Hala kendisinin intihar mı edip etmediği, yoksa Almanlar tarafından suikasta maruz kaldığı tartışılmaktadır.Det är oklart om han dog av naturliga skäl eller mördades av sin far.
Sıklıkla zorbalığa maruz kalır.Han blir ofta retad för sin övervikt.
Aynı koşullarda hiç istismara maruz kalmamış çocuklarda da yaşanmamış olayları aktarma eğilimi vardır.I sällsynta fall markeras dessutom även det indirekta objektet.
Bunların paylaşılması, HCV’ye maruz kalma riski doğurur.Ділитися ними ризиковано через можливість зараження на HCV.
Canlı organizmalar üç ay boyunca uzay koşullarına maruz bırakıldı.Три місяці в космосі перебували живі організми.
Denekler, öğrencinin verdiği her yanlış yanıta karşılık onun gerçek şoklara maruz kaldığını sanıyorlardı.Піддослідні вважають, що за кожну неправильну відповідь, Учень отримує справжні удари струмом.
Kadınlar ve etnik azınlıklar kamu sektöründe ayrımcılığa maruz kalmıştır.Жінки і національні меншини зазнавали дискримінацію в державному секторі.
Hiroşima, Dünya tarihine nükleer saldırıya maruz kalan ilk şehir olarak geçmiştir.Присвячений спадщині Хіросіми як першого міста у світі, що постраждало від ядерної атаки.
Genellikle yüksek basınca maruz kaldındığında meydana gelir.Завжди дуже переживав, якщо щось траплялось з вихованцем.
Enflasyona maruz kalınan çağ büyük patlamadan 10−36 saniye sonra 10−33 ile 10−32 saniyeleri arasında sürdü.Воно тривало, починаючи з 10−36 секунд після Великого Вибуху, до якогось моменту між 10−33 і 10−32 секунд.
Suriye Kürtleri, hükümet tarafından rutin bir ayrımcılığa ve zorbalığa maruz kaldılar.Сирійські курди стикаються з тривалою дискримінацією та переслідуванням з боку уряду.
Alto türündeki sesi, zaman zaman eleştirilere maruz kaldı.Відомий як гострий критик звичаїв свого часу.
İtfaiye binası Olle Qvarnström tarafından tasarlanan yoğun genişletme, onarım ve tamirata maruz kaldı.Пожежне депо пройшло велику перебудову і розширення, розроблене Оле Кванстремом.
Ondokuzuncu yüzyıl boyunca sayıca az da olsa İngiliz ateistler ayrımcı uygulamalara maruz kalmıştır.Протягом дев'ятнадцятого століття британські атеїсти піддавалися дискримінації.
Buna karşı polis müdahalesi yaşanmış ve birçok öğrenci polisin orantısız güç kullanımına maruz kalmıştır.Поліції було дано наказ втрутитися, багато студентів стали жертвами жорстоких дій поліції.
Google popülerliğine karşın, birçok kurumun eleştirisine de maruz kalmıştır.В рамках подальшого розвитку проекту Гугл взяв до уваги частину критики.
İki büyük galaksi çarpışma ya da birbiri yakınından geçerse çok büyük gelgit kuvvetlerine maruz kalırlar.Якщо це станеться, вони обидві, швидше за все, зіллються в одну велику галактику.
Hepburn sürekli eleştirilere maruz kaldı.Хепберн також неодноразово критикували за надто холодну поведінку.
Bodrumları kapatma ve havayı vakumlama maruz kalmayı azaltır.Вони не обмежують виділення шкірного сала і доступ повітря.
Annesi de işkenceye maruz kaldı.Джейн теж піддають цим тортурам.
Belli kristaller, kuartzlar ve hatta şeker bile dış baskıya maruz kaldığında, yüzleri arasında fark oluşturur.Деякі кристали, такі як кварц, або навіть цукор, генерують різницю потенціалів при впливі зовнішнього тиску.
Yanığın uzun vadedeki sonucu en başta yanığın boyutuna ve yanığa maruz kalan kişinin yaşına bağlıdır.Довгостроковий результат пов'язаний в першу чергу з розміром опіку і віком постраждалої людини.
Okulda zorbalığa maruz kaldıktan sonra "hayatla duygusal olarak başa çıkmak" için yazı yazdı.Poté, co byla ve škole obětí šikany, psala texty o "jednání emocionálně se životem".
"I Kissed a Girl", dinî gruplar ve LGBT grupları tarafından yapılan çeşitli eleştirilere maruz kaldı.Singl „I Kissed a Girl“ vyvolal spor mezi náboženskými skupinami a LGBT komunitou.
Ondokuzuncu yüzyıl boyunca sayıca az da olsa İngiliz ateistler ayrımcı uygulamalara maruz kalmıştır.V průběhu 19. století britští ateisté, ačkoli jich nebylo mnoho, byli předmětem diskriminačních praktik.
Galaksilerin pek çoğu hayatlarında en az bir kez çarpışmaya maruz kalır.Většina galaxií pravděpodobně projde ve svém životě přinejmenším jednou významnou srážkou.
Elbise hayvan hakları savunucularının eleştirilerine maruz kaldı.Závod byl terčem kritiky ze strany ochránců zvířat.
Yıldız evrimi bir yıldızın yaşamı boyunca maruz kaldığı radikal değişikliklerin bir sürecidir.Vývoj hvězd je proces, během kterého hvězda projde řadou radikálních změn během své existence.
