hayvanların saldırısına maruz kalır.Ihmisten ja eläinten karvat.
Farklı seçilimsel baskılara, genetik sürüklenmeye ve mutasyonlara maruz kalırlar.Geneettistä taakkaa aiheuttavat valinta ja mutaatio.
Fotoğrafları güneşe maruz bırakmayın.Älkää jättäkö valokuvia auringonvaloon.
Üçüncü olarak, algılar, yorumlamadan önce veya sonra sağlanan her türlü “dış” bilgiye maruz kalırlar.Τρίτον, οι αντιλήψεις υπόκεινται σε οποιαδήποτε 'εξωτερική" πληροφορία που παρέχεται πριν ή μετά την ερμηνεία.
Genellikle yüksek basınca maruz kaldındığında meydana gelir.Συνήθως αυτό συμβαίνει αν εμφανισθεί Σπονδυλική Στένωση.
1913 yılına kadar, kendisi de tifüs ve koleraya maruz kalıncaya kadar Sırp Ordusu'nda hemşirelik yaptı.Συνέχισε να νοσηλεύει στρατιώτες μέχρι το 1913, όταν προσεβλήθη από τύφο και χολέρα.
Radyasyona maruz kalmış bir tırtıl.).Στην Ακτινοβολία σύγχροτρον, (Synchrotron radiation).
Sicilya Krallığı, öldürülen ve ele geçirilenler ile çok büyük kayıplara maruz kaldı.Το Βασίλειο της Σικελίας υπέστει τεράστιες απώλειες σε νεκρούς και αιχμαλώτους.
Bu darbenin ardından Türkiye darbeler ülkesi haline gelmiş ve ülke düzenli olarak darbelere maruz kalmıştır.Από τότε επιχειρήθηκε συστηματικός εκρωσισμός και η χώρα έπεσε σε παρακμή.
Toplu katliamlara maruz kalmışlardır.Ακολούθησε γενικευμένη σφαγή.
Bir kısım tarafından ağır eleştirilere maruz kaldı.Εντούτοις, έχουν δεχτεί οξεία κριτική από κάποιες ομάδες.
Serinin sonunda 'yükselme'ye maruz kalır ve bir gölgeavcısı olur.Το ξέσπασμα πέφτει από έναν γκρεμό» και γίνεται «κουτσοσυμβατικό».
Risk faktörleri, tütün dumanına, toza ve diğer hava kirliliğine maruz kalmayı içerir.ΟΙ παράγοντες κινδύνου περιλαμβάνουν την έκθεση σε καπνό τσιγάρου, σκόνη, και άλλους αέριους ρύπους.
Stan bir Yahudi olup bu sebeple Henry tarafından eziyete maruz kalmaktadır.Είναι Εβραίος και διώκεται από τον Χένρι Μπάουερς για αυτόν τον λόγο.
Türlü işkencelere maruz bırakıldı.Δέχθηκε φρικτά βασανιστήρια.
Ortalama bir Amerika vatandaşı yıllık ortalama 3 mSv doza maruz kalmaktadır.Χάρτης χωρών ανά μέση ετήσια θερμοκρασία.
Sıklıkla zorbalığa maruz kalır.Τις περισσότερες φορές αρνούνται την πάθηση.
Hubble kanuna göre, bu gökadaların hepsi kırmızı kaymasına maruz kalmıştır.Αυτοί οι γαλαξίες είναι όλοι μετατοπισμένο προς το ερυθρό, σε συμφωνία με το νόμο του Χαμπλ.
Birinci ya da ikincil frengiye maruz kalan kişilerin %30’u ila %60’ına hastalık geçecektir.Περίπου το 30 με 60% όσων εκτίθενται στην πρωτογενή ή την δευτερογενή σύφιλη θα προσβληθούν από τη νόσο.
Ve şapka üretiminde çalışanlar cıva zehirlenmesine maruz kalırdı.Το βέλος όμως που λάβωσε τον Νέσσο είχε μολυνθεί με το δηλητήριο της Λερναίας Ύδρας.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
maruz ile cümle - Sayfa 13 - maruz kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App