Bunların paylaşılması, HCV’ye maruz kalma riski doğurur.Půjčování těchto předmětů představuje riziko nákazy virem HCV.
Kalanlar ise düşman tarafından ya öldürülür ya da esir edilerek işkenceye maruz kalırlar.Měl bych opustit zbytek vězňů a zanechat je smrti a mučení?
Los Angeles, bir suç dalgasına maruz kalır.Los Angeles je zmítáno válkou drogových kartelů.
Sıklıkla zorbalığa maruz kalır.Často doplácí na unáhlenost.
Yanığın uzun vadedeki sonucu en başta yanığın boyutuna ve yanığa maruz kalan kişinin yaşına bağlıdır.Dlouhodobé výsledky primárně souvisí s rozsahem popálenin a věkem postižené osoby.
P308+P313 Maruz kalınma veya etkileşme halinde İSE: Tıbbi yardım/bakım alın.P308 + P313: PŘI expozici nebo podezření na ni: Vyhledejte lékařskou pomoc/ošetření.
Bu yüzden toksinler ve mekaniksel hasarlara maruz kalabilir.Lze ji aplikovat na umírání organismů a na poruchy mechanických zařízení.
Bu kanun aynı zamanda ifade özgürlüğü konusunda eleştirilere de maruz kalmıştır.Dlouhou historii má i kritika svobody svědomí.
Test sırasında bir kaza olur ve Banner, tehlikeli Gama ışınlarına maruz kalır.V laboratoři však dojde k nehodě, při které je Bruce vystaven značnému množství gama radiace.
Daha sonraki 15 yıl boyunca Sovyet iktidarının şiddetli eleştirilerine maruz kalmıştır.Během následujících 15 let prošel nejtěžšími komunistickými věznicemi.
Bazıları işkenceye maruz kaldı.Některé byli však pokácené.
Eğer meydana gelecek olursa, kızarıklık ışınıma maruz kalındıktan sonra bir müddet ortaya çıkmayabilir.K zarudnutí, pokud se objeví, může dojít až po určitém čase po vystavení záření.
Mürettebatın çoğu ışınıma maruz kalmaktan öldü.Většina posádky zahynula se svojí lodí.
Yanma hissi maruz kaldıktan itibaren birkaç saat sürebilir.Toto pálení může trvat i několik hodin po požití.
Güneş yanığı, Cildin güneş ışığına aşırı miktarda maruz kalması sonucunda meydana gelen deri hastalığı.Rakovina kůže (melanom) Spálení sluncem Kožní zánět způsobený nadměrně dlouhým pobytem na slunci.
Afrika'nın tarım topraklarının %65'i erozyona maruz kalmaktadır.Chov zvířat je například zodpovědný za až 91 % odlesňování v oblasti Amazonie.
Evliliğinde zihinsel özürlü kocasının şiddetine maruz kaldı.Důvodem byla jeho manželská nevěra.
Gagarin iniş sırasında 8 g'lik basınca maruz kalmıştır.Sheppard: 840 let bude trvat, než pro tebe doletím jumperem.
Verdiği cevap yanlış ise, her yanlış cevap sonucu giderek artan elektrik şoklarına maruz kalıyordu.Učitel trestal žáka za špatné odpovědi stále se zvyšujícími elektrickými šoky.
Sigara kesinlikle kullanılmamalı, sigara dumanına maruz kalınmamalıdır.Zaměstnanci už nesmějí kouřit vevnitř a musí chodit ven.
Su arayışı sırasında yine yerli halkın saldırısına maruz kalırlar.Při pokusech o přistání narazil na odpor domorodého obyvatelstva.
Bu olaydan sonra üvey annesinin kıskanç davranışlarına maruz kalmıştır.Později se ale vztah zkalil Marianiho žárlivými výstupy.
Halkın bildiği kadarıyla, Sovyet uzay programı hiçbir zaman başarısızlığa maruz kalmamıştı.Din câte știau oamenii, programul spațial sovietic nu a avut niciun eșec.
Bunu eleştirenler ise hayvanların hayvanat bahçelerinde fiziksel ve zihinsel strese maruz kaldıklarını söyler.Criticii susțin că animalele din grădinile zoologice sunt stresate fizic și psihic.
Bunların paylaşılması, HCV’ye maruz kalma riski doğurur.Folosirea la comun a acestora implică riscul expunerii la HCV.
Kadınlar ve etnik azınlıklar kamu sektöründe ayrımcılığa maruz kalmıştır.Femeile și minoritățile etnice au fost supuse discriminării în sectorul public.
H373 Uzun süreli veya tekrarlı maruz kalma sonucu organlarda hasara yol açabilir .H373: Poate provoca leziuni ale organelor în caz de expunere prelungită sau repetată.
Risk faktörleri, tütün dumanına, toza ve diğer hava kirliliğine maruz kalmayı içerir.Factorii de risc includ expunerea la fum de tutun, praf și alte poluări ale aerului.
Bazıları işkenceye maruz kaldı.Mulți au fost martirizați.
Tiepolo İspanya'dayken Anton Raphael Mengs'in kıskançlığına ve keskin eleştirilerine maruz kaldı.În Spania, a întâmpinat gelozia și asprimea opoziției lui Anton Raphael Mengs.
Bir kere programlandıktan sonra EPROM, sadece kuvvetli mor ötesi ışığa maruz kaldığında silinebilir.Odată programat, un EPROM poate fi șters doar prin expunerea lui la lumină ultravioletă puternică.
Yalnız bir maruzatım var.A avut o singură fică.